Tarihi Kırıntılar - Barış Bıçakçı Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Tarihi Kırıntılar kimin eseri? Tarihi Kırıntılar kitabının yazarı kimdir? Tarihi Kırıntılar konusu ve anafikri nedir? Tarihi Kırıntılar kitabı ne anlatıyor? Tarihi Kırıntılar PDF indirme linki var mı? Tarihi Kırıntılar kitabının yazarı Barış Bıçakçı kimdir? İşte Tarihi Kırıntılar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Barış Bıçakçı

Yayın Evi: İletişim Yayınları

İSBN: 9789750526459

Sayfa Sayısı: 194

Tarihi Kırıntılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir kaybın peşinde bir aile ve ailenin oğlu, Can... Can’ın peşinde şiir ve şiirin peşinde Can.

Şiirle hayat arasındaki en kısa mesafe, nedir, nerededir?

“An”dan şiir çıkaran emekle, şairanelik arasındaki mesafe?

“Dış dünya” kıyıp geçirirken, poetikalar nasıl konuşur, bizimle ve birbirleriyle?

Yoksa “bunlar”, beyhude mi?

Tarihi Kırıntılar Alıntıları - Sözleri

  • "Kitaplar sessizdir ama başka insanları dinlemeyi onlardan öğrendim."
  • "Âşık olduğumuzda dünya bütün dünyalığıyla göğsümüze dolar ve yapamayacağımız şeyleri vaat ederiz."
  • "Şimdiki zamanda hep bir şeyler eksik kalıyor. Yaşantılar, duygular eksiksiz olmuşsa geçmişte olmuştur ve gelecekte eksiksiz olsun diye hayal kurarız, ümit ederiz. Şimdiki zaman eksikliğin zamanıdır."
  • "Bütün insan ilişkileri sorunlu çünkü zaten insan sorunlu."
  • "Gelecek güzel günleri bekliyoruz, sadece bekliyoruz. Oysa bu asitli günler her şeyi eritiyor."
  • "Şiir, şairi çağırır."
  • "Bütün iyi şiirlerin üzerinde okurun tırnak izleri..."
  • "Hayatımız bir sinema filmi gibi, bir kere giden hep gidiyor."
  • "Eşyalar bizim onları koyduğumuz yerlerde dura dura, başlarına buyrukluk kazanıyorlar, hatta pervasızlaşıyorlar. Bana dokunma, diye bağırıyorlar insanlara, olduğun yerde kal, olduğumuz yerde kalalım!"
  • "Hiç kimseye hiçbir şeye yakın değilim. Maaş gününü bekleyen memurun duygusallığı var artık bende, ötesi yok, artık yok."
  • "Sevdiklerimizin ayağının tökezlemesini, kucağımıza düşecekler diye isteriz!"
  • "Hayatta kalmak öyle ya da böyle bir dehşet içeriyor."
  • "Bir acıya yapılacak en büyük haksızlık onu başka acılarla kıyaslamak. Baskıcı düzenlerin yaptığı kötülüklerden biri de bu: Acıları büyüklük sırasına sokmaya zorluyorlar. İnsanın kendi acısından utanmayacağı bir dünya kurmak gerek."
  • "Emlakçılar politikacılara özeniyor, kiralık veya satılık evlerin camlarına büyük boy fotoğraflarının yer aldığı ilanlar asıyorlar. Fotoğraflarda güven veren, 'vizyon sahibi' politikacılar gibi gülümsüyorlar!"
  • "Not edin lütfen: Uçmak için kanatlara yere inmek için kendimizle ince alaya ihtiyacımız var."

Tarihi Kırıntılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Önyargı kötü bir şey…: Bu kitabı birkaç yıl evvel arkadaşım hediye etmişti. Tanımıyordum o zaman Barış Bıçakçı’yı sanırım bu yüzden biraz da önyargıyla başlamıştım kitaba. Nedendir bilmiyorum anlamsız ve sıkıcı bulmuştum. Her zamanki gibi bu uygulama yine fikrimi değiştirdi ve yeniden okumaya başladım ve gördüm ki hiçte öyle sandığım gibi anlamsız ve sıkıcı değilmiş. Olay örgüsünü inanılmaz beğendim, çok gerçekçi buldum. Son sayfaya kadar Meral’in hep geleceğini bekledim. Söyleşilerde hep onu tanıyan bir şair çıkacak diye hızlı hızlı okudum. Ben galiba hep mutlu son istiyorum ama bu kitapta da istediğim olmadı. Ne Meral geldi, ne de Meral’i tanıyan biri çıktı. Gerçi gelse ne değişecekti onu da bilmiyorum. Belki de değişmeyecekti, belki de yazarın dediği gibi bir kere giden zaten hep giderdi… (Cansu D.)

Meral’in gidişi ile bir aileye kalan “tarihi kırıntılar” 19 yaşında Meral bir şairle giderek evini terk etmesi üzerine bir ailenin de şiire sarılması. Her bir şiirde Meral’den izler aramaları. Meral’in onları terk etmesi ancak onların Meral’den gidememeleri. Can ablasının gidişiyle oluşan ve şiirlere ilgisini “Şairler Geçidi” adını koyduğu kitapta şairlerle söyleşilerini kaleme alıyor. Meral’in gidişini kabullenmeye çalışıyor aslında. Barış Bıçakçı’nın kendine has şiirsel üslubunu seviyorum. Ayrıca kitabın içine serpiştirilmiş toplumsal konuların olmasını çok sevdim. Ancak bazı imgeleri çok yoğun buldum ve anlamakta zorlandım. (Buket)

‘‘Şiir,’’ diyor ‘‘hayatımızın bir döneminde hepimizi çağırmış, hepimize seslenmiş olmalı. Bazılarımız için çok yakından geliyordu galiba ses ve ne dediği de çok açıktı.’’ 1992 yılının Aralık ayında Meral, aniden ortadan kaybolur. Meral’in isimsiz bir şairle gidişi ile kardeşi Can, anne ve babası da şiire sarılır. Meral’in kiminle gittiğine, neden gittiğine bir cevap bulmaya çalışırlar yıllarca, bir gün geri döneceğini umut etmekten de vazgeçmezler. Ablasının gidişinden sonra, yıllar boyu şiirle bağını koparmayan Can, isimsiz şair hikayelerini bir kitapta toplar. İçinden hiçbir zaman atamadığı ablasına bir sesleniş biçimidir aslında bu, bir gün bir yerlerde yazdıklarını okuması umududur. Barış Bıçakçı’nın yalın ama dopdolu anlatımı beni oldukça etkiler. Tarihi Kırıntılar da bu yalın ve dolu anlatımı şiirlerle buluşturan, en derinlerinize dokunan bir kitap. Bir yandan isimsiz şairlerin hikayelerine, öte yandan da Can’ın hikayesine ortak olmak, her bir sözcükte Meral’den izler bulmaya çalışmak... Bu kadar yalın, ama bir o kadar da karmaşık bir roman. (Seray Özkan)

Tarihi Kırıntılar PDF indirme linki var mı?

Barış Bıçakçı - Tarihi Kırıntılar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tarihi Kırıntılar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Barış Bıçakçı Kimdir?

Barış Bıçakçı 1966'da Adana'da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte, Ocak 1994 ve Ekim 1997 tarihlerinde iki şiir kitabı yayımladı. İlk romanı Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000) yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. İletişim Yayınları'nca yayımlanan diğer kitapları: Veciz Sözler (2002), Aramızdaki En Kısa Mesafe (2003), Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2004)

Barış Bıçakçı Kitapları - Eserleri

  • Bizim Büyük Çaresizliğimiz
  • Aramızdaki En Kısa Mesafe
  • Sinek Isırıklarının Müellifi
  • Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
  • Baharda Yine Geliriz
  • Herkes Herkesle Dostmuş Gibi
  • Veciz Sözler
  • Seyrek Yağmur
  • Kurbağalara İnanıyorum
  • Tarihi Kırıntılar
  • Şiirler
  • Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı
  • Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme
  • Herkes Herkesle Dostmuş Gibi

Barış Bıçakçı Alıntıları - Sözleri

  • "Her söz bir uçurum, onunsa kanatları çok küçük, kayalarsa keskin, her düşüş, bir ölüm." (Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı)
  • Basit şeyler isteyince, basit şeylerden zevk almaya başlayınca, anlıyorum ki âşık olmuşum. (Bizim Büyük Çaresizliğimiz)
  • "Kendi içini göremeyen, orada ne rezil şeyler olduğunu bilmeyen, kendi içinden çıkamaz." (Baharda Yine Geliriz)
  • "Korku iyi bir harçtır." (Sinek Isırıklarının Müellifi)
  • "Hayat alıştığım ve nefret ettiğim akışını kazandı tekrar." (Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra)
  • “Yazarın ömrü kahramanlarının ömrü kadardır.” (Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme)
  • Hep aynı şeyi mi yaşıyoruz, durmadan aynı şeyi? (Veciz Sözler)
  • Hayat ne tuhaf! Bazı çatlakların içine insan davranışları sızıyor ve orada birikiyor. Sonra da kötü kokular yükseliyor hayatın çatlak yerlerinden, zayıf yerlerinden. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • Bir felsefeci ölü bulunduğunda akla gelecek ilk şüpheli elbette kafasındaki fikirlerdi. (Aramızdaki En Kısa Mesafe)
  • "Yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım." Bu inanç yetiyordu ona. Zaten hayat da yere çakılana kadar yaşanan bir şeydi. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • "Her gün o kadar çok acıya tanık oluyoruz ki, ben de artık asgari ahlak sahibi pek çok insan gibi, mutluluk rolü için dublör kullanıyorum." (Seyrek Yağmur)
  • "Yaşlı ve cazibesini yitirmiş bir aktris olmaya karar verdim çünkü neysem o olarak kalamazdım.Kimse olduğu gibi kalamaz. Kendisine azıcık saygı duyan hiç kimse olduğu gibi kalamaz." (Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme)
  • Hangi haberi okuduğumda normal hayatımı sürdürmeyi bırakacağım, diye düşündüm. Hangi haberi? (Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra)
  • Hayatın içinde çok fazla insan, mekan ve zaman var. Bu çokluk "inanması zor" şeyleri de mümkün kılıyor. Düşünün, yerküre 4,6 milyar yıl yaşında. Bu kadar sürede her şey olur! Ama sanatın bu kadar süresi yok. Dolayısıyla hayatın devasa çemberi içinde dışarı taşmadan var olan bir şeyi sanatın "dar" çemberi içine aldığımızda ister istemez çemberi ihlal etme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Sanattaki bir şeyin inandırı­cılığına hayattan kanıt bulmaya çalışmak bence nafile bir ça­ba. (Kurbağalara İnanıyorum)
  • Çünkü zamanla her şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • ... çünkü hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi. (Aramızdaki En Kısa Mesafe)
  • Böyle şeyler heyecanlandırırdı onu, yani mağdur olmak. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • "Yürüdüğüm bu yoldan benden önce sonbahar geçmiş, ardından da hiçbir mevsim gelmemiş." (Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı)
  • "Kısa kollu mutsuzluk elbisesiyle annem, durmadan, kaybeden bir kahraman, bağışlamayan bir tanrı sizinle aramızda." (Şiirler)
  • “Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum,“ demişti o. Sonra da bana dönüp sormuştu: “İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?“ (Baharda Yine Geliriz)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle