Sürelerin Verdiği Mesajlar

Bana yıllardır Kur’an okuyorsun bize Kur’anı bir cümlede özetleyebilir misin diyorlar… Ne haddime! Özetlenmez, özetlenemez Kur’an… Özet bir tarzda inen kitabın ne özeti olabilir? Özet, fazlalıklarla dolu kitaplar için söz konusu olur ancak… Kur’an’da ne fazlalık var ne de eksiklik… Kur’an’ın her bir ayeti bir özet gibi… Kur’an’ın her bir ayeti hayat rehberi… Ama bazı surelerin bütünlüğünden çıkardığım özet mesajları sizinle paylaşabilirim…

Meryem suresi, olağanüstü olayların işlendiği süredir… Meryem süresi, ilahi ikramların zikredildiği süredir… Meryem suresi, bitmişliğin dirilmişliğe, karanlıkların aydınlığa, yokluğun varlığa, umutsuzluğun umuda dönüşmesidir…

Meryem suresi; “hayata iyilik etmek istiyorsanız topluma İsaları, Yahyaları kazandırın, Meryemleri mabetlerden uzak tutmayın mesajını veren bir suredir… Meryem suresi, tüm yollar Allah’a çıkar, tüm güzellikler onunla başlar, her dua Allah’a bakar mesajını vermektedir… Meryem suresi, size düşen görev ilahi ikramları beklemeden yürümek ve ilahi davayı yüklenmektir… Çünkü ilahi ikramların yeri, zamanı, miktarı, ne olacağı ve nasıl olacağını yalnızca Allah bilir” mesajını iletmektedir…

Mü’minun süresi; “iman edenlerin kurtulduğu/ kurtulacakları” müjdesi ile başlar ve “kâfirlerin kurtulmayacakları” haberi ile biter… Sürenin başı ve sonu arasında mükemmel bir uyum vardır… Mü’minun süresinin ilk ayetlerinde “iman edenlerin kurtuluşu” söz konusu edilir ve bu kurtuluşa vesile olarak birkaç özellik zikredilir… Bu ilk ayetlerde kurtuluşun; belli fiillere bağlı olduğu, imanın tek başına yeterli olmayacağı anlatılır…

Mü’minun süresinin sonunda (117. ayette) ise “Kâfirlerin kurtulmayacakları” ifade edilir ve buna gerekçe olarak; “kâfirlerin iman etmemeleri, inkârda bulunmaları, Allah’tan başka ilahların peşinde koşmaları” gösterilir… Sürenin başı ve sonu arasındaki münasebetten; imanın, kurtuluş için tek başına yeterli olmadığını, iman yolunda sa’y etmenin gerekli olduğunu buna mukabil küfrün, inkârın ise helak için tek başına yeter olduğunu öğrenmekteyiz…

Lokman suresi; “Söz dinlemeyenleri bırakın geleceğin söz sahipleri olan çocukları yetiştirin” mesajını vermektedir.

Vakıa suresinde Allah; önce sağ ehlinden(ashabu’l-yemin), sonra sol ehlinden( ashabu’l- şimal) en son ise üçüncü bir gruptan öncülerden(sabikun) bahseder… Hep merak etmişimdir neden “sabikun” başa gelmedi? Öncülerin(sabikun) bu surenin baş grubuna alınmaları gerekmiyor muydu? Hâlbuki Allah; aynı surenin ileriki ayetlerinde, mukafat bahsinde, sabikun olanları yani öncüleri önce zikreder…

Neden? Çünkü “sabikun” olanlar, dünya hayatında, dünya nimetlerinden ve zevklerinden faydalanmaları konusunda hep en sonda idiler… Sağ ehlinin de sol ehlinin de hep gerisinde bir hayat yaşadılar… Ama imanda önde idiler… Şimdi ise ahirette durum farklı... İlk ve büyük mükâfat, öncülerindir, sabikundan olanlarındır… Dünya hayatındaki sıralama artık ahirette geçerli değildir… Dünya hayatında sıralama; mal, makama; soy, sopa göre idi… Ahiretteki sıralama ise imana, ameli salihe göredir…

Sure girişindeki sıralama dünya hayatındaki sıralamayı gösteriyor; sonraki sıralama ise ahiret sıralamasını gösteriyor… Onun için dünyadaki sonlar yani “sabikun olanlar” ahirette en başa geçmiş olacaklar… Vakıa suresinin bizlere verdiği mesaj: “Ahiretteki sınıfını, sıralamanı öğrenmek istiyorsan dünyadaki sınıfına, sıralamana bak…”

Mearic suresi benlik bilincini işler… “İlla ben” demek olan “bencilliğin” ve benliğin silinmesi, silikleşmesi anlamındaki “bensilliğin” karşısında “benlik”(Kişilik) bilincini ayakta tutar… Benlik, bencilliğin ve bensilliğin tam ortasındadır... Bencillik ve bensillik benlikten sapma halleridir. Mearic suresi benlikten sapanların akıbetlerini konu edinir…

Cin suresinin mesajı: “Ey insanlar! İsimlerini anmaktan dahi korktuğunuz cinler, Kur’an’ı ilk duyduklarında iman ettiler siz hala inanmayacak mısınız?”

Kıyamet Suresi, ölümü tasvir eder… Daha doğrusu hayatını hüsranla neticelendirmiş kişilerin ölüm anlarını dile getirir… Sure ölümü öyle tasvir eder ki sanki siz ölümü yaşıyor oluyorsunuz ve kazandıklarınızı kaybettiklerinizi hızlıca gözünüzün önünden geçirmeye başlıyorsunuz…

Ölmeden önce ölmek tasavvufi bir anlayış olsa da aslında Kur’ani bir hakikattir ve ölmeden önce ölümü düşleyerek diriliş göstermeyi anlatmaktadır… Ölümün idrakine eren ahiret için tedarikte bulunur…

Ölümü en güzel ve en canlı şekilde işleyen bu sure, aynı zamanda “kıymet bilmeyenin kıyameti kopar” mesajını da vermektedir... Kıyamet gelmeden yanlışlara kıyam edin... Kıyameti beklemeyin benciliğe, korkaklığa, zulme, adaletsizliğe, kişiliksizliğe, kimliksizliğe her türlü keşmekeşliğe, köhnemişliğe kıyam edin… Kıyamet Suresi, sorumsuzca hareket edenler sorun üretirler, kıyamete zemin hazırlarlar mesajını verir...

İhlas süresini sondan okuduğumuz zaman “Eşsiz”, baştan okuduğumuz zaman “Tek” anlamında özetlenir… Yani “Eşsiz tek” …" Ve lem yekün lehu küfuven ehad " Ayeti, "o'na sadece yaratılış bakımından benzer yoktur" demiyor, "o'na her alanda eş, benzer, denk yoktur demektir"… Surenin sonundaki “Ehad” kelimesi ise yine baştaki “ehad"a döner… Yani “hiçbir teklik onun tekliğine benzemez” demek olur… Onun için Allah “Tek eşsiz ve eşsiz tektir.”

Nas suresinin tüm ayetler “s” ile biter… İnsanlar kendilerine samimi oldukları ile fısır fısır konuşurlar… “fıs fıs konuşuyorlar” derler insanlar böyle konuşanlara… Ya çok samimi olanlar ya da gizli ve çok önemli işi olanlar böyle fıs fıs konuşurlar... Yani samimi, gizli ve önemli konuşmaların kodu “s” tir…

İşte Allah; insanı saptıran insi ve cini şeytanların, saptıracakları insanlara candan ve samimi biri gibi yaklaştıklarını ve çok önemli şeyler söylüyorlarmış gibi fısıldadıklarını daha doğrusu fısır fısır konuştuklarını söylüyor… Kimlerle samimi olduğunuza ve kimlerle çok önemli konuları konuştuğunuza dikkat edin…

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle