Yahudiler Bile Vardı

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

           Mardin’in barındırdığı etnik ve dinî çeşitlilik son dönemlerde daha çok dile getirilir oldu. Çeşitliliğin doğal sonucu olan kültür zenginliği, dün olduğu gibi bugün de Mardin’in alâmet-i fârikasıdır. “Dillerin ve dinlerin şehri” gibi sloganik ifâdelere de konu edilen bu kültürel çeşitliliğin bilinen bilinmeyen veya görünen görünmeyen birçok aktörü vardır. Bu aktörlerden biri de bir zamanlar şehrin sâkinlerinden olan Yahudilerdir. Dünyaya tapar derecede bağlılığın ve mal hırsının bütün dünyadaki tartışmasız simgesi olan Yahudiler, Mardin merkezde ve Nusaybin’de yaşamışlar. Sayıca azınlıkta olmalarına rağmen özellikle ekonomik güçleri sayesinde toplum içinde etkinlik kurmuşlardır.

           Yahudi kavmi, tarihin her döneminde ve dünyanın her coğrafyasında diğer insanlar tarafından hor görülmüş, aşağılanmışlardır. Cennete girecek tek kavmin kendileri olduğuna inanmaları, Allah’ı fakir ve eli sıkı olmakla itham edecek kadar küstahlık göstermeleri gibi pek çok davranış ve haslet, onlara gösterilen olumsuz tutumun nedenini az çok izâh eder. Nitekim Yahudiler, Allah’ın kendilerine lutf ettiği kudret helvası ve bıldırcından bıkıp bakla, acur, sarımsak, mercimek ve soğan istemişler, böylece hayırlı olanı değersiz şeyle değiştirmek istemişler, bunun üzerine zillet ve aşağılanmayla damgalanmışlar ve Allah tarafından tarih boyunca gazap üstüne gazaba uğratılmışlardır.

           Hal böyleyken, Müslüman toplumlar içinde yaşayan Yahudiler dâima tolerans görmüşler, tarihin hiçbir döneminde Batıda gördükleri antisemitik benzeri bir muamele ile karşılaşmamışlardır. Bu tutum Hz. Peygamber’in Medine’ye hicret etmesinden bu yana süregelmiştir. Çok dinlilik ve çok kültürlülüğün zemin bulduğu Mardin’de de Yahudiler, bu tolerans ikliminde varlıklarını uzun süre devam ettirmişler ve şehrin bir bileşeni olarak var olmuşlardır.

***

            Araştırmalarda pek bahsedilmese de geçmişte Gaziantep, Urfa, Siverek, Diyarbakır, Çermik, Mardin, Nusaybin, Cizre, Başkale ve Van gibi doğu şehirlerinde yaşayan Yahudi toplulukları vardı. Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi, derken Kurtuluş Savaşı'nın başlaması ile ülkenin farklı bölgelerindeki gayrimüslimler gibi Yahudiler de göç yolunu seçmişlerdir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra yapılan nüfus sayımlarında Mardin’de yaşayan Yahudilerin sayısında gün geçtikçe belli bir gerilemenin olduğu görülür. 1927’de 490, 1945’te 17, 1955’te 7, 1960’ta 12, 1965’te ise 9 Yahudi Mardin’de yaşamaktaydı.

            Mardin ve Nusaybin’de yoğunlaşan Yahudilerin yaşadığı yerler halk tarafından Yahudi Mahallesi olarak adlandırılırdı. Aynı niteleme Osmanlı arşiv belgelerinde yer alan kadastro ve mahkeme kayıtlarında da Yahudi Mahallesi veya Yahudiyan Mahallesi olarak geçmektedir. Mardin merkezdeki Yahudi mahallesinin bugünkü Şehidiye Mahallesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu mahalle Mardin’in en eski yedi mahallesinden biri olarak dikkat çeker. İslâm fethinden sonra tutulan ilk kayıtlara göre bu mahallede 480 kişilik bir Yahudi nüfusu vardı. 1827’de Mardin’i ziyaret eden David Bet Hillel, şehirde altı Yahudi aileye ve bir tane de küçük sinagoga rastladığını belirtir. Onun ardından 1848’de Mardin’e gelen Benjamin Haşeni adlı gezgin ise çoğu tarımla uğraşan 50 fakir Yahudi ailesinin bulunduğunu belirtir.

Şehir merkezindeki Yahudi nüfusu 1904’teki belgelere göre 580 kişidir. 1900’lerin başlarında merkezde yaşayan Yahudi nüfusun Nusaybin’e göç etmesine sebep olan ilginç bir gelişme yaşanır. İslâm toplumlarında âdet olduğu üzere şehirde her cuma günü kurulan pazar, Yahudilerin kutsal ibadet günü olan cumartesiye aktarılınca Yahudilerin ekonomik durumu büyük yara alır ve bu nüfusun önemli bir kısmı Nusaybin’deki akraba veya dindaşlarının yanına göç eder. Bu dönemde Mardin merkezdeki Yahudi varlığı zayıflarken, Nusaybin’deki Yahudi varlığı ise kuvvet bulur.

Mardin’le ilgili birkaç Osmanlı arşivinde, abbara olarak bildiğimiz üstü kapalı geçitlerden Yahudi Örtmesi olarak bahsedilmiş olması oldukça dikkat çekicidir. Bugün eski Mardin’de Yenikapı Mahallesi’nde bulunan ve halk arasında Ayn-ı Yehud olarak bilinen bir Yahudi çeşmesi hâlâ ayaktadır. Bazı kayıtlarda bu çeşmeye Yakutiye Çeşmesi de denilmektedir. Buna Yakutiye denmesi dikkat çekici bir adlandırmadır. Acaba Yahudiye kelimesinden bozulma mıdır, diye düşünmeden edemiyor insan.

            Bahsi geçen Yahudi Çeşmesi’ne yakın bir yerde, kapısında İbranice bir taş tablet bulunan metruk bir sinagog yıkıntısı da bulunmaktadır. Bunların dışında, Necmeddin Mahallesi’nde bir Yahudi mezarlığı kalıntısı da söz konusudur. Az bilinse de Mardin’de birkaç dükkandan ibâret olan bir Yahudi çarşısından da bahsedilir. Bu Yahudi çarşısı Revaklı Çarşı’nın kuzeybatı bitişiğindeydi.

***

           Tarihsel sürece dikkat kesildiğimizde Yahudilerin Mardin merkeze nazaran daha çok  Nusaybin’de kökleştikleri görülür. Nusaybin’e yerleşen ilk Yahudi cemaatinin milattan önce 722 yılında buraya geldikleri ve bu Yahudilerin Kuzey İsrail’in en seçkin sınıfından oldukları söylenir. Tarihte Nusaybin’de üç adet sinagogun varlığından bahsedilir. 1970’lere kadar Nusaybin’de az da olsa bir Yahudi varlığı mevcuttu.

           Nusaybin’in bu cemaat için önemi, Yahudi rabbani öğretisinin ilk merkezlerinden biri olmasında da aranabilir. Nusaybin Yahudileri, uzun yıllar Roma-İran sınır hattında iki büyük imparatorluk arasında yapılan ticaret vesilesiyle hayli zenginleşmişlerdi. Özellikle ipek ticaretiyle oldukça zenginleşen Nusaybin Yahudileri, kazandıkları para ve malların hatırı sayılır bir kısmını Kudüs’teki Yahudilere yardım amacıyla gönderiyorlardı.

***

            Tarih kayıtları kurcalansa, Yahudilerin Mardin ve Nusaybin’deki geçmişleriyle ilgili çok daha ayrıntılı notları buraya aktarmak mümkün olacaktır; fakat burada ifâde edilmek istenen şey Mardin’in geniş kültür yelpazesinde bir şekilde Yahudilerin de varlığından söz edilebiliyor olmasıdır. Öyle veya böyle şehrin tarihine ve kültür zenginliğe katkıları olmuştur. Kim bilir, bu katkı belki de hâlâ devam ediyordur da biz farkında değiliz.    

Doç.Dr. Mustafa Öztürk

Mustafa ÖZTÜRK1980 yılında Mardin’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Mardin’de tamamladıktan sonra lisans ve lisansüstü eğitiminin ardından 2018 yılında Filoloji alanında doçentlik derecesi alan Ö

YORUMLAR

  • Mardin, tarihsel akışın içerisinde Babiller, Asurlular, Hititler, Urartular, Persler, Selçuklular, Emeviler, Abbasiler, Anadolu Selçukluları, Artukoğulları ve Osmanlılar döneminden gelen bir şehir. Bunları biliyoruz. Asıl yazılarınızda ilgimizi çeken belkide sizinde yaşınızın yetmediği 100 yıllık zenginliği ön plana çıkaran araştırmalarınızdır. Kıymetli zamanınızı bu alana yorup, yoğunlaştırıp bizi geçmişe götürdüğünüz, ananeleri ve alışkanlıklarıyla birlikte bizi biz eden değerleri hatırlatttığınız için çok teşekkür ediyoruz.

    Hocam yazılarınızı severek ve zevkle okuyoruz. Mardin'i değerli kılan geçmişi gün yüzüne çıkaran aydınlatıcı yazılarınızın devamnı diliyorum. Selam ve saygılarımla.

    Çok pozitif bakmışsınız meseleye. Söz konusu gayr-ı müslim teba olunca şehre katkılarından, zenginlikten vs bahsedilir. Bunların olumsuz rolleri hiç olmamış mıdır? Bu pembe gözlükleri oryantalistlerden mi aldık, yoksa Müslümanların engin hoşgörüsünün bir yansıması mı? Eğer hoşgörüyle Müslümanlar birbirleri hakkında neden bu kadar olumlu yaklaşmıyorlar bu meselelere? Ayette belirtilenin tam tersi: "Kâfirlere karşı şiddetli, Müminlere karşı merhametli" olmak gerekmez mi?

Yorum Ekle