Yarım Kalan Bir Hayat: Zehra Ahmet Abdullah / HALEP-7

Zehra Ahmet Abdullah hikayesinin yazı serisinin yedinci bölümü.

İstikametim İstanbul’du.

Adeta hayatı soluyarak geldiğim Türkiye’de karşılaştığım manzaralarla irkildim dersem abartmış olmam herhalde. Düşlediğim ülke ile düştüğüm ülke çok farklı geldi bana. Bindiğim taksiden tutun da alış veriş yaptığım her yerde, Arap olduğumu anladıklarında fazla para aldılar benden. Suriyelilere ev vermek istemiyor, verdiklerinde de normal ederinden çok daha fazla para istiyorlardı. Hayallerimi süsleyen güzellikleri, bu çirkin davranışlarla kirlettiler işte.

Hayallerimi kirletenlere bir çift laf ederek bitirmek istiyorum. Bizler, Irak, Lübnan ve Filistinlileri ülkemizde barındırdık. Onlara kardeş muamelesi yaptık. Fiyatları arttırmadık, ev vermezlik yapmadık. Hayat bir gün sizlere bir başka gün bizleredir. Gelecek saklıdır ve bu geleceği Allah’tan başka kimse bilemez. Benim bu ülke insanından umudum, bir zamanlar Suriye’ye gelmek zorunda kalan Irak, Lübnan ve Filistinli kardeşlerimize gösterdiğimiz yakınlığın benzerini görmekti.

Ben burayı kendi vatanım gibi gördüm ve bu nedenle geldim ama burada tam bir yabancı olduğumu anladım. Sokakta yürümeyi ve insanlarla konuşmayı istemeyecek kadar yabancı kaldım buralarda. Bizler din kardeşiyiz ve şu an yardımınıza ihtiyacımız var. Yeryüzünde yapılanların karşılığını Allah verir. Hayalimde yaşattığım Türkiye’yi hissetmek istiyordum ve bana bu duygunun tattırılması zor bir şey değil. Zor değil zira tatlı bir gülümsemenin sıcaklığı ile ısınabilmekten başka beklediğim hiçbir şey yok.

Hafızamıza yükleyeceğiniz güzelliklerle beraber, ülkemize döneceğimiz günlerin umuduyla hoşça kalın.

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle