Tıp Oyunundan Tıp Fakültesine

Çocukluğumuzun en sık oynanan oyunlarından biriydi, tıp.

Gürültüden yılan anne, hemen dönerdi çocuklara ve hadi bakalım tıp oynayalım derdi.

Sınav notlarını deftere geçirmek isteyen öğretmen, hemen dönerdi çocuklara ve hadi bakalım tıp oynayalım derdi.

Evdeki çocuklara bakması için başlarına konulan komşu abla, hemen dönerdi ve hadi bakalım  tıp oynayalım derdi.

Temel amaç sesi sükuta çevirip, sükun dinginliğinde biraz olsun kafa dinlemek olan bu oyunda sessizlik, en fazla 3-5 dakika sürer ve tıp oyunu orda kapanırdı.

Şimdilerde ise mecazi anlam dışında Tüm Mardin ve ona sevdalı her kesimin gönül neferi sıfatıyla oynaması gereken bir Tıp oyunu var.

Var olan oyunun aksine;

Susmayı değil konuşmayı,

Durmayı değil hareketi,

İmkansızlığı değil olabilirliği,

Mazereti değil çözümü,

Oyunun ana kuralları olarak koyup vaz geçmemeliyiz.

Israrı ve takipçiliği Kolektif Bilinç eşliğinde bileyip tek yürek etrafında çember yaparak, çocukluğumuzun çember oyunu gibi çevire çevire Tıp Fakültesinin açılması yolunda düşe kalka dahi olsa, mutlaka ilerlemeliyiz.

Osmanlı Padişahı 2. Mahmut zamanında ilk Tıp fakültesi olan Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane 1827 yılında açılırken,  Üniversiteye de adını veren Artuklular tarafından kurulan ve günümüz modern Tıp Fakültesinin karşılığı olan Maristan Şifahanenin, bundan tam 800 yıl önce gene Mardin de açıldığını bilip, bu manevi ilhamı arkamıza almalıyız.

1970 yılında 9 olan ülkedeki tüm Tıp Fakültesi sayısı, 2010 yılında 74 e ulaşmış ve bu yıla kadar YÖK’ e başvuran üniversitelere izin verilirken, bu yıldan sonra nüfusu 750 binden düşük yerlere izin vermeme kriteri getirilmiş ve 2013 yılında da nüfus 500 bine düşürülmüştür. Bu durumda nüfusu 800 bini geçen Mardin’imizin nüfus şartını kat be kat tutturduğu gayet açıktır. Buna bir de157 bin nüfuslu Bandırma ve 219 bin nüfuslu Bilecik şehrine Tıp Fakültesi açılmış olduğu gerçeğiyle yüzleştiğimizde bu faktör de engel olmaktan çıkmıştır. Üstelik 30 Büyükşehir nezdinde Tıp Fakültesi olmayan tek büyükşehir olmamız da ayrı bir garipliktir. Hem de bugün itibariyle Ülkedeki Tıp Fakültesi sayısının 111 olduğunu düşünecek olursak, şapkayı çıkarıp iyice düşünmemiz gerekmektedir.

Yine en az 200 yataklı hastane şartı zaten mevcut hastanelerle karşılanabilecek durumda. Hükümette gereğini yapıyor ve Sağlık Bakanlığınca daha yeni yapılacak 4000 metrekare alana kurulu 300 yataklı hastane projesi, başlı başına ciddi bir yatırım. Hastane resmen göz kırpan nazenin bir gelin gibi, Tıp Fakültesiyle dünya evine gireceği düğün gününü bekliyor.

Tıp programı olan 60 kişilik öğrenci kontenjanı için gerekli olan asgari öğretim üyesi sayısı 19 iken, bu sayının 12’si kadrolu 7’si geçici görevlendirme ile hallolabiliyor. Sağlık Bilimleri fakültesindeki 5 Tıp Profesörü ile diğer öğretim üyeleri dahi, şimdiden öğretim üyesi nezdinde bir altyapının zaten mevcut olduğu istatistiklerini de done olarak elimize net bir şekilde veriyor. Mardin Havaalanının aktifliğini de düşündüğümüzde, kaliteli öğretim üyelerinin ulaşım sorunu da ortadan kalkıyor.

Kuruluşundan bu yana 13-14 yıl geçmiş olan Artuklu Üniversitesinin gelişiminde emeklemeyi aşmış, yürümeye başlamış artık koşmaya gelmiş kıvamıyla Tıp Fakültesini taşıyacağından eminiz. Memleket insanının hizmetine vakıf bir omurgaya sahip olan ve Tıp Fakültesini de taşıyabilecek kapasiteye sahip olan üniversitenin yanında durmak dışında, kentin tüm kurum ve kuruluşlarının bu meşakkatli yolu beraber yürüyecek azmi sergilemesi gerekecek.

Artık; başta siyasilerimiz, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları, bürokrasi ve diğer tüm kurumların el ve gönül birliği yaparak Tıp Fakültesinin ortaya çıkarılmasında azami gayreti sergilemesi zamanının geldiği aşikar olmasına aşikarda. Yeter ki an itibariyle treni kaçırmayalım.

Bu noktada şoför koltuğunda oturan ve varılacak yol nezdinde emeğini ve özverisini esirgemeyeceğini düşündüğüm Rektör Sayın İbrahim Özcoşar’a elbette büyük sorumluluk düşüyor. Tıp Fakültesini hizmete açacak bir Rektör’ün, asla gönüllerden silinmeyeceğinin farkında olduğunu da tahmin edebiliyorum.

Mardin halkının bütün halinde tek yürek hedefe kilitlenip, Tıp Fakültesine kavuşması gerekiyor.

Tıp oyunu çocukluğumuzun susarak oynanan oyunuyken.

Şimdi ki Tıp asla bir oyun değil.

Şimdiki oyun; konuşup çabalayıp, isteyerek oynanacak.

Hadi o zaman başlayalım bakalım…

Bir, iki, üç TIP…

Fırat Ensari

Siyaset Bilimcisi- Psikolog-Yazar

YORUMLAR

  • Mardin'de üniversite kurulduğunda bizler Tıp Fakültesi şart diyorduk. Tıp profesörünün kurucu rektör olduğu üniversitede tıp fakültesinin kurulmamasını saçmalık olarak görüyorduk. Bayındırlık (şimdi çevre ve şehircilik) il müdür yardımcısı Halil Kösesoy ise tıp fakültesi kurulmaması için kulis yapıyordu ve hemşehrilerimizden destek aldıkça da övünüyordu. Şimdi hâlâ karşı mıdır acaba!?

    Şu tıp fakultesi muhabbeti yılan hikayesine döndü. Daha önce de bu konuda daha ciddi çalışmalar yapıldı.

    30 Büyükşehir içerisinde üniversitesinde ziraat ve eğitim fakültesi olmayan da Mardin.Nüfusu Mardin den küçük ilçelerde bile ziraat ve eğitim fakültesi varken tıp fakültesi istemek biraz fanteziye kaçıyor.Keşke olsa ama bizim vekiller meclis te uyumaktan bu tip sorunlara zaman ayıramıyorlar.

Yorum Ekle