Yarım Kalan Bir Hayat: Xabat Talas / HALEP-5

Xabat Talas hikayesinin yazı serisinin beşinci bölümü.

Düştüğü yeri yakan ateşin yavaş yavaş Halep’i de kuşattığı bu sıralarda işe gidiş gelişlerim çok sıkıntılı bir hal almıştı. Her an, adres sormayan bir kurşuna hedef olmak işten bile değildi. Kimi zamanlar eve gitmiyor ve iş yerime daha yakın olan abimlerin evinde kalıyordum.

2011’in şubatıyla beraber başlayan arbedede kullanılan silahların boyutları büyümeye başlamıştı. Artık evler, apartmanlar, yollar bombalanıyor, suç ise ayaklanan millete yükleniyordu. Her türlü silahla her yerin toz duman olmaya başladığı bu sıralarda mahkemelere kadar giren Esed güçleri, kimi avukatları da tutuklamaya başladılar. Rahatsız oldukları bu durumları protesto etmeye başlayan avukatların sessiz yürüyüşlerine, ben de iki kez katıldım. Protestolarımız, sizin deyiminizle Cumhuriyet başsavcılığının önünde gerçekleşiyordu ama sonuç nafileden ötede değildi. Beraber çalıştığım avukat abimiz Esed taraftarıydı. Benim bu protestolara katılmamı asla istemeyen iyi bir insandı. Gösterilere gidildiği zaman, emniyet güçleri avukat abimizi arıyor ve olası bir olumsuzluktan onu sorumlu tutacaklarını söylüyorlardı. Bu, onun için de zor bir durumdu tabi ki.

Arbedenin başlamasından altı ay sonrasına kadar halk, asla silah taşımamıştı. Buna karşın Esed güçlerinin silahlarından kusturulan kurşun ve bombalar, halkın üzerine yağdırılmıştı. En kanlı tablo ise 22 Nisan 2011 Cuma günü yaşandı. Bu günün Cuma namazını takiben çeşitli kentlerde baş gösteren gösteriler, Esed’in ateşine maruz kalmış ve tam 84 kişi hayatını kaybetmişti. Bu kanlı tabloya rağmen de göstericiler asla silaha sarılmamışlardı. Ancak sabır taşmıştı.

Bu yaşananlar, Esed güçlerinin içinde yer alan kimi askerlerin de vicdanını sızlatıyordu. İşte bu vicdan, Esed güçlerinden kopmalara neden olmaya başlamıştı. Esed’den kaçıp ayaklanmacıların saflarına geçenler, her geçen gün biraz daha çoğalıyordu. Ülke, yavaş yavaş iki ayrı gücün çatışmasına, bir başka deyimle kardeş savaşına sahne oluyordu artık.

Dera’da başlayan bu arbedenin altıncı ayına girilirken Esed’in generallerinden biri olan Hüseyin Hermuş, tüm rütbelerini geride bırakarak Türkiye’ye kaçtı. İşte bu kaçışın ardından, Esed’e karşı oluşmaya başlayan ve adına Özgür Suriye Ordusu denilen bir gücün oluşumu hız kazanmaya başladı. Ancak kısa bir zaman içerisinde devreye giren Suriye istihbaratı, Türkiye’deki Hüseyin Hermuş’u bir şekilde yakalayıp Suriye’ye getirerek öldürdü.

Xabat Talas hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle