Şimdi Değilse Ya Ne Zaman? “Yeni Anayasa”

Bu Anayasa toplumun geniş kesimlerince kabullendiği, kendilerini içinde bulacağı ve sahipleneceği, hakça paylaşımlar dağıtan, farklı üslup ve içerikle hazırlanmalı ve toplumsal mutabakat yöntemi kullanılarak oluşturulmalıdır

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

Dünya ilerliyor, insanlar gelişiyor. Toplumların ve insanların özgürlük isteme talepleri farklılaşıp genişliyor. Bir yandan Arapların baharı, Kudüs meselesi, Ortadoğu da Kürt varlığı, Irak durumu. Öte yandan AB(D)’deki medeniyet ve ekonomik krizin eşiği, Bidein’in sosyo-politik şovenizmi ve semitizmin pençesinde can oynatması, yeni politik argümanların yeryüzündeki insanlığı aşılatma girişimleri ve de salgının ürettiği sıfırdan yaşam modelleri...

Uzun zaman diliminden sonra Güneşin doğduğu ve yükseldiği coğrafyanın hayat damarlarında; özgürlükler daha muteber bir meşale ile yansıtılmaktadır. Bu meşale yıllardır karanlık bulutların kamufle ettiği milletin yaktığı aydınlanma ateşine dönmek üzeredir. Bunun için modern kültürün insanlara sunduğu değerlerinin tümü yep yeni bir anlayış reçetesi ile yeniden düzenlenmelidir.

Bizler, ülkemizin dört tarafındaki milletlerin hürriyet mücadelelerini görüyor ve tasarrufsuzluğun yaşam biçimine dönüşen isyanlarına bakıyoruz. Teokratik ve jekobenist rejimlerin zalimane kavgalarına şahit oluyoruz. Lümpen duruşların kaostik bakışları yaşam keşmekeşliğini epeydir hovardalamaktadır.

Tüm bunlar olur iken ve milletlerin seyri âlemine temaşaya durulur iken; içerde sessizce ve derinden özgürlük isteme, sivilleşme ve kadim hastalıklarımıza (Hak-Hukuk-Liyakat-Savuşturma-Adalet-Yoksulluk- Torpil ve Rüşvet/Kayırma) demokratik bir reçete isteme sedaları yükselmektedir.

Evet, insanlarımızın yeni sözleşmelere, mutabakat metinlerine elzemliği oluşmuş, inanç ve kimliklerini serbestçe ifade edebilme ihtiyaçları had safhaya ulaşmıştır. Yeni Anayasa hepimize lazımdır. Bu Anayasa toplumun geniş kesimlerince kabullendiği, kendilerini içinde bulacağı ve sahipleneceği, hakça paylaşımlar dağıtan, farklı üslup ve içerikle hazırlanmalı ve toplumsal mutabakat yöntemi kullanılarak oluşturulmalıdır.

90 yıldır karanlık kapılar ardında yönetilen Cumhuriyetin ergenekonculuları, darbecileri, 28 Şubat havarileri, 15 Temmuz eksantrikleri, faali meçhul cinayetlerin tezgâhçıları, dil ve kültür yok edicileri, bilim tekelcileri, Dersimin bombalarını taşıyan zihniyetin kuşkulu bakışları ve mecburi iskân cellâtları, İskipli Atıf Seyda’nın katilleri, Şeyh Sait günahkârları bu milletin üzerinden balyoz gibi geçtiler. Lakin bunların dayanma gücü kalmadı. Kandıracakları ortamlar meydanlardan silindi. İnandıkları ideolojiler de iflas etti.

Milletin şeffaflık istemesi ve bu istemeyi her defasında daha gür ve özgürce dile getirmesi, sivillerin ve sivilleşmenin meydan okumaları,  5. Kuvvet niteliğinde sosyal medya silahşörleri ve aldıkları yetkiyi korkmadan muktedir durumuna getirilenlerin değişim istekleri sayesinde yeni bir model oluşturma eşiğinin içinde olmalı/olmalıyız.

Lakin Milletten alınan yetkinin yerine başka egemenlerin geçmesi; yine milletin kendisinin olması gereken noktalara başkalarını yerleştirilmesi, vesayetten temizlenen alanlara kendisini ikame etme hissiyatına kapılanlarla oluşan antidemokratik anlayışlar; her seferinde yeni bir Anayasa’nın yazılmasına ket vurulmaktadır. Bu minvalde “milletin yetki alanlarına Müdahale eden zihniyetlerin akıbetleri uzun süremez. Özgürlük ırmakları yatağını genişletip tüm küçük nehirleri de içine katarak daha gür ve daha hızlı akacağı aşikardır.”

Tarihin derin virajlarında anayasayı yamalarla revize ederek milleti kandıracağını aklına koyanlar ve her defasında değiştirme vaadi ile destek isteyip sözlerini yerine getirmeyenler; milletin şiddetli değişim dozerlerine çarparlar. Milletimiz, Cumhuriyetin kapılarını şeffaflık kilidi ile açma yeteneğine kavuşmuştur ve bu kapıdan girmek üzeredir. Başka engeller ve setler öne sürülüp değişim isteklerine ket vurulmamalıdır.

İsmet Özel’in yıllar önce yazdığı bir yazısından alıntı yaptığım “Şimdi değil, ya ne zaman?” Sloganını yazıma başlık olarak seçtim. Yine onun bir sözü ile bitirmek istiyorum. “Birileri bizlere ambalajlı demokrasiyi vaat ediyor ve bu demokrasinin bize kâfi geldiğini iddia ediyorsa; bize düşen tümden ret etmek değildir. Demokrasiyi alıp ambalajı yırtmaktır.” Diyor. Bende diyorum ki “Ambalajı parçalayarak demokrasiyi içinden çıkarmak lazımdır.”

Evet, bu işin asıl muhataplarından şimdilik ses seda çıkmıyor. Belki de halkın yüksek bir ses ile bağırmasını bekliyor. Yeni Anayasa’nın “Şimdi değilse, Ya Ne Zaman?”  demesini istiyor/bekliyor.

Evet, Yeni Anayasa, şimdi ve hemen…!

Tekin Oruç

2008 yılından beri Mardin’in yerel gazete, dergi ve sitelerinde yerel gündeme, eğitim, sosyal yaşam ve bazen de edebiyatta dair yazılar yazdım.Mardin de çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetim kur

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle