İngiliz yazar Al Alvarez edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Al Alvarez hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Al Alvarez hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Al Alvarez hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 5 Ağustos 1929

Doğum Yeri: Londra, İngiltere

Ölüm Tarihi: 23 Eylül 2019

Ölüm Yeri: Hampstead, Londra, Birleşik Krallık

Al Alvarez kimdir?

A. Alvarez 1929’da Londra’da doğmuş, Oundle School’da ve Oxford’daki Corpus Christi College’da öğrenim görmüştür. The Savage God, Life After Marriage, The Biggest Game in Town, Offshore ve Feeding the Rat gibi büyük ilgi toplamış çok sayıda inceleme kitabının yazarıdır. Ayrıca edebiyat eleştirisi ve şiir kitaplarının yanı sıra, Hers, Hunt ve son olarak Days of Atonement adlı romanı da yayımlanmıştır.

Yazar eşiyle birlikte Londra'da yaşamaktadır.

--reklam--

Al Alvarez Kitapları - Eserleri

  • İntihar: Kan Dökücü Tanrı
  • Gece

--reklam--

Al Alvarez Alıntıları - Sözleri

  • Yaradılıştan evvel yalnızca ezeli kaos vardı; Biçimsiz, boş ve ka­ranlık. Tanrı bu ilk emriyle ışığı yaratırken aynı zamanda kendi kendisini de yaratıyordu çünkü ışık, kaosu düzene, kafa karışıklığı ve cehaleti ise bilgiye dönüştürüyordu. Tanrının karanlığı fethet­mesi, kendi eşsiz ve mutlak kudretini kanıtlamasından başka bir de kendi kendisini tanımlaması demekti. (Gece)
  • Rüya tam bir dramadır. İnsan rüyasında daimi iki arada bir derededir. Daha açık söylemek gerekirse, bence rüya bilinçli bir düşüncedir, imgelerle ifade edilen bu düşünce uyanıkken ki düşüncelerimizden daha bilinçlidir, ama aynı zamanda da gerçekten ziyade bir dramaya benzer. (Gece)
  • Gördüğünüz şey bildiğiniz şeydir. Göremeyip de sadece duyabildi­ğiniz, hissedebildiğiniz ya da kokusunu alabildiğiniz şey ise korku­lacak bir şeydir, çünkü biçimsizdir. Ve işte böyle bir durumda gece­lere tahammül edebilmeniz için önünüzde sadece iki yol vardır; Ya icat edeceğiniz araçlarla gecelerinizi aydınlatacak ya da uyuyarak duyularınızı dış dünyaya kapatacaksınız. (Gece)
  • Tanrılar hiç kuşkusuz şunu görüyorlardı; Ateş, en sonunda ken­dilerinin pabucunu dama atacak olan bir sürecin ilk halkasıydı. İn­sanlığın yolunu açan büyük bir olanak, pratik bilimlerin kaynağı ve de toplumsal hayatın temeliydi. (Gece)
  • Şunun şurasında iki yüz yıldan daha az bir süre öncesine dek, geceler hâlâ dehşetin, meşum manzaraların ve şiddetin hâkim olduğu saatler demekti. Suçluların, cinlerin ve bütün öteki karanlık güçlerin cirit attığı bir yasak böl­geydi. Yasalara saygılı vatandaşların kapılarını sürgüleyerek ocak başına toplanıp, yataklarına gidene dek tek bir mumla idare ettikle­ri karanlık vakitlerin adıydı geceler. (Gece)
  • Ardından gökyüzü yavaş yavaş aydınlandı ve dolunay bü­tün haşmetiyle, uzaktaki tepeleri soğuk bir maviye boyayıp vadiyi bir karanlık gölüne çevirerek doğdu. (Gece)
  • Farklılıklar değildi sorun, katlanılmaz benzerliklerdi. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • İntihar ölüme uzanmak değil, "acı çekmeden geceyi durdurmak"tı; sinir uçlarında hissedilmeli ve savaşılmalıydı. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • "Tüm bunların uzağında yalnız olma dileği: Gökyüzü kararsa da davet kartlarıyla Uysak da beynimize kazınmış buyruğuna, sevişmelerin Gönderin altında çekilse de aile resimleri Tüm bunların uzağında, yalnız olma dileği. Tüm bunların gerisinde, unutmak isteğidir kabaran: Sanatsal gerilimlerine rağmen takvimlerin, Hayat sigortasının, masabaşı bereket dansının Pahalı tiksincine rağmen ölümden bakışların Tüm bunların gerisinde, unutmak isteğidir kabaran." (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • Geleceğimin karanlık uykularından esen hafif, ısrarlı bir esintiyi hayatım boyunca üzerimde duydum. Ve kendi yolunda ilerleyen bu esinti yaşadığım aynı derecede yalan olan yıllarda insanların bana zorla kabul ettirmeye çalıştığı düşünceleri bir kenara savurup bıraktı. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • Bütün korku filmlerinde, ne kadar muhteşem özel efektler­le verilirse verilsin canavarın nihayet ortaya çıktığı sahne istisnasız hep bir hayal kırıklığıdır. Denizin derinliklerinden, morgdan, yeral­tından ya da uzaydan ge(tiri)len yaratık, ne kadar tehlikeli olursa olsun, sınırsız muhayyilemizdeki o muğlak şekillerden hep daha dost, hep daha yumuşaktır. Kötülüğe yüz giydirdiğiniz anda, Hannah Arendt’in dediği gibi, bayağılaşıyor. (Gece)
  • İntihar farklı zamanlarda farklı insanlara farklı şeyler ifade eder. Petronius Arbiter için intihar mağrur bir yaşama yakışır mağrur bir sondur. Thomas Chatterton yavaş yavaş açlıktan ölmektense intiharı seçer. Sylvia Plath için, onu kendine hapseden şiirinin çıkmazlarından kurtulma çabasıdır. Cesare Pavese için hiçbir övgü ve başarının ertelemeyeceği, güneşin her gün doğması gibi kaçınılmaz bir şeydir. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • Bu kitapta gecenin birçok yüzünü okuyacaksınız: Etıafımızdaki ve içimizdeki, harfi ve mecazi geceyi, ayın karanlığını ve ruhun karanlık gecesini. Güneş batıp da insanoğlunun kendi yaktığı ışıklar devreye girdikten sonra yaşadığımız dünyayı, arkasından daldığımız uyku alemini okuyacaksınız. Uyku araştırmalarını ve düş görmenin fizyolojisini, rüyaların yorumunu, uyanık dünyalarımıza ve eserlerimize nasıl yansıdıklarını okuyacaksınız. Gecelerimize nöbetleşe bekçilik ederek gece hayatını mümkün kılan insanları okuyacaksınız. Bir de geceyi. nasıl aydınlattığımızı, gecenin önümüze serdiği tehlikelerle nasıl başa çıktığımızı, hiçbir şeyi göremediğimiz gecenin boş ve zifiri karanlığını kafamızda hangi görünür yaratıklarla doldurduğumuzu ve nihayet geceyi nasıl yok saydığımızı okuyacaksınız. (Gece)
  • Kısacası intihar ölüme uzanmak değil, "acı çekmeden geceyi durdurmak"tı; sinir uçlarında hissedilmeli ve savaşılmalıydı, Sylvia'yı sadece onun olan bir yaşama götüren bir ayine girişti. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • Yaşama nedeni, aynı zamanda iyi bir ölüm nedenidir. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • On yedinci yüzyılda ışık şenlikleri barok saray kültürünün bir parçası haline geldi. Şenlikler karanlık bastırınca başlıyor ve ta gün ağarana dek sürüyordu. Esnaf ve zanaatkarlann uyanıp işlerinin yo­lunu tuttuğu bir vakitte saraylılar evlerine henüz dağılıyorlardı ve bu da saraylılara ayrı bir zevk veriyordu. Yapay ışık gibi lüks bir şeye para harcamak sıradan insanlar için olacak iş değildi. Gece ha­yatı toplumsal ayrıcalık işaretiydi. (Gece)
  • Kendimi iyi hissettiğim anlar her zaman çok azdı. Hayatım tıkanmış, darmadağın olmuştu, nefes alacak gücüm kalmamıştı. Kapalı, tek yönlü, havasız ve çıkışsız bir dünyada kalakalmıştım. (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • "İntihar büyük bir sanat eseri gibi yüreğin sessizliğinde yaratılır." (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)
  • Tanrısal mutluluk yalnızca bir bıçak darbesiyken hayat niçin bir bedel olarak verilmesindi? (İntihar: Kan Dökücü Tanrı)