Yarım Kalan Bir Hayat: Xabat Talas / HALEP-4

Xabat Talas hikayesinin yazı serisinin dördüncü bölümü.

Bu durumlar altı ay kadar bu şekilde devam etti. Bu altı ay içerisinde olayların başladığı Dera’yı kuşatan Esed güçleri, Dera’nın elektriği ile suyunu kesmiş ve buradaki insanları adeta açlığa mahkûm etmişti.

Bu sıralarda yaşamış olduğum Halep’te de çok cılız bile olsa protesto olayları yaşanmaya başlamıştı. Bu protesto olayları, korku duyabileceğim bir düzeyde değildi. Ancak cılız bile olsa yaşanan bu olayların ardından tutuklanan insanların olduğu haberleri, Haleplileri de endişelendirmeye yetiyordu. Hatta ve hatta tutuklanan avukatlar bile vardı. Ve özelikle avukatların tutuklanmasının ardından, iyiden iyiye ben de endişelenmeye başlamıştım. Diğer şehirler gibi Halep de bir bilinmeze doğru sürükleniyordu artık.

Bu zamana kadar kardeşçe yaşayan halkın birbirine düşmesi için de hava bulandırılır olmuştu. Açıkçası hükümet taraftarı olanlar tarafından yapılan fesatlıklar sonucunda, Arap aşiretleri ile bölgede yaşayan Kürt halkı, birbirlerine düşürülüyordu. Farklı bir kavga başlatılmıştı. Hatta evine gitmekte olan ve henüz 20 yaşında olan erkek yeğenimin yolunu kesip kimlik kontrolü yapan bir gurup, yeğenim Dara’nın Kürt olduğunu anlayınca onu alıkoymak istemiş ancak o sokaktaki evlerinden bu durumu fark eden bazı Arap aileler, aşiret gurubuna müdahale ederek yeğenimi onların ellerinden zorla kurtarmıştı.

Ancak Dara’nın elbiseleri ile telefonunu gasp eden aşiret mensupları, ablamları arayarak “Oğlunuz bizde ve biz onu öldüreceğiz” demişlerdi. Tek evladı ile ilgili olarak gelişen bu haberi alan ablamın girmiş olduğu şok ve ağlama krizlerini anlatabilecek bir lisan yoktur herhalde. Bu haberi alır almaz uğradığım ablamın içler acısı hali, yüreğimi parçalamıştı.

Durmadan ağladığımız o saatlerde ise Dara, kendisini kurtaran Halepli Arap ailenin evindeydi ve biz bundan habersizdik. Dara’yı evlerinde saklayan bu iyi insanlar, ellerine geçirdikleri bir telefonla bizleri aradıklarında, saat sabahın dördüydü. Dara’nın kendi yanlarında, yani emin ellerde olduğunu söylediklerinde inanmamıştık. Telefonu Dara’ya verip bizimle konuşturduklarında bile bu sesin Dara’ya ait olduğuna inanmıyorduk.

Dara’nın sesi ile belki ümitlendik ama rahat edemedik ve onu görüp kucaklamadan da rahat etmeyecektik. Karman çorman duygularla hiç uyumadan sabahladık. Onu kurtaranların verdiği elbiselerle, uyuyamadığımız o ağlatan gecenin sabahında çıkıp geldi Dara… Ev bayram yerine dönmüştü. Akşamın yası, sabahın bayramıydı artık. Öpüp kokladık Dara’yı. Onu canilerin ellerinden kurtaranlara minnet duyduk. Zira onunla beraber ablama ve bizlere, bir hayat hediye etmişlerdi.

Xabat Talas hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

  • Selam, Ho...... , Yazılarını tesadüfen gördüm. Çok güzel olmuş ve yerinde olayları yaşanmış gibi anlatılmış ben o kadar Haleb 'e gittim sanki benden daha iyi tanıyorsun gibi, yazmaya devam et , biraz da Farsça ya ağırlık ver çünkü Edebiyat ve Dünyada da yaşanmış her olay Farsça da gibi. tavsiye ederi. selamlar......................

Yorum Ekle