Yunan Mitleri - Robert Graves Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Yunan Mitleri kimin eseri? Yunan Mitleri kitabının yazarı kimdir? Yunan Mitleri konusu ve anafikri nedir? Yunan Mitleri kitabı ne anlatıyor? Yunan Mitleri PDF indirme linki var mı? Yunan Mitleri kitabının yazarı Robert Graves kimdir? İşte Yunan Mitleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Robert Graves

Çevirmen: Uğur Akpur

Yayın Evi: Say Yayınları

İSBN: 9789754684544

Sayfa Sayısı: 976

Yunan Mitleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Türk okurunun Ben, Claudius adlı romanından ve yayınevimizce basılmış İbrani Mitleri adlı incelemesinden tanıdığı araştırmacı, şair, romancı ve eleştirmen Robert Graves bir benzeri daha kaleme alınmamış bu önemli çalışmasında, Yunan mitlerini bir öykücü ustalığıyla anlatıyor ve bir bilim adamı titizliğiyle çözümleyerek okura İlyada ve Odysseia tadında bir metin sunuyor.

Kitapta Yunan Mitolojisini oluşturan öyküler ahenkli bir üslupla bir araya getiriliyor. Böylelikle mitlerin dinsel ve tarihsel anlamları belirgin bir şekilde su yüzüne çıkıyor. Neredeyse eksiksiz düzenlenmiş referanslar ise kitabı hem sıradan okur hem de araştırmacılar için değerli, vazgeçilmez bir kaynak kılıyor. Her mitin sonundaki açıklamalar klasik öykülerin güncel arkeolojik ve antropolojik bulgular ışığında yorumlanmasını sağlıyor. Graves pek çok bilinen yada tartışmalı miti özgün bir şekilde anlatıp, ilgi çekici hale getiriyor.

Yunan mitolojisinin incelenmesine, kuzeyden ve doğudan Ari istilacıların gelmesinden önce Avrupa’da hangi dinsel ve siyasal sistemlerin var olduğu göz önüne alınarak başlanması gerektiğini ileri süren yazar, Troya Savaşı, Odysseus’un yolculuğu, Herakles’in kahramanlıkları, Akhilleus’un zaferleri ve daha başka pek çok olayı anlatan mitolojik öyküleri aktarırken, bize Helen öncesi ve Helen dönemi kültürleri arasındaki ilişkinin Yunan mitolojisinin oluşumuna çok büyük bir etki yaptığını gösteriyor.

Yunan Mitleri Alıntıları - Sözleri

  • Eski çağlara ait dini sistemde henüz tanrılar ve onların yeryüzünde­ki temsilcileri olan rahipler yoktu, sadece tanrıçalar ve onların rahibeleri var­dı. Kadın, baskın olan cinsiyet, erkek ise karşı cinsin korkuttuğu bir kurban görünümündeydi.
  • Ölümü takip eden on sekizinci gün, cesur savaşçının cesedi yakıldı ve külleri Patroklos'unkilerle karıştırılarak, Hephiastos tarafından yapılan ve Thetis'in düğününde Dionysos'un geline hediye ettiği altın kaba kondu. Yunanlılar bu kabı, Hellespontos'a tepeden bakan Sigaion burnunda toprağa gömüp daha sonra da buraya büyük bir anıt mezar inşa ettiler. Mezarın hemen yakınlarındaki Akhilleon adı verilen köyde Akhilleus'a atfedilen bir tapınak ve kahramanın kadın küpesi taktığı halde resmedildiği bir heykeli bulunmaktaydı.
  • Kronos, kutsal bitkisi meşe olan kız kardeşi Rhea ile evlendi. Toprak ana ve ölmekte olan babası Uranos, oğullarından birinin bir gün Kronos'u devirecegi kehanetinde bulundu. Bu nedenle her yıl Rhea'nın kendisi için doğurdugu çocugu yuttu. İlk olarak Hestia'yı, daha sonra Demeter'i sonra He-ra'yı, daha sonra Hades'i ve en sonunda da Poseidon'u yutarak varlıgını tehdit edebilecek tehlikelerden kurtulmayı denedi. Rhea çok öfkelendi. Üçüncü 0ğlu Zeus'u gece karanlığında ıssız Arkadya'daki Lykaion Dağı'nda dünyaya getirdikten sonra onu Neda Nehri'nde yıkayıp Toprak Ana’ya emanet etti. Toprak Ana da onu Girit'teki Lyktos'a götürüp Ida Dağı'ndaki Diktys Mağarası’nda gizledi. Kendisine bakması için de Melisseus'un kızları dişbudak perisi Adrestia ile onun kız kardeşi İo'yu ve Keçi-peri Amaltheia'yı tayin etti. Zeus burada, üvey kardeşi Keçi-Pan ile birlikte Amaltheia'nm sütünün yam sıra balla beslendi. Zeus iyi yürekliliklerinden dolayı bu üç periye minnet duyuyordu ve Evrenin Hükümdarı olduğunda Amaltheia'nın resmini oglak burcunun simgesi olarak yıldızların arasına yerleştirdi. Amaltheia’mn bir ineginkini andıran boynuzunu da alıp Melisse-us'un kızlarına verdi; bu boynuz ünlü Kornukopya, yani sahibinin diledigi yiyecek ve içeceklerle dolan bereket boynuzu haline geldi. Bununla beraber bazıları Zeus'un, sonraları üzerine binerek dolaştığı dişi bir domuz tarafımdan emzirilerek büyütüldügünü ve göbek bağının da Knossos yakınlarında Omphalion'da düşürdüğünü söylerler. Bir agaca asılı olan Zeus’un altından beşiğinin etrafında, (onu yerde, gökte ve denizde arayan Kronos’un bulamaması için) Rhea'nın oğulları silahlı Korybantlar nöbet tutuyorlardı. Kronos aglayan bebegin sesini uzaktan duyup onun varlıgını anlamasın diye de, kılıçlarını kalkanlarına vurup bagırarak aglama sesini bastırırlardı. Kronos'un Zeus'un varlığından haberi yoktu, zira Rhea, Zeus dogdugunda kocasına bebek yerine Arkadya'daki Thaumasion Dağı'ndan aldığı bir taşı kundağa sarıp vermişti. Ne var ki Kronos'un olup biteni anlaması uzun sürmedi ve hemen bebegi aramaya başladı. Fakat Zeus kendisini bir yılana ve bakımlarını da ayıya dönüştürerek ondan kurtulmayı başardı. Yılan ve Ayı takımyıldızlarının gökyüzüne çıkarılması bu olaydan hemen sonra yaşandı. Zeus İda'daki çobanların arasında büyüdü, olgunluk çagına gelip başka bir mağarada yaşamaya başladıktan sonra Okeanos Irmağı kıyısında yaşayan dişi Titan Metis'le karşılaştı. Metis'in öğüdü üzerine annesi Rhea'yı ziyaret edip babasından intikam almak için ondan kendisini Kronos'un sakisi yapmasını istedi. Rhea oglunun bu görevi almasına hemen yardımcı oldu ve ona intikam için hazırladığı kusturucu iksiri verdi. Metis de Zeus'a bu iksiri Kronos'un ballı icecegi ile karıştırmasını söyledi. Gerçekten de Kronos Rhea’nın hazırladıgı bu içeceğin hersini içer içmez, ilk olarak taşı ve sonra da Zeus’un diger kardeşlerini kustu. Sağlıkları yerinde olan bütün kardeşler duydukları minnetten dolayı Zeus'dan, Kronos gücünü kaybettiği için, kendilerine lider olarak dev Atlas'ı seçen Titanlara karşı başlatacakları savaşta kumandanlık yapmasını istediler.
  • “sadece bir ölümlü” , diye haykırdı persephone.
  • Klotho "eğiren" ("saran"), Lakhesis "ölçen" ve Atropos da "kaçınılmaz ve geri dönüşü olmayan" dır. Moira "pay" ya da "evre" anlamına gelir ve Ay'ın da üç evresi ve üç kişisi vardır: yeniay, ilkbaharın bakire tanrıçası yılın ilk periyodunu, dolunay, yaz ayının Nympha Tanrıçası, yılın ikinci periyodunu, sondördün ise, sonbaharın Yaşlı Tanrıçası, yılın üçüncü periyodunu sembolize ederdi.
  • Tykhe, Zeus'un bütün ölümlülerin hayatları boyunca sahip olacakları şans ve servetin dağıtıcılığı görevini verdiği kızıdır. Talih Tanrıçası, bereket boynuzundan aldığı talih ve şansı ölümlülerin bazısına bahşediyor, diğerlerini ise sahip oldukları her şeyden mahrum bırakıyordu. Elindeki topla insanlara dağıttıklarının adil olması gerekmiyordu, zira bir aşağı bir yukarı giden top insanları tamamen şans eseri seçiyordu. Ancak dağıttığı talihten payına düşeni aldıktan sonra, servetlerine güvenerek ne tanrılarına kurbanlar sunan ne de yoksulları doyuran ölümlüler karşılarında Tanrıça Nemesis'i bulurlardı. Evi Attika'daki Ramnus'da olan Nemesis, bir elinde elma yaprağı diğerinde ise bir çark taşır ve geyik resimleriyle süslenmiş gümüş bir taç giyerdi. Boynundan aşağı sarkan kırbaçlara da sahip olan Tanrıça, Okeanos'un kızıydı ve aynı zamanda Aşk Tanrıçası Aphrodite gibi eşsiz bir güzelliğe sahipti.
  • Flüt, trompet, çanak-çömlek, saban, tırmık, öküzlere takılan boyunduruk, atlara takılan gem ve dizginler, savaş arabası ve gemileri icat eden Athena, insanlara sayı saymayı, yemek pişirmek, örgü örmek ve yün eğirmek gibi kadın sanatlarını da öğretti. Bir savaş tanrıçası olarak bilinmesine rağmen, Tanrıça, Ares ve Eris'in tam tersine, savaşlardan hoşlanmaz, aksine yaşanan anlaşmazlıkları adaletli bir çözüme kavuşturmak için bir savaş tanrıçasından beklenmeyecek şekilde barış için çaba sarf ederdi. Barış zamanlarında asla silah taşımaz ancak ihtiyaç duyduğunda Zeus'dan ödünç aldığı silahları kuşanırdı. Tanrıça'nın dillere destan bir merhameti vardı: Areopagos'da görülen bir cinayet duruşmasında hakimlerin oylarının eşit çıktığı durumlarda, Athena oyunu her zaman tutuklunun serbest kalması için kullanırdı. Bununla beraber savaş meydanında asla kaybetmezdi. Hatta, dövüş taktiklerinde ve stratejisinde ondan daha üstün meziyetlere sahip olmasından dolayı Savaş Tanrısı Ares'i bile alt ederdi. Kumandanlar bile Tanrıça'ya gelir ve ondan tavsiyeler alırdı.
  • Başlangıçta Eurynome, Her Şeyin Tanrıçası, Khaos'dan çırılçıplak ortaya çıktığında, ayaklarını basacak sağlam bir yer bulamadığından gökyüzünü denizden ayırdı ve dalgalar üzerinde bir başına dans etmeye başladı. Dans ederek güneye doğru gitti ve ardından hareket etmeye başlayan rüzgar, yaradılışı başlatmaya vesile olacak yeni ve farklı bir görünüm aldı. Eurynome etrafta gezinirken, bu kuzey rüzgarını yakaladı, elleriyle ovaladı ve aniden onun büyük yılan Ophion olduğunu fark etti! Eurynome, şehvete kapılan Ophion o kutsal kol ve bacaklara dolanarak, onunla birleşmeyi arzulayana kadar ısınmak için çılgınca dans etti. Böylece Boreas olarak da bilinen Kuzey Rüzgarı'na bereket atfedildi; kısrakların arkalarını rüzgara dönerek aygırların yardımı olmaksızın yavrulamaları bundandır. Eurynome de bu şekil­ de gebe kalmıştır.
  • "Kaç neşeli ay vardır bir yılda? On üç tane vardır, diyorum... "

Yunan Mitleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ne zamandır bu kitabı hatırlamaya çalışıyordum, sonunda doğru kitabı buldum galiba. Yunan Mitolojisi hakkında çok çeşitli kitaplar olduğu için hangi yayını okuduğumdan emin değildim. Artık emin gibiyim. Bu kitabın eski bir baskısıydı. Kitabı ergenlikten yeni çıktığım dönemde okudum. Kütüphanemde yok, ödünç alarak okumuştum. Bir akraba ziyaretinde kuzenim Hasan abinin kitaplığında görmüştüm. Aldım sayfaları çevirdim. İlgimi çekti okumaya başladım. Ödünç aldım ve birkaç haftada bitirdim. O kadar ilginç hikayelerle doluydu ki benim için. Mitoloji hakkında elbette daha önce de bir fikrim vardı ama bu kadar detaylı bilgim yoktu. Tanrılar, tanrıçalar, olağanüstü güçler, tuhaf ve garip hikayeler... "Tanrılar" diye bir şeyin olmadığını biliyordum, peki bu kadar şeyi insanlar nasıl uydurmuştu? Tanrı sıfatı verdikleri insanların kaynağı neydi? Nasıl bir kitlesel hayalgücü bu kadar girift hikayeler uydurabilirdi? Henüz olgun olmayan aklımla bunu günlerce düşündüğümü hatırlıyorum. Sonraları okumalarım çeşitlendikçe tanrılaştırma kavramı hakkında soru işaretlerimi giderdim. Hatta aynı veya benzer hikayelerin ve tanrıların başka medeniyetlerde de olduğunu gördüm. O zaman bu meselenin bölgesel olmaktan çok daha üst seviyede bir şey olduğunu kavradım. İnsanlığın ortak hafızası ile ilgili bir konuydu. Mitolojileri küçümsememek lazım, çünkü kökenlerinde daima bir hak bilgisi gizlidir. Hakikat zamanla tahrife uğrar ve şekil değiştirir. (neslihan)

Yunan mitolojisinin nasıl bir derya olduğunu kitabın kalınlığı anlatmaya yetse de, kendini bu alanda bilgili zanneden nice okuyucusuna mitoloji sözlüğü aldıracak kadar derin ve engin bir kitap. Eğer Yunan mitolojisi üzerine doktora yapmadıysanız yine benzer kalınlıkta olan mitoloji sözlüğünü edinmenizi tavsiye ederim. (Aykın Arda Dilek)

Binlerce yıl öncesinin zengin hayal gücünü zihmimizin derinliklerinde keşfermek. Kollektif bilincin en yüzeye yakın ürünleri olan mitler, insanlığın tek vucut olduğunu anlaması için bir fırsattır. Mitoloji, mitler ve halk hikayeleri yeni doğmuş evlatları olduğumuz insanlığın, gözlerimizi en derinimize yummamız için bize okuduğu masallardır. (Berkay Öztürk)

Yunan Mitleri PDF indirme linki var mı?

Robert Graves - Yunan Mitleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yunan Mitleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Robert Graves Kimdir?

İngiliz şair, romancı ve eleştirmen Graves, Londra’da dünyaya geldi. Yüz yirmiyi aşkın yapıtı arasında I. Dünya Savaşı klasiklerinden Good-Bye to All That (1929; Her Şeye Elveda) adlı otobiyografik yapıtıyla, tartışma yaratan kapsamlı mitoloji araştırmaları da vardır. Londra’daki Charterhouse Okulu’nda öğrenciyken şiir yazmaya başladı. Ben, Claudius (1934) ve devamı niteliğindeki Tanrı Claudius (1934) dışında ünlü Bizanslı komutan Belisarios’un yaşamını öyküleştirdiği Count Belisarius (1938; Kont Belisarios) ve The Golden Fleece (1944; Altın Post) yazdığı diğer tarihsel romanlardır. Graves, The Golden Fleece için araştırma yaparken mitoloji konusunda geniş çaplı bir çalışmaya yönelmiş, bunun sonucunda The White Goddess: A Historical Grammar of Poetic Myth (1948; Beyaz Tanrıça: Şiirsel Mitosun Tarihsel Grameri) adlı yapıtı ortaya çıkmıştır.

Robert Graves Kitapları - Eserleri

  • Ben, Claudius
  • Homeros'un Kızı
  • Tanrı Claudius
  • Yunan Mitleri
  • İbrani Mitleri
  • Kont Belisarios
  • Ak Tanrıça
  • Herkül'ün Öyküsü

Robert Graves Alıntıları - Sözleri

  • Her canın belirli bir ederi vardır. (Ben, Claudius)
  • Zenginlik beraberinde tembellik, hırs, zalimlik, sahtekarlık, korkaklık ve efeminelik gibi, Romaya hiç yakışmayan kusurları getirdi. (Ben, Claudius)
  • İshak, karısının 20 yıl süren kısırlığını geçirmesi için Tanrıya dualar etti. Tanrı, İshak'ın yakarışını kabul etti ve Rebeka ikizlere hamile kaldı. İkiz­ler çok geçmeden annelerinin rahminde birbirleriyle itişip kakışmaya başla­dılar. Öyle ki Rebeka bu durumdan bıktı ve "Nedir bu başıma gelenler?" di­yerek Tanrıya danışmaya gitti. Tanrı onu şöyle yanıtladı: "Rahminde iki ulus var, Senden iki ayrı halk doğacak, Biri öbüründen güçlü olacak, Büyüğü küçüğüne hizmet edecek." Doğum vakti gelince, Rebeka'nın ikiz oğlu oldu. İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü;kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav ('tüylü' anlamına ge­lir) koydular. Sonra kardeşi doğdu. Eliyle Esav'ın topuğunu tutuyordu. Bu yüzden İshak ona Yakup ('topuk tutar' ya da 'hileci' anlamına gelir) adını ver­di. Çocuklar büyüdü. Esav, kırları seven usta bir avcı oldu. Yakup ise hep ça­dırda oturan, sürü besleyen sakin bir adamdı (İbrani Mitleri)
  • Bilgelik nerede bulunacaktır ve anlamanın yeri neresidir?' (Ak Tanrıça)
  • Ölüm hålâ iktidarda. (Tanrı Claudius)
  • Ama kötü de iyi ile birlikte anlatılmalı. (Kont Belisarios)
  • 'Seni terk edişi nedendir tek başına Ve yeni bir yola gidişi, Onu sevdiğinde kendi gibi bazen Sevinç verdin mi ona?' 'Onu sevdim tüm gençliğimce, Ama gördüğün gibi artık yaşlıyım: Aşk ne düşen meyveyi sever, Ne de solmuş agacı.' (Ak Tanrıça)
  • “sadece bir ölümlü” , diye haykırdı persephone. (Yunan Mitleri)
  • '' Sürekli intikam almak ve ceza vermek zorunda olmak, onurlu bir adam için çok acı verici bir durumdur. '' (Ben, Claudius)
  • İbrani söylenceleri, kadınları Tanrısal kahramanlar tarafından sürülen ve tohum atılan birer toprak parçası olarak ele alır - edilgen, dolayısıyla da yanlış bir çiftçinin toprağına girmesiyle yaşayacaklarından dolayı tamamen suçsuz biri. Musa Yasalarındaki cinsel birlikteliğe dair yasaklamalar sadece erkekleri kapsıyordu ve her ne kadar zinaya ait bir delil bulunduğunda kadın da aşığı gibi taşlanarak ölüme mahkum ediliyor olsa da kadın istemeyerek bu suça karışan biri olarak görülüyordu - tıpkı bir erkeğin cinsel istismarına uğrayan talihsiz bir hayvan gibi. (İbrani Mitleri)
  • Tykhe, Zeus'un bütün ölümlülerin hayatları boyunca sahip olacakları şans ve servetin dağıtıcılığı görevini verdiği kızıdır. Talih Tanrıçası, bereket boynuzundan aldığı talih ve şansı ölümlülerin bazısına bahşediyor, diğerlerini ise sahip oldukları her şeyden mahrum bırakıyordu. Elindeki topla insanlara dağıttıklarının adil olması gerekmiyordu, zira bir aşağı bir yukarı giden top insanları tamamen şans eseri seçiyordu. Ancak dağıttığı talihten payına düşeni aldıktan sonra, servetlerine güvenerek ne tanrılarına kurbanlar sunan ne de yoksulları doyuran ölümlüler karşılarında Tanrıça Nemesis'i bulurlardı. Evi Attika'daki Ramnus'da olan Nemesis, bir elinde elma yaprağı diğerinde ise bir çark taşır ve geyik resimleriyle süslenmiş gümüş bir taç giyerdi. Boynundan aşağı sarkan kırbaçlara da sahip olan Tanrıça, Okeanos'un kızıydı ve aynı zamanda Aşk Tanrıçası Aphrodite gibi eşsiz bir güzelliğe sahipti. (Yunan Mitleri)
  • Pegasus'un asıl ismi Aganippe'dir. Aganos Artemis ve Apollon'un dingillerine uygulanmış Homerik bir sıfattır ve 'merhametli bir olum vermek' demektir. Dolayısıyla da Aganippe 'Merhametle yok eden Kısrak' anlamını taşıt. Bu cıkarım Arpa Ana Demeter'in tanrı Poseidon tarafından kovalandığı Yunan efsanesi ta­rafından desteklenmektedir. Demeter Poseidon'dan kacmak için ken­dini bir kısraga çevirir ve Arkadyalı Oncios'un atları arasına sakla­nır, ancak Poseidon bir aygıra donuşerek onu yakalar. Demeter'in bu kızgınlıgın Oneum'da bulunan ve Demeter Erinnys adlı heykelinde ifade buldugu soylenir; Ofke (The Fury). (Ak Tanrıça)
  • Bir annenin kusurunun bedelini bu zavallıcıklar mı ödeyecek, insafsız adam? (Tanrı Claudius)
  • Eğer bu çocuk erginlik dönemine ulaşırsa, birinci sınıf bir general olur; çünkü general olmanın en önemli altı niteliğine sahip: 'Sabır, cesaret, yaratıcılık, elindeki güçlerin idaresi, saldırıda farklı silahların kullanımı ve can alıcı darbenin zamanlaması. (Kont Belisarios)
  • "Ve kayıp giden bu sonsuz akış" (Tanrı Claudius)
  • Senin guzelligin ve her şey ki sen olan Baki kalan tek şeydir. (Ak Tanrıça)
  • Ama gerçek vatanseverler için özgürlük altından değerliydi. (Tanrı Claudius)
  • Para bedensel rahat sağlamak dışında neye yarar. (Kont Belisarios)
  • 'Nasıl bileyim senin gerçek aşkını O kadar çoğunu gördüm ki, Kutsal topraktan gelirken, Geleniyle gidenini?' 'O ne beyaz, ne kahverengi Ama cennet kadar güzel; Onun ilahi görünüşünde yok kimse, Ne dünya da, ne göklerde.' (Ak Tanrıça)
  • Kronos, kutsal bitkisi meşe olan kız kardeşi Rhea ile evlendi. Toprak ana ve ölmekte olan babası Uranos, oğullarından birinin bir gün Kronos'u devirecegi kehanetinde bulundu. Bu nedenle her yıl Rhea'nın kendisi için doğurdugu çocugu yuttu. İlk olarak Hestia'yı, daha sonra Demeter'i sonra He-ra'yı, daha sonra Hades'i ve en sonunda da Poseidon'u yutarak varlıgını tehdit edebilecek tehlikelerden kurtulmayı denedi. Rhea çok öfkelendi. Üçüncü 0ğlu Zeus'u gece karanlığında ıssız Arkadya'daki Lykaion Dağı'nda dünyaya getirdikten sonra onu Neda Nehri'nde yıkayıp Toprak Ana’ya emanet etti. Toprak Ana da onu Girit'teki Lyktos'a götürüp Ida Dağı'ndaki Diktys Mağarası’nda gizledi. Kendisine bakması için de Melisseus'un kızları dişbudak perisi Adrestia ile onun kız kardeşi İo'yu ve Keçi-peri Amaltheia'yı tayin etti. Zeus burada, üvey kardeşi Keçi-Pan ile birlikte Amaltheia'nm sütünün yam sıra balla beslendi. Zeus iyi yürekliliklerinden dolayı bu üç periye minnet duyuyordu ve Evrenin Hükümdarı olduğunda Amaltheia'nın resmini oglak burcunun simgesi olarak yıldızların arasına yerleştirdi. Amaltheia’mn bir ineginkini andıran boynuzunu da alıp Melisse-us'un kızlarına verdi; bu boynuz ünlü Kornukopya, yani sahibinin diledigi yiyecek ve içeceklerle dolan bereket boynuzu haline geldi. Bununla beraber bazıları Zeus'un, sonraları üzerine binerek dolaştığı dişi bir domuz tarafımdan emzirilerek büyütüldügünü ve göbek bağının da Knossos yakınlarında Omphalion'da düşürdüğünü söylerler. Bir agaca asılı olan Zeus’un altından beşiğinin etrafında, (onu yerde, gökte ve denizde arayan Kronos’un bulamaması için) Rhea'nın oğulları silahlı Korybantlar nöbet tutuyorlardı. Kronos aglayan bebegin sesini uzaktan duyup onun varlıgını anlamasın diye de, kılıçlarını kalkanlarına vurup bagırarak aglama sesini bastırırlardı. Kronos'un Zeus'un varlığından haberi yoktu, zira Rhea, Zeus dogdugunda kocasına bebek yerine Arkadya'daki Thaumasion Dağı'ndan aldığı bir taşı kundağa sarıp vermişti. Ne var ki Kronos'un olup biteni anlaması uzun sürmedi ve hemen bebegi aramaya başladı. Fakat Zeus kendisini bir yılana ve bakımlarını da ayıya dönüştürerek ondan kurtulmayı başardı. Yılan ve Ayı takımyıldızlarının gökyüzüne çıkarılması bu olaydan hemen sonra yaşandı. Zeus İda'daki çobanların arasında büyüdü, olgunluk çagına gelip başka bir mağarada yaşamaya başladıktan sonra Okeanos Irmağı kıyısında yaşayan dişi Titan Metis'le karşılaştı. Metis'in öğüdü üzerine annesi Rhea'yı ziyaret edip babasından intikam almak için ondan kendisini Kronos'un sakisi yapmasını istedi. Rhea oglunun bu görevi almasına hemen yardımcı oldu ve ona intikam için hazırladığı kusturucu iksiri verdi. Metis de Zeus'a bu iksiri Kronos'un ballı icecegi ile karıştırmasını söyledi. Gerçekten de Kronos Rhea’nın hazırladıgı bu içeceğin hersini içer içmez, ilk olarak taşı ve sonra da Zeus’un diger kardeşlerini kustu. Sağlıkları yerinde olan bütün kardeşler duydukları minnetten dolayı Zeus'dan, Kronos gücünü kaybettiği için, kendilerine lider olarak dev Atlas'ı seçen Titanlara karşı başlatacakları savaşta kumandanlık yapmasını istediler. (Yunan Mitleri)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle