Ankara'da faaliyet gösteren Günaydın Eczanesi'nin sahibi Eczacı Murat Günaydın, eczanesine astığı “Reçetenizdeki boykotlu ürünler hakkında bilgi almak için danışabilirsiniz.” yazısıyla hastaların dikkatini ilaç sektöründeki boykot uygulamalarına çekiyor.
Gazze'de yaşananların ardından ilk dönemlerde boykot konusunda daha fazla hassasiyet gösterildiğini ancak zaman içerisinde bu duyarlılığın azaldığını belirten Günaydın, özellikle alternatifleri bulunan ürünlerde hastaların boykot hassasiyetini gözetebileceğini ifade etti.
"Müslüman bir birey boykot hassasiyeti muhafaza etmesi gerekiyor"
Günaydın, "7 Ekim 2023 tarihinden itibaren, Gazze'de bir soykırım icra ediliyor. Ama Gazze'de işlenen bu soykırım, bu katliamlar, yeni değil. Yaklaşık 100 yıldır icra edilen bir, sistematik bir işgal var, sistematik bir saldırı var, sistematik bir katliam var. Ama son 3 yıldır bunun yoğunlaşmış olması, bunun bir soykırıma dönüşmüş olması, dünya nezdinde bir tepkiyle, bir karşılaştı. Ama ilk başlarda bir boykot çağrısı yapıldı. Dünya genelinde bu boykotlar icra edilmeye başlandı, ciddi bir destek verildi. Zamanla bu soykırımın uzamasıyla birlikte ve saldırıların devam etmesiyle birlikte, yaklaşık 3 yıldır bu saldırılar devam ediyor, insanlarda bu boykot hassasiyeti maalesef zayıfladı. Boykot hassasiyetinin zayıflamasıyla birlikte genelde israil menşeli ürünlerin, israile destek veren ürünlerin ya da firmaların ürünlerinin tekrardan rağbet görmeye başladığına şahit oluyoruz maalesef. Ama Müslüman bir bireyin bu hassasiyeti muhafaza etmesi gerekiyor. Bu hassasiyeti devam ettirmesi gerekiyor." dedi.
"Bizim de silahımız boykottur"
Konuşmasının devamında Günaydın, şunları aktardı:
"Çünkü boykot, en başta şunu belirtmek gerekir ki boykot insani bir duruştur. Yahudilerin şah damarı olan ekonomik sistemlerine bir darbedir. Biliyorsunuz Nadiroğullarının teslim olmasındaki en büyük etken ağaçların kesilmesiydi, ekonomik gelirlerinin kesilmesiydi Peygamber Efendimiz zamanında. Çünkü siyonist zihniyet belki de kendi ilahına olan inancından daha fazla ekonomik sisteme tapmaktadır. Ekonomik bir bağımlılığı vardır. Onun temel gücü de bu ekonomiden gelmektedir. İşte biz Müslümanların da buna birer darbe vurabilmesi gerekiyor. Elbette ki Gazze'de katliam var, Gazze'de saldırı var. Ama Gazze'ye destek, maddi destek olmakla birlikte boykotla aslında biz de bir taş atabiliriz bu düşmana karşı, bu siyonist çeteye karşı. Bizim de silahımız boykottur diyebiliriz. Bunu açık bir yüreklilikle söyleyebiliriz."
"Birçok ilacın eşdeğer ve muadili bulunuyor"
İlaç sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi boykotlu ürünlerin olduğuna dikkat çeken Günaydın, "Bizatihi israile desteğini ilan eden firmalar var. israille belli bir kâr payını veren firmalar da var aynı zamanda. israil menşeli ürünler az olmakla birlikte israile destek veren ürünler genelde dünya genelinde piyasasında hakim durumda. Bizler de elimizden geldiğince bu boykot hassasiyetini yürütmeye çalışıyoruz. Elbette ki kronik hastalarımızın bazı ilaçlarında alternatif olmadığı için mecburiyet durumu olabilir. Ama bunun yanında ilaçların çoğunun, kronik ilaçlar dahil olmak üzere çoğunun eş değerleri, yani etkileri kanıtlanmış, aynı etkiyi gösteren muadilleri var. Biz hastalarımıza bu konuda hassasiyet sahibi olmalarını istiyoruz. Özellikle boykot hassasiyeti taşıyan hastalarımızın buna dikkat etmesini istiyoruz. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki ilaç sektöründe de kronik ilaçlar dahil olmak üzere kozmetikten vitamin, gıda takviyelerine ve diğer bütün kronik gruplardan işte böbrek grubu olabilir, tansiyon grubu olabilir, kolesterol grubu olabilir, antibiyotik grubu olabilir, ağrı kesiciler olabilir, fark etmiyor. Bütün gruplarda hemen hemen çoğunluğunun eş değerleri bulunmakta. Hastalarımızın da bu konuda hassasiyet sahibi olmasını istiyoruz. Bu boykota devam etmelerini istiyoruz, riayet etmelerini istiyoruz. Belki de en çok çekindikleri nokta aynı etkiyi göstermeyecekleri noktasındaki düşünceleridir. Bunu da elbette anlayışla karşılıyoruz ama bundan emin olabilirler. Klinik olarak değerleri kanıtlanmış, yüzde 80 ile yüzde 110 arasında etki gösterebilen ürünler eş değer muadil olarak gösteriliyor. Bu da var olan ilaçla aynı etkiyi gösterdiğinin manasını taşıyor zaten. O yüzden eğer bir ürün, bu ilaç da dahil olmakla birlikte, eğer israile doğrudan destek veren bir firmanın ürünü ise bunun boykot edilmesi gerektiğini savunuyoruz." ifadelerine yer verdi.
"Eczanedeki yazıyla hastaların dikkatini çekmeye çalışıyor"
"Reçetenizdeki boykotlu ürünler hakkında bilgi almak için danışabilirsiniz." yazısıyla ilgili de Günaydın, "Şunu özellikle belirtelim, bizim bu yazıyı asmamızdaki temel gayemiz gelen hastalarımızın dikkatini çekmesi. Ve bu konuda hastalarımızla şu tepkiyle de karşılaşıyoruz. 'Ya ilaçlarda da boykot var mıydı? Bilmiyoruz' diyen hastalarımız da oluyor. Çünkü ilaç sektöründe böyle bir durumun oluşabileceğine ihtimal vermiyor hasta. Sağlık sektörü olarak düşündüğü için kendisi. İlk zamanlarda bu rağbet biraz daha vardı. Hastalar biraz daha dikkatlerini çekiyordu. Ama maalesef son zamanlarda boykotun normalleşmesiyle birlikte bu hassasiyet azaldı, çok azaldı. Soran hastalarımız da bayağı bir azaldı. Biz o yüzden hastalarımızdan şunu rica ediyoruz. Yani bunu bütün bir ülkemize duyurulmasını da istiyoruz. Eczaneye gittiğiniz zaman bu hassasiyeti gösterin. Eğer ilacın boykotlu ürün olup olmadığını bilmiyorsanız, eczacınıza danışın ya da kendiniz araştırma içerisine girebilirsiniz. Belli güvenli listeler aracılığıyla boykotlu ürünlerin olduğunu, ilaç firmaları da listelenmiş durumda orada. Bu hassasiyeti taşıyabilirler. Dediğim gibi ilk zamanlarda biraz daha rağbet vardı ama maalesef son zamanlarda boykotun normalleşmesiyle birlikte bu hassasiyetin de azaldığını görüyoruz. Ama vicdan sahibi bir birey bu yazıyı gördüğü zaman merak ediyor, eğer bilmiyorsa soruyor ve öğrenmek de istiyor." şeklinde konuştu.
"Bizim ilacımız bizim kardeşlerimize bombalar olarak dönmesin"
Son olarak Günaydın, "Özellikle şunu belirtmek isterim. Elbette ki Aksa Tufanı'ndan itibaren ciddi bir ambargo uygulanıyor Gazze'ye. Gıda sektöründen sağlık sektörüne kadar, yani bir bebek mamasından bir ilaca kadar ürünlerin girişi yasaklanıyor. Bu elbette ki son 3 yıldır var olan bir durum değil, belki 20 yılı aşkın bir süredir var olan bir durum ama son 3 yılda son derece insani krize sebebiyet verebilecek bir boyuta ulaştı. Hastalarımıza şunu söylemek istiyorum, firmalardan bazıları maalesef siyonist çeteyi destekliyor. Yani bizim kardeşlerimizi katleden siyonistleri destekliyor. Bizim ilacımız bizim kardeşlerimize zehir olmasın, bizim ilacımız bizim kardeşlerimize bombalar olarak dönmesin. Bizim sağlığımız için harcadığımız ürünler kardeşlerimizi sağlığından etmesin, bu hassasiyeti göstermeleri gerektiğini ifade etmek istiyorum." diye belirtti.
İLKHA