TÜVTÜRK

Sesleri Görmek - Oliver Sacks Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Sesleri Görmek kimin eseri? Sesleri Görmek kitabının yazarı kimdir? Sesleri Görmek konusu ve anafikri nedir? Sesleri Görmek kitabı ne anlatıyor? Sesleri Görmek PDF indirme linki var mı? Sesleri Görmek kitabının yazarı Oliver Sacks kimdir? İşte Sesleri Görmek kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 04.06.2022 05:00
Sesleri Görmek - Oliver Sacks Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Oliver Sacks

Çevirmen: Osman Yener

Orijinal Adı: Seeing Voices

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750802160

Sayfa Sayısı: 186

Sesleri Görmek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sesleri Görmek, çoğu kez acımasız önyargılarla karşı karşıya kalan sağırların, "işitenlerin" dünyasında kabul görmek için verdikleri savaşımı gözler önüne seriyor. İşaret dili yalnızca bir dil değil, sağır kültürünün elindeki tek "araç". Mart 1988'de Gallaudet Üniversitesi'nde yaşanan ve Oliver Sacks'ın bizzat tanıklık ettiği isyanın da, sağırların haklarını arayan tüm sosyal ve politik akımların da merkezinde hep işaret dili var.

Sesleri Görmek, şaşırtıcı bir dünyaya yapılan etkileyici bir yolculuk..

Sesleri Görmek Alıntıları - Sözleri

  • Kendi konumu hakkında karışık duygulara sahip; bir keresinde, "Bazen iki dünya arasında kalmışım gibi, ikisine de tam uymuyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum," demişti.
  • Okurken ya da birini konuşurken hayal ederken, iç kulağımızda bir "ses" duyarız. Doğuştan sağırlar ne duyarlar? Sesleri nasıl hayal ederler? Sağır bir işaret dili şairi olan Clayton Valli, bir şiire esinlendiğinde, bedeninin küçük işaretler verdiğini hisseder - sanki kendi kendine, iç sesiyle konuşur gibidir. Peki ya hayal edilen, rüyada görülen ya da halüsinasyonlarda ortaya çıkan öteki sesler? Deliler arasında "işittiği seslerden" acı çekenlere sık rastlanır - başkalarının onları suçlayan, rahat vermeyen, arsız seslerini duyarlar; sağırlar da, delirirlerse, "sesler görmekten" mi şikâyet ederler? Eğer öyleyse, bunlan nasıl görürler? Havada işaret diliyle konuşan ellerle mi; yoksa görsel işaretler yapan bedenleşmiş imgelerle mi? Açık seçik bir cevap bul­makta tuhaf bir şekilde zorlandım - rüya gören birine, rüyasını anlattırmaktaki zorluğa benziyordu bu. Böyle bir kişi rüyasında bir şeyi anlamıştır, ama bunun görüntüyle mi, sesle mi, nasıl olduğunu anlatamaz.
  • Keşke sağırlığın önemli olmadığı, bütün sağırların yaşamla bütünleştikleri ve doya doya yaşadıkları bir dünya olsaydı! Engelli ve sağır gibi tanımların olmadığı bir dünya.!
  • Bir geometrici olan Penrose, sözcüklerin başka düşünme biçimleri için yararlı olabileceğini, ama matematikte hemen hiçbir işe yaramadığını söylemiştir. Bir satranç oyuncusu, bilgisayar programcısı, müzisyen, aktör ya da görsel sanatlar­la ilgili biri, büyük olasılıkla aynı yargıya varacaktır. Dar anlamıyla dilin, dü­şüncenin tek aracı olmadığı açıktır. Belki de "dil" olgusunun alanını genişlete­rek matematiği, müziği, tiyatroyu, resmi....bütün temsili sistemleri bu alana katmamız gerekiyor.Ama insan bu sistemlerle mi düşünüyor? Beethoven hayatının ileri yıllarında gerçekten müzikle mi düşünürdü? Bu pek olası görünmüyor, ama düşüncelerini müzikle ifade ediyordu ve bu düşünceler müzik dışında herhangi bir dolayımla anlaşılamazdı. (Beethoven büyük bir formalistti ve hayatının son yirmi yılını sa­ğır olarak geçirdi.) Newton "düşüncenin tuhaf denizlerinde tek başına yolculuk yaparken" diferansiyel denklemlerle mi düşünüyordu? Bu da pek olası görün­müyor, ama onun düşünceleri de en iyi bu denklemlerle kavranabilir. Kişi en derinlerde müzikle ya da denklemlerle düşünmez; sözcük ustaları bile dille dü­şünmez. Schopenhauer ve Vygotsky büyük söz ustalarıdır ve düşüncelerini sözcüklerinden ayırmak imkânsız gibi görünür;ama her ikisi de düşüncelerinin sözcüklerin ötesinde olduğunu söylemişlerdir: Schopenhauer, "Düşünceler söz­cüklerle somutlaştıkları anda ölür," derken, Vygotsky de, "Kelimeler düşünceyi dile getirirken ölür," demiştir.Ama düşünce, dili ve bütün temsili sistemleri aşmakla birlikte, bir yandan da bu sistemleri yaratır ve kendini geliştirmek için bu sistemlere ihtiyaç duyar. Bu bütün insanlık tarihinde böyle olmuştur, bugün de böyle olmaktadır. Düşünce dil, sembolizm, imge ya da müzik değildir - ama bütün bunlar olmazsa sadece zihinde kalır ve daha doğmadan ölür. Joseph'i, d'Estrella'yı, Massieu'yü, Ilde-fonso'yu, dilden ve diğer kültürel araç ve sistemlerden yoksun olan bütün sağır­ları tehdit eden şey de budur.
  • Dünya yedi günde yaratıldı,biz yedi günde dünyayı değiştirdik
  • Herhangi bir dil öğrenemezsek bize ne olur? Dil kendiliğinden ve doğal olarak mı gelişir, yoksa başka insanlarla temas kurmamızı mı gerektirir?
  • Sağırlık bir illet değildir; illet, iletişimin kesildiği ve dilin yok olduğu yerde başlar.
  • Sağırların işaret dili, farklı bir duyu ortamına adaptasyonun özgün bir örneğidir; ama aynı zamanda, ve eşit ölçüde, sağırların kişisel ve kültürel kimliklerinin temsilidir.
  • Bizim için en önemli olan şeyler, çok basit ve alışıldık oldukları için, bizden gizlenirler.
  • Herder'e göre bir halkın dili "onun bütün düşünce varlığını, geleneklerini, tarihini, dinini ve hayatının özünü, kalbini ve ruhunu" barındırır. Bu, özellikle işaret dili için böyledir; çünkü bu dil, yalnız biyolojik açıdan değil, kültürel açıdan da sağırların -susturulamaz- sesidir.
  • Bazen iki dünya arasında kalmışım gibi, ikisine de tam uymuyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum.
  • İnsan bazen kayıpların en az kazançlar kadar büyük olabileceğini düşünmeden edemiyor.
  • Düşünceler sözcükler ile somutlaştıkları anda ölürler. Schopenhauer
  • Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı seçme şansları yoktur - söz konusu dünyanın fiziksel olduğu kadar zihinsel ve duygusal olduğunu unutmamamız gerekir; çocuklar, hayata başlarken, annelerinin onlara tanıttıkları dünyaya bağımlıdırlar.
  • Sağırlık bir illet değildir;illet,iletişimin kesildiği ve dilin yok olduğu yerde başlar. .... Sağır çocukların çoğu kendi evlerinde bir yabancı gibi büyürler.

Sesleri Görmek İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Merhabaaaa!!! Bu kitap Sağırlar, sağır kültürü, sağırlık ve işaret dili hakkında her şeyi anlatıyor. İlginiz varsa mutlaka mutlaka okuyun diyorum. Bu arada size şok edici bir şey demek istiyorum. Sağırlar için şok edici değil ama işitenler için olacaktır eminim ki... Alexander Graham Bell’i biliyorsunuzdur. Bu bilim insanı Sağırlara okuma yazma eğitime hiç bir zaman destek vermek istememiş. Ve İşaret dilini yasaklamak istemiş.Destek vermeyenler ve işaret dilini yasaklamasını isteyen o kadar çok insan vardı... Alexander Graham Bell Sağırlar konuşmasını gerektiğini diyordu. Sağırlardan nefret ediyordu bu Alexander Graham Bell. Bu arada onun karısı ve annesi de sağırdı... yani o kadar sinirimi bozdu. Biz sağır olarak Alexander Graham Bell’i hiç sevmiyoruz. Saygı duymuyoruz. Kusura bakmayın. O zamanlarda sağırlar o kadar acı çekmişler. Hatta bütün engellilerin günahkar olduğunu düşünenler vardı. Sağırları kısır ediyordu ve engellileri öldürüyordu... Felaket!!! Daha fazla anlatmayacağım artık. Neyse ilginiz varsa mutlaka okuyun. Ha bi de neredeyse yazmayı unutuyordum! İşaret dili görseldir. Yani bebekler işaret dilini daha çok kolay anlayabilir. O kadar faydalı işaret dilidir. Bu arada lütfen şarkıyla işaret dili öğrenmeyin! Biz hiçbir anlamıyoruz çünkü. Mutlaka öğrenin ve bizle iletişim kurmaya çalışın yazımı çok uzattığım için kusura bakmayın lütfen.#işaretdili #seslerigörmek (Şeyda Ocak)

Sesleri okumak kitabında yazar okuyucuyu sağırların konuşulan dilin anlaşılmaz olduğu bir dünyaya götürüyor. Yazar eserinde görsel dili tanımlayıp Amerikan İşaret Dili’nin gelişimini ve kültürünü okuyuculara yansıtıyor. Sacks sağırların sesli ve dudak okuma yöntemiyle iletişim kurmaya çalışan öğretmenlerle olan ilişkisini anlatıyor. Bir nöroloji uzmanı olan Sacks, insanların algısal bir yeteneği kaybetmesinden sonra onun telafisi ile her zaman ilgilendirmektedir. Bu nedenle, başlığın da belirttiği gibi, Sesleri Görme "sağırlıkla ilgili olduğu kadar görsel algı ve hayal gücü kadar; her seviyede yoğun olarak görsel olması gerekenin ne demek olduğu üzerine bir meditasyon "diye ekledi. Amerikan İşaret Dili'nin benzersiz iletişimsel potansiyeli hakkında oldukça heveslidir, çünkü ifade ortamı olarak görsel alanı kullanmaktadır. Hepsinden önemlisi, işitme engelli kişinin dilin insan kapasitesi hakkında ne açığa çıkardığı ve bu dilin potansiyelinin kazanılan sıradan araçlar (işitme) yokluğunda nasıl geliştiğiyle ilgilenmektedir. Kitabın ikinci bölümünde sağıların ne zorluklar çektiğini, nasıl bir yaşam mücadelesi verdiğini, Gallaudet Üniveristesinde sağırların nasıl bir araya gelip tatlı ve haklı bir isyan çıkardığını ve onların galibiyetini özgün bir dille okuyucularına yansıtmaktadır. Sacks, 1988'de Gallaudet Üniversitesi kampüsünde şahsen "İşitme Engelliler Günü" toplantılarına şahitlik etmek için bulunmaktaydı. Kampüsün o büyülü atmosferinde boyadığı resim ve öğrenci liderlerinin istekli bir şekilde imzalanması okuyucuyu sanki orada imiş gibi hissettiriyordu. (Emre ÇELİK)

İşaret diline merak salmış, sağırların dünyasında neler yaşadıklarını "görmek" için çok güzel bir eser olduğunu düşünüyorum. İşaret dilinin tarihine de kısa bir yolculuk yapmak isteyenlere tavsiyemdir. Sadece çok fazla dipnot var. (Elif Durgut)

Sesleri Görmek PDF indirme linki var mı?

Oliver Sacks - Sesleri Görmek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sesleri Görmek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Oliver Sacks Kimdir?

Oliver Wolf Sacks, hastaları ile ilgili yazdığı kitaplarla tanınmış İngiliz nörolog.

Doktor bir ailenin çocuğudur. Tıp öğrenimini Oxford Üniversitesi'nde tamamladı. 1965 yılından yaşamının sonuna kadar, New York'ta yaşamış ve nöroloji profesörü olarak doktorluk mesleğini sürdürmüştür.

Kitaplarının birçoğunda hastalarının tıbbi detaylarından çok, yaşam tecrübeleri üzerinde durur. Mars'ta Bir Antropolog ve Karısını Şapka Sanan Adam adlı kitapları farklı hastalarının çeşitli nörolojik rahatsızlıklarını anlattığı kısa bölümlerden oluşur. Diğer kitaplarında ise tek bir konuyla bütünlük sağlamıştır.

Uyanışlar adlı, Encephalitis lethargica hastalarına yardımcı olma çabasını anlattığı otobiyografik kitabı, 1990 yılında beyazperdeye aktarılmıştır. Robin Williams'ın ve Robert De Niro'nun da kadrosunda bulunduğu film, Akademi Ödülleri'ne aday gösterilmiştir.

Türkçeye çevrilmiş eserleri

Halüsinasyonlar

Uyanışlar

Karısını Şapka Sanan Adam

Mars'ta Bir Antropolog

Renkkörleri Adası

Sesleri Görmek: Sağırların Dünyasına Bir Yolculuk

Tungsten Dayı: Kimyasal Bir Çocukluğun Anıları

Dayanacak Bir Bacak

Migren

Müzikofili

Oliver Sacks Kitapları - Eserleri

  • Karısını Şapka Sanan Adam
  • Benim Periyodik Tablom
  • Mars'ta Bir Antropolog
  • Aklın Gözü
  • Halüsinasyonlar
  • Sesleri Görmek
  • Bilinç Nehri
  • Müzikofili
  • Uyanışlar
  • Dayanacak Bir Bacak
  • Renkkörleri Adası
  • Oaxaca Günlüğü
  • Migren
  • Tungsten Dayı
  • Hareket Halinde Bir Hayat
  • Everything in its Place
  • Dayanacak Bir Bacak

Oliver Sacks Alıntıları - Sözleri

  • " 'Kişi ağzıyla yalan söyleyebilir ama yüz ifadesi onu ele verir' der" (Karısını Şapka Sanan Adam)
  • Ama hekim olmayı gerçekten istediğimden emin degildim. Kimyager olma hayallerimi sürdüremezdim; kimya ,benim pek sevdiğim on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl inorganik kimyasının çok daha ötesindeydi artık (Hareket Halinde Bir Hayat)
  • Deborah'ya yazdığı biyografiden Clive'ın haberdar olup olmadığını sorduğumda ona iki kez gösterdiğini ama Clive'ın kitabı hemen unuttuğunu söyledi. Üzerine bol bol not alınmış kopyam yanımdaydı, Deborah'dan yine göstermesini rica ettim. "Bir kitap yazmışsın!" diye haykırdı Clive, hayretle. "Afe­rin sana! Tebrikler!" Kapağına dikkatle baktı. "Hepsini sen mi yazdın? Aman Tanrım!" Heyecanlandı, neşeyle zıpladı. Deborah ona ithaf sayfasını gösterdi ("Clive'ım için"). "Bana mı ithaf et­tin?" Deborah'ya sarıldı. Aynı sahne, hemen hemen aynı şaşkın­lık gösterisiyle, aynı sevinç nidalarıyla birkaç dakika içinde pek çok kez tekrarlandı. Clive ile Deborah, amneziye rağmen birbirlerini hala çok seviyorlar (hatta Deborah'nın kitabının alt başlığı Aşk ve Amne­zi Anıları). Clive, sanki yeni gelmiş gibi onu birkaç kez sevinçle karşıladı. Karşındakinin belleğinde hep taze kalmak, bir hediye, bir lütuf gibi karşılanmak olağanüstü bir durum olsa gerek, diye düşündüm, hem delirtici hem de onur verici. http://drt23.blogspot.com/2012/02/zamanda-kaybolan-adam.html?m=1 (Müzikofili)
  • ????????? (Müzikofili)
  • Demek ki hiç konuşamasalar ya da konuşmayı anlayamasalar bile bazı hastalarda düşünsel işlevler -mantıklı ve sistemli düşünmek, plan yapmak, anımsamak, öngörmek, tahmin etmek- mükemmel biçimde korunabiliyor. (Aklın Gözü)
  • "Cehennemde bile insanın yakasını bırakmayan o yalnızlığı" hepimiz biliyorduk. Hepimiz büyük karanlıklara ve derinliklere inmiştik. (Dayanacak Bir Bacak)
  • Sağırlık bir illet değildir; illet, iletişimin kesildiği ve dilin yok olduğu yerde başlar. (Sesleri Görmek)
  • Hayır, özellikle kötü bir şey yapmış olduğuma inanmıyorum. Kötü bir insan değilim. (Uyanışlar)
  • _ nasıl gidiyor ? _ Nasıl mı gidiyor Ailem ölmüş, karım şuanda huzur evinde Oğlum batıda bir yere kaçmış Yaşlı ve dolandırılmış İşte böyle hissediyorum... (Uyanışlar)
  • Bazen, ağır veya bulaşıcı bir hastalık söz konusuysa, aileyle birlikte mutfakta veya yemek odasında oturup beklerdim. Babam üst kattaki hastayı muayene ettikten sonra aşağı iner, ellerini özenle yıkar ve mutfağa yönelirdi.  (Tungsten Dayı)
  • Dışım nazik ve uysalken içim gizli bir umutsuzlukla doluydu. (Dayanacak Bir Bacak)
  • Geçmişe özlem duymaya benzer bir efkârla içim dolup taşmıştı. (Benim Periyodik Tablom)
  • “Tarihi anlamayanlar, onu tekrarlamaya mahkûmdur.” Santayana (Migren)
  • Ama geçmiş nedir? Geçmişin kesinliği bir yanılsamadan ibaret olamaz mı? Geçmiş, bir çiçek dürbünü, aniden çıkan her meltemle kımıldanan bir imgeler düzeni, bir kahkaha, bir düşünce olabilir mi? Ve kımıldanma, salınma, değişim her yerdeyse, nasıl bilebiliriz ? (Müzikofili)
  • Saatler ve dakikalar sıkıldığım zamanlar hâlâ bunlatıcı derecede uzun, kendimi bir şeye kaptırdığım zamanlar ise çok kısa geliyor. Çocukken, öylece oturup vızıldayan öğretmenleri dinlemeye zorlandığım okuldan nefret ederdim. (Bilinç Nehri)
  • "Biyolojik bir "batarya" imal etmek için, altı limonu ve patatesi birbirine(daha yüksek bir voltaj elde etmek istiyorsam seri, gücü artırmak istiyorsam paralel)bağlıyordum. (Tungsten Dayı)
  • "Gerçek şu ki, yanlış ya da doğru olan neydi, bilmiyoruz. Bildiğimiz şu: kimyasal pencere kapanınca başka bir uyanış gerçekleşti. İnsan ruhunun her ilaçtan daha güçlü olduğu. Beslenmesi gereken bu. Çalışma, oyun, dostluk, aile. Önemli olan bunlar. Unuttuğumuz bunlardı, en basit şeyler." (Uyanışlar)
  • İnsan öldüğünde yerine başkası konamaz. Doldurulamaz bir boşluk bırakır ardında, çünkü her insan tekinin kaderinde -genetik ve sinirsel kaderinde- biricik bir fert olmak, kendi yolunu bulmak, kendi hayatını ve kendi ölümünü yaşamak yazılıdır. (Benim Periyodik Tablom)
  • “Ben zamandan yapılmışım,” der Jorge Luis Borges, “zaman beni sürükleyen bir nehir, ama nehir benim.” (Bilinç Nehri)
  • Biz insanlar hataya açık, zayıf ve kusurlu, ama aynı zamanda büyük bir esnekliğe ve yaratıcılığa sahip belleklerle donatılmışız. Kaynak karmaşası veya kaynağa karşı kayıtsızlık paradoksal biçimde güçlü yanımız olabilir: Bütün bilgi kaynaklarımızı etiketleyebilseydik genellikle ilgisiz bir sürü malumatın altında ezilir giderdik. Kaynağa kayıtsızlık, okuduklarımızı, bize anlatılanları, başkalarının söylediklerini, düşündüklerini, yazdıklarını ve resmettiklerini sanki birinci elden deneyimlermiş gibi yoğun ve zengin biçimde özümsememizi sağlar. Bu sayede başkalarının gözleriyle görür, kulaklarıyla duyarız, başka zihinlere girer, bütün bir kültürün sanatını, bilimini ve dinini özümseriz, ortak akla ve bilgi birikimine dahil olur ve katkıda bulunuruz. Bellek yalnızca deneyimden değil, zihinlerin etkileşiminden de kaynaklanır. (Bilinç Nehri)

Yorum Yaz