tatlidede
dedas
tatlidede
Fuar

Gündüz ve Gece Düşleri - Marc Auge Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Gündüz ve Gece Düşleri kimin eseri? Gündüz ve Gece Düşleri kitabının yazarı kimdir? Gündüz ve Gece Düşleri konusu ve anafikri nedir? Gündüz ve Gece Düşleri kitabı ne anlatıyor? Gündüz ve Gece Düşleri PDF indirme linki var mı? Gündüz ve Gece Düşleri kitabının yazarı Marc Auge kimdir? İşte Gündüz ve Gece Düşleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
  • 29.01.2023 02:00
Gündüz ve Gece Düşleri - Marc Auge Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Marc Auge

Çevirmen: Zeynep Büşra Bölükbaşı

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750850530

Sayfa Sayısı: 80

Gündüz ve Gece Düşleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Marc Augé’den hayat ile ölümün, düş ile gerçeğin, unutuş ile hatırlamanın sınırlarını muğlaklaştıran kısa anlatılar.

Ölüm döşeğindeyken bir anlığına komadan çıkıp kadim dostuna telefonda son bir kez hoşça kal diyen bir adam; bir zamanlar delicesine sevdiği kadını bulmak için sürekli hastaneden kaçan bir amnezi hastası; ölümünü ve cenaze törenini gazetenin ölüm ilanlarından öğrenen bir profesör...

Gündüz ve Gece Düşleri, insanın en gizemli kuyusu olan bilincin derinliklerine edebiyatla ışık tutuyor.

Gündüz ve Gece Düşleri Alıntıları - Sözleri

  • Hayatları boyunca hiçbir risk almamış ortalama insanların senin ne olabileceğini ya da ne olman gerektiğini sana söylemesine izin verme. Sorumluluğunu al ve "ben buyum!" demeyi bil. Mademki şarkı söylemekten keyif alıyorsun, o zaman şarkı söyle ve can sıkıcı birtakım insanların seni, seni mutlu eden bir şeyin esasında mutlu etmediğine ikna etmesine izin verme. Şarkı söyle, hayran bırak ve büyüle. Kendi sihrine önce kendin inan ki başkalarını da inandırasın.
  • "Anlatabiliyor muyum?" demişti üzerine basa basa, "açık açık söylemeni tercih ederim, düşüncelerini sansürlemeden dile getirmeni, hiç 'mış' gibi yapmadan, hiç başkası gibi olmadan, kendinden başka kimse olmadan, sadece kendin olmanı isterim."
  • İnsanları hayatlarımızda kapladıkları yerlere, oynadıkları rollere göre tanımlamaya alışmışız (öğretmenim, muhasebecim, kayınvalidem, vergi müfettişim...), ancak başkaları bize aynı muameleyi dayattığında bunun içerisinde kendimize bir yer bulamıyoruz.
  • "Hayatları boyunca hiçbir risk almamış ortalama insanların senin ne olabileceğini ya da ne olman gerektiğini söylemelerine izin verme. Sorumluluğunu al ve 'ben buyum!' demeyi bil."
  • İnsanları hayatlarımızda kapladıkları yerlere, oynadıkları rollere göre tanımlamaya alışmışız (öğretmenim, muhasebecim, kayınvalidem, vergi müfettişim...), ancak başkaları bize aynı muameleyi dayattığında bunun içerisinde kendimize bir yer bulamıyoruz. Aynı durum yaş konusunda da var mesela. Yaşımı hiçbir şekilde dile getiremiyorum çünkü biliyorum ki o yazgısal rakam dudaklarımdan döküldüğü an üzerime yapışacak bir gölgeden kendimi kurtaramayacağım: Yaşını göstermeyen ya da olduğundan yaşlı gösteren fark etmez. Her iki durumda da bir sınıflandırma yapılıyor ve insanlar zihinlerinde beni birinden birine yerleştiriyor. Oysaki esasında yaşımdan bana ne?
  • …"açık açık söylemeni tercih ederim, düşüncelerini sansürlemeden dile getirmeni, hiç 'miş' gibi yapmadan, hiç başkası gibi olmadan, kendinden başka kimse olmadan, sadece kendin olmanı isterim."
  • Zaman geçiyor. Sevgi ölüyor. Sevgi yeniden doğuyor. Unutuyoruz ve yeniden anımsıyoruz.
  • Ne desem bilemiyorum. İnsanları hayatlarımızda kapladıkları yerlere, oynadıkları rollere göre tanımlamaya alışmışız(öğretmenim, muhasebecim, kayınvalidem, vergi müfettişim...), ancak başkaları bize aynı muameleyi dayattığında bunun içerisinde kendimize yer bulamıyoruz.
  • Hayatları boyunca hiçbir risk almamış ortalama insanların senin ne olabileceğini ya da ne olman gerektiğini sana söylemesine izin verme.
  • Sevdiklerimizle ne zaman gerektiği gibi konuşabiliyoruz ki?

Gündüz ve Gece Düşleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Başlangıcı sanki okuru hikaye ortasından konuk almak gibiyken, sonu seni hüzne boğan bir metin var karşımda. Ne desem az ne söylesem öyküleri bozarmış gibi kırılgan yaklaşıyorum bu kitap için. Bir avuç kadar çabuk tüketeceğin lakin okudukça devamı olsa diye hayıflanacağın türde! Bazen komadan çıkıp dosta veda eden bir dost, bazen cenaze törenini gazete ilanından öğrenen bir adam oluveriyorsun. Kimsindeyse gece 3'ten sonra kararan bir dünyaya gözlerini açıp güneşin hiç doğmayacağını komşularınla öğrenmenin çaresizliği seni çıkmaza sürükleyebiliyor. Tek oturuşta bitip üstüne maneviyatı sorgulayacağın bir hayat dersi niteliği taşıyor. Kolay ve akıcı bir üslup var lakin ağır hikayelerle karşılaşacağını ve yaşam ölüm karşıtlığının sentezini en derininde duyumsayacağını garanti verebilirim. Okunması gerekenlerden bir tanesi, hele ki edebiyat severler için muazzam bir şölen denebilir. #gündüzvegecedüşleri #revesdujouretdelanuit #marcaugé #yapikrediyayinlari (Aslihan Yayla)

Kitabın ilk bölümü olan Günlerin Kaçışı, Jean isimli karakterin unutkanlık, hafıza kaybı, ölüm ile ilgili yaşadıklarından oluşuyor. Gece düşlerinin yerini alan bellekle ilgili eksikliklerin hayatta nelere mâl olduğunu, kaybında yaşanacak yaraları biraz hüzünlü bir şekilde anlatmış. İkinci bölüm Albert’in Geceleri ise rüyalardan oluşuyor. Albert’in gördüğü, zaman ve mekândan bağımsız, düş mü gerçek mi diye düşündüren rüyalar. Her biri distopik dünyaların kapısını aralayacak kadar ilginç rüyalar. Ben özellikle ikinci bölümü çok severek okudum. Rüyaların defalarca tekrarlanması, gerçekle karışarak Albert’in dünyasını alt üst etmesi insan zihninin derinliklerini yansıtıyor. Özellikle kolektif rüyaların olduğu kısımlarda Jung’un ismini anmadan geçemedim. Aslen antopolog olan Marc Auge’in yalın ama etkili anlatımını sevdim. Bazen böyle kısacık kitaplar, çok yüklü oluyor ya, aynen öyle bir kitaptı. (inminuet)

Gündelik hayatın sadeliği ve aynı zamanda karmaşasını düşsel ögelerle süsleyerek, okurken gülümseten ve farkındalık katan bir tavırla anlatmış Marc Augé. Yazarın insanbilimci olması kolayca fark ediliyor ama sürekli tekrar eden durum ya da olaylar yok, her bir öykünün hissettirdiği çok bambaşka. Küçük detayların önemini anlamak, böyle olsaymış ne olurmuş diye düşünmek istediğinizde okumanızı önerebileceğim tatlı bir kitap. (Kitapesittirmutlulukk)

Gündüz ve Gece Düşleri PDF indirme linki var mı?

Marc Auge - Gündüz ve Gece Düşleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gündüz ve Gece Düşleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Marc Auge Kimdir?

Marc Augé 1935 yılında Fransa'nın Poitiers kentinde dünyaya geldi. Etnoloji disiplininde uzmanlaşmış seçkin antropolog, Paris'teki École des Hautes Études ve Sciences Sociales (EHESS) profesörü.

Marc Auge'nin amacı küreselleşmeyi teori etmek ve bir bütün olarak antropoloji disiplinini canlandırmaktır. Bu amaçla, romandan sentetik sonuçları "etno-romanlar" olarak tanımlayan bir takım yazı teknikleri kullanıyor.

Marc Auge Kitapları - Eserleri

  • Evsiz Bir Adamın Güncesi
  • Unutma Biçimleri
  • Yaşsız Zaman : Kendi Etnolojini Yapmak
  • Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor
  • Gündüz ve Gece Düşleri
  • Antropoloji
  • Dünyalıların Geleceği
  • Yok Yerler
  • Paganizmin Dehası
  • Bisiklet Mucizesi
  • Yer-Değiller
  • Çağdaş Dünyaların Antropolojisi

Marc Auge Alıntıları - Sözleri

  • Bugün, müphem alanların, kullanılmayan toprakların ve şantiyelerin belirsiz çekiciliğinden bir şeyler barındıran köşeleri, birbirinden habersiz binlerce bireysel yolun kesiştiği aşırı kalabalık yerler, adımların birbirine karıştığı gar peronları ve bekleme salonları, serüvenin hâlâ ayakta kalmış olabilirliğinin, “olacakları görmek”ten başkaca bir şeyin beklenmediği duygusunun kaçak bir şekilde duyumsanabildiği bütün o rastlantı ve karşılaşma yerleri oluşturmuyor muydu? (Yok Yerler)
  • Kimi zaman bir ata statüsü oluşturan cenaze törenleri son geçiş riti gibi düşünülebilirler. Her durumda, kolektivite, toplumsal beden yaşarken, bireysel bedenin sonluluğu ona bir anlam verilmesini gerekli kılar. (Antropoloji)
  • Zamanın içindeyizdir, bazı anların tadını çıkarır, kendimizi zamana yansıtır, onu yeniden icat eder, onunla oynarız. Zamanın kıymetini bilir, acele etmeyiz ya da geçip gitmesine izin veririz. Hayal gücümüzün ham maddesi zamandır. Yaş ise geçen günlerin titizce hesaplanması, yılların sadece birbirine eklenmesidir ve biriken miktar dile getirildiğinde bizi şaşkınlığa düşürür. Yaş, her birimizi, en azından Batı'da, emin olduğumuz bir doğum tarihi ile genelde farklı olmasını dilediğimiz bir ölüm tarihi arasına sıkıştırır. Zaman bir özgürlük; yaş ise bir sıkıntı, bir zorlamadır. (Yaşsız Zaman : Kendi Etnolojini Yapmak)
  • İnsanlar yaşlanır, şehirler de öyle... (Yaşsız Zaman : Kendi Etnolojini Yapmak)
  • "Geleceği artık arzulayamıyorsak bunun sebebi onun bizi kendi içine çekerek yutmasıdır " (Dünyalıların Geleceği)
  • Hıristiyan misyonerlerin ideolojik emperyalizmleri çok yeni değildir ve bugün etnoloji literatürü bu emperyalizmin etkisinden hala kurtulmuş değildir. Bu ideoloji, temelde, bildik evrimci modeli tersyüz ederek (Tek tanrıya inanma önce gelir, bu inanç daha sonra çoktanrıcılığa doğru sapar), yerel inanışları ya bir sapkınlığa ya da gerçek dinin önzezisine dönüştürmeye dayanır. (Paganizmin Dehası)
  • "Kutsallık, şiddettir, ama eğer dindar şiddete tapıyorsa, bunun nedeni şiddetin her zaman, huzur verici olarak görülmesidir; dindar, tümüyle huzura yönelir ama bu huzurun araçları kurbansal şiddetten asla yoksun değildir" (1978, s. 41). (Paganizmin Dehası)
  • Birilerinin insanlığını reddetmek, insanlığı herkesten çekip almaktır." (Dünyalıların Geleceği)
  • Durmaksızın ölümden bahsediyorsun ama yine de ölmüyorsun. Oysa ki öleceğim. Bu yazdığım, benim ölüm gazelim. Kiminin gazeli daha uzun olur, kimininki daha kısa. Aradaki fark asla birkaç söze dayanmaz. (Evsiz Bir Adamın Güncesi)
  • Yaşam, her birimiz için uzun ve istemsiz bir arayıştır. (Yaşsız Zaman : Kendi Etnolojini Yapmak)
  • Her üslup bir teori (söz konusu olan şeyin genel anla yışı), entelektüel bir miras ("edebiyat") ve etik bir angaj man (yargılamamak, anlamak) gerektirir. (Antropoloji)
  • Yazı yazmayı ciddiye almak, yazmayı bıraktığımız an ölecekmişiz gibi yazmak değil midir? (Evsiz Bir Adamın Güncesi)
  • …"açık açık söylemeni tercih ederim, düşüncelerini sansürlemeden dile getirmeni, hiç 'miş' gibi yapmadan, hiç başkası gibi olmadan, kendinden başka kimse olmadan, sadece kendin olmanı isterim." (Gündüz ve Gece Düşleri)
  • Hem bir ev kuşu hem de teknoloji özürlüsü olduğundan ne televizyonu ne de cep telefonu vardı, telesekreterli telefonu da sırf annesinden haber alabilmek için edinmişti. (Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor)
  • ''Hafıza kurmacadır, hepimiz bir gün kendimizi yeniden icat etmeye mecbur kalırız.'' (Yaşsız Zaman : Kendi Etnolojini Yapmak)
  • Duyuların tanıklığı, inancın kesinliği yarattığı zihinsel bir işlemdir. (Antropoloji)
  • Doğmak, bir yerde doğmak, bir ikamete atanmaktır. Bu anlamda doğum yeri bireysel kimliği tahsis edicidir. (Yer-Değiller)
  • Tanrı akılcı ve ahlakidir, zararlı kutsallık kutsal olmayan tarafa atılır. (Paganizmin Dehası)
  • "Gezdi, vapurların melankolisini tanıdı, çadırda buz gibi havada uyanmayı, manzaraların ve harabelerin verdiği bıkkınlığı, yarıda kalmış dostlukların acısını öğrendi..." (Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor)
  • “Kültürler ve bireyler arasındaki sınırlar birer çit değil birer eşik.” (Dünyalıların Geleceği)

Yorum Yaz