SADIK YAY CAMİİ, YAHUT, SAKLI MÜCEVHER

Mardin, diğer şehirlere göre daha nasipli bir şehir olmali ki asırlar içinde inşaa edilen nice eserlere ilaveten bugün de yeni eserler yapilmaya devam ediyor ve bunlar yapılırken geleneksel taş mimari sanatı da aynen devam ediyor...
Bu son dönem içinde Mardin de inşaa edilen özellikle bir eser var ki, Mardin'de şimdiye dek yapılan eserler arasinda tüm zamanlarin bence en nadide bir örneğini tek başına temsil ediyor...

Bu eser, adını orayı inşaa eden hayirsever bir iş adamının isminden aldigi icin "Sadık Yay Camii" adını taşıyor...
Bu kadar yer gezip görmeme ve Mardin'e geziye gelen insanlara taş işçiliğinin örneklerini yansıtan bir çok tarihi binalar gezdirmeme rağmen, eski veya yeni yapılmış olsun, bu Cami'nin muadil bir örneğini, ya da daha güzel bir halini açıkçası hiçbir yerde görmedim.
Bir Mardinli olarak rehberligini yapıp/gezdirdiğim insanların Mardindeki eski eserler karşısında duydukları heyecan ve hayretlerine alışığım.
Fakat bu sefer hayret etme sırası bana geçmiş olanalı ki Mardine kazandirilan bu camii karşısında bizzat ben heyecanlandım.
Şadırvanından kubbe yapısına, minare-camii simetrisinden, estetik ve orantılı duruşuna varıncaya kadar bu camii, taş işçiliğinin bence en nadide ve en estetik ve en olgun örnekleriyle dolu...
Bu Cami'yi nasıl anlatmali..?

Hindistan'da bulunan Tac Mahal'in kubbesinin esas alınarak yapıldığı kubbesi, abdest alma kısmının her bir köşesine yerleştirilen ve ekseriyetle bu bolgelerde kullanılmış Kûfi yazı formundaki yazıları, şadırvanının tepesine kondurulmuş ve yine bu bölgede ilk defa bir şadırvanda kullanılan Mardin'e has dilimli ufak kubbesi, bütün bunların ötesinde, bu bölgeye mahsus daha pek çok ikona ve çeşitli şekillerle bezenmiş, kubbeyle hârika orantılı minare'si ile o Mardin'in Tac Mahal Camisi...
Kısacası, isteyenler icin taş işçiliğinin ortaya konmuş en güzide örneği, isteyenler icin zarif bir ibadethane, isteyenler icin de bir ikindi namazı sonrası mola noktası...
Mimarisiyle tam bir Artuklu-Hint karması...
Adeta mimaride yeni bir tarzın henüz adı konmamış akımı...

İnsanoğluna hep soğuk gelen ölüm bile camii'de öyle bir mana bulmuş ki; avluya yapılan musalla taşının bile etrafı özel bir işlemeyle nakşedilmiş ve adeta "Ölümlü Dünya" gerçeğine karşı, "Sanatta Ölümsüzlük" metaforu işlenmiş.
Mardini gezmek isteyenler, günümüzde yeni yapilmis bir modern dönem eseri de olsa, bence Mardin gezisine önce bu camii'den başlamalılar.
Zannımca böyle bir camii bir daha inşaa edilemez.
Vaktiyle buralarda hüküm sürmüş hükümdarlara bile böylesi bezemeler ve zerafetiyle nasip olmamış bu camii, Mardinli bir iş adamı olan Sadık Yay'ın girişimleriyle, biri mühendis, biri mimar olan iki oğlu tarafindan çizilen projeyle hayata geçirilmiş.

Henüz tarihi hüviyeti olmasa da Mardini tanıtan kataloglarda mutlaka olması gerektigine inandigim ve bir yerlerde Mardin tanıtılacaksa şayet, tek başına bile kent ruhunu tanitmada başarıyla kendini gosterebilecek kudrette bir sanat yapıtı...
Sözün özüne gelecek olursak;

Gercekten de o, apartmanlar arasında saklı bir mücevher gibi...
İşte tam da orada duran o camiiye gidin ve o gerçek zerafeti görün. O mücevherin sır örtüsünü
biraz da siz aralayın diyorum efendim...

Şeyhmus Cukaz

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle