diorex
life
Dedas

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi - Alâeddin Şenel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kimin eseri? Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kitabının yazarı kimdir? Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi konusu ve anafikri nedir? Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kitabı ne anlatıyor? Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi PDF indirme linki var mı? Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kitabının yazarı Alâeddin Şenel kimdir? İşte Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 22.09.2022 20:00
Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi - Alâeddin Şenel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Alâeddin Şenel

Yayın Evi: İmge Yayınları

İSBN: 9789755334837

Sayfa Sayısı: 1115

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu yapıtta anlatılan insanlığın öyküsü ulusçu, dinci, batıcı tarihlerde-kinden farklıdır. İnsanlığın tarihi, UNESCO'nun çok ciltli History of Humanity (İnsanlık Tarihi, İmge) yayını doğrultusunda, insan odaklı bir bakış açısıyla, tek ciltte kotarılmaya çalışılmaktadır.

Bu yolda, maddenin biyokimyasal evrimi ile başlanıp, genel olarak canlıların organik evrimi evresine geçilmektedir. Özel olarak insanın organik evrimi ise uzak hayvan anaataları olan prosimiyen kemirgen noktasından uzak insan anaataları sayılan, araç kullanan insanımsı=hominoid cinslerine dek izlenmektedir.

İnsanlığın kültürel evrim evresi, eşitlikçi-kararlı denge yasası uyarınca görece durağan yapılı ilkel topluluk ile giderek daha büyük bir artının üretilip aktarıldığı eşitsizlikçi, dinamik uygar toplum dönemlerine bölünerek incelenmektedir.

Uygar topluma geçişte göçebe çoban-yerleşik çiftçi topluluklar arası savaşçı ve barışçı alışveriş ilişkilerinin belirleyiciliği üzerinde durulmaktadır. Bunun ürünü olarak, talan, yağma, haraç, vergi evrelerinden geçilerek doğan kentli, sınıflı, devletli, ideolojili uygar toplumun iç ve dış dinamikleri ortaya konulmaktadır.

Uygarlığın ilk ve Afroavrasya'daki tek beşiği olan Aşağı Mezopotamya'dan, Sami, Hint-Avrupa, Moğol-Türk göçebe akınları, Hıristiyanlık, İslamlık akımları kanallarıyla dünyanın dört bir yanına yayılışı sergilenmektedir. Toplumun kent devletlerinden dünya imparatorluklarına doğru gelişmesi, üretim ve savaş teknolojileri etkileşimi, kenttanrıcılıktan tektanrıcılığa, sihirsel düşünüşten, önce dinsel, sonra bilimsel düşünüşe geçiş koşulları vurgulanarak verilmektedir.

Yapıt, Haçlı Akınları ile başlayan çağdaş topluma geçilişini, Yeni Dünya uygarlıklarının yeryüzünden silinişini ve kültürkıyım üzerine kurulan köleci kapitalizm ile benzeri görülmedik çapta sömürgen ve dinamik bir düzenin gelişini açıklayan kesimle noktalanmaktadır.

Yazar, bölümler arasına serpiştirdiği Avdan dönenin mızrağı kırılsın, Altaylardan inen yiğit, Ayın altında dönen ilk tekerlekler gibi senaryolarla, okuru, bilimsellikten ödün vermeden, bir tarihsel film havasına çekmektedir. Ekli Addizin ve Andizin ise yapıttan yararlanmayı kolaylaştırmaktadır.

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi Alıntıları - Sözleri

  • "Savaşlar insanların kafaların da ­ başlar. Öyleyse barışın savunma siperlerinin de insanların kafalarında kurulması gerekir."
  • Savaşlar insanların kafalarında başlar.Öyleyse barışın savunma siperlerinin de insanların kafalarında kurulması gerekir.
  • “Aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı konumda bulunabilir, benzeri şeyleri yapabilirdim" demeyen, ne kendini ne başkalannı anlamıştır ne de insanlık tarihini anlayabilir.
  • Sormayı, sorgulamayı sürdürmeliyiz: "Ben neyim? Öteki insanlarla ortak yaniarım ne, farkım ne? Biz insanlar, öteki canlılardan neden farklı davranmaktayız? Onlardan neyimiz eksik, neyimiz fazla? Öteki canlılarla ilişkimiz nasıl, nasıl olmalı?"
  • Kadınların etek giyme geleneği (hatta belki insan­ ların giyinme geleneği) toplayıcılık işinin bir geregi olarak başlamış bu­ lunabilir. Bu yararından dolayı sürdügü daha bir kesinlikle söylenebilir. Eteklerinin önce yarım etek (önlük) biçiminde olduğunu düşleyebiliriz. Böyle bir giysi önde, içine toplananların biriktirilip taşındığı bir araç iş­levi görecektir. Arkaya alındığında, bebek içine oturlulduktan sonra iki ucu boyunda tutularak ya da baglanarak, bir ya da her iki elin topla­ yıcılık için boş kalmasını saglayacaktır.
  • ''Erkekler daha çok topluluğu ''koruma'', kadınlar çocukları ve topluluğu yiyecek hazırlayarak ''besleme'' işlerini üstleneceklerdir. Bu yöndeki farklılaşma ileride daha da gelişerek ''av işleri'' ile ''ev işleri'' ayırımı biçimini alabilecektir. Aslında uygar topluma dek, kadınların toplayıcılık yanı sıra av dışında her işi yaptıkları sanılıyor. Uygar toplumdan sonra ise, ev dışında tarım işleri yanı sıra ev içinde her işi üstlenecekleri bir durum söz konusudur. Bu bir açıdan, kadınların üstüne daha çok işin yükleneceği anlamına gelip, onlar adına bir olumsuzluktur. Öteki açıdan, uzmanlaşmanın ve yabancılaşmanın olumsuz etkilerine erkeklerden daha az açık kalmaları demektir.''
  • İnsanlar - insan ilişkileri alanında sömürgendirler. Başkalarının emek­lerinin ürünlerine el koymanın yollarının, yöntemlerinin kurumlaştırıldığı­ katmanlı toplumun başından beri sömürgendirler.İkincisi, insan - doğa ilişkileri alanında sömürgendir. Kapitalist biçimiyle endüstri devriminden beri insanlar, insan ile doga ilişkileri alanında birer sö­mürgen gibi davranmaktadırlar.
  • Bununla birlikte, ilkel toplulugun insanının is­tedigini yapıp istemedigini yapmayacagı (günümüzdeki anlamıyla) "öz­ gürlük" içinde yaşadıgı sanılmamalı. Neyin, ne zaman, kimlerce yapıla­cagı önceden, kesin olarak belirlenmişti. Yapılacak şeylerle yapılmaya­cak şeyler, bir ilkel toplulugun insan-insan, insan-doga ilişkilerinde ku­şaklar boyu deneyiminden süzülüp çıkarılarak gelenekiere baglanmıştı. Bu bakımdan ilkel toplulugu, kişilerin degil, geleneklerin "yönettigi" söylenebilir. Daha doğrusu ilkel topluluğun geleneklerle "yürütüldüğü" söylenmelidir.
  • Lao-çe'ye göre insanlar (çağımızın anarşist çevrelerinde düşünüldüğü gibi) doğuştan iyidir. Dolayısıyla güdülmeleri gerekmez. Birbirlerine doğuştan eşittirler. Yapılması gereken tek şey Tao denen doğru yolu izlemektir. Doğru yol ise, öyle herkesin ulaşamayacağı yüksekliklerde değildir, burnumuzun dibindedir. Doğru yola, çok şey öğrenmekle, çok şey bilmekle girilmez. Çok şey bilmenin, kendi başına hiçbir değeri yoktur; hiçbir yararı yoktur. Üstelik, insanlar arasında bilen-bilmeyen gibi haksız ayrımlara yol açabildiği için, zararı bile vardır. Çok mala sahip olmak da insanı doğru yola götürmez. Tersine, kişiyi soylu amaçlardan saptırır. (...) Lao-çe (gene çağımızın Thoreau gibi anarşist düşünürlerinin düşüncelerini anımsatırcasına) yalınlığın en doğru yol, en büyük erdem oluşturduğu noktasından kalkar. Onunla tutarlı olarak, karmaşık ilişkilere ve örgütlere (uygarlığa?) karşı çıkıp en doğru yönetimin (kişiye en az karışan) en az yöneten olduğu sonucuna ulaşır.
  • l3,5 milyar, Büyük Patlama ile maddenin evriminin başlaması 3,5 milyar, canlılıga geçiş ve tek hücreliler 700 milyon, ilk hayvanlar 200 milyon, eski (arkaik) memeliler 100 milyon, yeni (eteneli) memeliler 70 milyon, kemirgenler (prosimiyen) agaçsivrifaresi 60 milyon, yüksek memeliler (Primatlar) 30 milyon, antropoidler 20 milyon, insanımsılar (Hominoidler) 15 milyon, kuyruksuz iri maymunlar (ape'lar) 5milyon, insansılar (Hominidler) 3 milyon, insan cinsi (Homo) ve onun ilk türü (Homo habilis) 2,5 milyon, kültürel evrimin organik evrimin önüne geçmesi 2,5-2 milyon, Dikilen insan (Homo erectus) türü 1 milyon, Düşünen insan (Homo sapiens) türü 200 bin, Çagdaş Tipte Düşünen Insan (Modem Homo sapiens)

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi; Canlı organizmaların ortaya çıkışından, canlıların bitkiler ile hayvanlar olarak ayrışma sürecine yaşamın insana kadar uzanan evrilme sürecine bilimsel ve arkeolojik kanıtlar ile değinen yazar, insanların oluşturduğu ilkel topluluklardan uygar toplumlara geçiş koşullarını, ırkların, devletlerin, yasaların hangi koşullar altında ortaya çıkmış olabileceğini, eski çağ uygarlıklarından uygar toplum barbar topluluk etkileşimine, eski dünya klasik uygarlıklarından ortaçağ hristiyan ve İslam uygarlıklarına, coğrafi keşiflere, yeni dünya uygarlıklarına kadar önemli birçok konuyu akıcı bir üslup ve yalın bir dil ile anlatıyor. 1100 sayfalık bilgi yüklü ama asla sıkıcı olmayan, kesinlikle okunması gereken bir kitap. Böylesi bilgi içerikli olup sıkıcı olmayan ender kitaplardan diyebilirim. Yazarın değindiği konular çok önemli keza bugüne kadar bizlere dayatılan masallara benzemiyor. Gerçeklere dair bilgi edinmek istiyorsanız mutlaka okuyunuz. (Caner Toptaş)

İnsanlık tarihi devasa bir kitap. Hem içerdiği bilgilerden hem de sayfa sayısından bu ifadeyi kullanabiliriz. Şu ana dek okuduğum en detaylı, ufuk açıcı, okurken zorlandığım kitaplardan. Günde 30 sayfadan fazla okuyamadım bilgi ve yorum yoğunluğundan; üzerinde düşünmek gerek, tartmak ve bazı bölümleri tekrar tekrar okumak. Kitap dünyanın yaratılışı ile başlıyor; cansız maddenin evrimi, ardından organik evrim ve insanın evrimi ile sürüyor. Tarih öncesi kültürler, Neolitik devrim, Uygar topluma geçiş, Eski çağ uygarlıkları, Orta Çağ uygarlıkları, Yeni Dünya uygarlıkları işlenen bazı konulardan. Kitap adıyla yaşarcasına kazananların değil, tüm insanların, ezilenlerin, sömürülenlerin, kıyıma uğrayanların, perde arkasındakilerin kitabı. Ekonomi, din, gündelik yaşam, siyaset ve daha az askeri tarih. Harari, Sapiens’te şöyle diyor: ‘Tarih çok az insanın “yaptığı”, geri kalanların da tarla sürdüğü veya su kovaları taşıdığı bir şeydir.’ İşte Alaeddin Şenel bu geri kalanlara odaklanmaya çalışıyor. Velhasıl kelam ülkemizde basılan en önemli eserlerden biri olduğunu düşünüyorum bu kitabın. Geçmişimize, günümüze ve geleceğimize ışık tutan bir şaheser… (Septimius Severus)

İnsanlığın ortak mirası olarak tarih: "Aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı konumda bulunabilir, benzeri şeyleri, düşünebilir, benzeri şeyleri yapabilirdim." demeyen, ne kendini ne başkalarını anlamıştır ne de insanlık tarihini anlayabilir. İlk sayfada yazılan bu alıntı aslında kitabın özeti sayılabilir. Amacı öyle olmasa bile neden sonuç ilişkilerini, coğrafyanın kaderini apaçık hale getirerek ırk kavramının aslında ne kadar boş ve anlamsiz bir şey olduğunu gözler önüne seriyor yazar. Kitap cansız maddeden canlı maddeye geçiş ile başlayıp organik evrim, ilkel topluluklar, uygar ve barbar topluluklar, uygarlıklar (mısır Roma çin vb), Amerika kıtası uygarlıkları ve endüstri uygarlığına geçişi ele alıyor. İlk kısım olan insan oluşumu, elimizdeki az sayıda bilgi kırıntısı ve bolca kişisel yorum ile geçiyor. Yazarın ve alıntıladığı yazarların tahminlerini okuyoruz. İlkel toplum ve uygar toplumlar bölümüne geldiğimizde ise artan bilimsel kanıtlar ile çoğalan ve çeşitlenen teoriler sayesinde kitaptan aldığım haz artmaya başladı. Yaklaşık 400 sayfa olan bu bölümü okuması gazlı zor olsada kitabın en çok bilgi veren kısmı bana kalırsa. Çünkü eldeki bilgi ve teoriler çok az değil ama genel fikri alabilecek kadar ayrıntılı işlenmiş. Sonraki bölümler çok güzel bilgiler vermekle birlikte çok yüzeysel kalmış. Mesela Mezopotamyadaki ilk medeniyetler ile ilgili köy yaşamına, din adamlarının ekonomik yaşamdaki etkileri bile işlenmişken çin uygarlığı için 50 sayfa ayrılmış. Bunu kitabı eleştirmek için söylemiyorum. Karşınıza ne çıkacağını bilmeniz için yazdım. Şu hâli bile 1100 sayfa hiç resimsiz büyük boyutlara sahip iken her şeye eğilmesi için 10 binlerce sayfa yazması gerekir ki mümkün değil bu tarz bir eser için. Her bölümün sonunda notlar kısmı var. Kaynakça ve ayrıntılı anlatım için kullanılmış. Çok güzel açıklamalar ve anektodlar var. Genelde bir çok farklı görüş birden alıntılanmış ve aralarında seçme hakkını okuyucuya bırakmış (hepsinin de doğru ve yanlış tarafları olabilecegi anlatılmış). Genel bir fikir sağlaması için güzel bir eser açıkçası. Yazar çok açık bir şekilde ateist. Bende öyleyim fakat yazar kitap boyunca her şeyde gösterdiği yargılamama tavrını dini bir konuya gelince bir tarafa bırakıyor. Bazen alay bazen taraf tutma şeklinde hoş olmayan bir üsluba geçiyor. Açıkçası kitap tarih kitabı değil felsefe veya sosyoloji kitabı olsa yazılanlar başımın üstüne. Ancak tarih konusunda ben yazarların yorum katma işini kişisel, siyasi etkilerden arındırılmış saf bilimsel şekilde olması gerektiğine inanıyorum. Kitapta hiç bir resim harita vb yok. Bazen eksikliği hissediliyor ama 2019 yılında cep telefonu sağolsun istediğin resim ve harita anında tam boy karşımızda. Bir diğer eksiklik ise bana göre yazar iki üç yabancı yazardan çok çok fazla yararlanmış. biraz daha çeşitli kaynak kullanabilirdi. Genel anlamda çok beğendim bir kitap. Tarih için genel bir bakış açısı kazanmak ve bir yerden başlamak için güzel bir kitap. Zaten eğitimli yada tarih öncesi hakkında çok okumuş birisi değilseniz özellikle ilk 400 sayfa çok bilgilendirici olacak sizin için. (Hüseyin Temelli)

Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi PDF indirme linki var mı?

Alâeddin Şenel - Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Alâeddin Şenel Kimdir?

Alaeddin (Adam) Şenel. 1941'de Kütahya'da zanaatçı-işçi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte, esnaf dayılarının yanında çıraklık yaparak tamamladı. AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni burslu öğrenci konumuyla 1963'te bitirdi. 1964'te bu fakültede asistan kaldı. 1968'de doktorasını verip 1980'de doçent oldu. 1983'te istifa edip 1991'e kadar yaşamını çevirileriyle kazandı. 1991'de SBF'ye dönüp 2001 sonunda emekli oldu. Düşünce tarihi ve insanlık tarihiyle ilgili dersler verip çeviriler yapmış olan Şenel'in bilimsel yapıtları yanı sıra Ozmos Kronos ve Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı adlı iki ütopya denemesi bulunmakta.

Alâeddin Şenel Kitapları - Eserleri

  • Siyasal Düşünceler Tarihi
  • Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi
  • Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı
  • İlkel Topluluktan Uygar Topluma
  • Ozmos Kronos
  • Şifrelerden Sembollere Dan Brown
  • 50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem
  • Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar
  • Irk ve Irkçılık Düşüncesi
  • Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa Dinsel İdeoloji ve Gönüllü Kulluk
  • İnsan ve Evrim Gerçeği
  • Eski Yunanda Eşitlik ve Eşitsizlik Üzerine
  • Olimpiyatların Kara Tarihi
  • Sağcı Düşünüşün Kritik Tarihi

Alâeddin Şenel Alıntıları - Sözleri

  • Batı koloniciliginin gelisip, Avrupalılar'ın Afrika'da Karaderililerle, uzak Asya'da Sarıderililerle, Amerika'da Kızılderililerle karşılaşmaları üzerine, insanları sınıflandırmalar, ırk kuramları görünmeye başlamıştı. (Irk ve Irkçılık Düşüncesi)
  • [Yapıtın hacimli olmasından dolayı] Zamanı kıt ve değerli çağdaş okuyu­cudan özür dileriz. (Eski Yunanda Eşitlik ve Eşitsizlik Üzerine)
  • İnsanlar kendilerini hak, adalet, barış masalları ile aldatırlar. Oysa eninde sonunda geçerli olan, yaşam savaşı yasasıdır. Ne kadar akla yakın görünüyor değil mi? (Siyasal Düşünceler Tarihi)
  • Tapınak ekonomisinin odağı "tanrının kanalları" ile büyük sulama tarımı uygulanan "tanrının tarlaları" ürününün, "tanrının kulları" eliyle "tanrının evi" denen yere getirildiği yerdi. Burası alt katında tarla ürünlerinin "tanrının sürüleri" ürünleriyle birlikte işlenip üst katlarındaki tapınak dinci personeline bölüştürüldüğü bir "ziggurat" biçimindeydi. (Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa Dinsel İdeoloji ve Gönüllü Kulluk)
  • Üniversite sözcüğü, Salerno tıp ve Bologna hukuk merkezlerinde okuyan öğrencilerin hem haklarını korumak hem de öğretim üyesi tutabilmek için XI. yy’da kurdukları “Üniversitas” adlı loncadan kaynaklanır. 1160’ta Paris kentindeki öğretim üyeleri, kendi yönetimlerinde çalışmak üzere düzenledikleri okula bu adı vermişlerdir. (50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem)
  • Şifacıların başarı öyküleri genel olarak şifacıların yaptıkları sahtekarlıkların sonucudur. (Şifrelerden Sembollere Dan Brown)
  • "İnsanoğlu putunu kendi yapar kendi tapar." (Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar)
  • "Köledirler ama biz de onlar kadar yazgının elinde olduğu­muza göre, onlar gibi birer köle değil miyiz?... Köle olmayan bi­rini göster, kimi şehvetin, kimi tamahın, kimi şeref tutkusunun, herkes umudun, herkes korkunun kölesidir." (Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar)
  • Kafesin gene iki anahtarı vardır. Biri kamu yetkililerinde, biri kocadadır. Kadının eline anahtar verilmez. Kamu yetkilileri, kendilerince bilinen, neler olduğunu kimseye açıklanmayan toplumsal yarar, aile çıkarı nedenleriyle bu anahtarı istedikleri zaman kullanmaya yetkilidirler. (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • Ben, erkeklerin "araçları" olan kadınların bile yaşamlarından yakınmayıp, "hoşnutuz" dedikleri bir düzeni yıkılmaz buluyorum. (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • "savaş yoğunlaştırılmış bir politikadır; politika seyreltilmiş bir savaş" (Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar)
  • Kafese karşı tüm direnmelerin boşuna olduğunu anlayan, kafesi ve kafesle birlikte erkeklerden yana yontan değer yargılarını kabul ederek, yazgısına razı olup yakınmaktan vazgeçen genç kızlar mutlu mudur? Ne gezer! (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • Simgesel araçların önemine Alman bilgin Ernst Cassirer (1874-1945) dikkat çekmiştir. Öteki hayvanların da bazı nesneleri araç olarak kullanabilip, tek tük araçlar yapabilirken, bir araç türünün yalnızca insanlarca yaratılıp kullanıldığını yazmıştır: simgesel araçlar. Bu olgudan giderek insanı Homo symbolicum olarak tanımlamıştır. (50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem)
  • Öyle ki insan, "simgelerle sevişen, simgelerle savaşan bir hayvandır" biçiminde de tanımlabilir. (Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa Dinsel İdeoloji ve Gönüllü Kulluk)
  • “...Onlara, bir şeyin en sağlam biçimde “yaparak” ve yanlış yaparak” öğrenebileceğini nasıl öğretebilirim ki?” (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • Kişi tek başına mutlu olamaz çünkü insan doğuştan toplumsal ve siyasal bir hayvandır. İnsana mutluluk verecek aklın eylemi de ancak bir topluluk içindeki eylemidir. (Siyasal Düşünceler Tarihi)
  • Lao-çe'ye göre insanlar (çağımızın anarşist çevrelerinde düşünüldüğü gibi) doğuştan iyidir. Dolayısıyla güdülmeleri gerekmez. Birbirlerine doğuştan eşittirler. Yapılması gereken tek şey Tao denen doğru yolu izlemektir. Doğru yol ise, öyle herkesin ulaşamayacağı yüksekliklerde değildir, burnumuzun dibindedir. Doğru yola, çok şey öğrenmekle, çok şey bilmekle girilmez. Çok şey bilmenin, kendi başına hiçbir değeri yoktur; hiçbir yararı yoktur. Üstelik, insanlar arasında bilen-bilmeyen gibi haksız ayrımlara yol açabildiği için, zararı bile vardır. Çok mala sahip olmak da insanı doğru yola götürmez. Tersine, kişiyi soylu amaçlardan saptırır. (...) Lao-çe (gene çağımızın Thoreau gibi anarşist düşünürlerinin düşüncelerini anımsatırcasına) yalınlığın en doğru yol, en büyük erdem oluşturduğu noktasından kalkar. Onunla tutarlı olarak, karmaşık ilişkilere ve örgütlere (uygarlığa?) karşı çıkıp en doğru yönetimin (kişiye en az karışan) en az yöneten olduğu sonucuna ulaşır. (Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi)
  • ''Erkekler daha çok topluluğu ''koruma'', kadınlar çocukları ve topluluğu yiyecek hazırlayarak ''besleme'' işlerini üstleneceklerdir. Bu yöndeki farklılaşma ileride daha da gelişerek ''av işleri'' ile ''ev işleri'' ayırımı biçimini alabilecektir. Aslında uygar topluma dek, kadınların toplayıcılık yanı sıra av dışında her işi yaptıkları sanılıyor. Uygar toplumdan sonra ise, ev dışında tarım işleri yanı sıra ev içinde her işi üstlenecekleri bir durum söz konusudur. Bu bir açıdan, kadınların üstüne daha çok işin yükleneceği anlamına gelip, onlar adına bir olumsuzluktur. Öteki açıdan, uzmanlaşmanın ve yabancılaşmanın olumsuz etkilerine erkeklerden daha az açık kalmaları demektir.'' (Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi)
  • Dahası, üreme ve beslenme sorunları çözüldükten sonra bile, erkekler, kadınları “araç gibi” kullanmayı sürdüreceklerdi. Bu ilkel çağlardan kalma alışkanlıkla. Bencilliklerini örtmek yolunda dille aktardıkları, “kutsal” sayıp saydırdıkları geleneklere sığınacaklardı. Sözde “kutsal” saydıkları kadına, amaç olma hakkını tanımayacaklardı. Hatta bir peygamber onu “mülk” sayacaktı. Doğduklarında onları diri diri gömülmekten kurtardım diye olmalı, “kadınlar sizin tarlalarınızdır, onları dilediğiniz gibi ekin” diye buyruk çıkaracaktı. (Ozmos Kronos)
  • "... Teurjik büyü eylemleri özel bir tarz büyüdü. Teurjistler, tipki ilkel büyüde oldugu gibi varliklar arsinda birtakim benzerlik iliskileri tesis ederler ve bu iliskileri kullanarak yaptiklari büyüsel ayinler vasitasiyla, tanri heykellerini canlandirmayi ve tanrilarla konusmayi hedeflerler." (Şifrelerden Sembollere Dan Brown)

Yorum Yaz