Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı - Vahdettin Engin Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı kimin eseri? Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı kitabının yazarı kimdir? Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı konusu ve anafikri nedir? Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı kitabı ne anlatıyor? Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı PDF indirme linki var mı? Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı kitabının yazarı Vahdettin Engin kimdir? İşte Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Vahdettin Engin
Yayın Evi: Yeditepe Yayınevi
İSBN: 9789756480861
Sayfa Sayısı: 485
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Osmanlı Devleti XIX. yüzyıl boyunca Avrupa ülkelerinin yoğun saldırıları karşısında ayakta kalma mücadelesi verdi. Bu mücadele çok zahmetli ve yıpratıcı oldu. Zaman zaman ağır kayıplara uğranıldı. Avrupalılar Osmanlı Devleti'ne yönelik saldırılarını bizzat hayata geçirdikleri gibi, devletin tebaası olan Gayrimüslim unsurları da bu saldırılarda koz olarak kullandılar. Bu ise ayakta kalma mücadelesinin hem içe hem de dışa karşı yapılması mecburiyetini doğurdu.
Artık eski gücünde olmayan Osmanlı Devleti bir taraftan direniş savaşı verirken diğer taraftan da bir takım reformlarla ülkenin modernleşmesi çabalarını sürdürüyordu. Bu arada kısır iç siyaset çekişmeleri de olumsuz etkisini hissettiriyordu. Bütün bu handikaplara rağmen Osmanlı Devleti ayakta kalmayı başarabildi. Ayakta kalabilme süresi uzadıkça da sonraki nesillerin direniş gücü arttı. Elinizdeki kitapta, sözü edilen iç ve dış gailelerden ve bunlardan ne şekilde sıyrılmaya çalışıldığından, örnekler bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı Alıntıları - Sözleri
- Merhum nihal Atsız şöyle tarif ediyor;Merhum Gök Sultan Abdülhamid Han, bütün hayatında bir fikir, devleti ayakta tutmak ve hazırlamak için yaşadı. Siyasî dehası ile Avrupa’yı ve Moskof’u oyalıyor, bir yandan da demiryolu ve okul ile Türk milletini kuvvetlendirmeye çalışıyordu. şimdi düşünün? Bugün'ki teknoloji ve bugünki imkanlar cennet mekan Gök Sultan zamanın'da olsaydı vallahi billahi Osmanlı yıkılmaz'dı. Şimdi tekrar bir Abdülhamid Han dönemi yaşıyoruz. Yıkılmayacağız dik duracağız Allah'ın izniyle....
- "Kilise dahilinde ermeni kalabilmemizin de ancak Türklük ve Osmanlılık sayesinde olabildiğini de unutmamalıyız."
- Almanya, Polonya, İsviçre, Fransa, Danimarka, İtalya, Avusturya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Macaristan, Belçika, Lüksemburg, Norveç, İsveç, İspanya, Finlandiya, Hollanda, Slovenya, Rusya, İzlanda, Portekiz ve İrlanda'da onbinlerce kişi "Cadı" olduğu gerekçesiyle yakılarak veya asılarak öldürüldü.
- Tahsin Paşa 35 kişilik ordusuyla 8 Kasım'da savaşmadan teslim olunca Selanik Yunanlıların eline geçti.
- Dış politika açısından içinde Bunlar riskli ortam yanında İçtede de kargaşalar eksik değildi. Siyasetçiler kısır çekişmelerden bir türlü vazgeçmiyor lardı. Osmanlı ordusu siyasetçilerin çekişmelerini bir sonucu olarak tam anlamıyla siyaset batağının içine çekilmişti. Gençleştirme politikası adı altında bütün tecrübeli Subaylar emekli edilmiş Liyakat gözetilmeksizin ittihatçı Subaylar önemli komutanlıklara getirilmişti.
- Nitekim istifa eden ittihatçı hükümet'in hariciye Nazır yani Dışişleri Bakanı Asım Bey istifasının bir gün öncesinde çıkması muhtemel Balkan Savaşları için mecliste "Balkanlar'dan imanım kadar eminim" diyerek tarihe geçecek bir söz söylemişti.
- Osmanlı İmparatorluğu Son yıllarında bile Balkanlar'da adriyatik'e kadar uzanan topraklara sahipti. İttihat Terakki'nin iktidara geldikten sonra partizanlık yapması ve orduyu siyasi içine çekmesi sonucunda Rumeli'deki son topraklarda elimizden çıktı.
- Halaskar zabıtan grubunun baskısıyla ittihatçı hükümet istifa etti. 16 Temmuz 1912'de istifa etti.
- Halaskar Zabitan baskısı ile kurulan yeni hükümette, Sadrazam Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Dışişleri Bakanı Ermeni kabriyel Noradukyan Paşa idi. Gidişat bir Balkan savaşının çıkacağını gösteriyordu, fakat Rusya Dışişleri Bakanı Noradukyan Efendi'ye barış konusunda teminat vermişti.Buna güvenilerek Rumeli'deki 120 Tabur Osmanlı askeri terhis edildi. Hükümeti öyle bir gaflet sarmıştı ki, bununla da yetinilmeyrek Sırpların, Avrupa ülkelerinden satın aldığı top ve silahların bir kısmı Osmanlı limanı olan Selanik kullanılarak Sırbistan'a gitmesine bir de izin verildi.
- Avrupalıların Türkiye'deki gelişmeleri müdahale etmelerini hep şahit oluyor Türkçeyi zor durumda bırakacak her türlü fırsatı Avrupalıların Türkiye'deki gelişmeleri müdahale etmelerini hep şahit oluyor Türkiyeyi zor durumda bırakacak her türlü fırsatı değerlendirmek isteyen Avrupa ülkeleri çoğu zaman da bu fırsatı bizzat yaratmak amacıyla en ufak bir olay büyütürler ve peşinden Türkiyeyi köşeye sıkıştırmak isterler.
- Levantenler, Osmanlı İmparatorluğu'nun maddi zenginliklerini sömürerek bir asalak hayatı yaşarlardı. Bu asalaklar sırtlarından para kazandıkça Türk halkınaı Barbar olarak tanımlayıp aşağılamaktan da geri kalmazlardı.
- , özellikle 19 yılın ikinci yarısından itibaren Türk milletin başına bela kesilen kapitülasyonlar önce 1914 yılında Osmanlı Hükümeti tarafından tek taraflı olarak kaldırıldı fakat 1. Dünya Savaşı kaybedince kapitülasyonlar yeniden yürürlüğe girdi 24 Temmuz 1924 tarihinde Lozan Anlaşması ile Kapitülasyonlar kesin olarak ortadan kaldırıldı.
- Kapitülasyonların Osmanlı Devleti'nin en parlak ve üstünlüğünü bütün dünyaya tanıtmış olduğu Kanuni Sultan Süleyman devrinde öncelikle Fransaya verildiği genel anlamda kabul görür. Fakat bu dönemde Fransa'ya verilen kapitülasyonlar Veziri Azam makbul İbrahim Paşa'nın öldürülmesi ile yürürlüğe girmemiş gerçek manada ilk kapitülasyon 1569 da İkinci Selim zamanında verilmişti. Bilahare ilk önce İngiliz ve Hollandalı olmak üzere diğer Avrupa devletleri de bu imkândan faydalandılar. Kapitülasyon padişah tarafından tek taraflı bir ferman şeklinde verildiğinden şahsilik unsuru taşırdı. Padişah istediğinde imtiyazlı geri alabilir öldüğünde imtiyazın hükümdara ortadan kalkardı. Kapitülasyonların verildiği dönemde Osmanlı ülkesine yerleşmiş ecnebilerin sayısı çok fazla değildi. Esas itibariyle devlet ve güçlü olduğundan olumsuz etkiler görünmüyor Hatta ticaretin gelişmesi sebebiyle menfaat bilet eğimin edilebiliyodu.
- ABD yi oluşturan halk tamamen göçmen kökenlidir. Keşiften sonra buraya önce İngilizler ve irlandalılar göç ettiler. Onları Hollandalılar, Almanlar ve iskandinavyalılar izledi.1880 yıllardan sonra ikinci bir göç dalgası ile Doğu Avrupa ve Akdeniz yöresinden slavlar Romanyalılar ve İtalyanlar bu göçe katıldı
- Avrupalıların sihirli formül şuydu; Osmanlı Devleti'nden koparılmak istenen Toprak parçasında önce İsyan çıkartılırdı. Osmanlı güvenlik güçleri doğal olarak olayların önüne geçmek için tedbir alırdı. Bunun üzerine büyük Avrupalı Güçler müdahalede Bulunur o yörede ıslat yapılmasını isterlerdi. Islahatın arkasından özerklik talebi gelir en sonunda o toprak parçası Osmanlı Devleti'nden kapartılır ve mesele kendi açılarından Böylece halledilmiş olurdu.
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hoca Tanzimat ve meşrutiyet dönemi olaylarını duru bir Türkçe ile anlatmış. Bu dönemde Tanzimat, ıslahat ve Meşrutiyet dönemini çok güzel yansıtmış bu dönemdeki bir çok karanlık olaya ışık tutmuş. Elinize alınca bırakmayacağınız bir eser olmuş (Güven)
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı PDF indirme linki var mı?
Vahdettin Engin - Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Vahdettin Engin Kimdir?
Yakınçağ Osmanlı tarihi uzmanı olan ve özellikle Sultan Abdülhamit dönemine ve Türkiye'de ulaşım tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Vahdettin Engin, 1956 yılında Kocaeli’nin Yarımca ilçesinde doğdu.İlköğrenimini Yarımca’da tamamladı. 1977 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirdi ve 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nden mezun oldu. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak akademik hayatına başladı.1986 yılında "Ahmet Rıza Bey ve Siyasi Faaliyetleri" konulu yüksek lisans tezini, 1992 yılında "Rumeli Demiryolları" konulu araştırması ile doktora çalışmasını tamamladı. 1995 yılında doçent, 2002’de profesör unvanını aldı. Halen aynı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir. Prof. Engin, 2000 yılında çıkan Tünel kitabıyla Türk Tarih Kurumu Ödülü'ne layık görülmüştür. Son dönemde Dr. Theodor Herzl'in II. Abdülhamit ile Filistin'de bir Yahudi devleti kurulması için yaptığı gizli görüşmelerin ayrıntılarını belgeleriyle açığa çıkaran Pazarlık adlı kitabı sayesinde basında ses getirmiştir. Engin, aynı zamanda haftalık Habertürk Tarih dergisi yazarıdır.
Vahdettin Engin Kitapları - Eserleri
- Pazarlık
- Bir Devrin Son Sultanı 2. Abdülhamid
- Osmanlı ’dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık
- Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı
- Kütulamâre Zaferi
- Hesaplaşma
- II.Abdülhamid ve Dış Politika
- Asayiş
- Çanakkale 1915
- Sultan II. Abdülhamid ve İstanbul'u
- Cumhuriyet'in Aynası Osmanlı
- Sorularla Milli Mücadele Tarihi
- Hamidiye Alayları ve Hüseyin Paşa
- Mekteb-i Sultani
- Rumeli Demiryoları
Vahdettin Engin Alıntıları - Sözleri
- Osmanlı-Cumhuriyet ayrımı yapmadan hepimiz bu ülkeye sahip çıkmalıyız. (Osmanlı ’dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık)
- ABD yi oluşturan halk tamamen göçmen kökenlidir. Keşiften sonra buraya önce İngilizler ve irlandalılar göç ettiler. Onları Hollandalılar, Almanlar ve iskandinavyalılar izledi.1880 yıllardan sonra ikinci bir göç dalgası ile Doğu Avrupa ve Akdeniz yöresinden slavlar Romanyalılar ve İtalyanlar bu göçe katıldı (Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı)
- 27 Nisan 1909 tarihinde toplanan oturumda II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine ve Veliaht Mehmed Reşat'ın padişah olmasına karar verildi. (Bir Devrin Son Sultanı 2. Abdülhamid)
- Gazi Paşa hazretleri bir an için gözlerini dalgalı denizin üzerinde gezdirerek: ‘Kurtarılmasına çalıştığımız ve kurtarmaya muvaffak olduğumuz İzmir’de suikast. İşin burası hakikaten garip ve hazin bir maceradır’ dediler. Bu sözler söylenirken Gazi’nin dudaklarında bir an için gözlenen hüzün ve elemi ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. (Hesaplaşma)
- Osmanlı İmparatorluğu Son yıllarında bile Balkanlar'da adriyatik'e kadar uzanan topraklara sahipti. İttihat Terakki'nin iktidara geldikten sonra partizanlık yapması ve orduyu siyasi içine çekmesi sonucunda Rumeli'deki son topraklarda elimizden çıktı. (Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı)
- Halaskar Zabitan baskısı ile kurulan yeni hükümette, Sadrazam Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Dışişleri Bakanı Ermeni kabriyel Noradukyan Paşa idi. Gidişat bir Balkan savaşının çıkacağını gösteriyordu, fakat Rusya Dışişleri Bakanı Noradukyan Efendi'ye barış konusunda teminat vermişti.Buna güvenilerek Rumeli'deki 120 Tabur Osmanlı askeri terhis edildi. Hükümeti öyle bir gaflet sarmıştı ki, bununla da yetinilmeyrek Sırpların, Avrupa ülkelerinden satın aldığı top ve silahların bir kısmı Osmanlı limanı olan Selanik kullanılarak Sırbistan'a gitmesine bir de izin verildi. (Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı)
- II. Abdülhamid Osmanlı Devleti için en büyük tehlike olarak İngiltere'yi görüyordu. Ona göre, İngiltere'nin Rus Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ni yalnız bırakmış olması bir politika değişikliği idi ve artık İngiltere Osmanlı Devleti'ni parçalamaya çalışacaktı. (Pazarlık)
- İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte Filistin'e Yahudi göçü bir anda yoğunlaştı. İttihat ve Terakki iktidarı bu durumu önlemeye yönelik tedbirler almaya çalıştıysa da başarılı olamadı. (Pazarlık)
- Bu arada Yahudileri bir şekilde Filistin'e yerleştirme çabaları da devam ediyordu. Bu bağlamda bu defa da Emil Frank isimli kişi harekete geçmişti. (Pazarlık)
- Şerefsiz, istiklalsiz, esir bir millet çocukları olarak olarak yaşamak yerine efendice ve kahramanca ölmek elbette ki şayan-ı tercihtir. Bunu anlayamamak ne garip bir mantıktır!" (Sorularla Milli Mücadele Tarihi)
- II. Abdülhamid'in büyük dünya devletlerinin yoğun saldırıları karşısında ülke bütünlüğünü koruma amacına yönelik olarak ürettiği politikalar da mevcuttu. Sultan, geniş Osmanlı coğrafyasının tamamını elde tutmanın zorluğunun farkındaydı. Geliştirdiği strateji çerçevesinde bazı bölgelerin titizlikle korunması politikasını uyguladı. Ona göre kesinlikle vazgeçilemeyecek bölgeler şöyleydi: Tabii ki öncelikle Anadolu, Selanik dâhil Balkanlar'ın bir bölümü. Kutsal topraklar yani Hicaz bölgesi, bugünkü Irak, Suriye ve Filistin bölgeleri. Osmanlı'yı parçalama çabası içinde olan büyük devletlerin, aralarındaki rekabetten dolayı er geç bir hesaplaşma içine gireceklerini düşünüyordu. İşte o anda Osmanlı Devleti savaş dışında kalacak ve devletlerin yıpranmasından yararlanarak, kendi ülkesini daha güçlü konuma getirecekti. Büyük devletler tam da Sultan'ın düşündüğü gibi 1914 yılında büyük bir hesaplaşmanın içine girdiler. Ama II. Abdülhamid artık iktidarda değildi. Dolayısı ile iktidarda olsaydı I. Dünya Savaşı'nın kaderi nasıl olurdu? Onu kestirmek mümkün değil. (Osmanlı ’dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık)
- Fransız'a Mısır'ın bir avuç kumunun bile verilmesine razı olmayan III. Selim ile düşman bir kavme atını ve eşini veren ama millete ait olduğu için bir karış toprak parçası vermeyen Mete Han birbirlerinden neredeyse iki bin yıl ara ile Türk Devleti'ne başkanlık etmişlerdir. Ama aradan iki bin yıl geçse de vatan toprağı konusunda Türk töresi değişmemiştir. Vatan toprağı verilmez. Almak isteyen olursa mücadele eder ve sonuna kadar vatanını korursun. (Osmanlı ’dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık)
- “II. Abdülhamid benim hayatımda tanıdığım en kurnaz Doğuludur. Şark kurnazlığının en usta temsilcisi olan bu adamı takdir etmemek elde değildir.” Prof. Arminius Vambery’nin Sultan Abdülhamid hakkında ki fikirleri. (Bir Devrin Son Sultanı 2. Abdülhamid)
- “Ne zaman bir eyaletin Osmanlı Devleti’nden kopması söz konusu olsa, İngiltere benim değil de düşmanlarımın yanında yer almıştır.” (Bir Devrin Son Sultanı 2. Abdülhamid)
- Tarihi devamlılık örneklerini çok çeşitlendirmek mümkündür. Bugün İstanbul'un fethini kutluyorsak bu tarihi devamlılığın bir sonucudur. Çanakkale Zaferi'ni kutluyorsak tarihi devamlılığın bir sonucudur. Sarıkamış şehitlerini anıyorsak tarihi devamlılığın bir sonucudur. Sağlık personeli 14 Mart'ı "Tıp bayramı" olarak kutluyorlar. 14 Mart 1827 yani II. Mahmud'un Tıbbiye-i Şahaneyi açtığı gün. Burada da tarihi devamlılık karşımıza çıkıyor. (Osmanlı ’dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık)
- Ülkenin kurtuluşunun çok yakın olduğu o günlerin birinde Afyon Cephesi’nde taarruz hazırlık ve planları yapılmaktaydı. Halide Edip Mustafa Kemal Paşa’ya şöyle dedi: “İzmir’i aldıktan sonra biraz dinlenirsiniz Paşam. Çok yoruldunuz.” Cevap çok anlamlı idi ve yol ayrımının kaçınılmazlığını vurguluyordu: “Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra birbirimizle kavga edeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz.” (Hesaplaşma)
- Halaskar zabıtan grubunun baskısıyla ittihatçı hükümet istifa etti. 16 Temmuz 1912'de istifa etti. (Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı)
- Silahtan önce gerekli olan; karşınızdaki güç ne kadar büyük olursa olsun bir hedef doğrultusunda inanmış olarak mücadele etmeye karar verilmiş olmasıdır (Sorularla Milli Mücadele Tarihi)
- “Müstebid" bir padişah olarak bilinen ve saltanat yıllarına "İstibdat Dönemi" adı verilen Sultan, aslında birçok konuda uzmanlara danışmadan karar vermiyordu. Esas itibariyle de Yıldız Sarayı'nda, her zaman danışabileceği, güvendiği devlet adamlarından oluşan bir ekibi vardı. Çoğu zaman da ilgili uzmanlardan yazılı raporlar istiyordu. Kendisinin vereceği en son karar öncesinde uzmanların görüşünü alması ve ondan sonra kesin kararını vermesi tarzında çok sayıda örneğin olması, II. Abdülhamid'in çalışma sistemi hakkında daha iyi fikir vermektedir. Bu bağlamda, II. Abdülhamid idaresi aslında merkezi yönetimin güçlü olduğu bir nevi “Başkanlık Sistemi" gibi işliyordu ve bu yönüyle başlı başına önemliydi. Çünkü geniş bir coğrafyaya yayılmış olan devleti ayakta tutabilmesi buna bağlıydı. (Osmanlı ’dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık)
- Yahudiler İslam'ın çıkışından bin yıl önce sürdürdükleri ve bir daha egemen olamadıkları İsrail topraklarına (Eretz İsrael) bir gün dönme arzusunu daima canlı tutmuşlardı. Bu vaat edilmiş topraklara tekrar kavuşma tutkusuna daha sonraları, Kudüs'ün tepelerinden biri olan Sion'a izafeten Siyonizm adı verilmiştir. (Pazarlık)