Yarım Kalan Bir Hayat: Raşa Hawari / Şam - 8

Raşa Hawari hikayesinin yazı serisinin sekizinci bölümü...

Ağladık…

Aldığı isabetle yıkılıp harabeye dönen evimizin karşısında put kesilerek kalakaldık bir süre. Kahrolası savaşın ateşi evimizi, tek sığınağımız olan yuvamızı alıp götürmüştü işte. Yuvasız kuşlara dönmüştük.

Dayımlara gittik bu kez. İki gün kalabildik. İki günün ardından tekrar teyzemlere döndük. Teyzemlerin kaldığı semtte kiralık ev baktı babam. Ama bu çaba nafile ile sonuçlandı zira buradaki ev kiraları babamın aldığı emekli maaşının üç misliydi.

Çaresizdik…

Bu çaresizliğin içinden çıkardığımız tek çare Dubai’de çalışmakta olan abimin yanına gitme fikri oldu ve bu fikri hayata geçirmek için girişimde bulunduk ama o da olmadı. Dubai devleti bizi kabul etmiyordu. Geriye tek bir çare kalıyordu o da Türkiye… Annemin Türkiye’de akrabaları vardı. Zaman geçirmeden pasaportlarımızı aldık ve annemin akrabalarının bulunduğu Mardin’e gelmek üzere harekete geçtik.

Bindiğimiz bir otobüsle Hatay’a doğru harekete geçtik. Beş altı saat sürmesi gereken yol tam iki gün sürdü.

Aracımızın kontrol edilmediği nokta yoktu. Her kontrol noktasında eşyalarımız açılıyor ve didik didik ediliyordu. İki gün süren korku dolu bir yolculuğun ardından ulaştığımız Hatay Sınır Kapısı’nda da sabır çatlatan bir bekleyiş başladı. Evimizi, yurdumuzu kaybetmiş olmanın verdiği acıya eklenen bu sıkıntılar daralttıkça daraltmıştı bizleri. İşte bu darlığın içinden taşan gözyaşlarımızla beraber göğe doğru açtığımız avuçlarımızla geçmişimizi düşünüyor ve bu acılara müstahak olacak ne yaptık diye kendi kendimizi sorgulayarak Allah’a dua ediyorduk.

Hikayenin yazı serisi devamı gelecek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle