Yarım Kalan Bir Hayat: Yasır Hüseyin / KAMIŞLO -4

Yasır Hüseyin hikayesinin yazı serisinin dördüncü bölümü.

Yerimizden yuvamızdan kopuşumuzu takiben süren uzun ve sıkıntılı yolculuğumuz, Kızıltepe’de sona erdi.

Kızıltepe’de dayılarım vardı ve yeni hayatıma da onların yardımlarıyla başlayacaktım. Suriye’ye bir daha da dönmeyi düşünmüyordum ve hala da düşünmüyorum doğrusu.

Kızıltepe’de geçen birkaç günün ardından dayımın oğluyla beraber kendim için iş aramaya başladım. İş bulmam pek uzun sürmedi. Kendi mesleğim olan kuaförlüğü icra edebileceğim işime başladıktan sonra zorunluluğunu hissettiğim Türkçeyi öğrenebilmek için ne yapmam gerektiğinin araştırmasını yaptım.

Türkçeyi öğrenmek zorundaydım zira geride bıraktığım ülkeme bir daha da dönmeyi düşünmüyordum. Halk eğitim merkezinde sürmekte olan okuma yazma kursuna misafir olarak devam etmeye başlamamın ardından durumuma uygun bir üniversitenin araştırmasını da ihmal etmeden yaptım.

Ancak içinde bulunduğum koşullarla uygun bir okulu, ilk zamanlarda maalesef ki bulamadım. Aslında dayımın oğluyla beraber gittiğim Gaziantep ile Mardin Artuklu Üniversitesine de müracaatımı yaptım ama sonuç nafileden öteye gitmedi. İlerleyen zaman içerisinde müracaat ettiğim Diyarbakır Dicle Üniversitesinden ziraat mühendisliğine kabul edilebileceğim haberini aldım. Bu haber beni ziyadesiyle mutlu etti diyebilirim.

İşte bu sıralarda Suriye’den Kızıltepe’ye bir yığın insan akını vardı. Her geçen gün kızışan savaşın neden olduğu kaçışın istikameti sadece hayattı. İnsanlar hayatta kalabilme adına, tıpkı benim gibi yerlerini yurtlarını terk ediyor ve farklı yollardan kafileler halinde Türkiye’ye sığınıyorlardı. Kızıltepe’de de her geçen gün artan sayılar, bazı dedikoduları da kendisiyle birlikte getirmişti.


Sayımız arttıkça dedikodular da artmaya başladı. Tabiri caizse köy dedikodusunu arttıran bu çoğalmanın kendisiyle beraber getirdiği sorunlar, hariç edeceğim bir kesimin dışında yerli halkı da rahatsız etmeye başladı. Anlayamadığım ve anlam veremediğim nedenlerle, mülteci durumuna düşmüş olan varlığımızdan duyulan rahatsızlığa üzülüyorum doğrusu. Bizleri hakir gören laflar duyuyorum ve bu laflar kulağımı değil yüreğimi tırmalıyor.

Yasır Hüseyin hikayesinin yazı serisi devam edececek...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle