Doğum Tarihi: 1930
Doğum Yeri: Bünyan, Türkiye
Abdullah Akay kimdir?
Abdullah Akay, 1930 yılında Bünyan’da doğmuştur. İlk şiiri 1949 yılında Volkan Dergisi’nde yayınlanmış. Hakimiyet, Yeni Erciyes, Filiz, Edebiyat Alemi, İstiklal, Yelken, Türk Yurdu, Ruh Dünyası, Sevgi Dünyası adlı dergilerde, Konya’da Yeni Konya, Çağrı Dergilerinde şiirleri yer almış.
Çorlu’da Atayol Gazetesi’nde Fidanlık adlı sanat sayfasını da düzenleyen şair, daha sonra Ankara’da Barış gazetesi’nde Fidanlık adlı köşesinde makale, deneme, kitap eleştirileri, röportajlar yaparak çalışmalarını sürdürdü.
Milliyet gazetesi dahil bir çok gazete ve dergide hikaye, makale ve şiir çalışmalarını sürdürdü.
Türk Dili, Türkiye Yazıları, Milli Kültür, Oluşum, Çağdaş Eğitim, İlk Yaz, Yazı, Bünyan Kültürü, Eylül, Ortak Kitap, Lıttera, Yeditepe, Kemalist Ülkü Dergilerinde şiirleri yayınlandı.
Fransızcaya çevrilen şiirleri, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı öğretim üyelerince çıkarılan Lıttera’da yayınlanmaktadır.
Ankara’da TRT Genel Müdürlüğünde idareci olarak görev yapan Akay, şiir ve edebiyat hayatıyla içiçedir. İlesam ve Dil derneği üyesi olan şair, evli ve dört çocuk babasıdır. Büyük oğlu Oğuzhan Akay, şiir kitapları ile adını duyurmuş ünlü bir şairdir.
Abdullah Akay’ın Anıların Çığlığı(1982), Tükenişe Kadar Sevmek(1984), Korede Dirilen Şehit(1985), Uzat Yeşil Ellerini(1985), Bir Şair Geçti Rüzgar(1988), Islak Güneş (1995) ve Les Arbres Solitares/Yalnız Ağaçlar(1995) isimli kitapları vardır.
--reklam--
Abdullah Akay Kitapları - Eserleri
- Kore'de Dirilen Şehit
- Gölgesizler
- Bir Şair Geçti Rüzgâr
- İlaç Acısı
- Dört Mevsimde Aşk Çiçekleri
- Tanrı'nın Bilinçaltı - Altın Sırlı Kutu
- Söz Bahçesi
- Yaşam Irmağı
- Eylül Türküleri
--reklam--
Abdullah Akay Alıntıları - Sözleri
- Seneler bulutlar gibidir gelir geçer Kimi yağmur bırakır kimisi dolu... (Dört Mevsimde Aşk Çiçekleri)
- Bana bir türkü söyle Düşmanlığı, ölümü uzatmasın Tarla kuşları gibi özgür insanlardan Delice akan tüm ırmaklara Barışı anlatsın... (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
- Saçları dağınık dağınık, ayakları çıplak, yırtık pırtık entarili bir çocuk gezer Süksün köyünde. Adı Galemiye. Usunu yitirmiş bir kız çocuğu Galemiye. Kimi piç der kimi de taş atar peşinden, kimi bir kaşık ekmek. Minderli sedirleri sevmez Galemiye. Anası onu saman üstünde ahırda doğurmuş diye. Akşamları oturur Musur'un çukur yerine. Koyunların çıngırak sesini dinler. Sonra da suskuların en dilsizi tutar, Galemiye'yi. Bön bön bakar ters açılara, kırık çizgilerden iz düşümlere geçer, isırmayın diye yalvarır örümceklere uyur gider. (Gölgesizler)
- Sevgilere aç yeniyıl çiçeği, Savaş korkusu olmasın gözlerde. (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
- Sen ekmeğimde peynir gibisin (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
- Seni düşünürken huzur dolu sabahlara açılır pencerem (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
- Güvercinlere kurşun sıkmasın avcılar Herkesin yiyecek ekmeği, içecek suyu olsun. (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
- Kalemimde zincir, özgürlüğü yazıyorum Düşüme kim vurdu kelepçeyi? (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
- Daha dün gibi bahçemizde bahar Oysa ki güz gelmiş yahutta akşam (Bir Şair Geçti Rüzgâr)
Yorumlar
0 yorum