Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü - David Eagleman Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü kimin eseri? Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü kitabının yazarı kimdir? Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü konusu ve anafikri nedir? Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü kitabı ne anlatıyor? Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü PDF indirme linki var mı? Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü kitabının yazarı David Eagleman kimdir? İşte Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: David Eagleman

Çevirmen: Zeynep Arık Tozar

Editör: Algan Sezgintüredi

Orijinal Adı: Livewired

Yayın Evi: Domingo Yayınevi

İSBN: 9786051981901

Sayfa Sayısı: 328

Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Madde yoksunluğu ile kırık bir kalbin ortak yönü ne? Anıların düşmanı neden zaman değil de başka anılar? Kolsuz bir insan nasıl dünyanın en iyi okçusu olabiliyor? Geceleri neden rüya görürüz ve bunun gezegenimizin dönüşüyle ne ilgisi var? Kör bir insan diliyle görmeyi, sağır bir insan derisiyle işitmeyi nasıl öğrenebilir?

Bu soruların yanıtı gözlerimizin hemen arkasında duruyor. Yaşadığımız gezegende keşfedegeldiğimiz en ileri teknoloji, kafatasının karanlık haznesinde taşıyıp durduğumuz şu bir buçuk kiloluk organda saklı. Nasıl ki hayatın heyecanı kim olduğumuzla değil, kime dönüşme sürecinde olduğumuzla ilgili, beynin sihri de onu oluşturan parçalardan çok, parçaların dinamik ve canlı bir doku oluşturmak üzere kendilerini durmaksızın yeniden dokumalarında yatıyor. Beynimiz, tıpkı dünyamız gibi, değişken ve akışkan bir sistem.

Kuşağının en iyi bilim anlatıcılarından David Eagleman Canlı Devre’de, en yeni bilimsel araştırmalar ve ilginç vakalar eşliğinde, şu satırları okumakla bile ebediyen değişecek beynimizin içyüzüyle tanıştırıyor bizleri.

“Göz alıcı... Isaac Asimov’dan bu yana, fikirlerini böylesine çokboyutlu ele alan bir bilim insanıyla karşılaşmamıştık. Oliver Sacks ve William Gibson, Carl Sagan’ın verandasında bir araya gelip yazsalar böyle olurdu dedirten bir kitap.”

–Wall Street Journal

“Eagleman, beynin uyum yeteneğine dair gizemi fazlasıyla ikna edici ve fazlasıyla sürekleyici bir şekilde sunuyor.” Khaled Hosseini

Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü Alıntıları - Sözleri

  • Bir şeyde başarı göstermek, kapıyı başka şeylerin üzerine kapamak anlamına gelir. Yalnızca tek bir hayata sahip olduğunuzdan, kendinizi adadığınız şey, sizi belirli yollarda yürümeye itecek, diğerleri sizin için sonsuza kadar yürünmemiş yollar olarak kalacaktır. İşte tam da bu nedenle, bu kitaba filozof Martin Heidegger'e ait, en sevdiğim alıntılardan biriyle başladım: "Her insan birçok kişi olarak doğar, tek bir kişi olarak ölür."
  • Anılar yaşamı güzelleştirir ama yaşamı çekilir kılan, yalnızca unutmaktır.
  • Zamanınızı neyle geçirdiğiniz, beyninizdeki değişimleri belirler. Yediğinizden fazlasısınızdır aslında; bir anlamda sindirdiğiniz bilginin kendisine dönüşürsünüz.
  • Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu kendi ellerinizle yaratmaktır.
  • Maddenin tüketilmesi, beyinde o maddeyle ilgili reseptörlerin sayısını değiştirir. Hatta o derecede değiştirir ki kişi öldükten sonra beynine bakıp içerdiği moleküler değişimleri belirleyerek, bağımlısı olduğu maddeleri ortaya çıkarmak mümkündür. İnsanların bir ilaç ya da maddeye karşı duyarsızlaşması (ya da ona direnç göstermesi) da bu nedenledir: Beyin, ilacin varlığını öngörmeyi öğrenir ve bir sonraki dozda denge durumunu koruyabilmek için reseptörlerin ifade sürecini buna uyarlar. Sözlük anlamıyla ve fiziksel olarak beyin, o maddenin ortamda olmasını bekler hale gelmiştir çünkü biyolojik ayrıntılar da kendilerini buna uygun bir kalibrasyona tabi tutmuştur. Sistem, belirli bir miktarın varlığını öngörebildiğinden, en baştaki etkiye yeniden ulaşmak için artık daha fazlasına ihtiyaç vardır. Bu rekalibrasyon süreci, madde yoksunluğuyla ortaya çıkan nahoş belirtilerin temelidir. Beyin maddeye ne kadar uyum sağlamışsa madde yokluğunun vurduğu darbe de o kadar büyüktür. Yoksunluk belirtileri alınan maddeye göre değişse de (terlemeden titremeye, titremeden depresyona kadar) beklenen bir şeyin çarpıcı yokluğu hepsi için ortaktır. Nöral öngörülerle ilgili bu anlayış, yürek yaralarıyla ilgili bir anlayış da sunar bize. Sevdiğiniz insanlar, birer parçanız haline gelir; yalnızca mecazen değil, fiziksel olarak da. Dünya için kurduğunuz içsel modele insanları da katarsınız. Beyniniz, varlıklarının beklentisi merkezinde yeniden biçim verir kendine. Bir sevgiliden ayrıldıktan, bir dostun ya da ebeveynin ölümünden sonra, kişinin ani yokluğu genel denge durumunda temel bir bozulmaya karşılık gelir. Halil Cibran’ın Ermiş adlı eserinde ifade ettiği gibi: “Aşk, ezelden beri ancak ayrılık saati gelip çattığında kendi derinliğinin farkına varır.” Beyin bu haldeyken, o ana kadar tanımış olduğunuz herkesi içeren bir negatif görüntü gibidir. Sevgilileriniz, dostlarınız, ebeveynleriniz görüntüde beklenen yerlerini doldururlar. Kayıktan indikten sonra dalgaların hissedildiği ya da bağımlısı olunan bir maddeye açlık duyulduğu durumlarda olduğu gibi, beyniniz hayatınızdaki insaların da yerinde durmasını ister. Biri uzaklara taşındığında, sizi reddettiğinde ya da öldüğünde, beyniniz sarsılan beklentileri için mücadele vermeye başlar. Yavaş da olsa zaman içinde o kişinin olmadığı bir dünyaya yeniden ayarlamalıdır kendini.
  • Beyin içinde bulunduğu dünyayı yansıtır
  • (..) kim olduğumuz, beyin ağlarının bir bütün olarak nasıl düzenlendiğine bağlıdır. Vücutta yapılan bir değişiklik, kişilikte bir değişimi de tetikleyebilir.
  • Bir şeyde başarı göstermek, kapıyı başka şeylerin üzerine kapamak anlamına gelir. Yalnızca tek bir hayata sahip olduğunuzdan, kendinizi adadığınız şey, sizi belirli yollarda yürümeye itecek, diğerleri sizin için sonsuza kadar yürünmemiş yollar olarak kalacaktır.
  • "Aşırı düzeyde sosyal yoksunluk, beynin normal gelişimini raydan çıkarmıştı."
  • Beyin, hedeflerini ve üstesinden gelmek zorunda olduğu güçlükleri yansıtacak şekilde sürekli olarak ayarlar kendini. Kaynaklarını, koşullarının gereklerine göre biçimlendirir. İhtiyaç duyduğu şeye sahip değilse kendisi yaratır.
  • Sevdiğiniz insanlar, birer parçanız haline gelir; yalnızca mecazen değil, fiziksel olarak da. Dünya için kurduğunuz içsel modele insanları da katarsınız. Bir sevgiliden ayrıldıktan, bir dostun ya da ebeveynin ölümünden sonra, kişinin ani yokluğu genel denge durumunda temel bir bozulmaya karşılık gelir. Halil Cibran'ın "Ermiş" adlı eserinde ifade ettiği gibi: "Aşk, ezelden beri ancak ayrılık saati gelip çattığında kendi derinliğinin farkına varır"
  • "Her insan birçok kişi olarak doğar, tek bir kişi olarak ölür."
  • Bir ampulü değiştirmek için kaç psikiyatrist gerekir? Yalnızca bir. Ama ampulün de değişmek istemesi koşuluyla.
  • Her insan bir çok kişi olarak doğar, tek kişi olarak ölür. Martın Heidegger
  • Bir buçuk kiloluk beyin dokunuz, çevrenizdeki dünyanın herhangi bir bölümünü doğrudan işitmez ve görmez. Kafatasınız içinde karanlık ve sessiz bir mahzene hapsedilmiş durumdadır. Görebildiği tek şey, farklı veri kabloları boyunca akıp duran elektrokimyasal sinyallerdir. Ve kullanabileceği bütün malzeme de bundan ibarettir. Beyin, nasıl yaptığını hâlâ anlamaya çalıştığımız yollarla, aldığı sinyallerden örüntüler çıkarma konusunda inanılmaz beceriklidir. Bu örüntülere anlam yükler; anlam ise öznel deneyimlerin ortaya çıkışında rol oynar. Beyin, karanlıktaki kıvılcımları sizin dünyanızı yansıtan tutarlı bir film şeridine dönüştüren bir organdır. Bilgisayarınızdaki muhteşem görüntülü ekran koruyucu temelde nasıl sıfırlar ve birlerden oluşuyorsa hayatınızdaki bütün vurgular, aromalar ve duygular da karanlıkta oradan oraya zıplayıp duran trilyonlarca sinyale kodlanmıştır.

Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Beynin kendini nasıl geliştirdiğini, neden rüya gördüğümüzü, körlerin neden iyi duyduklarını, duyusal hastalıklara nasıl çözüm bulunduğunu/buluncağını, çocukluk dönemindeki gelişimin hayatınızın her bölümüne nasıl etki ettiğini ve dahasının cevabını veren bir kitap. Bu soruların cevaplarını merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Bazı ilgi alanlarında ustalaşmanızı saglayacak fikirler de ediniyorsunuz. İlk ve son bölümler çok akıcı hevesle okuyorsunuz ama orta bölümler icin ayni seyi soyleyemecegim okurken sıkıldım(motor nöronlarla ilgili olan kısım). Genel olarak sadece boş bilgi aldığınız kitap değil gercek yaşama uygulanabilecek düşünceleriniz oluşuyor. Belki de bi zaman diliminde filmerdeki gibi süperhislerimiz olabilir. :) (yusuf altı)

canlı devre: İncognito, beyin, yaratıcı tür kitaplarından sonra okunması gereken tamamlayıcı ve aynı zamanda güncel bilgileri barındıran devam serisi diyebilirim... İyi okumalar.. (Uğur ÇAĞLAR)

Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü PDF indirme linki var mı?

David Eagleman - Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı David Eagleman Kimdir?

Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü Stanford Üniversitesi'nde misafir doçent olarak görev yapan Amerikalı yazar ve nörolog. David Eagleman aynı zamanda Bilimler ve Hukuk Merkezi'nin müdürü olarak görev yapmaktadır

David Eagleman Kitapları - Eserleri

  • Incognito - Beynin Gizli Hayatı
  • Beyin
  • Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü
  • Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü
  • Kafamın İçinde Biri Var Ama O Ben Değilim
  • Livewired: The Inside Story of the Ever-Changing Brain

David Eagleman Alıntıları - Sözleri

  • Your brain adjusts itself according to what you spend your time on, as long as those tasks have alignment with rewards or goals. (Livewired: The Inside Story of the Ever-Changing Brain)
  • Maddenin tüketilmesi, beyinde o maddeyle ilgili reseptörlerin sayısını değiştirir. Hatta o derecede değiştirir ki kişi öldükten sonra beynine bakıp içerdiği moleküler değişimleri belirleyerek, bağımlısı olduğu maddeleri ortaya çıkarmak mümkündür. İnsanların bir ilaç ya da maddeye karşı duyarsızlaşması (ya da ona direnç göstermesi) da bu nedenledir: Beyin, ilacin varlığını öngörmeyi öğrenir ve bir sonraki dozda denge durumunu koruyabilmek için reseptörlerin ifade sürecini buna uyarlar. Sözlük anlamıyla ve fiziksel olarak beyin, o maddenin ortamda olmasını bekler hale gelmiştir çünkü biyolojik ayrıntılar da kendilerini buna uygun bir kalibrasyona tabi tutmuştur. Sistem, belirli bir miktarın varlığını öngörebildiğinden, en baştaki etkiye yeniden ulaşmak için artık daha fazlasına ihtiyaç vardır. Bu rekalibrasyon süreci, madde yoksunluğuyla ortaya çıkan nahoş belirtilerin temelidir. Beyin maddeye ne kadar uyum sağlamışsa madde yokluğunun vurduğu darbe de o kadar büyüktür. Yoksunluk belirtileri alınan maddeye göre değişse de (terlemeden titremeye, titremeden depresyona kadar) beklenen bir şeyin çarpıcı yokluğu hepsi için ortaktır. Nöral öngörülerle ilgili bu anlayış, yürek yaralarıyla ilgili bir anlayış da sunar bize. Sevdiğiniz insanlar, birer parçanız haline gelir; yalnızca mecazen değil, fiziksel olarak da. Dünya için kurduğunuz içsel modele insanları da katarsınız. Beyniniz, varlıklarının beklentisi merkezinde yeniden biçim verir kendine. Bir sevgiliden ayrıldıktan, bir dostun ya da ebeveynin ölümünden sonra, kişinin ani yokluğu genel denge durumunda temel bir bozulmaya karşılık gelir. Halil Cibran’ın Ermiş adlı eserinde ifade ettiği gibi: “Aşk, ezelden beri ancak ayrılık saati gelip çattığında kendi derinliğinin farkına varır.” Beyin bu haldeyken, o ana kadar tanımış olduğunuz herkesi içeren bir negatif görüntü gibidir. Sevgilileriniz, dostlarınız, ebeveynleriniz görüntüde beklenen yerlerini doldururlar. Kayıktan indikten sonra dalgaların hissedildiği ya da bağımlısı olunan bir maddeye açlık duyulduğu durumlarda olduğu gibi, beyniniz hayatınızdaki insaların da yerinde durmasını ister. Biri uzaklara taşındığında, sizi reddettiğinde ya da öldüğünde, beyniniz sarsılan beklentileri için mücadele vermeye başlar. Yavaş da olsa zaman içinde o kişinin olmadığı bir dünyaya yeniden ayarlamalıdır kendini. (Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü)
  • İşte bu odanın laneti de budur: Bizi hatırlayanların zihninde yaşadığımız için, yaşamlarımızın kontrolünü yitirir, onların olmamızı istediği kişiye dönüşürüz. (Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü)
  • .... Seviyormuş gibi görünme oyununun içinde başka oyunlar oynayan insanlar da vardır. Gerçekten kötü olanlar onlarsir işte. (Kafamın İçinde Biri Var Ama O Ben Değilim)
  • Kendimize öfkelendiğimizde kim kime kızmaktadır aslında? (Incognito - Beynin Gizli Hayatı)
  • “Kendi gerçekliğimiz içine öylesine hapsolmuş durumdayız ki, tutsaklığımızın farkına varmamız bile son derece güçleşmiş durumda.” (Beyin)
  • Kendinize aynada şöyle iyice bir bakın. O çarpıcı güzel görüntünüzün altında, aslında ağlardan yapılı gizli bir düzenek evreni tıkır tıkır işlemektedir. (Incognito - Beynin Gizli Hayatı)
  • Sevdiğiniz insanlar, birer parçanız haline gelir; yalnızca mecazen değil, fiziksel olarak da. Dünya için kurduğunuz içsel modele insanları da katarsınız. Bir sevgiliden ayrıldıktan, bir dostun ya da ebeveynin ölümünden sonra, kişinin ani yokluğu genel denge durumunda temel bir bozulmaya karşılık gelir. Halil Cibran'ın "Ermiş" adlı eserinde ifade ettiği gibi: "Aşk, ezelden beri ancak ayrılık saati gelip çattığında kendi derinliğinin farkına varır" (Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü)
  • Just as the plant seeks sunlight and the bacteria seeks sugar, the brain seeks information. (Livewired: The Inside Story of the Ever-Changing Brain)
  • “Tanrı aylar boyu cennetteki evinin salonunda boynu hasırotu gibi bükük, üzgün üzgün dolanır durur.” (Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü)
  • Peki sizce bizim rüyalarımızda kimler yer alır? Buradaki vakitlerini doldurup, bu dünyadan göçmüş olanlar. Hepimiz daima bir sonraki neslin rüyalarında yer alırız. (Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü)
  • Hayat, özü itibariyle sürekli vatan bir gemidir. Ama kazazade olmak , boğulacak olmak demek değildir... (Kafamın İçinde Biri Var Ama O Ben Değilim)
  • Beyin içinde bulunduğu dünyayı yansıtır (Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü)
  • Kim olduğunuzu belirleyen süreç, önceden var olan olasılıkların tek tek elenmesiyle tanımlanır. Sizi siz yapan, beyninizde gelişen değil, beyninizde yok edilen şeylerdir aslında. (Beyin)
  • “Çek çek kayığın küreğini Usulca nehirden aşağıya Neşeyle neşeyle çek hadi Hayat yalnızca bir rüya.” (Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü)
  • As Honoré de Balzac once said, “Memories beautify life, but only forgetting makes it bearable.” (Livewired: The Inside Story of the Ever-Changing Brain)
  • Sosyalleşme süreçleri bizi bağımlılık ve infantilizm içine sıkıştırabilir. (Kafamın İçinde Biri Var Ama O Ben Değilim)
  • If a blind person passed her finger repeatedly over the bumps of Braille, but had no motivation to learn it, no rewiring would occur, because the right neuromodulators would not be present. (Livewired: The Inside Story of the Ever-Changing Brain)
  • Aniden bir anlığına, görmezden geldiğiniz sorunun farkına varırsınız. Ne kadar ata dönüşürseniz, ilk baştaki dileğinizi o kadar unutursunuz. At olmanın nasıl bir şey olduğunu merak eden bir insan olmanın nasıl olduğunu unutursunuz. (Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü)
  • Bir şeyde başarı göstermek, kapıyı başka şeylerin üzerine kapamak anlamına gelir. Yalnızca tek bir hayata sahip olduğunuzdan, kendinizi adadığınız şey, sizi belirli yollarda yürümeye itecek, diğerleri sizin için sonsuza kadar yürünmemiş yollar olarak kalacaktır. İşte tam da bu nedenle, bu kitaba filozof Martin Heidegger'e ait, en sevdiğim alıntılardan biriyle başladım: "Her insan birçok kişi olarak doğar, tek bir kişi olarak ölür." (Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle