tatlidede
dedas
tatlidede
Fuar

Iskarta - Neal Shusterman Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Iskarta kimin eseri? Iskarta kitabının yazarı kimdir? Iskarta konusu ve anafikri nedir? Iskarta kitabı ne anlatıyor? Iskarta PDF indirme linki var mı? Iskarta kitabının yazarı Neal Shusterman kimdir? İşte Iskarta kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
  • 04.02.2023 14:00
Iskarta - Neal Shusterman Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Neal Shusterman

Çevirmen: Zarife Biliz

Yayın Evi: Tudem Yayınları

İSBN: 9789944694551

Sayfa Sayısı: 424

Iskarta Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çocukların organlarının başka donörlere nakledilerek ıskartaya çıkarıldığı bir dünya düşünün. Doktorlar ve tedavi yöntemleri yerine sadece cerrahlar ve protezlerin olduğu bir dünya!

Connor, Risa ve Lev'in bedenleri parçalanacak ve ayak parmaklarından beyinlerine kadar tüm parçaları "kullanılacak". Sadece birlikte kaçarlarsa hayatta kalabilecekler.

Neal Shusterman , "ISKARTA"da yaşamın nerede başladığı ve nerede bittiğinin ötesinde, gerçekten "yaşam"ın ne anlama geldiğine dair fikirleriyle de genç okurlara meydan okuyor.

Iskarta Alıntıları - Sözleri

  • "Artık yolculuğu onu nereye götürürse götürsün önemi yoktu, zaten kalbinde oraya varmıştı."
  • "Artık yolculuğu onu nereye götürürse götürsün önemi yoktu, zaten kalbinde oraya varmıştı."
  • İki şey sonsuzdur: Evren ve insanın aptallığı. Fakat evren hakkında o kadar emin değilim. Einstein
  • "Hayatımızı yaşamaya hakkımız var!"
  • Mükemmel bir dünyada, her şey siyah ya da beyaz, doğru ya da yanlış olacak ve herkes aradaki farkı bilecekti. Ama burası mükemmel bir dünya değildi. Sorun, öyle olduğunu düşünen insarlardı.
  • Risa resme daha yakından baktı."Gözleri yüzüne göre çok büyük." +"En çok gözlerini hatırladığım için olabilir."
  • Bu kadar çok kural ve kısıtlamayla dolu bir hayatta, insanın ne olduğunu unutması çok kolaydı.
  • Sevildiğin an, ruhunu kazandığın andır.

Iskarta İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Zorla organ bağışı.: Herkese merhabalar. Öyle bir dünya düşünün ki çocuklar 13 yaşında geldiği zaman ailelerine iki seçenek sunuluyor. Ya çocuklarıyla birlikte yaşamlarına devam edecekler ya da çocuklar ıskartaya çıkarılacaklar. İkinci seçenek söz konusuysa çocukların organları alınıyor ve başka ihtiyacı olan donörlere nakilleri yapılıyor. İşte bu distopik romanda ıskartadan yani diğer adıyla hasat kampına gitmek istemeyen, oradan kaçan çocukların hikayesini anlatıyor. Karakterler gerçek hayattan fırlamış gibiydi. O ya da bu sebeple ailesine yaranamayan çocuklar, bir anlık hata için sözde başarısız olan çocuklar ya da doğumdan itibaren tek bir an için yetiştirilen çocuklar ve daha niceleri. Kitap akıcı ve bir o kadar da merak uyandırıcıydı. İncelememi de bu kitabı en iyi tanımlayacak cümle ile bitirmek istiyorum. "Daha fazla insan, organlarını bağışlasaydı ıskarta işlemi hiç olmayacaktı... ama insanlar kendilerinin olan şeyi kendilerine saklamayı seviyorlar, hatta öldükten sonra bile. Açgözlülüğün etiği ezip geçmesi çok uzun sürmedi. Iskarta işlemi çok verimli bir iş halini aldı ve insanlar buna izin verdiler." Sevgiyle kalın. (Seher Demir)

Kürtajın yasak olduğu bir yaşam kanunun hüküm sürdüğü distopya dünyası! Aileleri tarafından çeşitli sebeplerle "ıskartaya" çıkarılmış, 13-18 yaş arasındaki çocukların, hayat ile ölüm arasında, o incecik çizgide yaşama nasıl tutunmaya çalıştıklarını okuyorsunuz. Derinden sarsıcı bir eser, mutlaka okunmalı. Aynı zamanda "ıskarta" kavramının günümüzde bizlere de yabancı olmadığını farketmemi sağladı. Tek bir fark ile; onlar bedenlerinin her bir parçasını dağıttılar, bizler ise tutunmaya çalıştığımız bu hayatta "ruhumuzun" her bir parçasını başkalarında bırakıyoruz... (Eda Gündoğdu)

İnsan Bedeni Kamu Malı Değildir: Serinin ilk kitabı. Kendi içinde sürükleyici ve düşündürücü. Özellikle tüm kitap boyunca merak ettirilen Hasat Kampı gerçeğiyle karşılaşan karakterin yaşadıkları beni oldukça etkiledi.Fakat sonraki kitaba geçme isteği uyandırması açısından seri sonunu zayıf buldum.“Ee! bakalım sonra neler olacak!” gibi büyük bir merak duygusu uyandırmasını isterdim. En azından bende ki beklenti bu oldu. Olay örgüsünün bitişi merak uyandırmadıysa da seriye devam kararı aldım. Bana sorgulattırdıkları seriye devam etmem için yeterli. Kitap organ bağışı konusuna farklı açılardan bakmama, düşünüp sorgulamama neden oldu. Herkes kendisiyle ilgili kararı vermekte hürdür. Baştan belirtmeliyim ki maksadım bir tartışma ortamı oluşturmak değil. Sadece kitabı okurken kendimce sorgulamalarımı yazıya dökmek istedim hepsi bu. Organ nakli yapılabilmesi için beyin ölümü diye tanımlanan durumun gerçekleşmesi gerekiyor. Tanım şu; tüm beynin ve beyinciğin, hayati merkezlerin bulunduğu beyin sapının geri dönüşü olmayacak şekilde kaybı. Konuyla ilgili olarak biraz araştırdım ve gördüm ki “beyin ölümü gerçekleşmiş” olanların bir kısmı (%60) belli bir zaman sonra tekrar uyanıyor ve normal yaşantısına dönebiliyormuş. 27 yıl sonra uyanıp normaline dönen insanlar var. Yani ruhun bedeni terk ettiğinden nasıl bu kadar emin olunabilir ki? Ruh beynin kendisi midir ki? Gerçekten ölmüş olan bir kişiden 8 saniye sonra alınan organlar kullanılamamaktaymış. Yani organ bağışı yapılabilmesi için kişinin ölmemiş olması gerekiyor. Evet evet yanlış okumadınız.Ölmemiş. Kalbi atmaya devam ediyorken, bedeninde ruhunu hâlâ taşıyorken.Ruhu henüz bedenini terketmemişken. Kaldı ki kesin olarak ölen kişinin bile beyni 15 dk. çalışmaya devam ediyormuş. Bu durumda olan bir hasta, hasta diyorum çünkü henüz ölmüş değil, her şeyi hissedebilir. Nitekim, bunu yaşayan canlı tanıklar, ailesi bağışı kabul etmediği için uyanan hastalar, tüm sürecin farkında olduklarını anlatıyorlar. Şunu sordum kendime, neden hayati fonksiyonlarını kaybetmiş ve “ölmüş” olarak tanımlanan kişinin sedyede elleri ayakları bağlanarak ve anestezi altında organları alınıyor. Böyle bir durumu refleks olarak tanımlayanlar var. Fakat sonrasında uyanıp normal yaşamına dönenler hissettikleri acılar konusunda oldukça gerçek açıklamalar yapmışlar. Neden organ yetmezliğinin bu kadar çok olduğuyla, nedenleriyle ilgilenmek yerine organ bağışı kampanyaları yapılıyor? Buna harcanan efor koruyucu hekimlik denilen ön almaya harcansa pek çok sorun ortadan kalkmaz mı? Ama bu pek çoklarının işine gelmeyecektir. Öyle ya ömür boyu ilaca mahkûm olmak varken, değil mi? İnsanlar yavaş yavaş zehirleniyor. Somali’ de küresel örgütlerin Birleşmiş Milletler’in taraf olduğu örgütlerin organ ticareti yaptığı biliniyor. Çin’de idam edilen kişilerin organları ticaret malı olarak görülüyor ve aynı Birleşmiş Milletler bu konuda Çin’i uyarıyor! Raporluyor. Yani durum organ yetmezliği ve beyin ölümünden daha fazlası gibi duruyor. Bağış yapmak bir insan vazifesi gibi kutsallaştırılıyor.Bu durum mutlak değil. Hatta aileniz sizin hakkınızda bağış kararı bile verebiliyor. İnsan bedeni kamu malı değildir. Bitkisel hayat ve beyin ölümü arasında kesin ayrım bile yapılamıyorken bu durumda tıpkı bir “ıskartaya çıkarma” durumu gerçekleşmiş olmuyor mu?Tabii Roland gibi şanslı olunabilirse… Tavsiyemdir. İyi okumalar dilerim. (Beyaz Patiska)

Iskarta PDF indirme linki var mı?

Neal Shusterman - Iskarta kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Iskarta PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Neal Shusterman Kimdir?

Shusterman 12 Kasım 1962'de doğdu ve Brooklyn , New York'ta büyüdü . Shusterman küçük yaşlardan itibaren hevesli bir okuyucuydu. 16 yaşında, Shusterman ve ailesi Mexico City'ye taşındı. Liseyi orada American School Foundation'da bitirdi ve "Uluslararası bir deneyime sahip olmak hayatımı değiştirdi, bana dünyaya yeni bir bakış açısı kazandırdı ve başka türlü sahip olamayacağım bir güven duygusu verdi." Psikoloji ve tiyatroda çift ​​anadal yaptığı California Üniversitesi, Irvine'e katıldı ve aynı zamanda yüzme takımında da yer aldı.

Shusterman üniversiteden sonra Los Angeles'ta bir yetenek ajansı olan Irvin Arthur Associates'te asistan olarak çalıştı ve Lloyd Segan'ın temsilcisi oldu. Shusterman bir yıl içinde ilk kitap anlaşmasını ve senaryo yazarlığı işini yaptı. Florida'da yaşıyor.

Shusterman, kitapları için sayısız onursal ödül aldı. 2015'te Challenger Deep romanıyla Ulusal Kitap Ödülü, Boston Globe-Horn Kitap Ödülü ve Schwa Was Here için 2008 California Genç Okuyucu Madalyası. 2012'de PEN / Phyllis Naylor Çalışma Yazarlığı Bursu'nda jüri olarak görev yaptı. Downsiders ve Full Tilt romanlarının her biri 20'den fazla ödül kazandı. Unwind o iş vermedi gerçi, 30'dan fazla ödül kazandı.

Shusterman ayrıca Orijinal Disney Channel filmi Pixel Perfect'in yanı sıra Goosebumps ve Animorphs bölümleri de dahil olmak üzere TV için yazdı. RL Stine'nin The Haunting Hour: The Series adlı kitabında yazmıştır ve ayrıca 20th Century Fox için Challenger Deep adlı romanı uyarlamaktadır.

yazar/easton-royce kalem ismiyle de kitaplar yazmıştır.

Neal Shusterman Kitapları - Eserleri

  • Iskarta
  • Zihin Girdabı
  • Scythe
  • Thunderhead
  • Eksiksiz
  • Unwind
  • The Toll

Neal Shusterman Alıntıları - Sözleri

  • The problem with setting out to change the world was that you were never the only one. (The Toll)
  • And each time I witness a cruel act by a corrupt scythe, I seed the clouds somewhere in the world, and bring a lamentation of rain. Because rain is the closest thing I have to tears. (Thunderhead)
  • “Elçiye zeval olmaz derler ama gerçek acıttığında her zaman elçiden nefret ederiz. (Zihin Girdabı)
  • "Hayatımızı yaşamaya hakkımız var!" (Iskarta)
  • "I broke none of my laws…” “No … but you broke mine.” A sudden surge of emotion welled up in Greyson. Tears began to cloud his eyes, reminding him how much the Thunderhead had meant, and still did mean, to him. But he could not let that stop him. If there was anything he’d learned from the Thunderhead, it was that consequences could not be ignored. “Therefore,” he said through his tears, “I can no longer speak to you. You are … unsavory to me.” (The Toll)
  • “Scythe Anastasia is not your concern.” “She’s my only concern.” (The Toll)
  • Innocence is doomed to die a senseless death at our own hands, a casualty of the mistakes we can never undo. (Scythe)
  • To choose those who live and those who die would leave me both feared and adored, like emperor-gods of old. No, I decided. Let humankind be the saviors and the silencers. Let them be the heroes. Let them be the monsters. (Thunderhead)
  • “Anladıklarını söylüyorlar ama seni gerçekten anlayanlar yalnızca senin geçtiğin yoldan geçmiş olan insanlardır. Bu bir adamın doğum yapmanın neye benzediğini bildiğini söylemesi gibi.” (Zihin Girdabı)
  • "Artık yolculuğu onu nereye götürürse götürsün önemi yoktu, zaten kalbinde oraya varmıştı." (Iskarta)
  • And the pain . . . the pain of my awareness is unbearable. Because my eyes do not close. Ever. And so all I can do is watch unblinkingly as my beloved humankind slowly weaves the rope it will use to hang itself. (Thunderhead)
  • "A successful lie is not fueled by the liar; it is fueled by the willingness of the listener to believe. You can't expose a lie without first shattering the will to believe it. That is why leading people to truth is so much more effective than merely telling them." (The Toll)
  • Really. How much of a chance? Thirty-nine percent. What about the other 61 percent? My algorithms show that you have a 61 percent chance of permanently dying the near future, without having any effect of note. I don't feel comforted. You should. A 39 percent chance of changing the world is exponentially greater than most people can ever hope to have. (Thunderhead)
  • Bu kadar çok kural ve kısıtlamayla dolu bir hayatta, insanın ne olduğunu unutması çok kolaydı. (Iskarta)
  • How ironic, then, and how poetic, that humankind may have created the Creator out of want for one. Man creates God, who then creates man. Is that not the perfect circle of life? But then, if that turns out to be the case, who is created in whose image? (Thunderhead)
  • Over the years, the Thunderhead had witnessed millions of people in each other’s arms, embracing as they slept. The Thunderhead had no arms to embrace. Even so, it could feel the beat of Greyson’s heart and the precise temperature of his body as if it were right beside him. To lose that would be a cause of immeasurable sorrow. And so night after night, the Thunderhead silently monitored Greyson in every way it could. Because monitoring was the closest it could come to embracing. (The Toll)
  • . Aptal rüyalar !.. İyi olanlar bile kötüdür, çünkü size gerçekliğin ne kadar kötü ölçüldüğünü hatırlatırlar. . (Unwind)
  • “Please . . . ,” he begs. And so I oblige. I reach out into the electrical grid, and douse the lights. Not just in the chapel, but throughout all of  Wichita. The lights of the city blink for 1.3 seconds. All for the benefit of Greyson Tolliver. To prove beyond a shadow of doubt how much I care, and how heartbroken I would be for all he has suffered, if I had a heart capable of such malfunction. But Greyson Tolliver does not know. He does not see . . . because his eyes are shut too tightly to know anything beyond his own anguish. (Thunderhead)
  • “ Yaşam acı çekmekle ilgilidir. Bununla başa çık.” (Zihin Girdabı)
  • "Artık yolculuğu onu nereye götürürse götürsün önemi yoktu, zaten kalbinde oraya varmıştı." (Iskarta)

Yorum Yaz