Yarım Kalan Bir Hayat: Xabat Talas / HALEP-10

Xabat Talas hikayesinin yazı serisinin onuncu bölümü.

Tüm ülkeyle beraber Halep’teki durumlarla ilgili olarak aldığımız duyumlar pek iştah açıcı değildi. Tabka şehrine hapsolmuş gibiydim. Burada boş boş oturmaktansa mesleğimi icra edebilme adına mahkemelere gitmek ve buradaki durumları öğrenmek istedim ama abim buna izin vermiyordu. İçimdeki meslek aşkının ateşi, dışarıdaki ateşten daha güçlüydü belki ama bu aşkın ateşine karşılık verebilecek olanaklara yakınlaşamıyordum.

Mesleğime olan uzaklığım, Tabka’dan ayrılma zamanımın geldiğini söylüyordu artık.
Uzatmadım.

Ayrılmak istediğimi abime bildirdim. Abimin de onay verdiği bu karardan birkaç gün sonra yine abim ve yengemle beraber köyümüzün yolunu tuttum. Biz Tabka’ya gelirken Mınbıc şehrindeki ablamın evine giden kız kardeşlerim de köye dönmek üzere yola revan olmuşlardı. Yaşam şekline hiç alışamadığımız köye gelmeyi, orada kalan anne ve babamız için istemiştik tabi ki. Kısa bir yolculuğun ardından hiç istemediğimiz bir ortamda sevdiklerimizle beraber olup giderdiğimiz hasretin ardından geçen günlerde ne yapabileceğimizi de düşünmeye başladık tabi. Köy yerinde geçirdiğimiz birkaç günün ardından geçmişte geçirdiğim bir ameliyatı bahane ederek Halep’e geri dönmem gerektiğini söyledim aileme. Amacım orada olup bitenleri birkaç gün bile olsa yakından görmek ve gelecek adına sağlıklı bir planlama yapmaktı. Zaten annem de hastaydı ve onun da bir doktor muayenesine ihtiyacı vardı. Kendi durumumuzla birlikte Halep’te yaşananları da hep beraber ve uzun uzun konuştuk. Sonunda hemfikir olacağımız karar verildi. Yengem kendi akrabalarının bulunduğu köye, ben, abim, annem ve iki kız kardeşim, Halep’e gidecektik.

Tamamladığımız hazırlıkların ardından yola koyulduğumuzda hepimizin içi kıpır kıpırdı. Bindiğimiz aracın uçmasını istiyorduk. Düğüne gider gibiydik. Hele Halep uzaktan görünmeye başlayınca, çok tuhaf duygularla bezenen yüreklerimizin emrindeki gözlerimiz, ağlamak, gülmek, sevinç ve hüzün gibi duyguları bir arada taşımış ve bu duyguların verdiği ağırlıklar, yanaklarımıza doğru süzülmüştü. Yanaklarımıza süzülen o yaşların taşıdığı şey, hüzün müydü, sevinç miydi bilemedik!

Xabat Talas hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle