TÜVTÜRK

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: (Terörsüz Türkiye süreci) Bu işin bitmesiyle Türkiye yeni bir faza geçmiş olacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin "Tam olarak bu işin bitmesiyle de hem demokraside hem kalkınmada Türkiye yeni bir faza geçmiş olacak, çok daha yüksek standartlara doğru yürüyecek." dedi.

  • 08.08.2026 14:20
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: (Terörsüz Türkiye süreci) Bu işin bitmesiyle Türkiye yeni bir faza geçmiş olacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin soru üzerine Yılmaz, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın yer aldığı anlaşmanın son derece önemli olduğunu söyledi.

Küresel düzenin zayıfladığı ortamlarda, bölgesel işbirliklerinin ön plana çıktığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Yukarıda çatışma, aşağıda çatışma... Bir ateş çemberi etrafımız. Jeopolitik gerilimler son derece yükselmiş durumda. İşte bu ortamda birbirini tamamlayıcı özellikleri olan üç ülke arasındaki bu anlaşma çok kıymetli. Pakistan malum nükleer bir güç, ciddi bir nüfusu var ve çok önemli bir coğrafyada bulunuyor. Suudi Arabistan hem enerjide hem finansta dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Türkiye ise sanayisi ve özellikle savunma sanayisiyle, konumuyla, tarihi ve kurumsal birikimiyle çok önemli bir noktada. Dolayısıyla bu üç ülke arasındaki kurulan ilişki biçimi hem bölgesel istikrar hem küresel istikrara katkıda bulunacak."

"Mekke Anlaşması NATO'ya veya herhangi bir ittifaka alternatif bir yapı değil"

Yılmaz, anlaşmayı herhangi bir tarafa, kişiye ve kuruma karşı bir tehdit olarak görmemek gerektiğini vurgulayarak, "Bu birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil. Tam aksine belli konularda gerilimler ortaya çıkmasın diye caydırıcılığı güçlendirmek için oluşturulmuş bir yapı. Dolayısıyla esas itibarıyla caydırıcı bir mekanizma. Bir taraftan da savunma sanayisi başta olmak üzere işbirliğini artırıcı bir mekanizma. Bu bizim NATO'ya veya içinde bulunduğumuz herhangi bir ittifaka alternatif bir yapı değil. Bunun da altını çizmemiz lazım." diye konuştu.

Anlaşmanın diğer ülkelere de açık olduğunu anımsatan Yılmaz, "Kesinlikle İran'a karşı bir yapılanma olarak bunu görmemek gerekir. Yani bu burada herhangi gibi ülke, bir kesim, bir tarafa dönük bir yapılanma değil. Bu nereden gelirse gelsin oluşabilecek risklere karşı caydırıcı bir mekanizma. Esas itibarıyla bölgesel barışı ve istikrarı güçlendirmek, küresel barışa ve istikrara katkı vermek üzere oluşturulmuş bir mekanizma." açıklamasını yaptı.

"Genişlemenin seyrini üç ülkenin ortak tutumu belirleyecek"

Mısır'ın neden anlaşmaya dahil olmadığı sorusu üzerine Yılmaz, "Genişlemenin seyrini üç ülkenin ortak tutumu belirleyecek. Neden olmasın? Tabii ki Mısır çok değerli bir ülke, çok önemli bir güç. Askeri olarak da coğrafi olarak da nüfus itibarıyla da. Dolayısıyla önümüzdeki süreçlerde yeni katılımlar da olabilir bu yapıya. Buna açık bir yapı. Ama bunu üç ülke birlikte değerlendirerek kararlaştıracak." dedi.

Yılmaz, güvenlik işbirliğinin aynı zamanda ekonomik işbirliğini de güçlendireceğine inandığını dile getirdi.

Güvenliğin sınırlarda başlamadığının altını çizen Yılmaz, "Çok daha geniş küresel ve bölgesel bağlantılar içinde güvenliğiniz oluşuyor. Dolayısıyla Türkiye, bir taraftan kendi savunma sanayisini, ekonomisini, kurumsal yapısını geliştirerek güvenliğini arttırırken bir taraftan da ittifaklarını genişletiyor. Ama bir taraftan da caydırıcı ve güçlü bir ülke olarak bu rolünü hem bölgesel düzeyde hem küresel düzeyde güçlü bir aktör olarak yerine getirmeye devam edecek." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, işbirliğinin uluslararası basında "İslami NATO", "Sünni ittifakı" şeklinde tanımlanmasına ilişkin soruya, "Doğru bulmuyorum açıkçası. İsmi neyse onunla bakmak lazım. Bu Mekke Antlaşması ve bir bölgesel güvenlik anlaşması. Elbette üç ülkede nüfusunun büyük bir bölümü Müslüman olan ülkeler. İslam dünyasının da baktığınız zaman maalesef çatışmaların, son dönemde özellikle yaşanan birçok çatışmanın odağında olduğunu ve ciddi bir güvenlik ihtiyacı içinde olduğunu görüyoruz. Bu anlamda bu yapılanma, inşallah tüm İslam dünyası için de insanlık için de daha fazla barışa daha fazla huzura vesile olur." yanıtını verdi.

"KAAN da başka projeler de olabilir"

Milli muharip uçak KAAN'ın olgunlaşma sürecine Suudi Arabistan'dan ortaklık veya bir finans katkısı olup olmayacağı sorusu üzerine Yılmaz, şunları kaydetti:

"Kesinlikle olabilir, neden olmasın. Amerika Birleşik Devletleri F35'i yaparken kaç tane ülkeyi kattı işin içine? Bu kadar büyük ekonomik gücü olduğu halde. Dolayısıyla geldiğimiz noktada bu tür yüksek maliyet, geniş pazar, ciddi bir katkı gerektiren projelerde platformlar oluşturmak ve olabildiğince çok dost ve kardeş ülkeyi bu sürece dahil etmek çok anlamlı. Teknolojik olarak da ekonomik olarak da pazarlama imkanları bakımından da Türkiye de bu noktada belli bir eşiğe gelmiş durumda. KAAN da başka projeler de olabilir. Ürün bazında birçok ülkeyi işin içine katan, sorumlulukları paylaşan, aynı zamanda hepsinin de katkısını alarak projelerin niteliğini artıran bir çabanın çok doğru olacağını düşünüyorum."

"Bu işbirliğinin Suriye'de de çok olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum"

Suriye'nin yeniden yapılanmasında Türkiye ve Suudi Arabistan'ın rolünün sorulması üzerine Yılmaz, "Zaten o süreç başladı. Yaptırımların kaldırılmasında birtakım kritik altyapı yatırımlarında zaten belli işbirlikleri başladı. Önümüzdeki dönem Suriye'nin istikrarı Türkiye'nin istikrarı demek aslında. Bunun bize ne kadar büyük maliyetler ürettiğini geçmişte hep birlikte yaşadık. Suriye bizim tarihsel olarak çok yakın bir ülkemiz. Oradaki insanlarla çok köklü tarihi, kültürel ilişkilerimiz var. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Suriye'de de bu işbirliğinin çok olumlu yansımaları olacağını, Irak'ta hakeza olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum. Etrafımızdaki ülkeler ne kadar istikrarlı hale gelirse, refah düzeyleri ne kadar artarsa Türkiye olarak biz de yukarı gideriz." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, "Pakistan'ın da anlaşmada yer alması Türkiye'nin nükleer öğrenme kapasitesini geliştirmeye katkı verecek mi?" sorusunu şöyle yanıtladı:

“Savunma anlamında her konuda daha yakın işbirliği olacağını... Elbette tecrübe paylaşımı, işbirliği, çeşitli düzeylerde artık bu ülkelerin orduları, askeri yapıları arasında çok daha yakın bir diyalog olacaktır. Karşılıklı yapabilecekleri tecrübe paylaşımları olacaktır. Standartlarını yakınlaştırma, benzer standartları sağlamak, birlikte çalışabilirliği artırıcı birtakım hazırlıklar yaşanacaktır. Bunlar askeri olarak yürütülecek süreçlerdir.”

Terörsüz Türkiye süreci

Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili yanıltıcı çalışmalar yürüten, dezenformasyon yayan birtakım çevreler olduğunu belirten Yılmaz, "Türkiye'nin bir tarihsel bir başarı sağlamasını, çok önemli bir problemi milli bir duruşla çözmesini, kendi aklıyla, kendi kurumlarıyla çözmesini hazmedemeyen birtakım çevreler olduğunu bilmemiz lazım." diye konuştu.

Yılmaz, bir ülkenin enerjisini, kendi içinde, kavgaları ve çatışmalarıyla tükettiği takdirde güçlü bir ülke haline gelemeyeceğini vurguladı.

Şehit ve gazilere minnettarlığını dile getiren Yılmaz, "Ülkemiz güvenli, güçlü bir ülke ise sorunlarını çözebilme kapasitesini ortaya koyan bir ülke ise bu her şeyden önce şehitlerimizin, gazilerimizin fedakarlıklarıyla oluştu." dedi.

Yılmaz, daha sonra terörün etkilerine işaret ederek, "Ekonomik olarak baktığınızda doğrudan ve dolaylı maliyetler var. Terör nedeniyle yapılamayan tarım, yapılamayan turizm, terör nedeniyle gitmeyen yatırımcı, yatırım ortamı dediğimiz bir kavram var. Güvenliğin olmadığı bir ortamda, ben hep altını çizerim, ne kalkınma olur ne demokrasi olur." ifadelerini kullandı.

“Bambaşka bir Türkiye”

Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecinin olumlu devam etmesi halinde kaynaklar yatırıma, insani gelişime, altyapıya ayrıldığında bambaşka bir Türkiye görülebileceğini söyledi.

Yıkıcı etkilerin kısa zamanda meydana geldiğini, yapıcı etkilerin ise biraz daha fazla zaman alabildiğini belirten Yılmaz, "Tam olarak bu işin bitmesiyle de hem demokraside hem kalkınmada Türkiye yeni bir faza geçmiş olacak. Çok daha yüksek standartlara doğru yürüyecek." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sürece dair katkılarına işaret eden Yılmaz, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildiğini ve Genel Kurul'da ele alınacağını bildirdi.

“Elbette soru işaretleri, kaygılar, eleştiriler olacaktır”

Yılmaz, Meclisin yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmayla Türkiye'nin en kritik konularından birini ele aldığını vurgulayarak, komisyonda Cumhur İttifakı'nın yanı sıra CHP, Yeni Yol Partisi, bağımsızlar ve grubu bulunmayan partilerin de yer aldığını, sivil toplum ve kurumların dinlendiğini kaydetti.

Meclis komisyonunun bütün partilerin uzlaştığı ortak raporunun mevcut kanunun ana çerçevesini oluşturduğunu belirten Yılmaz, tüm katkı sunan milletvekilleri ve partilere teşekkür etti.

"Elbette soru işaretleri, kaygılar, eleştiriler olacaktır." ifadelerini kullanan ve farklı görüşlerin demokrasinin gereği olduğunu vurgulayan Yılmaz, eleştirinin zenginleştirici olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Yeter ki provokasyon olmasın, dezenformasyon olmasın, birtakım uluslararası güç odaklarının Türkiye'ye yönelik operasyonlarına bir destek olmasın." dedi.

“Önce silahlar bırakılacak”

Silah bırakma sürecinin diğer hukuki düzenlemelerin yürürlüğe girmesi açısından temel şart olarak belirlendiğini ifade eden Yılmaz, süreçte öncelikle silahların bırakıldığının ilgili kurumlar, güvenlik güçleri, istihbarat ve oluşturulan mekanizmalar tarafından tespit ve teyit edileceğini bildirdi.

Yılmaz, ardından bu durumun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından karara bağlanıp Resmi Gazete'de yayımlanacağını belirterek, "Önce silahlar bırakılacak. Bu teyit ve tespit edilecek. Bu karara bağlanacak MGK tarafından. Sonra diğer hukuki süreçler devreye girmiş olacak." diye konuştu.

“'Terörsüz Bölge' diyoruz aynı zamanda”

Yılmaz, süreçte öngörülen hukuki düzenlemeler hakkında bilgi vererek, 2005 öncesinde işlenen suçlar ile polis ve askerlerin şehit edilmesi gibi suçların düzenlemenin dışında yer aldığını aktardı.

Yürütmede Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında, İçişleri, Adalet, Dışişleri ve Milli Savunma bakanlıkları, MİT Başkanlığı, MGK Genel Sekreterliği ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden oluşan bir kurul bulunduğunu aktaran Yılmaz, bu kurulun güvenlik bürokrasisini kapsayarak, süreçte devletin etkin koordinasyonunu ve kurumlar arası ortak aklı sağlayacağını ifade etti. Yılmaz, kanunla birlikte başlayacak sürecin dinamik yapısı nedeniyle karşılaşılabilecek yeni gelişmelerde ilgili tüm kurumların katkısının devrede olacağını kaydetti.

Yılmaz, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili bir konunun düzenleme kapsamında olmadığını belirtti.

"Bizim artık sonuç almamız lazım, bu 50 yıllık sorundan memleketimizi kurtarmamız lazım." diyen Yılmaz, Türkiye'nin bu sorunu çözecek devlet kapasitesine sahip olduğunu vurguladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri ile istihbarat teşkilatının son derece güçlü olduğunun altını çizen Yılmaz, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılmaya ve parçalanmaya çalışıldığını, buna rağmen darbe girişiminden kısa süre sonra sınır ötesi operasyon gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Milli İstihbarat Teşkilatına teşekkür eden Yılmaz, "Bütün bu süreçlerde çok önemli bir katkıda bulundular. İbrahim Kalın başta olmak üzere, onun şahsında emeği geçen tüm istihbarat teşkilatı mensuplarına da teşekkür ediyorum. İsimlerini bilmezsiniz, ne kadar fedakar çalıştıklarını bilmezsiniz ama çok büyük katkıları olduğunu ifade etmemiz lazım." dedi.

Suriye'de merkezi yönetimin petrol kuyuları ve sınır kapıları üzerindeki kontrolünün arttığını, silahlı unsurların büyük ölçüde orduya entegre edildiğini belirten Yılmaz, "İnşallah bu süreç tüm bölgeye de örnek olacak. 'Terörsüz Bölge' diyoruz aynı zamanda." değerlendirmesini yaptı.

“Tüm bölge için de bir model olacak”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bölgenin refahının yükselmesini istediklerini ve bunu adım adım hayata geçireceklerini vurgulayarak, Terörsüz Türkiye sürecinin başarısının tüm bölge için de bir model olacağını, tüm bölgenin sorunlarını çözebilme anlamında bir özgüven kazanmış olacağını söyledi.

Terörsüz Türkiye sürecine yönelik düzenlemeler içerisinde cezaevinde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş'a yönelik bir düzenlemenin olup olmayacağına yönelik soru üzerine Yılmaz, "Düzenleme dediğiniz de belli bir şahsı ilgilendiren bir şey olmaz. Genel bir düzenleme yaparsınız, kanuni düzenleme ve o düzenleme kimin için geçerliyse herkes ondan istifade eder. Bunun kararını verecek olan da ilgili yargı mercileridir." dedi.

Yılmaz, Avrupa'da yaşanan gelişmelere de değinerek, Avrupa'nın hem ekonomik hem de güvenlik açısından Türkiye ile daha iyi ilişkiler geliştirmek durumunda olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle (AB) yürüttüğü vize serbestisi uygulamasında kalan 6 kriter konusunda bir çalışma başlattığını duyuran Yılmaz, şöyle devam etti:

“Kişisel verilerin korunması en önemli maddelerden biri bu. Geri kabul ve terör tanımı ile ilgili bir mesele var. KVKK konusunda Adalet Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Akın Bakanımız, bir bilim kurulu oluşturdu, çalışma yürüttü ben de koordine ediyorum. Dışişleri, Adalet, İçişleri bütün bakanlıklarımızı bir araya getirdik, toplantılar yaptık. O kurulda bu kanun tartışıldı. Bu biraz mutfak çalışmasıydı. Burada yeni bir yaklaşım geliştirildi. Kurumlarımız tarafından şimdi Dışişleri Bakanlığımız üzerinden Avrupa kurumları ile istişareler yapılacak. Bu konuda bizim Avrupa'daki siyasi iradeyi görmemiz lazım, onların da atması gereken adımlar var.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, vatandaşlardan provokasyonlara karşı dikkatli olmalarını, hükümete ve kurumlara güvenmelerini istedi.

Şehit yakınları ve gazilerin haklarının düzenlenmesine ilişkin ne tür adımlar atılacağı konusunda ise Yılmaz, şehitlerin anne ve babalarına asgari ücret düzeyinde bir hak getirildiğini, bakıma muhtaç gazilerin de bakım ücretlerinde artış yapıldığını aktardı.

“Orta Vadeli Programı güncelleme çalışmalarına başladık”

Ekonomik gelişmeler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Orta Vadeli Programı (OVP) güncelleme çalışmalarına başladık. Eylülün ilk haftası güncellenmiş OVP'yi toplumumuzla inşallah paylaşacağız. Temel önceliğimiz, elbette fiyat istikrarı bununla birlikte büyümemizi, istihdamımızı, yatırımlarımızı geliştirmeye devam etmek. Yaşanan son savaşın etkileri oldu ve küresel ekonomiyi etkiledi. Enflasyonla mücadelemizi olumsuz etkiledi. Yeni dönemde bölgemizin, dünyamızın ekonomik şartları içerisinde bir taraftan fiyat istikrarı konusundaki kararlı tutumuzu sürdürürken bir taraftan bu süreçte daha aktif bir şekilde belli alanlarda daha hızlı adımlar atma yönünde bir kararlılık ortaya konulacaktır.”

Yılmaz, gıda konusunda çok daha aktif bir tutum içerisinde olacaklarına dikkati çekerek, “Gıda Komitesi var Sayın Maliye Bakanımızın başkanlığında çalışan bir komite. O komiteyi birlikte ağustos ayı içerisinde toplayacağız. Orada gıda konusundaki gelişmeleri haftalık izleyecek, arz talep koşullarını izleyecek, erken uyarı sistemini çalıştıracak ticaret politikaları ile birlikte vatandaşımızın birtakım hadiselerden etkilenmesinin önüne geçecek yeni mekanizmaları tartışıyoruz.”

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz