Türkiye’de çirkinleşen ve ideolojisiz siyaset-2
Aziz okuyucularım, Türkiye’de siyasetin en çok eleştirilen yönlerinden biri, ilkesiz ve ideolojisiz bir zeminde yürütülmesidir. Siyasal aktörler çoğu zaman belirli bir dünya görüşüne, uzun vadeli bir vizyona veya köklü bir ideolojiye dayanmadan, yalnızca günü kurtarmaya ve oy toplamaya yönelik hamleler yapmaktadır. Bu durum, siyaseti hem çirkinleştirmekte hem de toplumda güven erozyonuna yol açmaktadır.
Bu ülkenin diğer sorunlarından birisi de çirkin üslup ve kötü siyasettir. Bizi idare makamında olan ve bulundukları koltukları işgal edenler, zaman zaman mecliste küfürleşip tekme tokat yumruklaşabiliyorlar. Biz vatandaşlar olarak bu tabloyu ibret ve hayretle izliyoruz. Biz, onlar adına bu tabloyu seyretmeye utanırken onlar ise yaptıklarından utanmıyorlar. Olay öyle bir noktaya gelmiş ki, çocuklarımızın bu görüntüleri izleyip de etkilenmelerini istemiyoruz.
İdeolojisiz siyaset, toplumsal sorunları çözmek yerine rakibi karalamaya, iftiraya, kutuplaştırmaya ve ötekileştirmeye dayalı bir üslubu beraberinde getirir. Meclis kurumu, bir çözüm üretme mekanizması olmaktan çıkar, adeta bir “kavga arenası” haline gelir. Halkın beklentileri, ekonomik sıkıntılar, adalet arayışı ya da eğitim sorunları ikinci plana atılır; ön plana ise koltuk hesapları ve çıkar ilişkileri çıkar. Siyasetin geçmişine bakıldığı zaman Türkiye’de sağ – sol, muhafazakâr, liberal, sosyal demokrat ve milliyetçi çizgiler belirgin iken; bugün birçok parti ve siyasetçi, bu kimliklerden uzaklaşmış, salt pragmatizmle hareket etmeye başlamıştır. Bu durum, siyaseti “ilkesiz çıkar ortaklıkları” seviyesine indirmekte, halkın beklentilerini değil, aktörlerin kısa vadeli menfaatlerini öne çıkarmaktadır.
Bu vesile ile “Türkiye’de çirkinleşen ve ideolojisiz-2” adlı yazımı değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
Türkiye’de siyaset arenasında isim yapmış Süleyman Soylu, Adalet ve Kalkınma Partisine katılmadan önce 2008-2009 yılları arasında Demokrat Parti Genel Başkanlığı yaptı. Süleyman Soylu AKP’ye katılmadan öce Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında ağır ithamlarda bulunmuş ve yolsuzluk suçlamaları yöneltmişti. Demokrat Parti döneminde yaptığı bir mitingde AK Parti’nin Türk Telekom’da yolsuzluk yaptığını iddia ederek Soylu, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenden hesap sormazsan namerdim” demişti. Diğer taraftan “Tayyip Erdoğan’ın hurdasını çıkaracağım” diyordu. Soylu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle 5 Eylül 20125 Eylül 2012 tarihinde AK Parti’ye katıldı, Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez Karar Yönetim Kuruluna seçildi müteakiben Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde AKP Trabzon milletvekili seçildi İlk defa Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi, Trabzon milletvekili olarak Meclis'e girdi. 24 Kasım 2015’te Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan 64.Türkiye Hükümetinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine atandı. Soylu 31 Ağustos 2016’da istifa eden Efkan Ala’nın Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı görevine atandı. 1 Eylül 2016 tarihinden itibaren de yine 65. Hükümette ve ardından 66. Ve 67.Hükümette de İçişleri Bakanı olarak görev aldı,en son 14 Mayıs 2023 seçimlerinde AK Parti’den 28.Dönem İstanbul Milletvekili olarak seçilmiştir.
Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi'nde (SP) İstanbul il başkanı ve genel başkan yardımcılığı görevlerini yürüttü. Daha sonra Saadet Partisi (SP)' nin genel başkanı seçildi. 1 Ekim 2010 tarihinde de partiden istifa etti.
Numan Kurtulmuş, 1 Kasım 2010 tarihinde Halkın Sesi Partisi'ni (HAS Parti) kurduğunu açıkladı. 28 Kasım 2010'da da partinin genel başkanlığa seçildi. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne katılmadan önce Tayyip Erdoğan Partisi için şöyle diyordu; “Harun olmaya geldiler, yoldan çıkıp Karun oldular, biz AKP gibi firavunlaşmayacağız” diyordu, 12 Temmuz 2012 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan, Kurtulmuş'a AK Parti ile HAS Parti'nin birleşmesini teklif etti. Bunun üzerine HAS Parti üyeleri 19 Eylül 2012 günü gerçekleştirdiği olağanüstü kongrede 'bütünleşme sebebiyle fesih' kararı alarak partiyi kapattı. AKP’ye katıldı ve milletvekili oldu, ve iki dönemdir TBMM Başkanlığını yapmaktadır.
Kısa dönemde siyaset ilkesiz davranışlara prim veriyor gözükse de uzun dönemde ilkesiz ve kuralsız siyaset her zaman kaybediyor. Elbette ki kaybeden sadece ilkesiz siyaset kurumu değil siyaset eliti ve siyasal kurumlar da kaybetmektedirler. Ey politika sen neye kadirsin…
Köşenin Sözü :”En tehlikeli insanlar, büyük makamlara gelmiş küçük insanlardır.” –Konfüçyüs-
Devam edecek…
Abdulbaki Akbal
Editör: Beşir Şavur
