Doğum Tarihi: 1971
Doğum Yeri: Helsinki, Finlandiya
Antti Tuomainen kimdir?
--reklam--
Antti Tuomainen Kitapları - Eserleri
- Şifacı
- Kalbim Kadar Karanlık
--reklam--
Antti Tuomainen Alıntıları - Sözleri
- Dünya dönmeye devam ediyor.Biz de birbirimizi sevmeye. (Şifacı)
- Hangisi daha kötü? En kötüsünün gerçekleşmiş olduğundan emin olmak mı yoksa her geçen dakika daha da kötüsünün olabileceğine dair artan korku mu? Ani bir çöküş mü, yoksa ağır çekimde gerçekleşen bir parçalanma mı? (Şifacı)
- Hiçbirimiz gittikçe gençleşmiyoruz. Hayat çok kısa, ne olursa olsun yaşamalısın. (Kalbim Kadar Karanlık)
- İlerlemek için kendini zorlamazsan geriye doğru gitmeye başlarsın. (Kalbim Kadar Karanlık)
- Dünyanın iyice çivisi çıktı. (Şifacı)
- Kalbim göğüs kafesimin içinde, sanki boş bir kutunun içindeymiş gibi atıyor, bana acı veriyordu.Şu ana kadar, kendime hakim olabilirim, sakinliğimi koruyabilirim diye düşünmüştüm fakat durum her saniye daha da rahatsız edici bir hal alıyordu ve sebebi neydi emin değilim. (Kalbim Kadar Karanlık)
- Hayat olduğun yerde durmana izin vermez.. (Kalbim Kadar Karanlık)
- “Gerçekten burada çalışmak istiyor musun?" “Evet.” “Neden?” “Değişiklik olsun diye.” (Kalbim Kadar Karanlık)
- Çok kısa bir süre önce, kendinden bile iyi tanıdığını düşündüğün bir insanı, aslında hiç tanımamış olduğunu itiraf etmek için ne kadar zaman geçmesi gerekiyordu ?... (Şifacı)
- Dostluklar kavga ya da çatışmayla değil hayal kırıklığı ve fiyaskoyla sona eriyordu demek ki. (Şifacı)
- Bize yabancı gelen şeyler şaşırtmıyordu bizi aslında,asıl ilginç olan bildiğimizi sandığımız şeylerin hiç de öyle olmadıklarını anlamaktı. (Şifacı)
- Bilmen gereken her şeyi bildiğini düşündüğün müddetçe mutlu olursun. Şimdi bilmediğin şeyler olduğunu öğrenince kendini kötü hissediyorsun. Ne kadarını bilmek istiyorsun, bunu bir düşün. Söz konusu karın olsa bile. (Şifacı)
- Sessiz ve boş daire o anda daha da hüzünlü görünüyordu. Artık sıcak ve güvende değil gergin ve endişeli hissediyordum burada kendimi. Ayakkabılarımı çıkartıp ıslak paltomu askılığa astım ve kapının hemen yanındaki tabureye çöktüm. Oturur oturmaz gözyaşları hücum etti gözlerime. Çok uzun zamandır ilk defa ağlıyordum. Sıcak ve ağır yaşlar yanaklarımdan sicim gibi akıyordu. Yıpranmıştım. Nereye tutunmaya çalışsam elimden kayıyordu. Hiçbir şeyin anlamı yokmuş gibiydi. Kendi kendimi hayal kırıklığına uğratmıştım. Johanna'nın bana olan güvenini ve ona verdiğim sözleri boşa çıkarmıştım. Her zaman yanında olacağım, seni hep seveceğim. Hayatını kolaylaştırmak için elimden ne geliyorsa yapacağım. Sakin ol Tapani, diye söylendim. Hemen olmasa da sözümü tutacaktım. (Şifacı)
- Bize yabancı gelen şeyler şaşırtmıyordu bizi aslında, asıl ilginç olan bildiğimizi sandığımız şeylerin aslında hiç de öyle olmadıklarını anlamaktı. (Şifacı)
- Yazmaya devam etmenin benim için yaşamaya devam etmekten bir farkı yoktu. Ancak ben okur bulmak için yazmıyordum. İnsanlar bir gün daha hayatta kalabilmek için çalışıyordu. Bu nedenle şiir onların ilgi alanından uzakta kalıyordu. Benim yazma sebebim tamamen kendimle alakalıydı. Günlerimi şekillendiren ve anlamlandıran şeydi yazmak. Kelimeler, cümleler, kısa satırlar....Bunların hepsi hayatımın giderek kaybolan düzenini sağlıyordu. Yazmak dün, bugün ve yarın arasındaki hala kopmamış olan ince bir iplikti benim için. (Şifacı)
- Johanna'yı aramayı denedim. Onu aramayı daha ne kadar sürdürecektim? O hissiz kayıt sesinin zaten çok iyi bildiğim şeyi tekrar tekrar söylemesini ne kadar dinleyecektim? Bilmiyordum. Belki de bazı şeylerin sonunda bir eylemle sonuçlanana kadar tekrar edilmesi gerekiyordu. Ya da daha fazla denemek anlamsız gelene kadar. (Şifacı)
- Hayır. Sadece ben ve annem vardık. Başka bir şeye ihtiyacımız yoktu. (Kalbim Kadar Karanlık)
- Hayatta hiçbir şeyi beceremiyorsan bile ağır ağır yürümeyi öğren. (Şifacı)
- Hangisi daha kötü? En kötüsünün gerçekleşmiş olduğundan emin olmak mı yoksa her geçen dakika daha da kötüsünün olabileceğine dair artan korku mu? Ani bir çöküş mü, yoksa ağır çekimde gerçekleşen bir parçalanma mı daha kötü? (Şifacı)
- Keşke senin için yaptıklarımı bilseydin. (Kalbim Kadar Karanlık)
Yorumlar
0 yorum