Yarım Kalan Bir Hayat: Belaliz Şahin / DERBESİYE -9

Belaliz Şahin hikayesinin yazı serisinin dokuzuncu bölümü...

Babamın kiraladığı bir araçla Kızıltepe’ye geldik. Bizler için Kızıltepe’de kiralanan eve girdiğimiz an…

Yaklaşık bir hafta boyunca evden dışarı çıkmadım. Geride bıraktıklarıma duyduğum özlem, yüreğimi kavuruyordu. Her anını gözyaşlarımla doldurduğum bu bir haftalık süredeki durumuma dayanamayan annem, kendince bir çözüm üretti bana. Halk Eğitim Merkezi’nde verilen Türkçe kursuna göndereceğini söyleyerek kapandığım evden dışarıya çıkmamı istedi. İsteyip istemediğimi tahlil edebilecek bir psikolojiden çok uzaktaydım ama annemin arzusunu yerine getirebilme adına, babamla beraber bu merkeze giderek kursa alındım. Kursun verildiği sınıfa girerken biraz ürkek biraz da tedirgindim.

Oturduğum sıradan etrafı seyrettim ilk olarak. Dünya’yı, Gülçin’i, Solin’i, Jiyan’ı bu sıralarda oturuyorlarmış gibi hayal ederek nereden nereye geldim diye düşündüm bir an. İçimden atamadığım ateş gürleşmişti yine.

Girmiş olduğum bu hüzün modunu, sınıfa giren öğretmen dağıttı. Sınıftaki öğrencilere eğlenceli sorular sorarak derse başlayan öğretmenin tarzı bana kendimi unutturdu o anlarda. Dersin neredeyse tamamını şakalarla geçiren öğretmen, bizlere aktarmak istediklerini bu şakaların içine doldurarak beynimize pompalıyordu sanki. Yapılan esprilerden payıma da düşeni aldığım o saatler, yaşadığım bütün olumsuzlukları unutturmuştu bana. Dersten müthiş bir keyif almıştım. Ne tuhaftı ki; bir an bile aklımdan çıkmayan kan kardeşimin yaşattığı acıları bu ders saatlerinde hissetmedim ve bu durum, hayatın devam ettiğini anlatmıştı bana aslında. Türkçeyi öğrenmek bir yana hayatın yüreğime çökerttiği karanlık yırtılmıştı sanki. Dersin bitimiyle eve gittiğimde, dersi, derste yapılan şakaları ve bu şakaların bana yaşattığı duyguları bir bir anlattım anneme. Dilimden dökülenlerden çok gözlerimdeki parıltıya kilitlenen annemin duyduğu mutluluğu görmek beni de mutlu etmişti. Konuşmalarım biterken annemle birbirimize sarıldık. Hissettiğimiz mutluluğu birleştirip büyütmüştük böylece.

Halk Eğitim Merkezindeki dersler, kaybettiğim Dünya’nın ardından kararan hayatıma bir ışık olmuş gibiydi. Büyük bir keyif ve büyük bir hızla Türkçeyi öğrenmeye başladım. Hayata tutunmaya çalıştığım bu günlerden birinde öğretmenin ailesini sordu birileri. Sorulana cevaben ailesinden bahseden öğretmen, küçük oğlunun eczacı olduğunu söyleyince…

Belaliz Şahin hikayesinin yazı serisi devam edececek...

loading...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle