Arjantin Tangoları - Selçuk Baran Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Arjantin Tangoları kimin eseri? Arjantin Tangoları kitabının yazarı kimdir? Arjantin Tangoları konusu ve anafikri nedir? Arjantin Tangoları kitabı ne anlatıyor? Arjantin Tangoları PDF indirme linki var mı? Arjantin Tangoları kitabının yazarı Selçuk Baran kimdir? İşte Arjantin Tangoları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Selçuk Baran
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789753630788
Sayfa Sayısı: 112
Arjantin Tangoları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Arjantin Tangoları” (1992) Selçuk Baran’ın altıncı öykü kitabı. Yalnızlık ve umutsuzluk dolu öykülerinde düşsel, şiirli bir hava yaratmakta başarı gösterdiği kabul edilen Selçuk Baran, Behçet Necatigil’den Vedat Günyol’a, Füsun Akatlı’dan Selim İleri’ye, Hulki Aktunç’tan İbrahim Yıldırım’a, İnci Aral’dan Behçet Çelik’e pek çok yazarın övgüyle üstünde durduğu, günümüz okuru tarafından daha fazla keşfedilmeyi bekleyen bir yazar.
“Kıyı yok. Çünkü ben kıyıları hiç sevmedim, ufuk çizgilerini sevmedim. Ufka, kıyılara, bir ağacın köklerine, birtakım törenlere, başlangıcın bitiş anlamına geldiği hiçbir şeye bakmayı sevmedim.”
Arjantin Tangoları Alıntıları - Sözleri
- Çok gencim bunu biliyorum. Öyleyse bir bardak çay daha... Yaşamaya bir başlangıç... Yani bekleme gücünü yeniden kazanmak.
- Pencerelerinde pembe, kırmızı, beyaz, hatta sarı sardunyalar açan bir ev için insan neler vermezdi!
- Artık acı çeken kadın görmek istemiyorum.
- "Herkes aynı gökkubbenin altında yaşardı ama herkesin ufku başkaydı."
- "Göz açıp kapayıncaya kadar geçer gider o uzun sanılan yıllar."
- Belki bir umut vardı daha. Belki kurtulmak hala mümkündü. Tehlikenin bulunmadığı bir köşecik... Krizantemler sardunyalar, kasımpatılarla dolu bir bahçe...
- İnsanın kendi sesini tanımasının güç olduğunu söylemişlerdi, biliyordu.
- Bavullarına elini sürmeden odanın içinde gezindi durdu. Yıllardır umduğu, beklediği özgürlüğe, hiç değilse özgürlük duygusuna kavuşmuştu işte. Gülümsedi.
- "Her şey çok iyi olacak. Çok iyi... Biliyorum bunu."
- Çantasının yere düşmesine aldırmadan, kollarını iki yana açtı; bir zafer kazanmış gibi övünçle ya da dünyayı kucaklar gibi coşkuluydu...
Arjantin Tangoları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mektup Yazmak öyküsünün hatırına 10, yoksa 8 verirdim. Bana çok dokunuyor Selçuk Baran'ın sözleri. Beni tanıdığını hissettiriyor. Bunu daha önce hissettiniz mi bilmem ama bazı yazarları okurken ben böyle düşünüyorum, beni tanıyor bu yazar, diyorum. Selçuk Baran da bu yakınlıkta yazıyor, iyi ki var. (Ecem)
Merhaba; Arjantin tangoları benim Selçuk Baran ile tanışma kitabım oldu. İçerisinde toplamda 12 tane öykü yer alıyor ve bunlardan biri kitaba da adını veren Arjantin Tangoları. Tüm öyküleri sevdiğimi söyleyemem fakat bazıları oldukça keyifliydi. Yazar öykülerinde çok fazla metafor kullanmış ve bu öyküleri sıradanlıktan alıp bambaşka bir boyuta taşımış. Okuyacağınız öyküler üzerine düşünmenizi zorunlu kılan, odaklanmanızı gerektiren ve bu nedenle sizi birazcık yoran öyküler. Okurken sizi dinlendiren bir öykü kitabı arayışında iseniz sevmezsiniz muhtemelen fakat sıradışı, sığ öykülerden uzak farklı bir lezzet arayışındaysanız kesinlikle çok seversiniz. Öykülerin ana teması yalnızlık ve umutsuzluk bu nedenle melankolik bir havası olduğunu da belirtmek isterim. Herkese keyifli okumalar diler, youtube kanalıma beklerim.. https://www.youtube.com/channel/UCfOYAdpca9gSpXaa33F04Cw (Elif Beğenmiş)
Arjantin Tangoları PDF indirme linki var mı?
Selçuk Baran - Arjantin Tangoları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Arjantin Tangoları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Selçuk Baran Kimdir?
1933’te Ankara’da doğdu. ortaöğrenimini ankara kız lisesi’nde, yükseköğrenimini ankara üniversitesi hukuk fakültesi’nde tamamladı. bir süre aynı fakültenin banka ve ticaret hukuku araştırma enstitüsü’nde çalıştı.
ilk öyküsü 1968 yılında yeditepe dergisinde yayımlandı (çocuğun biri). 1972’de yayımlanan ve yirmi bir öyküden oluşan ilk kitabı haziran’la türk dil kurumu 1973 öykü ödülü’nü kazandı. ilk romanı bir solgun adam’a milliyet yayınları 1974 roman yarışması’nda beşincilik verildi. baran’ın bu romanı 1975 yılında basıldı. bunu bir öykü kitabı izledi: anaların hakkı. yazar, 1977’de yayımlanan bu kitabıyla 1978 sait faik hikâye armağanı’nı adnan özyalçıner’le paylaştı. bozkır çiçekleri adlı romanı milliyet yayınları 1979 roman yarışması’nda mansiyon aldı. kitap 1987’de basıldı. 1983’te yine bir öykü kitabı yayımlandı baran’ın: kış yolculuğu. bunu tortu (1984), yelkovan kuşu (1989) ve arjantin tangoları (1992) adlı yapıtları izledi. baran’ın ayrıca porselen bebek (1996) adlı bir çocuk kitabıyla , roald dahl’dan çevirdiği çarli’nin büyük cam asansörü (1991) adlı çocuk romanı ve devlet tiyatrosu’nca sahnelenmiş olan türkân hanım oyunuyla radyo oyunları var.
selçuk baran 1980’lerde ankara’dan istanbul’a taşındı. bu arada yayımlanan öykü kitapları dışında radyo oyunları yazdı. bunlar trt istanbul radyosu’nda yayınlandı. 1993’te yeniden ankara’ya dönen yazar, bu tarihten sonra edebiyat alanında ürün vermedi. yıllar önce çalıştığı hukuk fakültesi banka ve ticaret hukuku araştırma enstitüsü’nde yayın sekreteri ve yayın müdürü olarak yaşamının sonuna kadar çalıştı. selçuk baran 4 kasım 1999’da ankara’da öldü. yıllar önce yazdığı güz gelmeden adlı son romanı ölümünden sonra yayımlandı.
Selçuk Baran Kitapları - Eserleri
- Tortu
- Bir Solgun Adam
- Bozkır Çiçekleri
- Haziran
- Kış Yolculuğu
- Anaların Hakkı
- Güz Gelmeden
- Yelkovan Yokuşu
- Öğle Saatleri
- Türkan Hanım’ın Ölümü
- Arjantin Tangoları
- Porselen Bebek
- Ceviz Ağacına Kar Yağdı
Selçuk Baran Alıntıları - Sözleri
- Çıkıp dolaşsam sokaklarda... Öylece, yağmura falan aldırmadan... (Bir Solgun Adam)
- "Günler hep gebedir, iyiye de kötüye de... (Güz Gelmeden)
- … Bütün bunlar boş... En iyisi yeni bir kitaba başlamak. (Bir Solgun Adam)
- Herkes bir şeyler istiyordu. Daha çok oda, daha çok kitap, daha iyi dinlenmek, daha temiz gömlek... Bir gün bende birşey istesem, dedim. Bu, yaşamımın neresine geldiğimi kendi kendime sorduğum gündü. (Ceviz Ağacına Kar Yağdı)
- ...hepimizin, aylıklı, ücretli köleler gibi çalıştırıldığımızı biliyorum. Sırtımızı sıvazlıyorlar, sonra insanlığımızı elimizden alıyorlar. (Tortu)
- Artık acı çeken kadın görmek istemiyorum. (Arjantin Tangoları)
- Alışkanlıklar, beraberlikler sıkıcı gibi gelir kimi zaman. Tekrarlar bıktırır adamı. Ama çaresizsen eğer... O zaman sevmeye bakmalı. Elindekine sımsıkı sarılmalı. (Anaların Hakkı)
- Bir masal vardı, adam gölgesini yitirmişti... Ben neyimi yitirdim, bilemiyorum. (Bir Solgun Adam)
- Gelecek yalnızca bir bahaneydi; bugünden kaçmak için bahane. (Yelkovan Yokuşu)
- "Ama bu korkunç pahalılık! Birden ancak geçinecek duruma düşüverdik." (Öğle Saatleri)
- Senin sevdiğin şarkıları seviyorum. Benim sevdiğim şiirleri biliyorsun. Geleceğin önünde el eleyiz. (Ceviz Ağacına Kar Yağdı)
- "Kaçmak iyi gelir diye düşünülür kimi zaman. Ama kimse hiçbir yere kaçamaz," (Kış Yolculuğu)
- Çok hesaplı yaşayanlar, tatsız tuzsuz insanlardır. (Bozkır Çiçekleri)
- Bir süredir kendi hayatımın dizginlerini elimde tuttuğuma inanıyordum. Şimdi ise sürükleniyorum. Paramparça oldum. Toparlanabileceğimi hiç sanmıyorum. (Türkan Hanım’ın Ölümü)
- "Sizler kendinize önem vermediğinizi sanıyorsunuz. Sizler, yani –diyelim– otuz beş yaşın altında olanlar... Oysa toplumu, hatta toptan insan yapısını değiştirecek kesin çareleri bulduğunuzu sanacak kadar gururlu ve kendinizi beğenmişsiniz!” (Türkan Hanım’ın Ölümü)
- Kırılan bir şey, der, onarıldı mı eskisinin yerini hiçbir zaman tutmaz. En iyisi atmalı onu. Hiç değilse gözümüz görmez. Gözümüz görmeyince de unutur, gideriz. (Porselen Bebek)
- İnsan nasıl olsa günün birinde büyüyüveriyor. Ama büyümek bir işe yarıyor mu? İşte bunu daha öğrenemedim. (Porselen Bebek)
- Sobanın üzerinde demlenen çaylar... (Anaların Hakkı)
- ... bir zambak koskoca bir müdürü korkutabilir pekâlâ. Bir zambakla banka soyulabilir. İhtilal bile yapılır. Bütün iş edada. Bilmem anlatabildim mi? Çünkü çiçek de bir silahtır aslında. (Haziran)
- Benim için her kadın keşfedilecek bir dünyadır. Önüne ne kadar zorluk çıkarsa keşfedeceklerin de o kadar zengin olur. (Türkan Hanım’ın Ölümü)