Yarım Kalan Bir Hayat: Xabat Talas / HALEP-7

Xabat Talas hikayesinin yazı serisinin yedinci bölümü.

Özgür Suriye Ordusu Halep’e girmişti!

O hayra alamet olmayan sessizliğin ardından beklenen fırtına kopacaktı artık. Alelacele kapatılan mahkeme salonlarının ardından hâkim, savcı ve avukatlar, evlerinin yolunu tuttular. Benim için de kaybedilecek bir zaman kalmamıştı. Tıpkı diğerleri gibi ben de evime gitmek üzere adliyeden ayrıldım.

Halep’in doğusundan şehrin içine girmeye çalışan Özgür Suriye Ordusu ile Esed güçleri arasında müthiş bir çatışma başlamıştı. Adres tanımayan o mahşeri ateşten hiçbir suçu günahı olmayan sivillerin de etkilenmesi çok güçlü bir olasılıktı ve bu olasılığın farkında olan herkes evine çekilmişti. Büyük bir korkuyla eve ulaşmamın ardından, çatışmalar artarak devam etti.

Çatışmalarda duyduğumuz patlama seslerinin birçoğuyla ilk kez tanışıyorduk. Kapandığımız evlerimizde beklemeye başladık. Bu bekleyişimizde geçen bütün zamanı dualarla doldurduk. Patlayan her bombadan yükselen ses, geceler bir yana gündüzlerimizi bile bölüyor ve hayatımızdan bir şeyleri koparıp götürüyordu. Bizleri, ilk kez tanıştığımız ve ölüm kokan korkularımızla baş başa bırakan bu seslerin ardı arkası kesilmedi. Ülkenin her tarafını kaplayan kan ve barut kokusu, annem, babam ve iki kız kardeşimle kısıldığımız evimizin içine kadar sinmişti artık. Tam ortasında kaldığımız bu ölüm kokan puslu hava, ruhlarımızı çökertmişti. Ruhlarımızdan bedenlerimize yansıyan bu çöküntüye karşı direnebilecek güce de sahip değildik.

Yaşlı annem ve babam, bizleri bu ateşin içinden nasıl ve nereye çıkaracaklarının planlarını yapmaya başladılar. Biz kardeşler, Halep’in dışına çıkmayı asla istemiyor ve düşünmüyorduk. Zira bu arbedenin kısa zaman içinde biteceğine inanıyorduk. Ebeveynlerimiz ise bizimle aynı fikirde değildiler. Bizleri koruma güdüsü, Halep’ten bir an önce uzaklaşıp daha güvenli olduğuna inandıkları köyümüze gitmemiz gerektiğini söylüyordu onlara. Gider miyiz kalır mıyız git gelleriyle bunaldığımız o sıralarda, Tabka şehrinde yaşayan abim, eşiyle beraber Halep’e geldi. Eşinin de ailesi Halep yakınlarında yaşıyordu.

Bizlere duydukları merak, yapacakları yolculuğun bildik sıkıntıları ile yaşanabilecek tehlikeleri düşünmelerine galip gelmişti anlaşılan. Abimin ziyaretinden sonra Halep’i terk etmekle ilgili olan konu tekrar açıldı. Abim, ebeveynlerimizin fikrini destekledi. Abimin bu desteğinden sonra, evimizi terk etme zamanının geldiğini anlamıştık artık.

Xabat Talas hikayesinin yazı serisi devam edececek...

 

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle