TÜVTÜRK

İmparator Çay Bahçesi - Nazlı Eray Kitap özeti, konusu ve incelemesi

İmparator Çay Bahçesi kimin eseri? İmparator Çay Bahçesi kitabının yazarı kimdir? İmparator Çay Bahçesi konusu ve anafikri nedir? İmparator Çay Bahçesi kitabı ne anlatıyor? İmparator Çay Bahçesi kitabının yazarı Nazlı Eray kimdir? İşte İmparator Çay Bahçesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 28.02.2022 20:00
İmparator Çay Bahçesi - Nazlı Eray Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Nazlı Eray

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9786051418544

Sayfa Sayısı: 218

İmparator Çay Bahçesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Fantastik edebiyatın kraliçesi Nazlı Eray gerçeğin üzerine büyülü bir tül çekiyor! Hangimiz sevdiklerimizin geri geldiği, onlarla son kez buluşabildiğimiz sihirli bir bahçe hayal etmedik? Nazlı Eray hayallerimizi gerçek kılacak ruhsal bir seferberlik ilan ediyor. Dünyada bıraktıkları için mezarından çıkıp gelen bir sevgili, cennet bekçisi irfan, çok uzaklarda kalmış bir aşk, mermer mezar taşının üzerine düşmüş, konuşan bir fotoğraf, gelgitli aşklarını anlatmak için dile gelen ve hayatına giren her adam için bir kez açan, Gül Abla'nın afrikamenekşeleri, kaybettiğiniz insanlarla yeniden buluşabileceğiniz, imkânsızın gerçeğe dönüştüğü bir çay bahçesi yazarın düş dünyasından sökün ediyor.

imparator Çay Bahçesi 'ni yol kenarında gördüğüm an, tüm yapıt çalkalandı ve her şey birden yerli yerine oturdu. Tıpkı bir mevsim gibi...

-Nazlı Eray-

"Nazlı Eray sadece ayrı dünyaları ve ayrı çağlardan insanları bir araya getirmiyor, aynı zamanda çağımızın anlatı türlerinden, bilim kurgu ile geçmiş yüzyılların anlatı türlerinden masalı, fantastik bağlamda bir arada yoğuruyor."

-Berna Moran-

İmparator Çay Bahçesi Alıntıları - Sözleri

  • Öldüremez. Hiçbir şey yapamaz. Bir hayali öldürmek çok zordur.
  • " Evet. Dikkat edilmezse en çabuk eskiyen duygu aşktır"
  • "Anılar yaşlanmaz ki..."
  • İki insan arasındaki sevgi, incecik kristal bir çubuktu. Biliyordum bunu. Demek çok alıngandı. Garip bir gururu vardı belki de.
  • "Öldüremez. Hiçbir şey yapamaz. Bir hayali öldürmek çok zordur."
  • "Öldüremez. Hiçbir şey yapamaz. Bir hayali öldürmek çok zordur." "Belki de imkansız..." diye mırıldandım.
  • "Aşkı bulunca bırakmamalı," dedi annem. "Sonra uçar gider..."
  • "Yaşamın bir köşesinde rastgele karşılaştığımız insanlarla bazen bir ömür geçiyor. Kimi düşlerde kalmış, kimi hayal olmuş, kimi gerçek kişiler... İnsan bir türlü bu döngüden kurtulamıyor, unutamıyor; yazılar, kaderler birbirine karışıyor. Yaşam böylece akıp gidiyor."
  • "Dikkat edilmezse en çabuk eskiyen duygu aşktır."
  • "Yaşam tüm hızıyla devam ediyor dışarıda, her dakika, her saniye, her şey değişebiliyor. Yaşam dediğimiz o nehir köpürerek akıyor."
  • Yaşamın bir köşesinde rasgele karşılaştığımız insanlarla bazen tüm bir ömür geçiyor.
  • Güzel şeyler hep kısa sürer, dedi ses. İnsan bir türlü doyamaz onlara.
  • "Ama," dedi umutsuzlukla kadın, "O beni düşünmediği sürece hiçbir şey yapamam ki! Ancak onun beyninde olduğum sürece var oluyorum."
  • "Bazılarının aklına gece deyince uyku gelir," dedi Gece. "Onlar geceyi bilmeyenler..." dedim.
  • "Zaman. Ürkütücü bir şey bu Gül Abla. Her şeyi zamana nasıl bırakabilirim?" diye bağırdım. "Korkarım ben zamandan. Korkarım. Zaman unutturur.

İmparator Çay Bahçesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İMPARATOR ÇAY BAHÇESİ Kitaba başlarken bu kadar etkileyeceğini hiç tahmin etmemiştim. Bana hediye edilmeden önce varlığını bile bilmediğim bir kitaptı. Öylesine kitaplarıma bakarken birden bu kitabı okumak istediğimi düşündüm ve okumaya başladım. Zamanım olsaydı tek oturuşta bile bitebilirdi. Akıcı ve içine çeken bir anlatımı vardı. Fantastik bir kurgu olmasına rağmen sanki akla yatan olaylarmış gibi geldi. Aslında konuşan afrikamenekşeleri, cennet bekçisi İrfan, konuşan fotoğraflar ve oyun makineleri gibi uçuk şeyler olmasına rağmen okurken hiç "Ne oluyor?" demedim. Çok sıradan şeyler okuyormuş gibi hissettim ve akıcılığı sayesinde kitaba daldığım an bir daha kafamı kaldırmak istemedim. Belki sadece benim yaşadığım bir duygudur, belki kitap okumaya hevesli olduğum bir döneme denk gelmiştir ve beni bu yüzden sayfalara kilitlemiştir bilemiyorum ama harika bir kurgu diyemeyecek olmama rağmen kafamı kaldırmadan okuma istediği uyandırdı. Kitap ilk olarak 1997 yılında basılmış. Daha sonra yayınevi değişikliği olmuş. Ben Everest Yayınları baskısından okudum. Kitabın arka kapağında yazdığına göre yazarımız fantastik edebiyatın kraliçesi olarak adlandırılıyormuş. Benim kitap okumaya başladığım zamandan beri hiç karşıma çıkmadı. Tabi ki benim eksikliğim. Yazarın kalemiyle tanıştığım için mutluyum bu kadar akıcı ve olağandışı bir kaleme sahip olduğu için kitaplarını okumak isterim. (Betül Bay)

Rüya gibi bir kitap okudum, Nazlı Eray'ın rüyalarında geziyorsunuz...Bu kitabı anlatabileceğimi zannetmiyorum çünkü çok farklıydı.Büyülü gerçekçilik akımı ile yazılmış. Oradan oraya atlıyor, bir rüyadan girip bir hayalden çıkıyorsunuz ama konular arasında hiç kopukluk olmuyor, konular anlaşılıyor gayet. Bütün roman bir kadının ağzından anlatılıyor zaten..Sen Aydılatırsın Geceyi filmini izlediyseniz yer yer bana onu hatırlattı.. Cennet Bekçisi İrfan, uğruna intihar ettiği kadını görmek için mezarından kalkan Celal, konuşan Afrika menekşeleri, erkeklerin kafasındaki kadınların "hayal kadınlar" olup bütün gece baş başa sohbet etmeleri, Madam Kelebek ve Emir eri'nin bakışmalarını arasındaki aşk elektriğine kapılıp rüyalara dalan garson, 'gece' ile sohbet etmek hatta onunla 24 saatliğine yer değiştirmek...Farklı, değişik dünyalara dalayım bu dünyadan biraz uzaklaşayım derseniz tavsiye ederim (Şeyma)

Kitabın Yazarı Nazlı Eray Kimdir?

Nazlı Eray, Ankara’da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuduktan sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda tercüman olarak çalışmaya başladı. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Edebiyatçılar Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Eray, Türkiye Yazarlar Sendikası ile Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) üyesi ve 1977 ve 1978 yıllarında Yaratıcı Yazın dersleri verdiği ABD Iowa Üniversitesi’nin Onursal Üye’sidir. Yazmaya 1959’da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü “Mösyö Hristo” ile başlayan Eray’ın ilk öykü kitabı Ah Bayım Ah 1975’te çıktı. Nazlı Eray’ın öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrildi. Erostratus (1977) adlı oyunu, Sartre, Montaigne, Camus, Unamuno, Pessoa ve Bauer’in Erostratos yorumlarıyla birlikte Blood and Ink’te (“Kan ve Mürekkep”) yer aldı. Nazlı Eray, anılarının bir bölümünü Tozlu Altın Kafes (DK, Ocak 2011) adıyla kitaplaştırdı.

 

Nazlı Eray Kitapları - Eserleri

  • İmparator Çay Bahçesi
  • Aydaki Adam Tanpınar
  • Aşık Papağan Barı
  • Aşk Artık Burada Oturmuyor
  • Orphee
  • Ömür Uzatma Kahvehanesi

  • Arzu Sapağında İnecek Var
  • Pasifik Günleri
  • Ayışığı Sofrası
  • Kız Öpme Kuyruğu
  • Sis Kelebekleri
  • Kayıp Gölgeler Kenti
  • Ah Bayım Ah

  • Aşkı Giyinen Adam
  • Farklı Rüyalar Sokağı
  • Marilyn Venüs'ün Son Gecesi Marilyn Monroe Ankara'da: Cursum Perficio!
  • Beyoğlu'nda Gezersin
  • Halfeti'nin Siyah Gülü
  • Uyku İstasyonu
  • Ay Falcısı

  • Deniz Kenarında Pazartesi
  • Frej Apartmanı'nın Esrarı
  • Ölüm Limuzini
  • Uyku İstasyonu
  • Tozlu Altın Kafes
  • Elyazması Rüyalar
  • Gece Çiçeği İstanbul

  • Aşk Yeniden İcat Edilmeli
  • Eski Gece Parçaları
  • Yoldan Geçen Öyküler
  • Rüya Yolcusu
  • Yıldızlar Mektup Yazar
  • Büyülü Beyoğlu
  • Karga Feramuz'un Aşkı

  • Geceyi Tanıdım
  • Kalbin Güney Batısı
  • Sinek Valesi Nizamettin
  • İki Kafalı Topaç Villy
  • Örümceğin Kitabı
  • Bir Böcek Sevdim
  • Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni

  • Geceyi Tanıdım - Yoldan Geçen Öyküler
  • Hazır Dünya
  • Düş İşleri Bülteni
  • Nazlı Eray: Ömür Uzatma Kahvehanesi Seçme Öyküler
  • Ekmek Arası Rüya
  • Kuş Kafesindeki Tenor
  • Sihirli Saray

  • Naz ve Köşkteki Vampir
  • Çığlık Atan Mumya
  • Gören Gözler Duyan Kulaklar
  • Naz ve Büyülü Bahçe
  • Mırmır Osman
  • Billur Ahtapot ile Mor İnci
  • Aşk Artık Burada Oturmuyor

  • Kapıyı Vurmadan Gir
  • Kalbinde Kadın Taşıyan Erkekler Birahanesi
  • Geceyi Tanıdım Erostratus

Nazlı Eray Alıntıları - Sözleri

  • Meze tabaklarında anılar ve eski aşklar var. (Ayışığı Sofrası)
  • Arada gerçeği yitirmek ne güzel. (Düş İşleri Bülteni)
  • “İnsan her şeyi hatırlasa çok yorulur. Unutmak... Unutmak bazen bir ilaç.” (Elyazması Rüyalar)
  • Anlatacak o kadar çok şey var ki... İçimde birikmiş şeyler, belleğime hücum eden anılar. (Halfeti'nin Siyah Gülü)
  • "... Üstümde çok ağır bir yük hissediyorum. Bu yük bazen o kadar ağırlaşıyor ki; sırmalı kadife ceketime dev bir mezartaşı çimentolanmış sandığım oluyor. Sırtıma... Çimentolanmış bir mezartaşı. Aynaya gidip bakıyorum, görüyorum onu. Tersten, üstündeki yazıyı okuyorum. 'Rudolf von Hapsburg' yazıyor. Üstünde doğum tarihim var. Ölüm tarihinin olduğu yer boş. O anda bembeyaz bir el bana bir divit kalem uzatıyor. Ucu kana batırılmış. Onu yavaşça alıp, kanla, ölüm tarihimi mezar taşımın üstüne ben yazıyorum." (Yıldızlar Mektup Yazar)
  • “Ceviz kabuğunun içindeydim. Şimdi Tanrı beni fındık kabuğunun içine soktu.” (Ayışığı Sofrası)

  • Ben, Bekleme Ustası olurken, her bir şeyin çok usul usul ve sabırla bekleneceğini sanıyordum. Oysa beklenmedik olaylar peş peşe geliyordu! (Kız Öpme Kuyruğu)
  • " Evet. Dikkat edilmezse en çabuk eskiyen duygu aşktır" (İmparator Çay Bahçesi)
  • "İnsan her şeyi hatırlasa çok yorulur. Unutmak... Unutmak bazen bir ilaç." (Elyazması Rüyalar)
  • "Tarihte daima gizemli bir şey kalmalıdır." (Yıldızlar Mektup Yazar)
  • Yüzümde, çok sevdiği birini yitirmiş olan bir insanın acısı ile dolaşıyordum. (Deniz Kenarında Pazartesi)
  • Ölüm, üstünde uçan bir kuş. Ama, kanadı sana henüz değmedi. (Uyku İstasyonu)
  • Uçsuz bucaksız, sonsuz ve yarınsız bir yolculuğa çıkıyordu. (Kayıp Gölgeler Kenti)

  • "Yapayalnız bir insanım. Beni ancak ağaçlar, bitkiler, kapıların ve pencerelerin dışları, sokaklar ve o sonsuz yıldızlı gece sever." (Uyku İstasyonu)
  • Kavanozdaki ölüyle baş başa kalmıştım. (Kayıp Gölgeler Kenti)
  • Yoldaki büfenin birinden bir şişe vişne suyu alıp oracıkta hepsini içivermek dünyanın en güzel şeyiymiş gibi geliyor bana. (Ah Bayım Ah)
  • Neden korkuyorsun? Ölümden mi? Yok olmaktan, belleğini yirirmekten, ya da bedenine bir nüzul inmesinden mi? Neden korkuyorsun? (Ayışığı Sofrası)
  • ''Sevgi tılsımlı bir şey... Onu en iyi, yitirdiğin zaman anlayabilirsin.'' (Uyku İstasyonu)
  • "Para bir bıçak gibidir," dedi Sibil. "Keser ve yaralar kimi zaman." (Ayışığı Sofrası)
  • İpi kopmuş bir uçurtma gibiyim. Ama gökyüzünde değilim. Başka bir yerlerde kaybolmuş gitmişim. (Kalbin Güney Batısı)

Yorum Yaz