SINIFINIZI BELİRLEMEK YAPTIKLARINIZA BAĞLIDIR

Cenabı Allah’ın yeryüzünde halife olarak yarattığı insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği iradesinin olması ve yaptıklarının hesabını verecek olmasıdır. İnsanın dışındaki canlılar Allah’ın kendilerine verdiği içgüdü ile hareket ederek hiçbir zaman yaratılış amacının dışında işle meşgul olmazlar. Allah’u Teala irade sahibi insana da peygamberleri vasıtasıyla nasıl hareket edeceklerini, hangi davranışların mükafatlandırılacağını hangilerinin de cezalandırılacağını bildirmiştir.            

   SINIFINIZI BELİRLEMEK YAPTIKLARINIZA BAĞLIDIR

Uzmanı olmadığım böyle bir konuyu yazıya aldığım için, öncelikle Medrese ve bilimsel Eğitim Kurumlarında ilim tahsil etmiş, tecrübe sahibi Alim,Muallim,Molla,Hoca,İmam ve  dalında ehil bütün değerli şahsiyetlerin affına sığınıyorum.Çok önemli olduğuna inandığım ve bütün zamanlara hitap eden,gün gelip geçtikçe elzemliği tartışılamayacak kadar gerekli bir konu ele alacağım.Konuya muhatap yaptıklarıyla ve yapacaklarıyla bir yandan eşrefi mahlukat,diğer yandan esfeli-safilin  (Ya Meleklerden daha üstün-Ya da aşağıların en aşağısı) olabilecek durumlarıyla muhatap insanoğlu .Kendimizi sorgulayıp,muhasebeye çekerek şu yaşlanmış evren de geçirdiğimiz ömrümüzün şu son deminde hangi sınıfa dahil olduğumuzu-olacağımızı hiç merak etmiyor muyuz? Hani meşhur o “karınca misali” safımızı belirlemeyecek miyiz? Biz belirlemeye çalışmasak da, yaptıklarımızla yolumuz ve yerimiz muhakkak belirlenecektir.

Rabbimiz insanı yaratma evrelerinin en sonunda “Ve nefe’he fihi min ruhihi” kendi ruhundan üfleyerek, insana ne kadar değer verdiğini bizlere göstermektedir.işte tam da şu noktada en ince ve en hassas mesele ve ehemmiyet ortaya çıkmaktadır ki, Allah’a karşı nasıl bir kul olacağımızdır.Başta kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim olmak üzere başka türlü ilim kitaplarından okuduğumuz,duyduğumuz,bildiğimiz ve öğrendiklerimizle  farklı kul yapıları mevcuttur.Bugünkü yazımı  Kur’an-ı Kerim’de (Furkan suresi 63- 77.ayetlerinde) tarif edilen Rahman’ın Kulları kimlerdir? özellikleri nelerdir? ne yapar ve nasıl yaşarlar? ve nasıl bir nihayete ererlerken…??? Başta şahsıma ve bizlere böyle bir insan sınıfının olduğunu çevirebildiğim ve yazabildiğim kadarıyla inşallah hepimize faydası olur düşüncesiyle ele almak istedim..

Cenabı Allah’ın yeryüzünde halife olarak yarattığı insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği iradesinin olması ve yaptıklarının hesabını verecek olmasıdır.İnsanın dışındaki canlılar Allah’ın kendilerine verdiği içgüdü ile hareket ederek hiçbir zaman yaratılış amacının dışında işle meşgul olmazlar.Allah’u Teala irade sahibi insana da peygamberleri vasıtasıyla nasıl hareket edeceklerini, hangi davranışların mükafatlandırılacağını hangilerinin de cezalandırılacağını bildirmiştir.

Vahyin belirttiği ölçüler içerisinde yaşayan kişiler Allah’ın has kullarıdır. Sevgili kullarıdır. Kişinin imanı sözde değil özde ise, dili ile ikrar ettiği imanı söz ve fiillerine yansıyorsa has kuldur. İman ettim dediği halde söz ve davranışlar iman ettiği esasları yalanlıyorsa iman sadece dilde kalmaktadır.

Allah’ın has kulu olma, sevgili kulu olma özelliği belirli kişilere, …..lere, liderlere ..şuna veya buna verilmiş bir özellik değildir. Herkes Allah’ın has kulu olabilir. Rahmanın has kullarının özelliklerini (Furkan suresi 63- 77) ayetler şu şekilde tarif etmektedir.

63-“Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.

64-Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

65-Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!”

66-“Şüphesiz,Cehennem ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.”

67-Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.

68-Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.

69-Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.

70-Ancak tövbe edip de inanan ve Salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

71-Kim de tövbe eder ve Salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.

72-Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

73-Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.

74-Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.

75-İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.

76-Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

77-(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”

63.ayete gelinceye kadar ki, geçen ayetlerde inkârcıların çeşitli batıl inançları; yanlış, haksız ve zararlı davranışları zikredilerek eleştirilirken, surenin neticesi mahiyetindeki bu son ayetler grubunda da Allah’ın sevdiği kulların üstün nitelikleri özetlenerek bir tür karşılaştırma yapılmaktadır. Burada nitelikleri sıralanan “kullar”, belirtilen iyi özellikleri dolayısıyla Allah’ın rahmet ve sevgisini kazandıkları için O’nun rahman ismine izafe edilerek anılmışlardır. Bu sebeple “ibâdü’r-rahmân” tamlamasını yani “rahmanın has kulları” şeklinde belirtilmiştir.

Ayetlerden “Rahman’ın has Kulları”nın yani Müslümanların ne gibi kötülüklerden uzak durdukları anlatılırken dolaylı olarak “Ama ey inkârcılar, siz bunların hepsini yapıyorsunuz” şeklinde örtülü bir eleştiri de getirildiğini anlayabiliyoruz.

Tefsirlerde çoğunlukla israf, nicelikteki aşırılıktan ziyade nitelikteki aşırılık, yani “Allah’ın rızasına uygun olmayan, O’na isyan sayılan yollara, sağduyunun ve kamu vicdanının uygun bulmadığı şekillerde harcamada bulunmak”; cimrilik ise “imkânları elverdiği halde Allah rızasına uygun olan yerlere harcama yapmaktan kaçınmak” şeklinde açıklanmıştır. “Makul bir denge” diye çevirdiğimiz “kavam”e kelimesi de “israftan ve cimrilikten uzak olarak gereken yerlere gerektiği kadar harcamada bulunmak” demektir.Tarif ettiği,değindiği ve bu sınıfa dahil olabilmek için nasıl davranılması gerektiğini sebep ve sonucunda erişilecek makamı insanlara kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de tarif eden Yüce Allah, insana verdiği değerin tartışması hiçbir şekilde olamaz.Buna mukabil Rabbimize  layık olup olmama durumu ise her zaman tartışmaya açıktır

.Sonuç olarak,,,Değerli Kardeşlerim,,

Allah’ın has kulu olmak için sözlerimizi eylemlerimizi mutlak surette yeniden gözden geçirelim. İki cihan saadetini kazanmak için çok çaba harcayalım.Gafil olup dünyanın heva ve heveslerine kapılmadan,yaradılış özelliğimize uygun davranalım.

Allah’ın sevgili kulu olmak temenni ve duası ile…Kalın sağlıcakla..

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle