Akış: Mutluluk Bilimi - Mihaly Csikszentmihalyi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Akış: Mutluluk Bilimi kimin eseri? Akış: Mutluluk Bilimi kitabının yazarı kimdir? Akış: Mutluluk Bilimi konusu ve anafikri nedir? Akış: Mutluluk Bilimi kitabı ne anlatıyor? Akış: Mutluluk Bilimi PDF indirme linki var mı? Akış: Mutluluk Bilimi kitabının yazarı Mihaly Csikszentmihalyi kimdir? İşte Akış: Mutluluk Bilimi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Mihaly Csikszentmihalyi

Yayın Evi: Buzdağı Yayınevi

İSBN: 9786056685873

Sayfa Sayısı: 416

Akış: Mutluluk Bilimi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çağımızda yaşayan ortalama bir insanın sahip olduğu lüks ve konfora yüz yıl öncesinin kral ve kraliçeleri bile sahip değildi. Ancak tüm bu konfor artışına ve reel milli gelirlerin birkaç katına çıkmasına rağmen mutluluk oranları değişmiyor. Sayısız bilimsel araştırma paranın, daha lüks ve daha konforlu bir hayatın mutluluk getirmediğini net bir şekilde ortaya koymuş durumda. O zaman insanı gerçekten mutlu eden nedir? Yaşam kalitemizi ve hayattan aldığımız tadı artıracak bir yöntem var mı? Dünyaca ünlü Akış teorisi, insanın gerçekte nasıl mutlu olacağını açık bir biçimde ortaya koyuyor. Mutluluk kontrolsüzce bir haz arayışından değil, bilinçli bir adanmışlıktan geçiyor. Diğer bir deyişle; Akış deneyiminden. Akış deneyiminin ne olduğunu açıklayan ve bu deneyimi nasıl yaşayabileceğimizi sayısız örnekle bize sunan bu kitap, Akış teorisinin sahibi Prof. Dr. Mihaly Csikszentmihalyi'nin mutluluğu araştırmaya adanmış 25 yıllık çalışmasının bir sonucudur. AKIŞ: Mutluluk Bilimi kitabı, akademik dünyayla birlikte yaşamına değer katmak, hayatı daha derinden keşfetmek ve öz farkındalığını artırmak isteyen herkes içindir. Mutluluğun gerçekten de bir sırrı var.

Akış: Mutluluk Bilimi Alıntıları - Sözleri

  • Her zaman yaşamaya hazırlanıyor, ama hiç yaşayamıyoruz..
  • Ödüller dışsal kuvvetlerle bağlanmadığında güç kişiye geri döner..
  • Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz. Ama hiç yaşamıyoruz.
  • Düşünce kurgularında temel bir değişim olmadıkça insanlığın genel durumunda büyük bir gelişim mümkün değildir.
  • Dünyadaki hiçbir şeyin tam anlamıyla olumlu olmadığı gerçeğiyle uzlaşmalıyız; her türlü güç kötüye kullanılabilir. Sevgi zulüm doğurabilir, bilim yıkım yaratabilir, teknoloji kontrol altına alınmadığında kirliliğe neden olur. Üst düzey yaşantı, bir enerji biçimidir ve enerji yardım etmek için kullanılabileceği gibi yıkmak için de kullanılabilir. Ateş ısıtabilir de, yakabilir de; atom enerjisi elektrik de üretebilir, dünyayı da yok edebilir. Enerji güçtür, ancak güç yalnızca bir araçtır. Gücün uğrunda kullanılacağı amaçlar yaşamı zenginleştirebilir ya da acılarla doldurabilir.
  • ... içi boş bir jest, ilgisizlikten farkı olmayan ikiyüzlü bir numaradır.
  • İsteyen ama eyleme geçmeyen kişi vebayı besler.
  • " Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz," derdi Ralph Waldo Emerson "ama hiç yaşamıyoruz."
  • Çalışmak insana soyluluk katar ve onu bir hayvana dönüştürür.
  • Tercihler daha az ve net olduğunda bir hedefe ve gerektirdiği kurallara kendini adamak daha kolaydır.
  • Bireylerin bilinci değişmeden hiçbir sosyal değişim gelmez. Carlyle adında genç bir adam dünyayı nasıl değiştireceği sorulduğunda şöyle bir yanıt verdi: ''Kendini değiştir. Böylelikle dünyadan bir alçak azalır.''
  • Amaç, çabalar ile sonuçlanmalıdır ; niyet eyleme dönüştürülmelidir.
  • ... kendini kaybeden bir insan, bütün bir dünyayı ka­zansa bile ne olur? Ben önce kendimi fethetmeyi deniyorum, dünyayı kaybetsem de umurumda degil.
  • İşlerinden hoşlanmayı, boş zamanlarını israf etmemeyi öğrenen insanlar bir bütün olarak hayatlarının çok daha değerli olduğunu hisseder. C.K. Brightbill, şöyle yazmıştı: "Gelecek yalnızca eğitimli insanın değil, boş zamanını akıllıca kullanmayı öğrenmiş eğitimli insanındır."
  • İnsan, evrimi boyunca, her bir insan grubu kozmostaki soyutlanmışlığının ne denli büyük ve hayata tutunuşunun ne denli tesadüfi olduğunun yavaş yavaş farkına vardıkça, evrenin gelişigüzel ve ezici kuvvetlerini, idare edebileceği ya da en azından anlayabileceği modellere dönüştürmek için mitler ve inançlar geliştirmiştir. Her kültürün başlıca işlevlerinden biri, üyelerini kaostan korumak, onları önemli olduklarına ve sonunda başarıya ulaşacaklarına inandırmaktır. Eskimolar, Amazon havzasındaki avcılar, Çinliler, Navajo yerlileri, Avustralyalı Aborjinler ve New Yorklular, hiçbiri evrenin merkezinde yaşadığından ve kendisinin, en hızlı şekilde geleceğe ulaşmasını sağlayacak özel bir ayrıcalığı bulunduğundan kuşku duymamaktadır. insanlar yalnızca kendilerine özgü bu tür ayrıcalıkları olduğuna güvenmeselerdi, varoluşun zorluklarıyla yüzleşmeleri zorlaşırdı. Olması gereken budur. Ancak kişinin, dost canlısı bir kozmosun bağrında güvende olduğu duygusunun tehlike arz ettiği zamanlar da vardır. Kalkanlara ve kültürel mitlere duyulan yersiz ve gerçekçilikten uzak bir güven, başarısızlığa uğrayan insanlarda bir önceki güven duygusu kadar aşırı bir hayal kırıklığı yaratabilir. Her ne zaman bir kültürün şansı yaver gitse ve bir süreliğine, doğanın kuvvetlerini denetlemenin yolunu gerçekten bulmuş gibi görünse, olan budur. O noktada insanların seçilmiş bir halk olduklarına ve artık herhangi bir büyük aksaklıktan korkmalarına gerek kalmadığına inanmaları akla yatkındır. Romalılar, birkaç yüzyıl Akdeniz'e hükmettikten sonra bu noktaya gelmişlerdi; Çinliler Moğol istilasından önce üstünlüklerinin sonsuza kadar süreceğine inanıyorlardı ve İspanyollar gelmeden önce Aztekler'in de durumu farklı değildi. Bu kültürel kendini beğenmişlik ya da temelde insan gereksinimlerine duyarsız bir evrenden almayı hak ettiklerimizle ilgili kibirli varsayım, genellikle başa beladır. Yersiz güvenlik hissi, er ya da geç şiddetli bir uyanışla sonuçlanır. İnsanlar, ilerlemenin kaçınılmaz ve yaşamın kolay olduğuna inandıkları zaman, ilk sıkıntı işaretleri karşısında cesaretlerini ve kararlılıklarını çabucak yitirebilirler. İnandıkları şeyin tam anlamıyla doğru olmadığını fark ettikleri zaman, öğrendikleri her şeye inançlarını kaybederler. Kültürel değerlerin kendilerine verdiği alışılmış desteklerden yoksun kalan insanlar bir kaygı ve cansızlık bataklığında debelenmeye başlarlar.

Akış: Mutluluk Bilimi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Öyle çok beğendim ki; elimde olsa tüm sevdiklerime okuturum. Kitapta bahsedilen asıl nokta; " bir insan çok istediği bir tatile gittiğinde bile sıkılabiliyorken diğer bir insan durakta otobüs beklerken bile keyif alabiliyor, işte bunu sağlayan akışta olabilmektir". Yaptığımız herhangi bir şeydeki kaliteyi artırmayı anlatıyor ve çok güzel anlatıyor. Düşüncelerime paralel bir kitap. (İnci g)

Okuduğum en faydalı kitaplardan biri oldu. Pek çok şeyi öğrenmeye vakit ve fırsat vermemize rağmen fena halde ihmal ettiğimiz çok önemli bir konuyu işliyor: Zihni düzene koyabilme becerisi. Zihnimiz yönlendirilmediğinde başıboş bir şekilde (ve daha çok da endişe verici düşünceler arasında) gezinip duruyor. İç uyumumuzu tekrar sağlamanın yolu zihne üzerinde düşünmesi ve aslında yaratıcı ve dönüştürücü bir enerji olan 'dikkat'imizi yönlendirebileceği bir hedef vermek. 'Akış' olarak adlandırılan deneyimi hepimiz bir şekilde yaşamışızdır: Bir konuya, işe, aktiviteye kendimizi o kadar kaptırırız ki onun dışında hiçbir şeyin farkında olmayız, zamanın nasıl geçtiğini anlamayız ve bundan büyük bir haz alırız. Kitap, dıș șartlar ne olursa olsun bu 'akış' deneyimini nasıl daha fazla yaşayabileceğimizi anlatıyor. Özetle akış deneyimi yaşayabilmek için seçtiğimiz ya da yaptığımız aktivitede net bir hedefimizin olması, hedefe doğru ilerleyip ilerlemediğimiz konusunda geri bildirim alabilmemiz ve işin gerektirdiği beceri-zorluk seviyesinin bizim için ne çok düşük ne de bizi aşacak seviyede olması gerekir. Kitapta sanattan bilime, okumaktan yemeğe, en sıradan işlerde çalışmaktan boş vakitleri değerlendirmeye pek çok örnek var. Kitapta zihnimizi düzene sokmak ve akış deneyimini yaşamak için 'ne' yapmanız gerektiği değil, her ne yapıyorsak onu 'nasıl' yapmamız gerektiği anlatılıyor. Kendi yaşamının kontrolünü daha fazla eline alma konusunda bilgi sahibi olmak isteyen herkese tavsiye ederim. (Dilek)

Mutluluk Bilimi kitabında, yıllarca süren araştırmalar sonucu ortaya çıkardığı Akış modelini ve bu modelin mutluluğumuz üzerindekini etkisini anlatıyor. İş yaşamına ve sosyal hayata dair pratik uygulamalar sunan kitap, daimi mutluluğu arayanların yoluna fener tutuyor. Mihaly Csikszentmihalyi’nin kitapta da üstünde durduğu gibi, aslında her yol Delphi tapınaklarının girişinde yazan “Kendini bil!” sözüne çıkıyor. Mihaly Csikszentmihalyi ortaya attığı akış teorisinde, insanın kendini tanımasını, gerçekten neyi istediğini, tutkularını ortaya çıkarmasını ve hayatında oluşturacağı hedefler doğrultusunda, önüne çıkan tüm alt hedefleri ve hatta engelleri bir zevk aracı olarak görmesini tavsiye ediyor. Bunları da iradelerinin sınırlarını bilerek ve artık evreni yönetmeyi bırakıp, onunla iş birliği içinde bir rol üstlenerek yapması gerektiğini söylüyor. Ona göre akış, insanların bir etkinliğe, kendilerini başka hiçbir şeyi umursamayacak kadar kaptırmalarıdır. Hayatınızdaki tüm alanlara bunu uyguladığınızda, daimi mutluluğa ve hazza ulaşmanızın önünde hiçbir engel kalmayacaktır. (Reşatotales)

Akış: Mutluluk Bilimi PDF indirme linki var mı?

Mihaly Csikszentmihalyi - Akış: Mutluluk Bilimi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Akış: Mutluluk Bilimi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mihaly Csikszentmihalyi Kimdir?

Mihaly Csikszentmihalyi, Macar-Amerikalı bir psikologdur. Verimliliği sağlayan çok odaklı bir zihinsel durum olan psikolojik akış kavramını tanıdı ve adlandırdı. Claremont Graduate University'de Seçkin Psikoloji ve Yönetim Profesörüdür.

Mihaly Csikszentmihalyi Kitapları - Eserleri

  • Akış: Mutluluk Bilimi
  • Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma

Mihaly Csikszentmihalyi Alıntıları - Sözleri

  • Amaç, çabalar ile sonuçlanmalıdır ; niyet eyleme dönüştürülmelidir. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Bireylerin bilinci değişmeden hiçbir sosyal değişim gelmez. Carlyle adında genç bir adam dünyayı nasıl değiştireceği sorulduğunda şöyle bir yanıt verdi: ''Kendini değiştir. Böylelikle dünyadan bir alçak azalır.'' (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • İnsan, evrimi boyunca, her bir insan grubu kozmostaki soyutlanmışlığının ne denli büyük ve hayata tutunuşunun ne denli tesadüfi olduğunun yavaş yavaş farkına vardıkça, evrenin gelişigüzel ve ezici kuvvetlerini, idare edebileceği ya da en azından anlayabileceği modellere dönüştürmek için mitler ve inançlar geliştirmiştir. Her kültürün başlıca işlevlerinden biri, üyelerini kaostan korumak, onları önemli olduklarına ve sonunda başarıya ulaşacaklarına inandırmaktır. Eskimolar, Amazon havzasındaki avcılar, Çinliler, Navajo yerlileri, Avustralyalı Aborjinler ve New Yorklular, hiçbiri evrenin merkezinde yaşadığından ve kendisinin, en hızlı şekilde geleceğe ulaşmasını sağlayacak özel bir ayrıcalığı bulunduğundan kuşku duymamaktadır. insanlar yalnızca kendilerine özgü bu tür ayrıcalıkları olduğuna güvenmeselerdi, varoluşun zorluklarıyla yüzleşmeleri zorlaşırdı. Olması gereken budur. Ancak kişinin, dost canlısı bir kozmosun bağrında güvende olduğu duygusunun tehlike arz ettiği zamanlar da vardır. Kalkanlara ve kültürel mitlere duyulan yersiz ve gerçekçilikten uzak bir güven, başarısızlığa uğrayan insanlarda bir önceki güven duygusu kadar aşırı bir hayal kırıklığı yaratabilir. Her ne zaman bir kültürün şansı yaver gitse ve bir süreliğine, doğanın kuvvetlerini denetlemenin yolunu gerçekten bulmuş gibi görünse, olan budur. O noktada insanların seçilmiş bir halk olduklarına ve artık herhangi bir büyük aksaklıktan korkmalarına gerek kalmadığına inanmaları akla yatkındır. Romalılar, birkaç yüzyıl Akdeniz'e hükmettikten sonra bu noktaya gelmişlerdi; Çinliler Moğol istilasından önce üstünlüklerinin sonsuza kadar süreceğine inanıyorlardı ve İspanyollar gelmeden önce Aztekler'in de durumu farklı değildi. Bu kültürel kendini beğenmişlik ya da temelde insan gereksinimlerine duyarsız bir evrenden almayı hak ettiklerimizle ilgili kibirli varsayım, genellikle başa beladır. Yersiz güvenlik hissi, er ya da geç şiddetli bir uyanışla sonuçlanır. İnsanlar, ilerlemenin kaçınılmaz ve yaşamın kolay olduğuna inandıkları zaman, ilk sıkıntı işaretleri karşısında cesaretlerini ve kararlılıklarını çabucak yitirebilirler. İnandıkları şeyin tam anlamıyla doğru olmadığını fark ettikleri zaman, öğrendikleri her şeye inançlarını kaybederler. Kültürel değerlerin kendilerine verdiği alışılmış desteklerden yoksun kalan insanlar bir kaygı ve cansızlık bataklığında debelenmeye başlarlar. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Hayatın temel çizgisinin başarı değil mutluluk olduğunu kabul edersek, önemli olanın varış yerine ulaşmak değil seyahatin kendisi olması çok mantıklıdır. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • Her zaman yaşamaya hazırlanıyor, ama hiç yaşayamıyoruz.. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz. Ama hiç yaşamıyoruz. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Çalışmak insana soyluluk katar ve onu bir hayvana dönüştürür. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Dünyadaki hiçbir şeyin tam anlamıyla olumlu olmadığı gerçeğiyle uzlaşmalıyız; her türlü güç kötüye kullanılabilir. Sevgi zulüm doğurabilir, bilim yıkım yaratabilir, teknoloji kontrol altına alınmadığında kirliliğe neden olur. Üst düzey yaşantı, bir enerji biçimidir ve enerji yardım etmek için kullanılabileceği gibi yıkmak için de kullanılabilir. Ateş ısıtabilir de, yakabilir de; atom enerjisi elektrik de üretebilir, dünyayı da yok edebilir. Enerji güçtür, ancak güç yalnızca bir araçtır. Gücün uğrunda kullanılacağı amaçlar yaşamı zenginleştirebilir ya da acılarla doldurabilir. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • " Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz," derdi Ralph Waldo Emerson "ama hiç yaşamıyoruz." (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • “İnsanlar umut olmadan hayatta kalamazlar. Biyolojimiz gereği, sinir sistemimizin yüklendiği dürtülerden ayrı olarak, yaşamak için nedenimiz olmadığında kısa sürede sadece beslenme, barınma ve cinselliğin önemli olacağı hayvansal bir varoluş düzenine döneriz. Buna karşılık, dünyanın en büyük medeniyetlerinin ulaştıkları kayda değer kültürel birikim ancak çok farklı iki önkoşul ile mümkün olmuştur: Makul seviyede kaynak, bu kaynakları kullanacak teknoloji sonucunda önemli miktarda materyal fazlası ve vatandaşların hayatın içinde yer alan kaçınılmaz engel trajedilerin üstesinden gelmelerini sağlayan belirli hedefler. Bu koşullardan herhangi birinin yokluğunda hayat çıkarcı bir mücadeleye döner; her ikisinin de yokluğunda kelimenin tam anlamıyla umutsuz bir hal alır.” (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • ... içi boş bir jest, ilgisizlikten farkı olmayan ikiyüzlü bir numaradır. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • İsteyen ama eyleme geçmeyen kişi vebayı besler. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Ödüller dışsal kuvvetlerle bağlanmadığında güç kişiye geri döner.. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • İşlerinden hoşlanmayı, boş zamanlarını israf etmemeyi öğrenen insanlar bir bütün olarak hayatlarının çok daha değerli olduğunu hisseder. C.K. Brightbill, şöyle yazmıştı: "Gelecek yalnızca eğitimli insanın değil, boş zamanını akıllıca kullanmayı öğrenmiş eğitimli insanındır." (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Kimseye elinden gelenin en iyisini yapması talimatı veremezsiniz. Beethoven'a Dokuzuncu Senfoni'yi yazması talimatını veremezdiniz. Bunu yapmayı istemesi gerekiyordu. Dolayısıyla bir işletmenin başındaki kişi yapan değil, olanak tanıyan biri olmalıdır. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • Yaşayan her şey var olmayı arzular. Davranışlarımızla birlikte varlığımız açığa çıkar. Ardından zevk doğal olarak gelir çünkü arzulanan bir şey her zaman haz getirir. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • ... kendini kaybeden bir insan, bütün bir dünyayı ka­zansa bile ne olur? Ben önce kendimi fethetmeyi deniyorum, dünyayı kaybetsem de umurumda degil. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Kötü olan materyalizmin kendisi değildir çünkü belli bir noktaya kadar eşya sahibi olmak ve kullanmak bizleri daha mutlu eder. Herkes bir ölçüde materyalisttir, olmasaydık insan olmazdık. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • Tercihler daha az ve net olduğunda bir hedefe ve gerektirdiği kurallara kendini adamak daha kolaydır. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Düşünce kurgularında temel bir değişim olmadıkça insanlığın genel durumunda büyük bir gelişim mümkün değildir. (Akış: Mutluluk Bilimi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle