Yarım Kalan Bir Hayat: Xabat Talas / HALEP-3

Xabat Talas hikayesinin yazı serisinin üçüncü bölümü.

Vicdan, vatan ve hürriyet temelinde gelişen taleplerle sokağa dökülen silahsız halkın üzerine ateş eden Esed güçleri, yaralanmalara ve ölümlere neden olmuşlardı. Ölüm olaylarının yaşanmasından sonra gelişen sloganlar ise Esed’i hedef almaya başlamış ve tabiri caizse ok yaydan çıkmıştı artık.

18 Mart 2011 günündeki Cuma namazının akabinde Dera, Humus, Şam ve Banyas’ta toplanan halk, Esed’e karşı gösterilere başladı. Olaylar böylece, Dera’dan diğer şehirlere de yansımış oluyordu.

Silah taşımayan halkın demokratik taleplerini dinleyerek sorunlara çözüm getirmeyi denemek yerine, toplulukların üzerine ateş edilmişti.

Emniyet güçlerinin silahlarından kusturulan ateş, değdiği her yeri yakmaya başlamıştı. Bu ateşe maruz kalan halk arasında yaralanmalar ve ölümler yaşanırken birçok insan da tutuklanarak işkencehanelere götürülüyordu.

Ve özellikle Dera’da birçok kadın tutuklanmıştı ki bu durum halk tarafından asla sindirilebilecek bir şey değildi.

Kimi kadın ve kızların emniyet güçlerince alıkonması, kitlelerin sinirini çok daha fazla germiş ve mevcut başkaldırının daha güçlü bir şekilde sürmesine neden olmuştu.

Dera’da başlayan gösteriler, yavaş yavaş diğer kentlere yayılmış ve içten içe bir isyana dönüşmüştü. Ve bu isyan her geçen gün biraz daha büyüyordu ancak halk, güvenlik güçlerine karşı hiçbir ateşli silah kullanmamıştı.

Dera, Şam, Humus, Hama, İdlip, Kamışlo, Amude, Latkiye, Cebla ve Banyas’ta süren gösterilerde silah yerine zeytin dalı taşıyan halk, avaz patlatan bir sesle Esed aleyhine sloganlar atmaya başlamıştı. Emniyet güçleri ise zeytin dalı taşıyan halkın üzerine ateş açarak ölümlere neden oluyordu.

Yaşanan bu ölümler ise halkın öfkesini her geçen gün biraz daha büyütüyordu.

Xabat Talas hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle