Şeker Hastalığının Tedavisinin Keşfi ve Nobel Ödülü Öyküsü

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) güncel tespitlerine göre, Dünyada yaklaşık olarak 422 milyon insanşeker hastası (Diyabetesmellitus)’dır. Son 30 yılda, korkunç bir hızla tip 2 şeker hastalığı sıklığı artmaktadır. Tip 2 şeker hastalığı ise direkt olarak insülin direnci ile ilgilidir. Her yıl 1,5 milyondan fazla insan doğrudan şeker hastalığı sebebiyle ölmektedir.Dolaylı olarak hayati organlarda yetmezlik ve fonksiyon bozukluklarıyla çok sayıda ölümlere yol açmaktadır. Bütün bu sebeplerle, WHO; 2025 yılına kadarobezite, fazla kilolar, şeker hastalığı ve dolayısıyla insülin direncinin artışını durdurabilmek için küresel bir mücadele ilan etmiştir.

Şeker hastalığı (Diyabet) binlerce yıldır kayıtlara farklı biçimlerde geçse de, hastalığın temelini oluşturan insülinin varlığı ve etkileri 20. Yüzyılın başlarında bulunabilmiştir. Tabi ki bu keşif kendisinden önceki binlerce araştırmacının emekleri neticesinde oluşan birikim sayesinde mümkün olmuştur. İnsülinin keşfi bir ekip işidir. Bu ekipteki dört bilim insanından birisi henüz tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi. Bu şanslı ve çalışkan tıp öğrencisi, en genç Nobel Tıp Ödülü sahibi olarak tarihe geçmişti. Bugün sizlere insülinin keşfinin ve Nobel Tıp Ödülü almasının hikâyesini anlatacağım.

Doktora yıllarımda, ‘İnsülin Direnci’ konusunu basılı bir seminer olarak hazırladım ve tıp fakültemize sundum. Daha sonraki yıllarda bu konuda bilimsel tebliğ ve makaleler yayınladım. Deneysel insülin direnci araştırmaları yaptım. Bu süreçlerde insülinin keşfinin çok ilginç bir hikâyesi olduğunu öğrendim. Çok büyük bir başarı ve beraberinde yüz milyonlarca hastaya tedavi imkânı getiren bu keşfin hikâyesini, 2017 yılında, Yeni Milenyumda İnovasyon Dergisinde yazdık. Bu keşfi her yıl tıp öğrencilerime ilk derslerde anlatıyorum çünkü her hastalığın mekanizması çözülebilirse tedavisinin mümkün olabileceğini görmelerini istiyorum.

Milattan Önce 1500’lü yıllarda, Eski Mısır’da yazıldığı tespit edilen EbersPapirusunda, sık idrara çıkmayla seyreden bir hastalık diye başlayarak şeker hastalığı (diyabet) tarif edilmiştir. Daha sonra insülinin keşfine kadar geçen yaklaşık 3500 yıllık süreçte, Doğu’dan, Batı’ya yüzlerce bilim insanı şeker hastalığını araştırmış, tedavi etmeye çalışmış ama insülini tam olarak keşfedememişlerdir.

Aretaus isimli Kapadokyalı hekim; sık idrara çıkma sebebiyle ‘sifon’ anlamına gelen ‘diyabet’ ismini bu hastalığa vermiştir. Daha sonra Galen, Susruta, Charukagibi batılı ve Hintli hekimlerin Diyabet çalışmaları kayıtlara geçmiştir. 11 ve 12. yüzyılda; İbni Sina, Razi ve Latif El Bağdadi gibi Müslüman hekimler, diyabetle ilgili çok net tanımlamalar yapmış ve kitaplar yazmışlardır. Wills, Hofmann, Wirsung, Bruner gibi hekimler diyabeti araştırmaya devam etmiş ve asırlar boyunca önemli sonuçlara varmışlardır. Cawley, Rollo, Benedict, Folin, Epstain, Virchow ve Langerhans gibi çok sayıda hekim ve bilim insanı diyabeti ve insülini araştırmaya devam etmiştir. 1900’lü yılların başında, Almanya’da yaşayan Müslüman Bilim İnsanı JussufIbrahim, canlının gelişim sürecine dair deneyleriyle insülinin salgılandığı organı çok detaylı olarak araştırmıştır. Bu araştırma insülini keşfeden ekibe büyük fayda sağlamıştır.

Banting isimli askeri cerrah, 20. Yüzyıl başlarında Toronto’ya yerleşmiş ve farmakoloji dersleri anlatmaya başlamıştır. Öğrencilerine ders hazırlarken tuttuğu notlar onu insülini araştırmaya itmiştir. Not defteri halen sergilenmektedir. Kıdemli Profesör Macleodve Tıp Fakültesinden araştırmaya gönüllü genç öğrenci Best ile uzun deneyler yaparak insülini bulmaya çalışmışlardır. Nihayet ekibe bir tıbbi biyokimyacı olan Collip’i de dâhil etmişlerdir. Çok uzun deneyler sonucunda, Collip’in bir hatası sonucunda, istemeden yapılan bir müdahale ile insülin izole edilmiştir. Elde ettikleri insülini, son aşamada olan ve ölüme çok yaklaşmış şeker hastası çocuklara uyguladıklarında hızla iyileşmeyi gördüler. Bu keşif hem onlara 1923 yılı Nobel Tıp Ödülünü getirdi hem de metabolizmanın, insülin direncinin ve şeker hastalığının tam olarak anlaşılmasına yardımcı oldu. İnsülin halen günümüzde önemini korumakta ve hastaların tedavisinde büyük bir başarıyla kullanılmaktadır. İnsülin direncinin korkunç yönlerini konuştuktan sonra, insülinin ilginç keşfini de size anlatarak, insülin direncinin aklınızda daha fazla yer etmesini istedim. Sağlıkla kalın.

 

Doç. Dr. Hasan Basri Savaş

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) mezunudur.Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli Üyesi Prof. Dr. Fatih Gültekin hocanın danışmanlığında Tıbbi Biyokimya Doktorası yapmıştır. 130 civ

loading...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle