Yarım Kalan Bir Hayat: Yasır Hüseyin / KAMIŞLO -1

Yasır Hüseyin hikayesinin yazı serisinin birinci bölümü.

Yasır Hüseyin Kamışlo’da doğmuş. Şimdilik 30 yaşında. On kardeşten dokuzuncusu olan Yasır’ın bir de ikizi var. 2002 yılında liseyi bitiren ikiz kardeşler, üniversite için müracaatlarını yaparlar ama kabul edilmezler.

Bunun üzerine Türkiye’deki üniversiteleri araştırmaya başlayan ikizler, Gaziantep’te biyoloji bölümüne kabul edilebileceklerini öğrenirler ama bu iş için harcanması gereken para çok fazla gelir onlara. Böylece üniversite hayalleri, kalplerine gömülmüş olur. Yasır’ın ikizi askere gider. Yasır ise berberlik mesleğine başlar. Hariçten edebiyat okumayı da ihmal etmez ve biraz da çok sevdiği sazıyla ilgilenir. Bu süreçten 2011 yılına kadar berberlik mesleğini icra eden Yasır, bu arada 32 ay sürecek olan askerliğe giderek bu görevini de tamamlar. Askerlikten sonra Kamışlo’ya geri döner ve hayatına kaldığı yerden devam eder.
Yasır’ın 2011 ile beraber değişen hayatını kendi ağzından dinliyorum şimdi;

Bir sevgi diyarı olan Kamışlo’da doğdum. Etten kemikten bir insanım ben de… Allah beni de tüm insanlar gibi özgür yarattı. Köle değilim ve ırkımla değil insanlığımla gurur duyuyorum. Mensubu olduğum ırkımı da elbette ki çok seviyorum ama bunu insan olmanın önüne asla koymuyorum.

2011 Yılında Dera olayları başlarken işin çok daha büyüyeceğini tahmin ediyordum aslında. Ve maalesef ki olaylar, tahmin ettiğim gibi büyüyüp gelişti. Sevgi diyarı olan Kamışlo, yaşanan olaylardan, ateşten ve dökülen kanlardan rahatsızdı. Yaşanan her kötü olaydan sonra meydanlara doluşan halk, bu durumları protesto ediyordu. Aslında hepimiz, tüm vakit namazlarından sonra dua ediyorduk ve Cuma günleri dualarımızı birleştirip Allah’tan rahmet diliyorduk. Dualardan sonra da şehir meydanında toplanıp dökülen kanlardan duyduğumuz rahatsızlıkları yüksek seslerle ifade ediyorduk.

Ateş her geçen gün biraz daha büyüyor, büyüdükçe esnafın işi kırılıyor ve insanlar evlerine ekmek götürmede bile zorlanıyorlardı. Yavaş yavaş ülke geneline yayılan bu infialle beraber seferberlik ilan eden hükümet tarafından belirlenen gençler, askerlik şubelerine çektirilip alıkonuyordu. Kamışlo’daki askerlik şubesi de bu anlamda çalışmaya başlamıştı. Bu şubede görev yapan memurlardan bir kaçı da babamın arkadaşlarıydı. Babam, mevcut durumla ilgili meraklarını da bu arkadaşlarını kullanarak gideriyordu.

Onaylamadığı bir savaşın tarafı olmak istemeyen babam, askerlik şubesine her ay giderek askere alınacak isim listelerine bakıyor ve bizlerin isimlerini görmeyince rahatlıyordu. Ama her an çağrılabileceğimizin korkusunu da üzerinden atamıyordu. Korktuğu da başına geldi hani. Yine askerlik şubesindeki arkadaşlarına gittiği bir günde, Beyrut’ta yaşayan kardeşimin ismini gören babam, acilen bu kardeşimi arayarak Beyrut’tan Suriye’ye asla geçmemesi gerektiğini tembihlemekten geri kalmadı.

Yasır Hüseyin hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle