Şehrim Aşk - Leyla İpekçi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Şehrim Aşk kimin eseri? Şehrim Aşk kitabının yazarı kimdir? Şehrim Aşk konusu ve anafikri nedir? Şehrim Aşk kitabı ne anlatıyor? Şehrim Aşk PDF indirme linki var mı? Şehrim Aşk kitabının yazarı Leyla İpekçi kimdir? İşte Şehrim Aşk kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Leyla İpekçi

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786050812923

Sayfa Sayısı: 256

Şehrim Aşk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Leyla İpekçi dört şehir üzerinden katmanlı bir hakikat yolculuğu tasvir ediyor yeni romanı Şehrim Aşkta.

Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul.

En Sevgilinin huzurunda olmak, nefsin perdelerinden sıyrılmak, varlığı başka türlü bir görme biçimiyle seyretmek ve her şeyden her şeye, kendinden kendine uzanan bir akış

Sana geldim bu en uzun yolculukta

Milimetrelerle yaşamaktan bıkkın

Düşeceği toprağı özleyen bir yaprak gibi

Geldim parmak uçlarımda kıvılcımlarla sana

Tamamlansın diye güzelliğim

Şehrim Aşk Alıntıları - Sözleri

  • Nasıl hazır olunur ki başlangıcı olmayan bir şeye…
  • ‘Kendiliğinden söylenmiş ‘ hiçbir şey yok.
  • Hepimiz kendi nefsimizi görüyoruz diğerlerinde. Usul usul kalkacağız birazdan. Dönmeye başlayacağız, kainatın ritmine dahil olan her şey gibi. Bir arada ama ayrı ayrı.
  • Salt kendi halkını aradığın zaman, sadece kendin için mücadele verdiğin zaman azalıyordun.
  • Ve bizimle konuşan be bizimle susan ne varsa, anlamaya başladık canlı olduğunu bütün sözlerin.
  • Aldığınız nefesi tutmak ne kadar kolaysa, vermekte olduğunuz nefesi tutmak o kadar zor.
  • Kavuşma arzusunun olmadığı bir âlemde varlıkların vücuda gelme serüveni gerçekleşebilir miydi acaba…
  • Huzura kavuşarak yeni bir nefes almak için önce sizde kalan o yarım nefesi tam olarak iade etmeniz gerekiyor.
  • Ömür dedikleri mezar taşına kazınan o ilk ve son nefesin tarihleri arasında çekilen kesik düz çizgiydi.
  • Eylemlerimizin ibadet oluşundaki sırrın peşindeyiz…
  • Canlansın diye varlığım, kendi izimin peşine düşeceğim gerisin geri. Bazen zevkine varamadan, bazen sabredemeden… Ta ki delinsin gemim. Öldürülsün evladım. Onarayım yıkılmış duvarımı. İnsanlığımı alıncaya kadar…
  • Çöl, senden sana hicret etmen gereken yol.
  • Kimbilir ne zamandır daha fazla insan olabilmenin yolu çekap yaptırmaktan geçiyordu.
  • Gidişlerimizin pek çok yüzü var. Bazen veda etmek yeni kavuşmalara yollar insanı, coşku verir.
  • İnsan çokluğunun insan biricikliğine armağanı, aynı amel içinde olmakla başlıyor…

Şehrim Aşk İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap tasavvuf türünde yazılmış güzel zevkle okunan ve insana birçok şey katan bir kitaptı. Kitapta bir kadın ve kocasının mekkene kabeye gitmesi orda yaşananlar ve hissedilenler güzel ve duygulu bir dille anlatılmıştır. (Sümeyye Nur)

Bu romanda hem şehirleri ziyaret ediyor, hemde nefisten ruha yolculuk yapıyorsunuz. Kutsal bölgelere Mekke Medine Kudüs şehirlerine gideceklerin, gitme iştiyakı duyanların gitmeden okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Yudum yudum, sindire sindire okudum, beğendim bir kaç arkadaşa tavsiye ettim. (Melek)

Değişik üslubu ve edebi değeri eseri okunmaya değer kılıyor. Dikkatli ve odaklanarak okumak gerektiğini düşünüyorum.Bir bulmaca parçası gibi bölümleri geçtikte mana tam oluyor. Yazara teşekkür ederim. (Mehmet Ali Koyuncu)

Şehrim Aşk PDF indirme linki var mı?

Leyla İpekçi - Şehrim Aşk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şehrim Aşk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Leyla İpekçi Kimdir?

Leyla İpekçi, (13 Ekim 1966, İstanbul) Türk gazeteci, senarist ve yazar.

Abdi İpekçi'nin yeğeni olan Leyla İpekçi, Saint Michel Fransız Lisesi'ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü tamamlamıştır. 1999 haziran ayında yönetmen Semih Kaplanoğlu ile evlenmiştir.

1985-86'da Kadınca (Gelişim yayınları), 1988'de Dönemli Yayıncılık, 1989-90'da Adam (Güneş Yayınları) aylık dergilerinde, 1991'de Aktüel, 1992'de Tempo haftalık dergilerinde muhabirlik yapmıştır. 1993'te Rapsodi dergisinde yazı işleri müdürlüğü, 1994-95'te Aktüel dergisinde editörlük ve 1995'te Esqurie dergisinde genel yayın yönetmenliği görevlerinde bulunmuştur.

1995'te Yeni Yüzyıl, 1996'da Hürriyet gazetelerinde pazar söyleşileri yapmıştır. Yazı işleri müdürlüğü yaptığı Gazetepazar'da yazılar da yayımlamıştır . 2006 yılı başlarına kadar Radikal gazetesi için yazılar kaleme alan İpekçi, daha sonra 2,5 yıl kadar Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapmış, ardından Haziran 2008'de Taraf gazetesine transfer olmuştur. Taraf gazetesinde 3 yıl kadar Saatler adlı köşesinde yazılarını sürdüren yazar, Temmuz 2011'den itibaren köşe yazılarını tekrar Zaman gazetesi için kaleme almaya başlamıştır

Akşam gazetesinde köşe yazarı Oray Eğin'in 26 Haziran 2008 tarihli yazısında "Gülen bağlantılı bursla Amerika’da eğitim gördüğü" ifade edilen[8] Leyla İpekçi, bu haberi "Hayatımda Amerika'ya ayak basmış değilim. Bu tür haberleri oldukça yakışıksız ve çirkin buluyorum." şeklinde yalanlayarak yasal haklarını arayacağını belirtmiştir.[9] 3 Nisan 2009'da Taraf'ta yayımlanan "Yeni CHP’nin önündeki en büyük engel" adlı yazısından[10] dolayı Basın Konseyi'ne yapılan hakkındaki şikayet yersiz bulunmuştur.

Yazar 2012'de inançları gereği başını örtmeye başlamıştır

Leyla İpekçi Kitapları - Eserleri

  • Maya
  • Şehrim Aşk
  • Ateş ve Bahçe
  • Başkası Olduğun Yer
  • Sinan'ın Mayası
  • Bir Sevgili Gibi Yaşamak
  • Dem Yüzü
  • Güzelin 1001 Yüzü
  • Gecenin İkinci Rüyası
  • Şölen Sofrası
  • Canım Dosta Gider
  • Leyla’nın Defteri
  • İlk Kötülük

Leyla İpekçi Alıntıları - Sözleri

  • 'Var olan-canlı, cansız- her şey kendi dilinde Yaratan'ı anar. Bir nesnenin gölgesinin durmaksızın yer değiştirmesini düşünün. Bir yaprağın sallanışını ya da... Her şey hareket halinde. Yani konuşuyor işte. Her varlık O'nu kendi dilinde biliyor. Zerre dahi Rabbini bildiğine göre, her şey canlı... Can varsa, boşluk olmaz. Sadece dünyada değil, tüm alemlerde de. 'Her şeyin canlı olmasının anlamı ne?' 'Tanıklık ederler. Adalet için. Evdeki kediniz size şahitlik eder ona nasıl davrandığınıza dair. Bazen üzerine oturduğunuz koltuk. Ellerimiz, dudaklarımız bazen. Abdest alırken suyla temizlediğimiz uzuvlar... Adaletin tecelli etmesi ilahi bir zamana mahsustur. Her şeyin yerli yerine konmasıdır adalet. Asıl kavuşma. Tek bir zerre bu kavuşmadan uzak değil. Kavuşa varsa adalet var. Buna aşk ile iman eder mümin. Mizan var çünkü. İlahi terazi.' (Ateş ve Bahçe)
  • "...Kelimelerin içinde canlandı gerçek. Bizi hiç bırakmadı..." (Canım Dosta Gider)
  • Kıblesine dönen her canlı, nereye dönerse dönsün aynı yüze bakıyor. işte bundandır ki, insan hep görmek istiyor baktığını. anlamak, anlamlandırmak istiyor. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • Ona teslim olamıyorsan geçmez boğazından. Teslimiyet zor lokma. Sevmeyen neresinden başlasın ki teslim olmaya? (Dem Yüzü)
  • Dünyanı değiştirmek için yola çıkanlara, 'kendilerini değistiremezken dünyayı nasıl değiştirecekler' diye bıyık altından sırıtılırdı bir vakitler. Oysa her sanat eseri, dünyayı değiştirebilir. Yazanın da, okuyanın da dünyasını. (Bir Sevgili Gibi Yaşamak)
  • Başkasının senden götüremeyeceği tek şeydir iç dünyan.. (Başkası Olduğun Yer)
  • “Bir hayalet gemisin bu akşam. Düş yolculuğum senin adın.” (Ateş ve Bahçe)
  • Çıktığın her yol kendine doğru. Yolda olmak , beni eksiltebilir de, çoğaltabilir de. değişen her şeydeki değişmez olan. Belki en çok geçip giderken gösteriyor kendini bana. Çünkü her yolcu kendi göz mesafesinden bakıyor yola. Ve gördüğü: Her yolcuya kendi göz mesafesinde. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • İnsan yüzünde görünen mahcubiyetin bir başka canlının yüzünde görünmediğini düşünürüm. ... ~... (Ateş ve Bahçe)
  • Seherde gökyüzü altında yoğun ibadet, akşam yemekleri balkonda, göçmen kuşların bıraktığı izleri takip ederken, nimetlere şükredip mesut bir mümine gibi hayatın sonuna doğru sakin bir yaşama uğraşı içinde kaybolur giderim sanmıştım... (Dem Yüzü)
  • Ölümden çok yaşamayı sürdürmekten duyulan korku. Artık kimse tarafından hatırlanamayacak olmaktan, unutulmaktan. (Başkası Olduğun Yer)
  • Bunca hız ve değişimin ortasında, birbirimize ve her şeye mutlakmış gibi bakmak nasıl da büyük bir zulüm. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • Kim ölümünün nasıl olacağını merak ediyorsa, geceleri uykuya nasıl daldığına baksın. (Başkası Olduğun Yer)
  • Sen henüz bir imkansın hayatımda. (Ateş ve Bahçe)
  • Kavuşma arzusunun olmadığı bir âlemde varlıkların vücuda gelme serüveni gerçekleşebilir miydi acaba… (Şehrim Aşk)
  • Minyatür, anı sonsuzluğa açar. Şiir gibi. Uçuşan tül perdenin hışırtısı, puslu gökyüzü, uğultu halinde duyulan çocuk sesleri. Masaya bırakılmış bir bardak çay. Limon. Hepsi aynı anın içindedir. (Güzelin 1001 Yüzü)
  • Âlem içindeki âlemleri barındırabilecek denli açık. Tıpkı kalp gibi. 'iyi cilalanmış' bir kalbe kâinatın sığması mümkün. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • İçeceği en acı şurubu insan kendi elleriyle hazırlıyormuş. (Dem Yüzü)
  • “İnsan kâinatın ruhudur.” (Güzelin 1001 Yüzü)
  • "...Maneviyatı/iç dünyamızı psikolojiye ve sosyolojiye indirgemekle algımızı daralttığımızın ne kadar farkındayız..." (Canım Dosta Gider)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle