Vitrin

KÖŞE YAZISI

    Başkalarının dikkatini üzerine çekmek adına kendini teşhir etmek bana makul ve mantıklı gelmiyor. Ama her nedense insanlar adeta görücüye çıkarcasına kendilerini teşhir etme konusunda birbirleriyle yarış etmektedirler. Ve bu konuda alabildiğine rahat hareket etmekte ve sınır tanımamaktadırlar. Çünkü onlar caddeleri, sokakları birer vitrin gibi görmektedirler. Öyleyse geriye başkalarının gözüne hitap etmek kalıyor. Sokaklar belki bu konuda biraz daha masum, biraz daha insani kalıyor. Ama caddeler, kaldırımlar öyle değil. Vitrin vazifesi görüyor günümüz insanı için. Dolayısıyla görselliğin, teşhirin en yoğun yaşandığı yerler caddeler, kaldırımlar olmuş oluyor.

    Neden insanlar başkalarının gözüne hitap ederek dikkat çekmeyi, kendini teşhir etmeyi bu kadar önemsemektedirler? Acaba insan başkalarının bakışlarının üzerinde olduğunu fark edince kendini mutlu mu hissetmektedir? Aslında insan ilgi ve alakadan çokça hoşlanan bir varlık. Doğumundan ölümüne kadar hep başkalarının ilgi odağıdır insanoğlu ve böyle kalmak ister. Yaratılanlar içerisinde ilgiye en muhtaç olanı kendisidir. İlgi ve alaka olmazsa hayatiyetini devam ettiremeyecek kadar aciz ve zayıf bir varlık. Bir bakıma onu ayakta tutan, ona güç ve kuvvet veren bu ilgi ve alakadır. Mesela daha ilk günden doğan bir bebek ailenin ilgi odağıdır. Ailedeki tüm fertler başta anne olmak üzere bebekle ilgilidirler.

     Günümüz insanının bu tutumunu basit düzeydeki ilgi çekmekle izah etmek saf dillik olur. Elbette ki bu tutumun içinde başkalarının ilgisini çekmek vardır. Ama başkalarının dikkatini çekmek adına kendini teşhir etmenin patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum.

     Günümüz insanı ancak başkalarının gözüne hitap ettiğinde kendini rahatlamış hissetmektedir. O bu yüzden içerik, mana, ruh, mazrufla ilgilenmez; kalıp, görüntü, zarf ile ilgilenir. Üzerinde taşıdığı giysilerle, elbiselerle başkalarının dikkatini çeker. Onun tüm sermayesi, biricik sermayesi görüntüsüdür/imajıdır. Dolayısıyla caddeleri, kaldırımları vitrin niyetine kullanır. Alabildiğine görselliği tercih eder. Onun konuştuğu markalardır. Çünkü markalar hayatını istila etmiştir.

   Günümüz insanı modern hayatın kendisine biçtiği elbiseyi giymekten hiç de rahatsızlık duymamaktadır. Aksine onu daha bir çekici, albenili hale getirmenin uğraşısı içindedir. Kendini teşhir etmeyi, başkalarının dikkatini çekmeyi bunun için tercih etmektedir. Oysa modern insanın tercih ettiği bu yol tüketime/savurganlığa çıkmaktadır. Daha çok tüketim, daha çok savurganlık başkalarının gündemini meşgul etmek adına modern insanın içine girdiği bir girdaptan başkası değildir.

  Yetenekleriyle ve ürettikleriyle konuşulmak yerine tükettikleriyle, zevkleriyle başkalarının dikkatini çekerek konuşulmak acı verici bir şey olsa gerek. Dıştan oldukça çekici, albenili ama içten tel tel dökülen garip varlığa dönüşmek. Yani nesneleşmek, metalaşmak. Hayatı sergilenmesi gereken bir vitrin gibi algılayan bir anlayışın varacağı yer nesneleşmektir, metalaşmaktır. Nitekim en popüler kişiler arasında aydınları, akademisyenleri, yazarları, düşünürleri pek göremezsiniz. Çünkü vitrine çıkmayı sevmezler. Keşfedilmeyi beklerler. Onlar hayatı insanın kendini teşhir edeceği bir açık alan gibi görmezler. Öyle olduğu içindir ki gözden uzak bir hayatı tercih ederler. Görünmekten çok görünmemeyi tercih edenler ortaya koydukları eserleriyle anılmak isterler. Temsilcisi oldukları kadim gelenek ilim, irfan, hikmetten beslendiği için orada teşhire yer yoktur. Çünkü kadim gelenekte insan içi boş, kof bir varlık değildir. Hayatın bir anlamı ve hikmeti vardır. Dolayısıyla insan anlamı ve hikmeti olan bir hayata doğmuşsa ona uygun bir yaşam biçimi sürmek zorundadır. Yaratılışa uygun bir yaşam biçiminin olduğu yerde teşhirden bahsedilemez.

    Ama teşhirin bir yaşam biçimi olduğu yerde vitrinden bahsedilebilir. Adeta her yer vitrine dönüşür. Vitrinin ise boş kalmaması; içine bir şeylerin konulması gerekir. İçine konulan şeyler değerli, kalıcı şeyler değildir. Vitrinler göze hitap ettiği içindir ki sürekli değişiklik isterler. Bu yüzden vitrinler uzun süreliğine donatılmazlar. İçleri aynı kalmaz sürekli değişir vitrinlerin. Bu değişiklikler ise öze dair değildir. Dışa yöneliktir.

    Ne zaman vitrinlerin önünden geçsem ya da bir şekilde onlara gözüm takılsa aklıma günümüz insanı gelir. Tüketim, savurganlık, teşhir…  

loading...

YORUMLAR

  • Merhaba hocam.ben bu vitrinli insanları

Yorum Ekle