Türk akademisyen ve siyasetçi Abdulhaluk M. Çay edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Abdulhaluk M. Çay hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Abdulhaluk M. Çay hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Abdulhaluk M. Çay hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Abdulhaluk Mehmet Çay

Doğum Tarihi: 23 Aralık 1945

Doğum Yeri: İskilip, Çorum

Abdulhaluk M. Çay kimdir?

Türk akademisyen ve siyasetçi. Türkçü kimliği ve çalışmalarıyla tanınmıştır. Akademisyenliği, siyasetçiliği, sivil toplum çalışmaları, yaşamı boyunca bu çizgide devam etmiştir.Tarih Öğretmeni olarak başlayan akademik hayatı boyunca çeşitli lise, enstitü ve üniversitelerde öğretmen ve/veya yönetici olarak görev yapmıştır.1963 yılından bu yana, Milliyetçi Hareket Partisi'nin her kademesinde görev almıştır. Partinin temel ideolojisinin teorisyenlerinden biri olarak kabul edilir.

--reklam--

Abdulhaluk M. Çay Kitapları - Eserleri

  • Nevruz Türk Ergenekon Bayramı (Kökeni - Tarihi - Gelenekleri)
  • Türkistan Milli Kurtuluş Hareketi
  • Her Yönüyle Kürt Dosyası
  • II. Kılıç Arslan
  • Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi
  • Türk Milli Kültüründe Hayvan Motifleri I
  • 1960'lardan 2000'lere Türkçü Düşünce

--reklam--

Abdulhaluk M. Çay Alıntıları - Sözleri

  • Myriokefalon-Karamıkbeli hezimetinden sonra Bizans'ın düşüşü artık kesindi. Bu düşüş başka bir Türk hükümdarı, Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) tarafından noktalanacaktır. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • İkinci yönde gelişen Bizans harekâtında ise, gördüğümüz üzere, Sultan, daha evvel atalarının Haçlı ordularına karşı yaptığı gibi, düşmanı Homa'dan ayrıldıktan itibaren aç ve susuz bırakmış, Bizans ordusunda çıkan kolera ve bağırsak enfeksiyonu gibi hastalıklar büyük telefata yol açmıştı ki, bu durum İmparator'un normal yolunu değiştirerek bir an önce Türkler'le savaşa girmesinde tesirli olmuş görünmektedir. II. Kılıç Arslan'ın bu savunma ve yıpratma taktiği Türkler'e iki bakımdan fayda sağlamıştı. İlk olarak, istenilen netice alınmış, düşman mümkün olabildiği kadar yıpratılmıştı. Ayrıca bu yıpratma savaşı normal yönden de Bizans ordusu üzerinde menfî etki yapmış, gerek İmparator'un, gerek Bizans ordusunun sabrı tükenmişti. Bu durumun İmparator'u ve Bizans ordusunu çok etkilediği anlaşılmaktadır. N. Khoniates şöyle diyor: "Sultan son derece dikkatli ve akıllı idi. Daima büyük bir ihtiyatla hareket ederdi. Komutanları da büyük cesarete sahiptiler. İmparator ise cüretkâr, atılgan ve ordunun başında gitmekten hoşlanan bir kimseydi.» İkinci olarak, savaşın Türk topraklarında verilmesi temin edilmiştir. Yâni Bizans ordusu, Türk halkının ve Türk kuvvetlerinin kontrolü altına, diğer bir ifade ile ahali ve arazi bakımlarından yabancı olduğu bölgeye çekilmiştir. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • Kalabalık düşman önünden geri çekilen Türk kuvvetleri Anadolu'nun bilhassa yol kenarlarında, dağ geçitlerinde gerilla savaşına girişiyorlar ve sayıları yüz binleri aşan düşman kuvvetlerini Anadolu'nun içine çekerek dağıtıyorlardı. Bu olaylar Türk halk muhayyilesinde derin tesirler bırakmıştır. Birçok yerlerde her dağ geçiti için hâlâ devam eden sayısız hikâyeler tesbit edilebilmektedir. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • ... Myrio ve kephalon. Bu kelimelerin anlamı ise konuyu aydınlatmak bakımından çok mühimdir. Bu kelimelerden myrio, 10 000 veya sınırsız anlamında, kephalon ise baş, kutsal baş, insan başı manasındadır. Bu durumda "Myriokefalon" kelimesini "sayısız Hıristiyanın öldüğü yer" olarak yorumlamak gerekir ki... Niketas'ın kaydına da uygun düşer. (II. Kılıç Arslan)
  • Niksar kuşatmasının Myriokefalon savaşından çok kısa bir zaman önce yapılmış olması gerekmektedir. Çünkü Niksar önünde bozguna uğrayan Andronikos Vatatzes hayatını da kaybetmiş ve kesik başı Myriokefalon savaş alanına getirilerek savaş ânında mızrak ucunda Bizans askerlerine gösterilmişti. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • MyriokefaIon Savaşı bütün Doğu'nun kaderini kesin olarak tâyin etmiştir. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • Yeknesak ve mahzun uçsuz bucaksız ovaları, verimli vahaları ve canlı çölleri ile Türkistan uygunsuzluklar ve yüce şeylerin diyarıdır, her şey orada en aşırısına erişir (Türkistan Milli Kurtuluş Hareketi)
  • İmparator Manuel, sefere Haçlı yardımını almadan çıkmak zorunda kaldı. Bununla beraber İmparator'un seferi gerek Lâtinler (Batı), gerek Bizans açısından gerçek bir Haçlı seferi niteliği taşımakta ve bu seferin Müslümanlar'a karşı olmak üzere bütün Doğu'ya yayılması amaçlanmaktaydı. Anadolu'da biri kuzeyden Niksar'a, diğeri de Denizli tarafından Konya'ya olmak üzere çift yönlü bir taarruzu düşünen İmparator, Selçuklular'a yardımını muhtemel gördüğü Mısır'a, sahilleri vurmak üzere, 150 parçalık bir Bizans donanması da göndermişti. Aynı yıl Kudüs kralının ve Orta-Doğu'daki Lâtin prinkepsliklerinin de Müslümanlar'a karşı taarruza geçmeleri Rum-Lâtin işbirliğini açıklamakta idi. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • Sultan II. Kılıç Arslan devrinde bilhassa Türk-Bizans sınırında, genellikle Eskişehir-Kütahya-Sandıklı bölgelerinde, sayıları yüzbinlere ulaşan Türkmen konar-göçerlerinin başına buyruk bir hayat sürdüklerini görmekteyiz. Selçuklu Devleti ile Bizans'ın aralarının açılmasının başlıca sebeplerinden birisi de bu Türkmenler'in Bizans arazisindeki faaliyetleri idi. Merkezi otoriteye bağlı olmayan Türkmenler çok kere kendiliklerinden Bizans arazisine akınlar yapmakta, ganimet almakta, düşman arazisini tahrip etmekte ve Türk sınırlarını Bizans aleyhine genişletmekteydiler. P. Wittek'in de belirttiği üzere, Türkmenler sınır boyunca görünüşte sâkin ve barışçı çobanlar olarak yerleşmişlerdi. Ancak fırsat buldukları zaman Bizans bölgelerine yaptıkları akınlarla yerli halka nefes aldırmıyorlardı. Bu durumda, bu akınları önlemekten âciz Bizans idaresi yerine, yerli hıristiyan halk Selçuklu Sultanı'na sığınmayı tercih ediyorlardı. Bilhassa Türkler'deki dinî hoşgörü yerli halkın Türk tâbiiyetine girmeşinde önemli rol oynamaktaydı. Bu şekildeki Bizans şehirleri savaş yapılmaksızın sessiz sadasız Bizans hâkimiyetinden Selçuklu hâkimiyetine geçmekte idi. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • Manuel zamanında Bizans ordusunun çoğunluğunu o zamana kadar görülmemiş şekilde ücretli askerler teşkil ediyordu. Bunlar iki bölümde mütalâa edilebilir : a) Yalnız bir sefer için hizmete alınanlar, b) Daimî olarak orduya girenler. Daimî olarak orduya girenler bilhassa Lombard, Frank, Ligor, Alaman, Kelt, Anglo-Sakson ve Türk süvarileriydi. Anglo-Saksonlar, İmparator'un özel muhafız alayını oluşturmaktaydı. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • Frederick Barbarossa'nın, İmparator Manuel'in II. Kılıç Arslan'a yenilerek aradan çıkmasıyla bundan böyle Roma İmparatorluğunu ancak kendisinin gerçekleştirebileceğine dair inancı ve arzuları büyük ölçüde artmıştı. Mektubunda İmparator Manuel'e "Grekler'in Kralı" diye hitap ediyor ve "gücünü, ihtişamını Roma İmparatorları'ndan alan Alman İmparatorları'nın sadece Roma imparatorluğu'na değil, Grek Krallığı'na da hükmedebilecek güçte olduğu"nu bildiriyordu. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)
  • Sultan II. Kılıç Arslan'ın elçileri, Avrupa'nın ve İslâm Yakın-Doğu'nun büyük hükümdarlarına zaferi bildirmişlerdi. Bağdad'da Halife'nin emriyle zafer şenlikleri yapılmış ve savaşta şehit düşen Türk mücahitleri için dualar edilmişti. Bu zafer Türkiye Selçuklu Sultanı'na İslâm Yakın-Doğu'da ve Batı hıristiyan âleminde çok büyük itibar kazandırmıştır. (Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası : Sultan II Kılıç Arslan ve Karamıkbeli (Myriokefalon) Zaferi)