Lâl - Fatih Duman Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Lâl kimin eseri? Lâl kitabının yazarı kimdir? Lâl konusu ve anafikri nedir? Lâl kitabı ne anlatıyor? Lâl PDF indirme linki var mı? Lâl kitabının yazarı Fatih Duman kimdir? İşte Lâl kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Fatih Duman

Yayın Evi: Nesil Yayinevi

İSBN: 9786051835792

Sayfa Sayısı: 256

Lâl Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cânım kâri, görmek bir şeye hudut koymaktır belki. Ya görmeden yaşayanlar, bizim anladığımız gibi dünyayı anlamayanlar? Hem görmek için illa göz mü gerekir ki? Bence hayır. Bazıları bakmasa da görür, gözleri görmese de bilirler…

Hayal mi gerçek; gerçek mi hayal kestiremediğim zamanlarım oluyor benim de. Ve bazı şeylerin hayali güzel kendisi değil, biliyorum. Bu kez kendi hayal ettiğim birinin hayalleriyle kuruyorum cümlelerimi ben. Kitabı okuyup da bitirdiğinde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın. Ama şimdiden söyleyeyim ki hayal gerçek gibi değil, sınırı, saati, yeri ve hududu yok. Belki de bunun için güzel ve hayali olmayanlar bunun için eksik belki de…

Bu hikâyeyi uzun zamandır taşıdım gönlümde. Zaman geçtikçe unuturum sandım ama unutmadım. Her defasında yeniden ve yeniden hatırladım. İçimizde her vakit var olan birinin dilinden, kibrin dilinden bir derdi anlatmak için düşürdüm gönlümü bu satırlara. Kibrim galip gelmesin diye kendimi onunla anlattım. Hayal ettim ve hayalime inandım.

Hem yaşadığımız her şey bir rüya ise ve biz ismine “hayat” diyorsak?

Lâl Alıntıları - Sözleri

  • İstersen değil nasibin varsa gelirsin yoksa zaten istesen de olmaz.
  • Bu dünyaya sahip olmaya değil, bu dünyada şahit olmaya gönderildik biz.
  • "Nefsine zor gelen hakkında hayırlı olandır."
  • “Bir kez Allah demeyen dil bin kelam etsede dilsizdir.”
  • Ateşe koşan bir pervane gibi yanacağını bile bile yine de gitti.
  • İlk kez karşılaşıyor olsalar da değil mi ki aynı sevdayı gönüllerinde taşıyanlar ezelden tanışırdı birbiriyle.
  • İnsan küçükken gerçekten çok hayalde yaşıyor. Hayalini gerçek sanıyor. Sonra dünya denen deryadan üzerine damlayan her katreyle dünyayla ıslanıyor da hayallerden vazgeçiyor.
  • İnsan her zaman gitmek için yollara düşmezdi ki. Ve hem her yol gitmek için değil ki. Bazen de gelmek içindi; kendine gelmek için. Bazı yollar dönmek içindi; aslına dönmek. Ve bazı yollar bulmak içindi O'nu bulmak.
  • Zor değildi dersem yalan olur. Lakin güzel olan hangi şey zor değil ki?..
  • Zira insan bazı vakitler kördür bulduğuna...
  • Zor değildi dersem yalan olur. Lakin güzel olan hangi şey zor değil ki?
  • Göremeyen göz ağlayabiliyor. Belki de göz görmekten çok ağlamak içindir diye vehmediyorum çoğu zaman.
  • "Çölde olan zaten kurudur, hüner o ki deryaya dalıp da ıslanmamaktır."
  • "... dünya denen yerde en bariz kaide her şeyin yarım kalmasıdır. "
  • “Bakmayı bilirsen Allah her yerdeydi, görmeyi bilirsen Allah her şeydeydi, duymayı bilirsen Allah her sesteydi. Lâkin gözünün önünden perdeyi yırtıp da atmak gerekti görmek için, duymak için kulağından sesleri silmek gerekti ve bilmek için gönlünden O’ndan gayrı ne varsa silmek gerekti.”

Lâl İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı sizlere yorumlayacağım ama biliyorum, hep bir eksik olacak, bir şeyler yarım kalacak... Okurken hissettiğim duyguları ne yazsam da sizlere nasıl anlatabilsem diye çok düşündüm... Lâl kitabında, tüylerinizi diken diken eden, içinizi coşturan ve ne ara dolduğunu anlamadığınız gözyaşlarınızın yanaklarınızdan süzülmesine neden olan satırlar okuyacaksınız. Bir insanın Allah aşkı ile nasıl yandığını, malını, mülkünü, mertebesini bırakıp nasıl yollara düştüğünü, nefsine karşı verdiği yüce mücadeleye şahit olacaksınız. Ve eminim ki sizler de benim gibi kitabın tadına doyamayacak, bitsin istemeyeceksiniz... ⭐️ Kitabımız Şemseddin Ahmed Sivasi'nin hayatını anlatıyor. Anlatıyor ama nasıl güzel anlatıyor bilemezsiniz. Bu hikaye üç kişinin gözünden anlatılıyor. Yani kitabımızda üç ana karakter var. ⭐️ Şemseddin Ahmed bir gece uykusunda bir rüya görür. Sabah kalktığında bu rüyaya bir anlam veremez ama hayırlı bir rüya olduğunu anlar. O gün abisinin oğlu İbrahim koşarak yanına gelir ve bir kardeşi olduğunu, babası bebeğin adını Şemseddin Ahmed'in koymasını istediği söyler. Şemseddin Ahmed bir an için durur ve rüyasında duyduğu isim gelir aklına, Recep... ⭐️ Kendisinden önce doğan kardeşleri daha bebekken hayattan göçüp gitmişler. Ailesinin tek çocuğu olduğu için anlamamışlar suskunluğunu. Belli bir yaşa gelince de gözyaşları ile kabullenmişler biricik oğullarının lâl (Dilsiz) oluşunu. Babası ona yazmayı öğretmiş ve o gün, bugündür hep yazmış. Anne, babası vefat ettikten sonra sığamamış köyüne, "Sultan Şehir" olarak bildiği Sivas'a yerleşmiş. Orada da hep yazmış, güzel bir ismi olmasına rağmen ona "Katip" diye seslenmişler. Oysa ki rahmetli annesi ne güzel de seslenirmiş ona, Talha... ⭐ Amcası Şemseddin Ahmed Sivasi'nin yıllarca yanında kalmış, gönül terbiyesini almış ve bildiği ne varsa ondan öğrenmiş. Amcasının vefatından sonra da ondan öğrendiklerini dili döndüğünce anlatmış, durmuş. İçindeki yangın hiç sönmemiş, kendini zikre bırakmış." Allah" dedikçe hafiflemiş, "Hû" çektikçe huzur bulmuş. Lakin amcasının vasiyeti omuzlarına bir yük olarak binmiş. Çok kez kendi denemiş ama yazamamış. Yaşından dolayı gözleri görmez olmuş. Dervişlerden Mahmud'a kendisine katip bulmasını istemiş. Ve işte Lâl Katip ve âmâ Recep Sivasi'nin yolları bu şekilde kesişmiş... Sonrası mı? Sonrasına yürek dayanmaz... Değerli yazarımız @1fatihduman nın kalemine, yüreğine sağlık. Kalemi daim, okuru bol olsun. Bizlere bu kitabı okumamıza vesile olan @nihllck.kitap tan da Allah razı olsun. (Serpil Saykı)

Fatih Duman'ın üç harfliler serisinin 4.kitabının yorumuyla karşınızdayım. ️ Açıkçası bu tarz serileri okumaktan oldukça keyif alıyorum, birbirinden bağımsız ama birbiriyle eşdeğer özelliklere sahip olup hele bir de her okuduğumda aynı tat ve heyecanı yakalıyorsam itina ile o seriyi tamamlamaya çalışıyorum, tıpkı Üç harfliler serisi gibi... Lâl, ismini daha önce duymadığım ama kitap sayesinde derinden tanıdığım Şemseddin Sivasî'nin hayatını satırlara aktarıyor. Ama nasıl bir aktarış? Direkt biyografi kitaplarını sevmeyen biri olarak bir kişinin hayatı ancak bu kadar güzel şekilde verilir diye düşünüyorum. Kendi içinde kurgusuyla, küçük küçük bilgilerle kült bir Fatih Duman eseri Lâl. Hayatını âmâ olan yiğeninin dilinden ve lâl olan bir katibin kaleminden okurken ruhunuzda farklı kapılar açacak nitelikte. Anlam yoğunluğunun yanı sıra akıcı ve zevkli bir şekilde okutturması da en güzel yönlerinden biri. Herkese tavsiye ederim. ️ (F.Betül U.)

Herkese Merhaba Ben yine çok sevdiğim yazar @1fatihduman ‘ın okumuş olduğum 6.romanı ve üç harfliler serisi kitaplarından bu ay #şemseddinsivasi #lâl #lal kitabı ile geldim.. #kitapkonusu Recep efendi (Sivasi) amcası Şemseddin Ahmet Sivasi’nin hem talebesi hemde damadı ve yeğeni..ömrü onun ışığı altında ilim irfan öğrenerek geçmiş..Recep efendi Amcasının ölümünden sonra tüm öğrendiklerini yüzyıllara aktarmak istemiş ve ilerleyen yaşı itibariyle gözleri göremeyince..LÂL konuşamayan bir katip ile yolları kesişir..biri anlatır göremez diğeri görür konuşmaz..iki yarım bir tam olur ve #şemseddinahmetsivasi ‘nin zorlu ve cetin hayat hikayesini ölümsüzleştirirler.. (Selma Birol Şahin)

Lâl PDF indirme linki var mı?

Fatih Duman - Lâl kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Lâl PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fatih Duman Kimdir?

1987 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinde doğdu. Çatalca İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra 2006 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. Bir dönem Ürdün Devlet Üniversitesi'nde de öğrencilik yapan Fatih Duman Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dördüncü sınıfında öğrenimine devam etmektedir.

Buruciye Edebiyat, Dikili Ekin ve Ferda gibi dergilerde yazı ve şiirleri yayınlanan Fatih Duman pek çok kurumun düzenlediği şiir ve makale yarışmalarına katılmış ve ödüler almıştır. 2007 yılından beri de Ferda Edebiyat ve Kültür Dergisinin editörlüğünü yapmaktadır.

Fatih Duman Kitapları - Eserleri

  • Yandık Elhamdülillah
  • Pir-i Türkistan
  • İsimsiz Kitap
  • Ah
  • İlm-i Aşk
  • Doğuda Aşk Böyle Yazılır
  • Ene 'Sus Ey Nefsim'
  • Sır: Aşıklar Ölmez
  • Düş Yanığı
  • Aşk Varsa Kusur Yoktur
  • Miftah
  • Çanakkale'den Cennete Bir Yol Gider
  • İkra
  • Dem
  • Kızılelma 1 - Anadolu
  • Kızılelma
  • Âmâ
  • Dağıldık Allah’ım Sen Topla Bizi
  • Lâl
  • O Balonda Babamın Nefesi Var
  • Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir

Fatih Duman Alıntıları - Sözleri

  • RİVAYET EDERLER Kİ Ayasofya'nın inşası bitip de tamam olduğu vakit o ulu mabedi görenler gözlerini hayretle açmış ve böyle bir mabedin insan gücüyle yapılamayacağına inanmışlardır. (Miftah)
  • Yapmayıp merak edeceğime, yapar pişman olurum.. (Âmâ)
  • "Allah" dedi birden, "dünyayı insan için var etti doğru, lakin insanı dünya için değil. Dünyaya sahip olmak için değil Allah'ın kudretine şahit olmak için geldik." (Âmâ)
  • İnsan dediğin derdi kadardır. (O Balonda Babamın Nefesi Var)
  • DERLER Kİ KONSTANTİNİYYE ahalisi kendi dindaşlarından bunca zulmü gördükleri günden sonra başlarına gelecek her bir felaketi düşünmüş ve bunca zulümden kurtuluşu elbet bir gün geleceklerini bildikleri Türklerde görmüşlerdir. (Miftah)
  • İnsan ölür, lakin dava ölmez oğul. (Kızılelma 1 - Anadolu)
  • İnsan "Allah'a imanım var" diye kendine bir an bile olsa güvenmesin. Zira içinde iman vardır sahi lakin nefsi de vardır. Kendine, kendi nefsine güvenmek Müslümanlık alemeti değildir. Müslüman olan kişi kendine değil Allah'a güvenir. (O Balonda Babamın Nefesi Var)
  • “Gönlüme girdin” demişti bana. “Gönlüme girdin...” Oysa ben birinin gönlünde yer edecek biri olduğuma inanmamıştım hiç. (Âmâ)
  • Kendi ölümümü kendim taşıyorum her an yanımda. (Sır: Aşıklar Ölmez)
  • Ölümü anlatmak köre güneşi anlatmak gibi... (Sır: Aşıklar Ölmez)
  • Köre nedir köre ne? Görenedir görene... (Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir)
  • "Tarih bana aslında bir tek şey öğretti: büyük insanların, imtihanlarıda büyük olur. " (Ah)
  • Bunlar birer hikâye değil, efsane değil olsa olsa toprağa kanla yazılmış destandır bu. (Çanakkale'den Cennete Bir Yol Gider)
  • " İyiyim" diyordu. Gerçi insan böyleydi kötü olsa bile "Nasılsın" diye sorulduğunda "İyiyim" derdi. (Âmâ)
  • Allah isterse olmaz da olur. (Sır: Aşıklar Ölmez)
  • Ve anlatmaya devam etti Hüseyin Efendi: " İşte o an anladım her şeyi. Biz mukaddesat için, Allah için, vatan için savaşıyorduk. Onlar ise zulüm içib ölüm için ve Allah'a düşmanlık için geliyorlardı. Ve Allah bizimleydi. Öyle inanıyor, öyle hissediyor ve hatta görüyorduk gözlerimizle.." (Çanakkale'den Cennete Bir Yol Gider)
  • Bazı insanlar ne kadar çok direniyorlar anlamamak için... (Dağıldık Allah’ım Sen Topla Bizi)
  • ... Meydanı doldurup Ayasofya'ya hayretle bakan ahalinin kimi gördüğünü bir rüyaya yoruyor kimi inanamıyor kimi inansa da aklı almıyordu. Zira öyle ulu bir mabet, böyle büyük bir kubbe nasıl oluyor da ayakta duruyor diye düşünüyorlardı. Zira sanki YER DEĞİL DE GÖK TUTUYORDU mabedi. (Miftah)
  • Allah şehirleri fethedenleri değil gönülleri fethedenleri unutturmaz (Pir-i Türkistan)
  • Lakin zaman bir garip derviş, bir lahza olsun yerinde duramıyor. Her an bir nehir gibi akıp gidiyor işte. (İsimsiz Kitap)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle