TÜVTÜRK

Mardin’e Hizmet Edeni Takdir Etmek de Bir Vefa Borcudur

Mardin’e Hizmet Edeni Takdir Etmek de Bir Vefa Borcudur

 

Mardine Hizmet Edeni Takdir Etmek de Bir Vefa Borcudur

Osmanlı’nın meşhur sözlerinden biri şöyledir: Marifet iltifata tâbidir; müşterisiz meta zâyidir. Yani yapılan güzel işleri görmek, takdir etmek ve hakkını teslim etmek gerekir. Çünkü emek görmezden gelindiğinde, hizmetin kıymeti de zamanla unutulur.

 

Bugün Mardinde konuşulması gereken en önemli meselelerden biri budur.

 

Mardinin yollarında uzun yıllardır süregelen sorunlar artık herkesin malumudur. Çukurlu yollar, dar caddeler, plansız trafik ve yıllardır ötelenen altyapı eksiklikleri vatandaşın günlük hayatını zorlaştırmıştır. Buna rağmen yıllarca birçok kişi bu sorunları görmezden gelmiş, konuşmamış, çözüm üretmemiştir.

 

Ancak bugün Mardinde yol çalışmaları başlamışsa, şehir merkezinden ilçelere kadar hizmet hareketliliği görülüyorsa, bunun hakkını teslim etmek gerekir. Mardin Valisi ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sayın Tuncay Akkoyunun göreve başladığı günden itibaren şehrin sorunlarına eğildiği, vatandaşın taleplerini dikkate aldığı ve birçok konuda doğrudan inisiyatif aldığı görülmektedir.

 

Ne yazık ki memleketimizde yıllardır değişmeyen bir alışkanlık vardır: İş yapılırken ortada görünmeyenler, sonuç ortaya çıktığında sahiplenmek için ilk sıraya geçerler. Hizmetin yükünü taşımayanlar, fotoğrafın içinde görünmek için yarışırlar.

 

Mardin 1969 Sporun başarısında da benzer manzaralar yaşanmıştır. Takım mücadele ederken sessiz kalanlar, başarı geldiğinde bir kareye girebilmek için adeta birbirleriyle yarışmıştır. Oysa gerçek destek, başarıdan sonra değil; zorlu günlerde verilen destektir.

 

Bir diğer önemli mesele ise yıllardır vatandaşların çilesi hâline gelen Kızıltepe–Şanlıurfa yoludur.

 

Adı “İpek Yoluolan bu güzergâhın mevcut hali, ne yazık ki ismine yakışmamaktadır. Sürücülerin her gün kullandığı bu yol, yıllardır bozuk zemin, çukurlar ve yetersiz bakım nedeniyle büyük sıkıntılar oluşturmaktadır. Böylesine önemli bir ulaşım hattının bu durumda olması, sadece bir yol sorunu değil, aynı zamanda bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimini etkileyen ciddi bir meseledir.

 

Daha da düşündürücü olan ise şudur: Yıllarca bu yolu kullanan vatandaşların feryatları duyulmamış, sosyal medyada yapılan paylaşımlar olmasa belki de konu gündeme dahi gelmeyecekti. Bugün birçok siyasetçinin bu mesele hakkında açıklama yapıyor olması elbette önemlidir; ancak vatandaşın beklentisi açıklama değil, kalıcı çözümdür.

 

Yol yapmak yalnızca çukurun üzerine yama vurmak değildir. Çünkü bugün yapılan geçici bir yama, yarın yeniden bozulmakta ve aynı sorunlar tekrar yaşanmaktadır. Mardinin de, Kızıltepenin de, bu bölgede yaşayan insanların da geçici çözümlere değil, kalıcı yatırımlara ihtiyacı vardır.

 

Bu vesileyle başta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu olmak üzere ilgili tüm kurumları, Karayolları yetkililerini ve sorumluluk makamında bulunan herkesi bu yolu yerinde görmeye davet etmek gerekir. Makam odalarından hazırlanan raporlar bazen gerçeği anlatmaya yetmez. O yolu bizzat kullanmak, vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı yerinde görmek çok daha öğreticidir.

 

Osmanlı’nın bir başka hikmetli sözü şöyledir: Halka hizmet, Hakka hizmettir.

 

Görev makamları, millete hizmet etmek için vardır. Makamlar gelip geçicidir; geride kalan ise yapılan hizmetler ve bırakılan eserlerdir. İnsanlar koltukları değil, o koltuklarda oturanların memlekete kazandırdıklarını hatırlar.

 

Bugün Mardinin caddeleri, sokakları, ulaşım ağı ve sporu için daha fazla çalışılması gerektiği açıktır. Bu şehir; tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla çok daha iyisini hak etmektedir.

 

Eleştiri elbette olacaktır. Ancak hakkı teslim etmek de bir erdemdir.

 

Kim bu memleket için taş üstüne taş koyuyorsa desteklenmeli, kim hizmet üretiyorsa teşvik edilmelidir.

Çünkü şehirler sloganlarla değil, emekle büyür. Memleketler fotoğraflarla değil, hizmetlerle kalkınır.

 

Mardinin ihtiyacı olan şey de tam olarak budur: Daha fazla çalışma, daha fazla sorumluluk ve daha fazla samimiyet.

 

Zira tarih göstermiştir ki; eser bırakanlar hatırlanır, bahane üretenler ise unutulur.

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz