Solucanlı Ay - Sally Gardner Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Solucanlı Ay kimin eseri? Solucanlı Ay kitabının yazarı kimdir? Solucanlı Ay konusu ve anafikri nedir? Solucanlı Ay kitabı ne anlatıyor? Solucanlı Ay PDF indirme linki var mı? Solucanlı Ay kitabının yazarı Sally Gardner kimdir? İşte Solucanlı Ay kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Sally Gardner

Çevirmen: Cihan Karamancı

Orijinal Adı: Maggot Moon

Yayın Evi: İthaki Yayınları

İSBN: 9786053755135

Sayfa Sayısı: 264

Solucanlı Ay Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Büyüleyici, tüyler ürpetici ve nefes kesici."

-Meg Rosoff-

Eğer diyorum;

Eğer o futbol topu duvarın ardında kaybolmasaydı,

Eğer Hector onu aramaya hiç gitmeseydi,

Eğer karanlık sırrı kendine saklamasaydı,

Eğer...

O zaman herhalde kendime başka bir öykü anlatırdım. Görüyorsunuz ya, "eğer"ler yıldızlar kadar çoktur.

Hector ve Standish, Anavatan'ın onları -ve onlar gibi olan diğerlerini- gözetim altında tutabileceği Yedinci Bölge'de yaşamaktadır. Bu iki dost, Anavatan'ın Ay'a iniş planlarına dair bir sırrı öğrendiklerinde hayatları tehdit altına girer. Ve Standish, kısa bir zaman içinde yoluna çıkan tehlikelere karşı direnmek zorunda olduğunu anlar. Gerçek mücadele silahlarının güven ve arkadaşlık olduğu güçlü, orijinal ve etkileyici bir hikâye.

Sally Gardner, Londra'da yaşıyor. Genç okurlar için yazdığı romanlar büyülü ve tarihsel gerçekçiliğin karışımından oluşuyor ve hem konu hem üslup itibarıyla okurlarını Gardner'ın yarattığı dünyalara davet ediyor.

Solucanlı Ay Alıntıları - Sözleri

  • Bazen yetişkinlerin deli olduğunu düşünürüm. Hem de zırdeli.
  • Hector'un dışında hiçbir şeyin önemi yok. O içinde bulunduğum ânın ta kendisi. O hayatımdaki tek an. "Öp beni," diyor usulca. Hep ilk öpeceğim kişinin bir kız olacağını hayal ederdim. Ama artık önemi yok. Onu öpüyorum. Öpücüğüme hasretle karşılık veriyor. Asla sahip olamayacağım bir hayatın hasretiyle. "Seni seviyorum," diye fısıldıyor. "Seni tüm deliliğinle ve cesaretinle seviyorum." "Hector, beni bırakma," diyorum. "Bunu sensiz başaramam." "Hep yanında olacağım," diyor. "Seni bırakmayacağım. Söz veriyorum. Ben verdiğim sözden dönmem." Birbirimize sarılıp uykuya dalıyoruz. Dehşet içinde uyanıyorum. Birileri bizi ayırıyor. Beyaz önlüklü iki adam. Beni şilteden kaldırıyorlar. Serseme dönmüş bir vaziyette geride duruyorum. Adamlar Hector'un üstüne eğilip göğsünü dinliyorlar. "Sorun ne?" "Geri çekil," diyor bir beyaz önlüklü. Ne dediğinin farkında bile değilim. Adamlardan biri meslektaşıyla Ana Dil'de konuşuyor. Dediklerini duymak istemiyorum. İyi şeyler söylemediğini açıkça görebiliyorum. Hector'a bir kez bakmak bunu bana gösteriyor. Suratı kül gibi. "Hector..." diyorum. "Standish..." Solukları çok düzensiz. Bir nöbetçi beni dışarı çıkarmak için geliyor. Beyaz önlüklülerden biri onu durduruyor. Hector'un yanında diz çöküyorum. Kulağıma fısıldıyor. "O dondurma renkli Cadillac'ı bulacağım." Karşılık verecek zamanım olmuyor. Nöbetçiler olsa olsa bir sivrisinek kadar sabırlılar. Ayağa kaldırılıyorum. Onlara direniyorum. Bana ne yapacakları umrumda değil. "Hector!" diye bağırıyorum. "Bekle, bensiz gitme..." Bay Lush koridorun aşağısından koşarak geliyor. Beni gördüğünü sanmıyorum. Sanki yüz yıl yaşlanmış. Gri saçları beyaza çalmış. Daha hücreye bile gelmeden Hector'un yanında. Hector'un ne yaptığını biliyorum. Buradan olabildiğince büyük bir süratle kaçıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle olacağını daha en başından beri biliyordum. Onu suçlamıyorum; yalnızca beni beklemesini isterdim. Dünya hep böyle dönecekse ben de kalmak istemem.
  • Sensiz kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Ne sol var ne de sağ... Yarın da yok, sadece kilometrelerce uzanan dünler.
  • Pencerenin yanında oturuyor, artık hayal kurmuyordum. Çevremde öyle çok gerçeklik vardı ki tüm düşlerimi bastırıyordu.
  • Büyük bir sorunun altından nasıl kalkarsınız bayım? Tabi ki parça parça...
  • Burada kıpırtısızca oturup hiçbir şey yapmazsak ne olur? Zaman bize dokunmaz ve yanımızdan geçip gider mi?
  • O zaman dünyanın deliklerle dolu olduğu gibi bir fikre kapılmıştım; içine düştüğünüzde bir daha asla geri gelmediğiniz deliklerle...
  • Kötü haber çabuk yayılır, kelimelere ihtiyacı yoktur.

Solucanlı Ay İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Asla Sahip Olunamayacak Bir Hayatın, Bir Aşkın Hasretine Merhaba ve Elveda.: ❝Elimizdeki en iyi şeyin hayal gücümüz olduğuna inanıyorum ve sende ondan çuvallar dolusu var.❞ Siz hiç Ay'a bir insan göndermenin nelere mal olabileceğini düşündünüz mü? Hem de ilk defa gönderilecekse? Standish ve dedesi, ülkeler arası saçma bir rekabetin içinde sıkışıp kalmış binlerce aileden sadece biri. Standish'in anne ve babası, çoğu kişi gibi bu uğurda birden kaybolmuş; bu yüzden Standish, kaybolmak ile ölüm arasında hiçbir zaman bir fark görememiş. ❝O zaman dünyanın deliklerle dolu olduğu gibi bir fikre kapılmıştım; içine düştüğünüzde bir daha asla geri gelmediğiniz deliklerle...❞ Standish ve dedesi, daha bu uğurda feda edilmemiş önemsiz ailelerden geriye kalan sadece tek bir tanesi. Öbür aileler sırasıyla teker teker, gizemli bir şekilde kaybolmuş. Koskoca sokakta tek başınalar; ta ki Lush'lar, bir zamanlar onların evi olan yanlarındaki eve gelene kadar. Lush'ların Standish ile yaşıt oğulları Hector, Standish'in hayatına adeta bir gün ışığıymışcasına geliyor ve aralarında asla kopmayacak olan çok güçlü bir bağ oluşuyor. Dostluktan yavaş yavaş aşka dönüşen bu bağ, böyle bir ortamın içerisinde hepimizin yüreklerini ısıtıyor. ❝Sen anlamsız bir dünyaya anlam kazandırıyorsun. Başka gezegenlerde de yürüyebileyim diye bana uzay botları verdin. Sensiz kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Ne sol var ne de sağ... Yarın da yok, sadece kilometrelerce uzanan dünler. Bundan sonra neler olacağı önemsiz, çünkü seni buldum. O yüzden buradayım. Senin sayende. Seni seviyorum. En iyi arkadaşım, kardeşim...❞ Sadece bir hikâye değil; aynı zamanda ayrımcılık, LGBT karşıtlığı, ülkeler arasındaki gereksiz rekabetler ve daha birçok şeye karşı bir protesto olan bu roman; günümüz sorunları içerisinde mahvolan milyonlarca aileden sadece bir aileyi bize anlatıyor. İşçiler, bilim adamları, devlet yöneticileri gibi birçok masum canın katledilmesinin acıları; Sally Gardner sayesinde tekrardan gözlerimizin önüne seriliyor. ❝Böyle zalimlikleri daha önce görmedim mi sanıyorsunuz? Hepimiz gördük. Herkesi sakin ve hizada tutmak için beklenmedik, dehşet verici bir ölümden iyisi yoktur.❞ Bu kitaba çok uyduğunu düşündüğüm şu şarkıyı da bırakmak istiyorum buraya: https://youtu.be/XKI_IytAu9w Ve küçüklüğümden beri anlam veremediğim şu soruları tekrardan soruyorum: Neden dünya üzerinde 'ülke' diye bir kavram var? Neden bütün dünya tek bir ülke ve tek bir yürek olup, barış ve saygı içerisinde yaşayamıyor? Neden? ❝İnsanoğlu neden bu kadar zalim? Neden?❞ Ne olursa olsun, asla hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Çünkü hayal kurmak, Standish'in de dediği gibi, bizim tek özgürlüğümüzdür. Nasıl olsa, ❝Hayat gökkuşağının sonunda yaşanır.❞ (Amanda Ellerby)

^ Bölgelere ayrılmış bir şehir, girilmesi yasaklı bölgeler, alt üst ayrımı, yiyecek bulmakta ve iletişim kurmakta zorlanılan zamanları ele alarak aslında bir sistemin eleştirisi yapılmakta. En güçlü olduklarını belli edecek bir şeyler yapılmalıydı ve yakın zamanda Ay'a Yolculuk yapma fikri ortaya atılır. Daha önce hiç Ay'a gidilmediği göz önüne alınınca oldukça önemli bir olaydır. Bu uğurda kaç kişi harcanacak? ^ Baş karakterimiz Standish Treadwell, yazamayan, okuyamayan, pek de akıllı olmayan, hayalperest, bir gözü mavi diğeri kahverengi bir çocuktur. ^ Standish ve dedesi, ülkeler arası saçma bir rekabetin içinde sıkışıp kalmış binlerce aileden sadece biri. Standish'in anne ve babası bu sistemin kurbanlarından biridir. Dedesi ile yaşam savaşı veren Standishin hayatına imkansız gibi gözüken bir olay gerçekleşiyor ve yaşadıkları yere bir aile katılıyor. Lush'ların Standish ile yaşıt oğulları Hector ile aralarında asla kopmayacak olan çok güçlü bir bağ oluşuyor. Dostluktan yavaş yavaş aşka dönüşen bu bağ ilerde neleri kurtarabilecek? ^ Her şeyin çok kötü olduğu zamanlarda Standish in aslında bizlere çok güzel bir bakış açısı yaratıyor. Arkadaş sevgisi, paylaşma, aşk, umut ve inanç.. İnsanlığın önemli parçaları aslında.. ¬ ❝Elimizdeki en iyi şeyin hayal gücümüz olduğuna inanıyorum ve sende ondan çuvallar dolusu var.❞ ¬ Yazarın çocuk gözünden kaleme alması ve eleştirisini açıkçası beğendim. Başlangıçta neyin ortasındayım desemde ilerledikçe adapte olmakta zorlanmadım. Su gibi akıp gitti diyebilirim. ¬ "Okulda göze çarpmayan Hiç ödül kazanmayan Siz hayalperestler için. Yarınlar sizindir." ° ° ° (Beyza E)

Solucanlı Ay sevimli bir kitap değil; bir sistem eleştirisi, bir alternatif tarih kurgusu, bir dostluk hikayesi, bir çocuk kitabı olmasına rağmen bir çok yetişkine dahi ağır gelecek bir kitap. Kitabın konusunu anlatmayacağım bu sefer çünkü ne desem bence spoiler olacak, kendiniz keşfetmelisiniz. Su gibi akıp giden bir kitap oldu ve tek oturuşta bitirdim. Sanırım çocuk karakter anlatımıyla yazılmış kitaplara karşı ayrı bir zaaf oluşturdum; kitabın karakterinin farklı şekilde algıladığı ya da algılamadığı ayrıntıları bir yetişkin zihniyle görebilmek çok hoşuma gidiyor. Yorumun Devamı --> https://www.instagram.com/yaprak.onur/ (Yaprak Onur)

Solucanlı Ay PDF indirme linki var mı?

Sally Gardner - Solucanlı Ay kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Solucanlı Ay PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Sally Gardner Kimdir?

Sally Gardner, İngiliz çocuk yazarı ve illüstratördür. Maggot Moon için hem Costa Çocuk Kitabı Ödülü'nü hem de Carnegie Madalyasını kazandı.

Sally Gardner Kitapları - Eserleri

  • O Gece Her Şey Değişti
  • Solucanlı Ay
  • Kırmızı Kolye

Sally Gardner Alıntıları - Sözleri

  • Her şey hala olması gerektiği gibi. Ama yakında tüm bun­ların sonu gelecek . . . (Kırmızı Kolye)
  • "Sevgi artı tutku eşittir hayal gücü. Sevgi artı hayal gücü eşittir yaratım. Sevgi artı yaratım eşittir hayat. Sevgi artı hayat eşittir zaman. Sevgi artı zaman eşittir ölüm." (O Gece Her Şey Değişti)
  • “Ben sadece bir insanım…yanılabilirim, hatalarla doluyum.” (O Gece Her Şey Değişti)
  • Kötü haber çabuk yayılır, kelimelere ihtiyacı yoktur. (Solucanlı Ay)
  • O zaman dünyanın deliklerle dolu olduğu gibi bir fikre kapılmıştım; içine düştüğünüzde bir daha asla geri gelmediğiniz deliklerle... (Solucanlı Ay)
  • "Şeytanın ta kendisi peşinde," diyordu kadın. "Kaç." (Kırmızı Kolye)
  • Bazen yetişkinlerin deli olduğunu düşünürüm. Hem de zırdeli. (Solucanlı Ay)
  • “Yollar böyledir işte; tesadüfen karşınıza çıkarlar, siz de öteki yolu asla tekrar bulamayacağınızı bile bile hangisini seçeceğinize karar verirsiniz.” (O Gece Her Şey Değişti)
  • Zaman her şeyin ilacıdır derler. Ama hiç de iyileştirmedi. Bunca zaman sonra bile acısı ilk günkü kadar taze. (O Gece Her Şey Değişti)
  • "Şaşırtmaya ve büyülemeye hazır mıyız?" (Kırmızı Kolye)
  • Pencerenin yanında oturuyor, artık hayal kurmuyordum. Çevremde öyle çok gerçeklik vardı ki tüm düşlerimi bastırıyordu. (Solucanlı Ay)
  • "Zaman, cevaplardan çok soruları getirdi." (O Gece Her Şey Değişti)
  • Sensiz kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Ne sol var ne de sağ... Yarın da yok, sadece kilometrelerce uzanan dünler. (Solucanlı Ay)
  • ... gelmiş geçmiş en kötü kış mevsimini yaşıyor. (Kırmızı Kolye)
  • "Zaman, cevaplardan çok sorular getirdi." (O Gece Her Şey Değişti)
  • “Politika bu dünyaya bulaşmış bir kanser çeşidi.” (O Gece Her Şey Değişti)
  • ''Aklından geçenleri duyabiliyordum." (Kırmızı Kolye)
  • “Sevgi adına biz insanların yaptıklarına bak -din sevgisi, ülke sevgisi, para sevgisi. Çoğu zaman açgözlü ya da zalim olmanın kılıfı. Sevgi için yaptığımızı söyleyip dururuz.” (O Gece Her Şey Değişti)
  • kimse onu aptal yerine koyamazdı. (Kırmızı Kolye)
  • Büyük bir sorunun altından nasıl kalkarsınız bayım? Tabi ki parça parça... (Solucanlı Ay)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle