Yaşlılarımız, külfet değil, rahmettir.!

Her yıl ekim ayının biri dünya yaşlılar günü olarak kutlanır, her genç birey, bir yaşlı adayıdır. Toplum olarak özellikle de bölgemiz yaşlılarına her dönem büyük önem etfetmiş, yaşlılarını evin bereketi ve büyüğü olarak evinin ailesinin, yuvasunun en alâ yerinde muhafaze etmiş ve saygıda mümkün olabildiğince kusur etmemeye çalışmıştır.

"Biz babadan böyle gördülerle başlayaıp, O adam benim babam"la devam eden şarkılarımıza türkülerimize ilham olan babalarımız, annelerimiz, dede ve ninelerimizin yeri her zaman farklı, değerleri ve sağlıkları bütün değerlerden önce gözetlenir. O yüzdendir ki anenelerine, örf, adet ve geleneklerine önem veren bir toplum olarak Mardinimizde çok şükür ki; yaşlıların, yaşılıklarında bırakıldıkları bakım evi ya da huzur evimiz" olmadı. 

Son dönemlerde kuşaklar arasındaki farklılıklara rağmen Z kuşağı olarak tabir edilen gençlerimizde bile dedeye, nineye saygısıszlık olmaz, güçten - kuvvetten düşen büyüğün bir sözü, yükselen sesi, O deli-kanlı olarak tanımlanan gencin enerjisini bir anda yerlebir etmeye yeter de artar bile.

Gençler olarak yaşlıları dinleme, yaşlılarımızın yaşadıkları tecrübelerden, edepten, terbiyeden faydalanıp, saatler boyu onları dinlemek her zaman yörede büyüyen gençler için alınan hazların en büyüğü olarak yaşanagelmiştir.

Bir Mardinli olarak, Mardin'de yaşayan bir genç olarak, büyüklerle beraber olmanın lezzeti, onlarla olan muhabbet, gençliklerinde yaşadıkları maddi sıkıntıları dnleyip, bulunduğumuz zamandaki bollukla kıyaslamak bir ders, bir nasihat ve sahip olduğumuz imkan ve zenginlikler için bir değil, binlerce şükür etmeye vesile olmuştur herzaman.

İman etmiş, peygamber efendimizin sünnetine riayet eden müslüman bir birey olarak, bir gencin yaşlısına sırt dönmesi yaşlısından sıkılıp, öfler pöfler etmesi oldum olası ağır gelmiştir bana.

Yaşlılar, gençlere bir külfet değil; külfet gibi gördüğümüz bir rahmettir. Hem de öyle bir rahmet ki; az bir zahmetle cenneti kazanabileceğimiz bir rahmettir. Hem de öyle bir rahmet ki çağlayanın güzelliği gibi hayatımıza güzellik katan bir rahmettir. 

Peygamberimiz (sav):

“Eğer süt emen çocuklar, beli bükük yaşlılar, otlayan hayvanlar olmasaydı üzerinize azâb sel gibi gelirdi.”buyuruyor. Bu hadis her aklıma getirdiğimde yaşlılarla aramızdaki uçurumun, bizim ahiretle aramıza açtığımız bir uçurum olarak nitelendiriyorum. 

O yüzden bir gün değil, her gün bizim için yaşlılar günü olsun. Yaşlılarımızın kalan ömürlerinde mutlu olmalarını sağlamak bizim başlıca görevimiz olmalıdır. 

Yaşlılarına saygıda kusur etmeyen gençler olarak kalmayı, yaşlılığımızda da aynı duygularla bize yaklaşacak torunların olması dileklerimle bütün yaşlılarımızın ellerinden öpüyor, rabbim bizi onların bereketinden mahrum etmesin inşallah diyorum.

M. Yusuf Güneş

Muhammed Yusuf Güneş Mardin Life Yayın Grubu

loading...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle