TÜVTÜRK

Mardin'de aşiret istişare çalıştayı 12 maddelik bildirgeyle sona erdi

Mardin Aşiretler İstişare Meclisi, toplumun ileri gelenlerin katılımıyla üzerinde karara varılan 12 maddelik sonuç bildirgesi ve önemli tavsiyelerle sona erdi.

  • 05.09.2026 19:42
Mardin'de aşiret istişare çalıştayı 12 maddelik bildirgeyle sona erdi

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı düzenlendi. Çalıştayda toplumsal barış, aile yapısının karşı karşıya olduğu sorunlar, gençlerde bağımlılık ve sosyal dayanışma gibi önemli konular ele alındı.

Mardin’in farklı bölgelerinden aşiret mensupları, kanaat önderleri, alimler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştay, Süleyman Gökdemir’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Programın açılış ve selamlama konuşmasını Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Üyesi Molla Fesih Memiş gerçekleştirdi.

Çalıştayın sunumlar bölümünde "Mardin’de Toplumsal Barış, Husumetler ve Sosyal Dayanışma" başlıklı sunumu Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin yaptı.

Program kapsamında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Halil Çiçek, "Aile Kurumu ve Ailenin Karşı Karşıya Olduğu Yeni Sorunlar" başlıklı sunum gerçekleştirdi.

"Gençler ve Bağımlılık: Riskler ve Mücadele Yöntemleri" konulu sunumu ise Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı yaptı.

Çalıştay programında ayrıca eğitimci Mehmet Bilgiç tarafından "Dramatik Monolog: Beni Kim Kaybetti?” başlıklı bölüm gerçekleştirildi.. Ardından Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç moderatörlüğünde "İstişare ve Mülahazalar” bölümü yapıldı.

Programın ilerleyen saatlerinde Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Üyesi Mehmet Şerif Öter tarafından sonuç bildirgesi okundu. Sonuç bildirgesinin tamamı şöyle:

Sonuç bildirgesi

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez. (Rad: 11)

Bizler; ilim insanları, şeyhler, aşiret reisleri, kanaat önderleri, eğitimciler ve sivil toplum temsilcileri olarak kadim şehir Mardin’de bir araya geldik.

Aileyi, gençliği, toplumsal huzuru ve ortak değerlerimizi ilgilendiren meseleleri istişare ederek; adalet, ahlak, aile, dayanışma, eğitim, maneviyat, kültürel değerler ve ortak sorumluluk temelinde yapılan istişare neticesinde aşağıdaki tavsiye ve ilke kararları basına ve kamuoyuna sunuyoruz.

Tavsiye ve İlke Kararları

1. Suç şahsîdir; toplu suçlama, husumet ve intikam reddedilmelidir.

Uyuşturucu, organize suç, hırsızlık, dolandırıcılık ve benzeri suçlar şahsî sorumluluk doğurur. Hiç kimse başkasının suçu nedeniyle ailesi, akrabaları, aşireti veya topluluğuyla birlikte suçlanamaz.

Kan davası, toplu intikam, tehdit ve baskı kesinlikle reddedilmelidir. İki aile arasında yaşanan bir olay, iki aşiret arasında bir davaya veya husumete dönüşmemelidir. Günümüzün şartları kan davasını ve uzun süreli husumetleri kaldıramaz. Toplumun önde gelenleri, anlaşmazlıkların büyümesini önlemeli; tarafları hukuk, adalet ve barış yoluna yönlendirmelidir.

2. Aşiret reisleri ve toplumun ileri gelenleri adalet ve barışın yanında durmalıdır.

Toplumun önde gelenleri konuşmalarında birleştirici ve adaletli bir dil kullanmalıdır. Hiçbir suçlu; akrabalık, aşiret bağı, makam veya nüfuz gerekçesiyle korunmamalı, adaletin tecellisine engel olunmamalıdır. Kişi en yakın akrabası bile olsa, haksız olduğu durumda ona destek olunmamalı; haksızlığın önüne geçilmeli ve adaletin yanında durulmalıdır.

“İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” Maide: 2

3. Tefecilik ve haram kazançla mücadele güçlendirilmelidir.

Tefecilik; bireyleri, aileleri ve gençleri mağdur eden ciddi bir tehdittir. Tefeciliğe karşı hem hukuki hem de toplumsal mücadele güçlendirilmeli, mağdurlar korunmalıdır.

Tefeci, bir kişiye borç verirken borçlunun ailesini ve yakınlarını bilgilendirmelidir. Aile ve akrabaların bilgisi ve rızası olmadan verilen borçlarda, tefeci aileden veya akrabalardan hiçbir şekilde hak veya ödeme talebinde bulunamaz. Kişinin borcunu ödeyememesi veya iflas etmesi durumunda, bu borcun sorumluluğu yalnızca borç alan kişiye aittir. Hiçbir aile veya aşiret, bir kişinin kendi borcu nedeniyle mağdur edilmemelidir.

Uyuşturucu, kumar, fuhuş, tefecilik ve benzeri suçlardan elde edilen kazançlar dinimize göre haramdır ve insanlık suçudur. Bu yollarla elde edilen kazançlar meşru değildir.

4. Aile güçlendirilmeli, evlilik kolaylaştırılmalıdır.

Aile, toplumun temelidir. Gençlerin yuva kurmasının önündeki ekonomik ve sosyal engeller azaltılmalıdır.

Aşırı düğün masrafları, yüksek mehir ve altın talepleri ile gösterişten kaçınılmalı; sadelik, ölçülülük ve dayanışma teşvik edilmelidir. Bu kapsamda bir gelin için talep edilecek altın miktarının Mardin ve ilçelerinde bundan böyle en fazla 150-200 gramı geçmemesi tavsiye edilmektedir.

5. Uyuşturucu, bağımlılık ve sanal kumarla kapsamlı mücadele edilmelidir.

Uyuşturucu ve bağımlılıkla mücadele, yalnızca uyuşturucu kullanan kişilere yönelik olmamalıdır. Üretim, tedarik, finansman ve dağıtım ağları da kararlılıkla takip edilmelidir. Kolluk kuvvetleri; uyuşturucuyu üreten, tedarik eden, dağıtan ve bu faaliyetleri finanse eden kişi ve yapılarla etkin şekilde mücadele etmeli, bu kişilerin tespit edilerek adli mercilere teslim edilmesini sağlamalıdır. Gençler suçlu olarak değil, korunması ve topluma kazandırılması gereken birer emanet olarak görülmelidir. Bunun için gençlere yönelik manevi ve sosyal destek programları uygulanmalıdır. Aile, okul, cami, sağlık kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları bağımlılıkla mücadelede ortak sorumluluk üstlenmelidir.

6. Eğlence, masaj salonları ve benzeri işletmeler ile ortak kullanım alanları etkin şekilde denetlenmelidir.

Bazı eğlence, organizasyon ve masaj salonları ile günlük veya saatlik kiralanan bazı 1+1 dairelerin ahlak dışı faaliyetlerde kullanıldığına dair toplumsal endişeler titizlikle araştırılmalıdır. Kadınların istismar edildiği veya kötü koşullarda çalıştırıldığı yönündeki iddialar da incelenmelidir.

Park, mesire alanları ve diğer ortak kullanım alanlarında ailelerin, çocukların ve gençlerin güvenliği ile toplumun huzuru için gerekli denetim ve tedbirler artırılmalıdır.

7. Akrabalık, komşuluk ve toplumsal dayanışma güçlendirilmelidir.

Toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için; yaşlılar, yetimler, öksüzler, engelliler, dul ve ihtiyaç sahibi aileler yalnız bırakılmamalı; yardımlar insan şerefini koruyan ve sürdürülebilir bir anlayışla yürütülmelidir. Özellikle yetim ve öksüz çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanması, eğitimlerinin desteklenmesi ve güvenli bir geleceğe hazırlanmaları konusunda aileler, hayır kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kamu kurumları arasında daha güçlü bir dayanışma köprüsü oluşturulmalıdır.

8. Camiler (İbadethaneler) korunmalı, yaşatılmalı ve toplum hayatındaki işlevleri güçlendirilmelidir.

Camiler yalnızca ibadet mekânları değil; ahlak, irşat, kardeşlik, dayanışma, eğitim ve toplumsal huzurun merkezleri olarak görülmelidir.

Camilerin boş bırakılmaması için vakit namazları, ders halkaları, Kur’an eğitimi çocukların manevi terbiyesi ile; sosyal hayatımızdaki manevi yeri güçlendirilmelidir.

9. Medreselere ve geleneksel ilim kurumlarına destek artırılmalıdır.

Halkımızın tarih boyunca önemli bir öz eğitim ve ilim kurumu olarak gördüğü medreselerin yaşatılması ve nitelikli eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesi desteklenmelidir.

Medreselerde verilen dinî, ahlakî ve ilmî eğitimin daha sağlıklı şartlarda sürdürülebilmesi için toplumun maddi ve manevi desteği artırılmalı; ilim ehli, seydalar ve eğitim kurumları desteklenerek gençlerin sağlam bir ilim, ahlak ve maneviyatla yetişmesine katkı sağlanmalıdır

10. İsraf ve gösteriş kültüründen uzaklaşılmalıdır.

Düğün, nişan, sünnet, taziye ve benzeri merasimlerde aşırı harcama ve gösterişten kaçınılmalı; hiçbir aile toplumsal baskı nedeniyle imkânlarının üzerinde harcama yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

Özellikle taziyelerde, acılı ailelere yemek ve ikram gibi ek bir yük oluşturulmamalı; ziyaretlerin mümkün olduğunca yemek saatleri dışında yapılmasına özen gösterilmelidir.

Merasimler; gösterişin değil, dayanışma, sabır, dua ve kardeşliğin vesilesi olmalıdır.

11. Eğitim, çocukların ve gençlerin geleceği için ortak sorumluluk alanı kabul edilmelidir.

Çocukların ve gençlerin yalnızca akademik başarıları değil; ahlakî, manevî, kültürel ve sosyal gelişimleri de önemsenmelidir. Aile, okul, cami, medrese, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği güçlendirilerek gençlerin ilim, ahlak, meslek ve sosyal sorumluluk alanlarında kendilerini geliştirmelerine imkân sağlanmalıdır. Çocuklarımızın başarılı olması için kütüphaneler ve kitap okuma alanları geliştirilmeli ve çocuklar kitap okumaya teşvik edilmeli.

12. Alınan kararların uygulanması takip edilmelidir.

Çalıştayda alınan kararların takip edilmesi ve kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütülmesi tavsiye edilmektedir.

Alınan bu kararların yalnızca tavsiye niteliğinde kalmaması; buradaki katılımcılar, ilgili kurum, kuruluş ve toplum temsilcileri tarafından imkânlar ölçüsünde hayata geçirilmesi ve belirli aralıklarla değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

Sonuç

Bizler; toplumsal huzurun yalnızca kanunlarla değil, adalet, ahlak, aile, dayanışması, eğitim, maneviyat, kültürel değerlere sahip çıkma, sorumluluk ve ortak vicdanla güçleneceğine inanıyoruz.

Hiçbir suçlunun akrabalık veya aşiret bağıyla korunmadığı, hiçbir masumun başkasının suçu nedeniyle mağdur edilmediği;

ailelerin ekonomik yük altında ezilmediği, gençlerin bağımlılık ve suçtan korunduğu, camilerin (İbadethanelerin) ve medreselerin yaşatıldığı, yetim ve öksüzlerin gözetildiği, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarıldığı, insan şerefinin ve toplumsal barışın esas alındığı bir toplumun inşası için hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir.

Bu vesileyle idarecilerimizi, kamu kurumlarımızı, yerel yönetimlerimizi, aşiret reislerimizi, sivil toplum kuruluşlarımızı, âlimlerimizi, kanaat önderlerimizi ve bütün toplumumuzu iyiliği çoğaltmaya, kötülüğü önlemeye, hakkı ve adaleti birlikte ayakta tutmaya, kültürel ve manevi değerlerimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.

“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar.” Nahl: 90

Rabbimizden niyazımız; bu kararların ailelerimizin huzuruna, gençlerimizin geleceğine, bölgemizin selametine ve toplumumuzun birlik ve beraberliğine vesile olmasıdır.

Muvaffakiyet ancak Allah’ın yardımıyladır."

İLKHA

Yorum Yaz