Politikacı, şair, yazar Aime Cesaire edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Aime Cesaire hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Aime Cesaire hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Aime Cesaire hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Aimé Fernand David Césaire

Doğum Tarihi: 26 Haziran 1913

Doğum Yeri: Basse-Pointe, Martinique

Ölüm Tarihi: 17 Nisan 2008

Ölüm Yeri: Fort-de-France, Martinique

Aime Cesaire kimdir?

Fransızca yazan Martinikli şair ve oyun yazarı. Leopold Senghor ile birlikte, Siyah Afrikalılara kültürel kimliklerini yeniden kazandırmayı amaçlayan Siyah edebiyat akımını başlatmıştır.Paris’te öğrenim gördü, 1940’ların başında öğretmen olarak Martinik’e döndü ve soydaşı Siyahları özgürlüğe kavuşturmak için siyasal mücadeleye girdi. Siyahların içinde bulunduğu kötü koşulların proletarya mücadelesinin yalnızca bir yönünü oluşturduğunu görerek, 1946’da Kurucu Meclis’e ve geçici olarak Komünist Parti’ye girdi. Dilin geleneksel biçimlerine bağlı kalmayan gerçeküstücülüğün, inançlarını dile getirmek için en uygun akım olduğunu gördü. Başkaldırısını, Afrika’ya özgü güçlü imgelerle dolu ama Avrupalı bir dilde yansıttı. Cahier d’un retour au pays natal (1939; Yurda Dönüş Notları) ve Soleil cou-coupe’deki (1948) ateşli şiirlerinde Siyahları baskı altında tutanlara sert biçimde karşı çıktı.Daha sonra Siyah edebiyat akımını militanlıkla suçlayarak tiyatroya yöneldi. Trajedileri keskin bir siyasal ton içerir. La Tragedie du Roi Christophe (1963; Kral Christophe’ un Trajedisi) 19. yüzyılda Haiti’deki sömürge yönetiminden kurtulma hareketlerini ele alır. Une Saison au Congo (1966; Kongo’da Bir Mevsim) ise, 1960 Kongo ayaklanmasının ve Kongolu önder Patrice Lumumba’ nın öldürülüşünün destansı bir anlatımıdır. İki yapıtta da, her zaman yenilgiye mahkûm Siyahların yazgısı anlatılır.

--reklam--

Aime Cesaire Kitapları - Eserleri

  • Boynu Vurulmuş Güneş
  • Sömürgecilik Üzerine Söylev
  • Barbar Batı

--reklam--

Aime Cesaire Alıntıları - Sözleri

  • Sömürgeci gücün araçları barbar ve zalim bir şiddete ve korkutmaya dayanır ve son olarak sonuç bizzat Avrupa’nın alçalmasıdır. (Barbar Batı)
  • Hiç kimse masum amaçlarla sömürgeleştirmez, sömürgeleştiren hiç kimse de bunun bedelini ödemekten kurtulamaz, sömürgeleştiren bir ulus, sömürgeleştirmeyi ve zoru meşrulaştıran bir ulus, zaten hasta bir medeniyettir, ahlaken sakatlanmış bir medeniyet. (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • "Bir medeniyetin ilk çürümeye başlayan yeri kafası değil, kalbidir" (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • ama öldürülür mü vicdan azabı, (Boynu Vurulmuş Güneş)
  • Bu dünyada her şey suç kokar: gazeteler, duvar, insanın yüz ifadesi. (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • Vadesinden fazla yaşamaya can atan kapitalizmin sonunda Hitler vardır. (Barbar Batı)
  • Bir medeniyetin ilk çürümeye başlayan yeri kafası değil, kalbidir. (Barbar Batı)
  • “Karanlığın mahlûkları ışıktan aşırı derece korkarlar.” (Barbar Batı)
  • Varoluşumuzun temeli kan dökmeye ve ölüm tohumları ekmeye dayanan bir canavar... (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • ... Beni anlamayacak olan, kaplanın kükremesini de anlamayacaktı. (Boynu Vurulmuş Güneş)
  • Sömürgeler, “aşağı ırklar” söz konusu olduğunda Batı tek vücuttur. (Barbar Batı)
  • Bir medeniyetin ilk çürümeye başlayan yeri kafası değil, kalbidir. (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • "Şairin şiirlerindeki imgeler bir mağma gibi yakıcı, bir sigara gibi uyarıcıdır. Dil de şaşırır çoğu zaman şiirlerinde şairin." (Boynu Vurulmuş Güneş)
  • Gerçekten hayatın kendisi bir kumar ve ekmek gerçekten aslanın ağzında. Gelin kendiniz görün! Siyahların her toprağında büyük bir birlik rüzgarı uğulduyur! Yırtılan kıyafetlerin her dakika nasıl yeniden onarıldığını gelin kendiniz görün!... (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • Yolunu kaybetmenin iki biçimi vardır: tekil ( özel, kendine özgü, particular) olanın içinde kendini yalıtmak ve bir duvar örmek yada "evrensel" olanın boşluğu içinde eriyip gitmek. (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • Hiçbir öğretiye köle olmamak, öğretileri insanların ihtiyaçlarına uygun hale getirmek için sürekli olarak eleştirerek düzeltmek gerekir. (Barbar Batı)
  • Bundan böyle burjuvazinin gündeminde şiddet, yozlaşma ve barbarlıktan başka hiçbir anlam taşımayan, ilerlemeci bir insanlıktan çıkartma kanunu vardır. (Barbar Batı)
  • Kendi yarattığı problemleri çözmekte aciz olduğunu ispat etmiş bir medeniyet, ÇÖKMÜŞ bir medeniyettir. En hayati sorunlarına göz yummayı seçmiş bir medeniyet HASTA bir medeniyettir. Kendi ilkelerini düzenbazlık ve yalancılık için kullanan bir medeniyet, ÖLÜM DÖŞEĞİNDEki bir medeniyettir. (Sömürgecilik Üzerine Söylev)
  • ...Dünyada yapacağımız hiç 1şeyin olmadığı, dünyayı bozduğumuz, dünyanın dişlileri arasında bize yeterli olduğu doğru değil... (Boynu Vurulmuş Güneş)
  • Önce, sömürgeciliğin sömürgeciyi nasıl medeniyetten çıkardığını, kelimenin tam anlamıyla onu nasıl vahşileştirdiğini, alçalttığını, gizli içgüdülerini, açgözlülüğünü, ondaki şiddeti, ondaki ırksal düşmanlığı ve ahlaki zaafiyeti nasıl uyandırdığını incelemeliyiz. Ve her seferinde göstermeliyiz ki; Vietnam'da her kafa kesilişinde, ya da göz çıkartılışında ve Fransa'da bu duruma razı olduklarında; küçük bir kız çocuğuna her tecavüz edilişinde ve Fransa'da bu duruma razı olduklarında; Madagaskarlı'ya her işkence yapılışında ve Fransa'da bu duruma razı olduklarında; medeniyet bir başka ezici yükün altına giriyor, evrensel bir gerileme başlıyor, bir kangren oluşuyor, hastalık mikrobu yayılmaya başlıyor. Ve çiğnenen bütün bu anlaşmaların, propagandası yapılan bütün bu yalanların, hoş görülen bütün bu acımasız seferlerin, bağlanan ve "sorgulanan" bütün bu mahkumların, işkence yapılan bütün bu vatanseverlerin, cesaret verilen bütün bu ırksal kibrin ve sergilenen bu bütün kendini beğenmişliğin sonucunda, Avrupa'nın damarlarına damla damla bir zehir akıtılmaktadır, kıta, ağır ağır ama kesin olarak barbarlığa doğru ilerlemektedir. Ve sonra güzel bir günün birinde burjuva, dehşet verici bir bumerang etkisiyle uyandırılıverir: Gestapolar meşgul, hapishaneler dolu, işkenceciler işkence tezgahının etrafında yeni yöntemler icat etmekte, bu işkence yöntemlerini daha rafine hale getirip, tartışmaktalar. İnsanlar şaşkın, öfkelenirler. "Ne tuhaf! Ama boş ver -Nazizmdir, gelir geçer!" derler. Ve beklerler ve ümit ederler ve gerçeği kendilerinden saklarlar. Yani onun barbarlık olduğu gerçeğini, muazzam bir barbarlık olduğunu, günlük barbarlıkların birikmesiyle oluşan en yüksek barbarlık olduğunu. Onun Nazizm olduğunu, evet. Fakat Nazizmin kurbanı olmadan önce onun suç ortağı olduklarını, Nazizm onların üzerine yüklenmeden önce onu hoş gördüklerini, onu temize çıkardıklarını, onu görmezden geldiklerini, onu meşrulaştırdıklarını. Çünkü o zamana dek, Nazizmin yalnız Avrupalı olmayanlara uygulanmış olduğunu; Nazizmi kendilerinin besleyip büyüttüklerini, ondan sorumlu olduklarını. Ve Nazizm bu Batılı Hristiyan medeniyetini irinli sularında boğmadan önce onun her çatlağından sızdığını, her kılcalından kendine bir yol bulup fışkırdığını. Evet, Hitler ve Hitlerizm tarafından uygulanan tedbirleri ayrıntılı olarak ve soğuk bir biçimde incelemek ve 20.yüzyılın o ayrıcalıklı, hümanist, Hristiyan burjuvasının farkında olmaksızın içinde bir Hitler taşıdığını, Hitler'in bu burjuvanın içinde yaşadığını, Hitler'in onun kötü ruhu, içindeki şeytan olduğunu, eğer ona küfrederse tutarsız olacağını, ve aslında, Hitler'de affedemediği şeyin suçun kendisi değil, insanlığa karşı olması da değil, insanın küçük düşürülmesi de değil; beyaz adama karşı işlenmiş bir suç olması, beyaz adamın küçük düşürülmesi, yani o vakte kadar yalnızca Cezayir'in Araplarına, Hindistan'ın kulilerine, Afrika'nın zencilerine reva görülen sömürgeci muamelenin bu sefer Avrupa'ya uygulanması olduğunu ifşa etmek harcanan çabaya değer bir şey olur. İşte benim bu sahte hümanizme ön yargıyla yaklaşmama neden olan en önemli şey: Onun çok uzun zamandır insan haklarını eksiltiyor olması, onun insan hakları kavramının dar, bölük pörçük ve tamamlanmamış olması -ki hala öyledir- ve bütün bunları hesaba katarsak, alçakça ırkçı olması. Hitler hakkında çok konuştum, çünkü o bunu hakediyor: olayları geniş ölçekte görmemizi ve kapitalist toplumun, şu anki aşamasında, tıpkı bireysel bir ahlak sistemi kurmaktan aciz olması gibi "bütün insanların hakları" kavramını oluşturmaktan da aciz olduğunu kavramamızı sağlıyor. Birilerinin hoşuna gitse de gitmese de, çıkmaz sokağın sonundaki Avrupa'da -Adenauer, Schuman, Bidault ve diğerlerinin Avrupa'sını kastediyorum -Hitler de vardır. Vadesinden fazla yaşamaya can atan kapitalizmin sonunda Hitler vardır. Şekli bir hümanizmin ve felsefi vazgeçişin sonunda Hitler var. (Sömürgecilik Üzerine Söylev)