Doğum Tarihi: 1951
Doğum Yeri: Bingöl
Ali Haydar Haksal kimdir?
1951'de Bingöl'de doğdu. Erzurum'da Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi İslâm Düşüncesi Anabilim dalında yüksek lisans yaptı. "Kur'an-ı Kerim'de Güzel Kavramı" üzerine tez hazırladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı.
Ali Haydar Haksal; ilk çalışmalarını yerel gazete ve dergilerde değerlendirdi. Mavera, Yönelişler, İslâm, Kayıtlar, Yedi İklim, Hece, Yansıma, Yeni Devir, Milli Gazete gibi dergi ve gazetelerde öyküleri yayımlandı. Milli Gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabı ile Türkiye Yazarlar Birliği 1987 yılı Hikâye, Yitik Yaşamın Güncesi adlı romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışmasında ikincilik ödülünü aldı.
--reklam--
Ali Haydar Haksal Kitapları - Eserleri
- Sevgili'nin Yol Arkadaşı Hz. Ebu Bekir
- Sevgili'nin Hak Dilli Arkadaşı Hz. Ömer
- Rüya Rüya İçinde
- Güncel Yanılgı Karşısında Müslümanca Duruş
- Zarif Şair Cahit Zarifoğlu
- Adaleti Ayakta Tutmak
- Hz. Osman (r.a.)
- Yalnızlık Sarkacı
- Sesim Bana Yetmiyor
- Kapıda Bir Çift Ayakkabı
- Güneşe Koşan Adam
- Sezai Karakoç
- Sevgili'nin Haya Timsali Arkadaşı Hz. Osman
- Öykü Ağacı
- Kör Kuyu
- Toprağın Babası Hz. Ali
- Ruh Denizi
- Ah Kudüs
- Evdeki Yabancı
- Kalemin Ucu
- Suriye: Felaketin Eşiği
- İki Ateş Arasında
- Aradan Geçen Uzun Yıllar
- Oruç Çağrısı
- Ay Işığında Vav'ın Odası
- Renklerin Dansı
- Rasim Özdenören: Ruh Denizinden Öyküler
- Dolunay Bestesi
- Ses ve Gölge
- Sarıldığım Soğuk Bir Ceset
- Anzelha İle İbrahim
- Âkif Duruşlu Âsım
- Zamanların Öyküsü
- Gelişi/Güzel
- 7edi İklim Sayı:374 Mayıs 2021 Kültür Sanat Medeniyet Edebiyat Dergisi
- İki Ateş Arasında Aşk
- Hüzün
- Büyük Doğu Irmağı
- Kendilik ve Edebiyat
- Yitik Yaşamın Güncesi
- Mum ile Pervane
- Hz.Osman
--reklam--
Ali Haydar Haksal Alıntıları - Sözleri
- Yalnızlıkla ölüm kardeştirler. (Güneşe Koşan Adam)
- ölümü burada yenen ufuktur, gecedir, gecenin direncidir, bende direnen zamandır, ayaklarımın bende uzakta olduğunu, ayaklarım suya değince anladım. (Sesim Bana Yetmiyor)
- Kitabın 114. Sayfasında Hz Ali R.a. Hakkında “Gözleri Çapaklı karnı şiş “olarak bir tarif kullanılmıştır bu şekilde bir benzetme hangi kaynaktan alıntıdır Kaynak belirtmeden bu şekil bir ibare çok ağırdır (Toprağın Babası Hz. Ali)
- bakışlar derin bir solukluk can veriş karanlıkta ışıyan bir an güzellik acının içinde acı acının içinde... (Dolunay Bestesi)
- Herkesin bir anı vardır, bir dönüş, bir düşüş, bir yükseliş, bir ölüş, bir çözülüş anı... (Rüya Rüya İçinde)
- Gözlerimizin önünde yaşananlar tüylerimiz ürpertiyor ruhlarımızı boğuyor. Çaresizlik ise insanın çıkmazı. Ama bu, fedakarlık yapmama anlamına gelmiyor. Bunu aşmak da insanın elinde. Bir insanın belli bir gücü var. Gücünün yettiği kadarını vermek en doğal olanı. Hem madden hem manen. Bir insandan kendi gücünü aşan bir şey beklemek de doğru değil. Güç yetirebilmek, bir çaresize çare olmak da Allah'ın bir lütfu. İnsan halis niyetle olunca Allah Mutlaka karşılığını verir. Yeter ki niyetler, bakışlar hayırlı olsun. (Güncel Yanılgı Karşısında Müslümanca Duruş)
- Ona kıyamadığım bir yan var, nedir onu kestiremiyorum. (Sesim Bana Yetmiyor)
- Cumbalı evler, Üsküdar sokaklarında giderek seyrekleşiyor, bazılarında ise hiç kalmıyor. Apartmanlar arasında sıkışmış, daralmış, bel vermiş, dökülmüş bu eski evler bir bir yitiyor Evler virane, viraneler sevimsiz, soğuk apartman oluyoveriyorlar. (Kapıda Bir Çift Ayakkabı)
- Neredesin ey güzellikler çocuğu?... Neredesin ey umut?... Ey ışık neredesin? Neden hüzünlü aşk şarkıları söylenmiyor. Kimse kimsenin dert ortağı olmuyor Herkes kendi kör kuyusunda. Bütün kuyular başkalarına kapalı. Tek kapısı var o da sahibinin elinde. (Kör Kuyu)
- Ali Haydar Haksal'ın "yalnızlık sarkacı" kitabından alıntılar; S 9- Çoğunlukla sessiz konuşma ve anlaşma bir yaşayış tarzıydı onlar için. Ortak bir dilleri vardı. Konuşmadan anlaşma denilebilirdi buna. Çalıştığında çalışma masasına çayı sessizlik içinde bırakır, giderdi. Sadece gölgesini duyumsardı. Sanki bir balerin gibi, parmaklarının ucuna basar, öyle gelir giderdi. S 18- Bu yalnızlığı ve çekilmezliği paklayan ancak ölüm olabilirdi. Bundan böyle yaşayacağı her ânın daha çok ısdırap vereceği kesindi. Ne yapabilirdi ki? Ölümün en güzeli, geride kalanları bıktırmayanı ve kendiliğinden geleniydi. S 55- Ah, korku sen hiç acımaz mısın insana? S 66- Bir tuhaflık var, ama ne? Tanımlayabileceğim sözcüklerim de yok, çok yetersizim. Sözcük dağarcığım oldukça kıt. S 75- Ağlamamı engelleyemezdim, bir kez başlamıştım. Başlamışken iyice boşalmalıydım, içimdeki tafraları almalıydım. Bu kez daha rahat davranarak, böğürerek ve olanca gücümle ağladım. Masam gözyaşına boğuldu. Ağlamaktan başka ne yapabilirdim ki? (Yalnızlık Sarkacı)
- Ey korkum beni yalnız ve kendi başıma bırakma. (Öykü Ağacı)
- İslam milleti, İslam devleti, ve ümmet bilinci. Tek çıkar yol budur. (Güncel Yanılgı Karşısında Müslümanca Duruş)
- Göz kendini görmüyor, yürek kendinden başkasına kulak vermiyor, başkalarına meyletmiyor. Hep kendini düşünüyor. Ama alkış ve övgü ise nefsi okşuyor. "Nefsim ey nefsim seni ayaklarımın altına alıyorum" deme yürekliliğini gösteremiyor. (Kör Kuyu)
- Buradan gitme desem yapamayacaksın, kal desem yapamayacaksın, içimizde büyüyen dağları aşacak konumda değiliz, her biri bir başkasını gölgeliyor, her dağ bir başkasının karşıtı, hiçbir zaman da bir araya gelemeyecekler, her dağ yeryüzünün değeri ve birbirinin bütünleyeni. (Güneşe Koşan Adam)
- Ağlama nedir bilmiyorum. Çok uzun bir süredir gözlerim duyarsızlıktan olacak bir yaş bile akıtmadı. Nemlenmedi hiç. Göz kapaklarım katı duvarların bir benzeri gibi. Duvarın dilinden ise Biz anlamıyoruz. Göz kapaklarımın açılıp kapanması bir surun demir kapıları gibi. Birbirine dokunması ile madeni sesler çıkarıyor adeta. Bir taş, kayadan nasıl geri tapıyorsa öyle tepiyor. Kurşunun kurşundan geri tepmesi gibi. Gibilerle geçiyor vaktimiz. (Evdeki Yabancı)
- Ellerini bir mezarın üzerinde gezdirdi, birinin ruhunu okşadı, birinin saçlarını, birinin yalnızlığını. (Renklerin Dansı)
- Onlar güneşin etrafında dönen birer yıldızdı. (Sevgili'nin Yol Arkadaşı Hz. Ebu Bekir)
- "Ah Kudüs", batı toplumu için yüzyıllar boyu bir özlem, bir inleyiş olmuştur. Ele geçirdikleri topraklarda Müslümanlara yaşama hakkı tanımazlar. Bu kin yüzyıllardır sürmektedir. Bunların tümü Kudüs'ün intikamıdır bir bakıma. (Ah Kudüs)
- Ruhuma ihanet etmiyorum, ben neysem oyum, iki yüzlü bir duvarda ne işim olabilir yağmur sonrası duyacağım ferahlık yükselen buğuya benziyor, dağım doğuya bakıyor, ben doğuyum, ruhumun ruh suyunu sevgili oluşturuyor , ırmaklar akıyor Dicle ,Fırat ve küçük derelerin suları benim yağmurlarımdan oluşuyor , yağmur benim su ben, gözyaşlarımdan çöller devriliyor kum fırtınalarını aşıyor kendine yenik düşüyor (Güneşe Koşan Adam)
- Her sesin bir sahibi var. ... Ayak sesleri kimin geldiğini haber veriyor. Kişinin ismini bilmesi o kadar önemli değil. Önemli olan sesin sahibi. (Kapıda Bir Çift Ayakkabı)
Yorumlar
0 yorum