Yarım Kalan Bir Hayat: Xabat Talas / HALEP-1

Xabat Talas hikayesinin yazı serisinin birinci bölümü.

Türkçeyi öğrenebilme adına Halk eğitim merkezine müracaat edip sınıfıma alındığında tanıdım, Xabat’ı. Kendisi genç bir avukat. Mesleği ile pek örtüşmeyen duygusal bir yapıya sahip. Onun duygusallığını, verdiğim dersler esnasında fark etmiştim ama Suriye’deki yaşamını ve yaşadıklarını anlattığında zaman zaman ıslanan gözleri de bu yapısını ele veriyordu. Mesleği icabı kanunlar ve delillerle uğraşan birinin duygusal olmaya ne kadar hakkı olduğunu düşünerek sözü ona bıraktım. Öylesine bir doluydu ki çok uzun anlattı Xabat…

2005 yılında Halep Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Bitirdiğim stajın ardından avukatlık yapmaya başladım. Avukatlık mesleğimin yanında tarih, Arapça ve Fransızca alanlarında özel dersler vererek öğretmenlik de yaptım. Ama asıl mesleğim icabı, zamanımın büyük bir bölümünü mahkemeler ile devlet dairelerinde geçiriyordum. Buralarda geçirdiğim zamanlar içinde, mensubu olduğum devletin döngüsünü çok daha iyi öğrendim. Devlet içindeki zorluklarla beraber rüşvet döngüsünü ve genelde yoksul insanlar üzerinde yoğunlaşan zulüm çemberini daha yakından tanıdım. Nüfus, tapu, maliye ve adliyeler gibi devlet dairelerinde rüşvet olmadan hiçbir iş dönmüyordu. Para ise, mevcut kanunların mutlak hâkimi olarak ön plana çıkıyordu.

Kimi zamanlar adliyede verilen kararlar, emniyet güçleri tarafından uygulanmıyor ve hâkimin bu anlamdaki yasal yaptırım gücü, bile bile ve göstere göstere ihlal ediliyordu. Anlayacağınız, kaba kuvvet yasal zemine üstünlük sağlayabiliyor ve bu kuvveti elinde bulunduran emniyet güçleri, istedikleri şeyi uygulayabiliyorlardı. Bu durum karşısında yükselebilecek bir ses yoktu ve ben dâhil bütün avukatlar, bu gidişata müdahil olabilecek bir fonksiyona sahip değildik ya da fonksiyonumuz yok denecek kadar azdı. Hal böyle olunca, öğretmenlik yaparak kazandığım para, avukatlık yaparak kazandığım paradan daha fazla oluyordu.

Ülkemdeki mevcut durumumu bu şekilde özetledikten sonra Arap Baharı olarak adlandırılan kış kıyamete geleyim şimdilik. Bizler için kış kıyameti getiren bu lanet baharın son halkasının sahnesi Suriye’ydi. İşte bu sahnede başlayan olaylar nedeniyle buralara kadar sürükleneceğimizi asla tahmin etmemiştim.

Xabat Talas hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle