Mountolive - Lawrence Durrell Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Mountolive kimin eseri? Mountolive kitabının yazarı kimdir? Mountolive konusu ve anafikri nedir? Mountolive kitabı ne anlatıyor? Mountolive PDF indirme linki var mı? Mountolive kitabının yazarı Lawrence Durrell kimdir? İşte Mountolive kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Lawrence Durrell

Çevirmen: Ülker İnce

Orijinal Adı: The Alexandria Quartet 3: Mountolive

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789755104591

Sayfa Sayısı: 376

Mountolive Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

XX. yüzyılın en büyük romancılarından biri olan Lawrence Durrell, Justine, Balthazar, Mountolive, Clea adlı kitaplarından oluşan İskenderiye Dörtlüsü’nü, yapısal özellikleri bakımından bir “Avrupa romanı” olarak tanımlar. Bu dörtlü, roman kurgusu olarak birbirini izleyen bir süreci yansıtmaz. Aynı roman kahramanlarının, aynı zaman diliminde yaşadıkları olayları, kendi bakış açılarından, kendi yorumlarına göre farklı biçimde dile getirmeleriyle biçimlenir. Durrell’ın amacı, bakış açıları değişince, olayların ve kişilerin görünümlerinin de değişik anlamlar aldığını vurgulamaktır. Bu, çağımız roman sanatında çok önemli bir anlatı devrimidir. Bir gizem açılırken, yeni bir gizemin örtüsüne bürünür, okuma zevki aralıksız devam eder. Romanların anlattığı olaylar ve kahramanlar aynı olmakla birlikte, dörtlünün başkahramanı, olayların geçtiği İskenderiye kentidir. Dörtlünün üçüncü kitabı olan Mountolive de diğer üç kitapta olduğu gibi hayatın en önemli öğesi sayılan aşkın gerçeğini araştırır ve aşkın kural, töre, sınır tanımayışını hikâye eder.

Mountolive Alıntıları - Sözleri

  • "Topraktan geldik toprağa gidiyoruz "
  • "Aşk her türlü gizli ilişki birliğidir."
  • "Bir sanatçı öteki insan kardeşleriyle tek doyurucu ilişkiyi yapıtı araçılığı ile kurabilir, çünkü o gerçek dostlarını ölüler ve doğmamış olanlar arasında bulmaya çalışır."
  • "Bir dili çok iyi bilmenin hiç anlamı yoktu, bunu ançak şimdi anlıyordu, çünkü Leyla ona anlamaya dayanmayan bilginin boşluğunu göstermişti."
  • "... meslekleri yasçılık olan kişilerde vardı, onlar için ölüm, yas şiirleri yarışması gibiydi..."
  • "İnanışa göre,Şaban ayının ortasına rastlayan gece Cennet'teki Ecel Ağacı silkelenir, düşen yapraklarda bir sonraki yıl ölecek insanların adları bulunur."
  • "Zaman soluduğumuz havadır,"
  • "Tanrı'yla birleşmenin tek yolu onunla sürekli ilişkide olmaktır."
  • "Ama kültürden gelen alışkanlık , insanı kendi çekiciliğine karşı korumaya yetmez ."
  • "İnsan aşıksa , aşkın ne kadar utanmaz bir dilenci olduğunu bilir "
  • "...doğu ruhuna vergi başeğişi _ yeryüzünün en büyük güçlerinden birisi olan saltık kadın uysallığı."
  • "bir Müslümanın kafasına bir düşünce sokmak ,bir duvarı boyamak çalışmak gibidir: İkinci kat boyayı sürmeden birinci katın(birinci düşüncenin) kurumasını beklemek zorundasınız."
  • "Yahudi bir tilkinin bağına girmesine izin verirsen canını zor kurtarılsın."
  • "insan ruhsal baskılarla açıkça yüzyüze gelip,onlara egemen olmadıkça , titreyen usun korkularıyla kavgaya tutuşmadıkça onlardan kurtulamaz..."
  • "Bütün büyük kitaplar acıma duygusunun içinde yapılmış bir gezintidir."

Mountolive İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Düş bir kez dağılıp yok olduktan sonra insan eski sağlam kafa düzenine kavuşabilseydi olay pek de önemli olmayacaktı. Zihinsel suç işlemenin öyküsüdür bu. Herkes çok iyi bilirde hiç kimse bundan rahatsız olmaz. Ama ne yazık! Bazen biri çıkar işi biraz daha ileriye götürür . Acaba diye merak ediyor insan acaba böylesine ululanmış soyut biçimiyle bile insanı böylesine derinden sarsan bir düş bir de gerçekleşirse, neler olmaz? Lanetli kuruntu dirilir onun var olması bir suçtur. Bu kitap serisine bir arkadaş sayesinde başladım ilk başlarda biraz zorlanmadım değil ama pes etmedim iyiki de etmemişim diye düşünüyorum okudukça insan daha çok alışıyor . Biraz karışık ama o kadar da olsun diyelim dimi ama Serinin bu kitabı biraz daha kolay okunması diğer kitaplara kıyasla bana göre insanı biraz da olsa meraklandırıyor . Anlatımı güzel dili güzel insan biraz sıkılsa da sonunda yine şaşırtıyor insanı sabretmeye değer diye düşünüyorum. Bakalım serinin diğer kitabını okurken neler hissedeceğim Okumak isteyenlere bol sabırla okumalar dilerim . Keyifli okumalar (Levent gül)

Serinin üçüncü kitabında ağırlıklı olarak Mountolive'in ve Nessim'in bakış açısından öğreniyoruz yaşananları. Zaman yine düz bir çizgide ilerlemiyor ve açıkçası bu geçmişe açılan pencereler hafızamı tazelediği için benim çok hoşuma gidiyor. Hoşuma giden bir başka şey de, her kitabın oldukça şaşırtıcı bir olayla son bulması. Dil ve anlatım zaten güzel (yine de daha az Fransızca'ya hayır demezdim) bir de konu merak uyandırınca, bir oturuşta okunup bitiyor. =) (G. İlke)

Mountolive PDF indirme linki var mı?

Lawrence Durrell - Mountolive kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mountolive PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Lawrence Durrell Kimdir?

Lawrence George Durrell (d. 27 Şubat 1912 – ö. 7 Kasım 1990) Britanyalı romancı, şair, oyun yazarıdır. Kendisini Britanyalı olarak görmemiştir. Ölümünden sonra Britanya vatandaşı olmadığı ortaya çıkmıştır. En bilinen çalışması İskenderiye Dörtlüsü'dür.

27 Şubat 1912 tarihinde Hindistan'da doğdu. Öğrenimi için on iki yaşında İngiltere'ye gitti. Londra'da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, Yunanistan'da Korfu adasına yerleşti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaştan sonraki yıllarda Rodos, İskenderiye, Kıbrıs gibi Akdeniz ülkelerinde yaşadı.

Şiirleri, romanları bu yerlerin yankıları ile doludur. "Justine" adlı romanının yayınlandığı 1957 yılına değin az tanınan bir ozan iken "Justine", "Balthazar", "Mauntoliv", "Clea" adlı roman dizisinden sonra günümüzün en çok okunan ve sözü edilen yazarlarından biri oldu.

Lawrence Durrell Kitapları - Eserleri

  • Justine
  • Balthazar
  • Clea
  • Mountolive
  • Kıbrıs'ın Acı Limonları
  • Monsieur ya da Karanlıklar Prensi
  • Karanlık Labirent
  • Livia ya da Diri Diri Gömülmek
  • Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar
  • Constance ya da Yalnızlıklar
  • Sebastian ya da Güçlü Tutkular
  • Quinx ya da Kusursuzluk Peşinde
  • Afrodit'in Başkaldırısı Tunc ve Nunquam
  • Kara Defter
  • Labirent
  • Mekan Ruhu

Lawrence Durrell Alıntıları - Sözleri

  • "bir Müslümanın kafasına bir düşünce sokmak ,bir duvarı boyamak çalışmak gibidir: İkinci kat boyayı sürmeden birinci katın(birinci düşüncenin) kurumasını beklemek zorundasınız." (Mountolive)
  • Zihni asılsız değerlerle bulanmış romantikler için aşkın son trajedisi ölümdür. (Kara Defter)
  • İç dünyamızdaki simgeleri dış dünyaya taşırız. Tam olarak çevremizde iç dünyamızı yansıtan bir dünya yaratırız. Herkes içinde mit üreten bir makine taşır, onun çalıştığını bile fark etmez. Demek ki merak dolu şiirsel bir mantıkla yaşadığımız söylenebilir - çünkü ne istersek onu elde ederiz, ne azı ne fazlası. (Karanlık Labirent)
  • "...anlama,ince düşüncenin değil,insan ruhunun büyüme evresinin işidir." (Clea)
  • "Çağımızın aşırı öz­gürlüğü, insanlann bağlılıklanna biçimini ve özünü -yani gerçekliğini veren o incecik örümcek ağını parçaladı. Sağ­lık, bir diş ağrısı gibi zonkluyor içimizde, ama yazıda oldu­ğu gibi, yaşamdaki ince üslup da hoyratlığa.yenik düştü." (Monsieur ya da Karanlıklar Prensi)
  • Clare'e kalırsa, Gracie'nin bu süre içinde ona âşık olması gerekiyordu. Bu onun hakkıydı, öyle değil mi? Kendisiyse kıza yalnızca azıcık âşık olmalıydı;yatak odasına adım atmaya yetecek kadar. (Kara Defter)
  • ...1kadınla üç şey yapabilirsin: ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onun için yazarsın... (Justine)
  • Aşk olağanüstü gösterişli bir çiçek ,ama gerçekten sınıflandırılması olanaksız.Bir ucu gizemciliğe ,bir ucu düpedüz doğmazlığa dayanıyor. (Balthazar)
  • Kişinin kendi ölümünü kavraması, olgunluk noktasına erişmesidir. (Monsieur ya da Karanlıklar Prensi)
  • "Bir kadın uyurken gafil avlayıp seyretmek haksızlıktır." (Clea)
  • Yüreğin kendince,aklın bilmedigi bir mantığı vardır. (Karanlık Labirent)
  • “En son Yunanlar geldi ve Tanrı’dan armağanlarını istediler. ‘Size ne armağan etmemi istersiniz?’ dedi Tanrı. ‘Bize güç ver,’ dedi Yunanlar. Tanrı, ‘Ah, zavallı Yunan’larım,’ dedi,’çok geç kaldınız. Bütün armağanlar dağıtıldı. Aslında geriye pek birşey kalmadı. Gücü Türklere verdim, Bulgarlara çalışmayı; Yahudilere hesabı, Fransızlara oyunbazlığı, İngilizlere aptallığı.’ Yunanlar buna çok kızdılar ve bağırdılar: ‘Bu nasıl entrika böyle, bizi nasıl açıkta bırakırsınız?’ ‘Peki,’ dedi Tanrı. ‘Mademki ısrar ediyorsunuz, size de bir armağan vereyim, eli boş dönmeyin—sizin armağanınız da entrika olsun’. ” (Kıbrıs'ın Acı Limonları)
  • "Birbirimize ne kadar yakın olmak istersek o kadar uzak kalıyoruz ." (Clea)
  • "Ama kültürden gelen alışkanlık , insanı kendi çekiciliğine karşı korumaya yetmez ." (Mountolive)
  • "Din ,tanınmayaçak kadar yozlaşmış sanattan başka birşey değildir." (Clea)
  • Muayeneden önce soyunmanı söyleyen doktorun ahlaksızlığından kuşkulanmazsın, öyle değil mi? Aynı güveni, kuşkulanmama ayrıcalığını neden yazarlara tanımayacakmışız? (Kara Defter)
  • Girneye gidersen Surların içine girme Girersen çok kalma Çok kalırsan evlenme Evlenirsen çocuk yapma..! (Kıbrıs'ın Acı Limonları)
  • "... meslekleri yasçılık olan kişilerde vardı, onlar için ölüm, yas şiirleri yarışması gibiydi..." (Mountolive)
  • "Bir dili çok iyi bilmenin hiç anlamı yoktu, bunu ançak şimdi anlıyordu, çünkü Leyla ona anlamaya dayanmayan bilginin boşluğunu göstermişti." (Mountolive)
  • Ben kendi hayatımı yaşadığımı sanıyordum,oysa hayatım beni yazıyordu hep,dış yardım almadan.Bunu anlamam yarım yüzyıl sürdü. Özsaygıma ne büyük bir darbe. (Sebastian ya da Güçlü Tutkular)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle