Doğum Tarihi:
Doğum Yeri: 19 Temmuz 1970
Ayhan Özköroğlu kimdir?
--reklam--
Ayhan Özköroğlu Kitapları - Eserleri
- Odun Ateşinde Aşk
- Hayatın Tüh Noktası
- Tui
--reklam--
Ayhan Özköroğlu Alıntıları - Sözleri
- ....iki kardan adam. Tutuşamasalar da el ele, vurulmuşlar kömür karası gözlere. Soğuk olsa da bedenleri, ısınmış yürekleri. Isınmanın sonları olduğunu bilmezlermiş gibi. "Mukadderse bir gün erimek, bırakalım aşk ateşinde erisinler." demiş uzaktan birileri. Ve gözlerinin akışına bırakmışlar kendilerini, aşkın ne olduğunu bilirlermiş gibi... (Odun Ateşinde Aşk)
- "Aşkın acı veren bir zihinsel hastalık" olduğunu söylerken, aşkın bu acı türünün kendi ismiyle anılacağını kestirebilir miydi Platon? (Odun Ateşinde Aşk)
- Deniz gibi olmak alabildiğine engin,alabildiğine rengin, alabildiğine zengin. (Odun Ateşinde Aşk)
- İçinde yaşadığı kafesten önce,içinde taşıdığı kafesten kurtulmalı insan... (Tui)
- Kısır bir döngü aslında her şey Nefes almak güzelde, yaşamak başka bir şey... Yaşamak hem de adam gibi yaşamak... (Odun Ateşinde Aşk)
- Hallac-ı Mansur "Enel Hak" dediğinde aşkı bilmeyenler ve hiç bilmeyecek olanlar onun derisini yüzmüştü. Oysa Hallac,kendi içine kendi kara deliğine dalış yapıp maveraya ulaşmıştı. (Odun Ateşinde Aşk)
- Antik dönemlerde insanlar, öldüklerinde kelebeğe dönüşeceklerine inanırlarmış. Bu nedenle, ruhun sembolü iki tane kanatmış. Kanat ruhu, özgürlüğü ve aşkı temsil etse de; Gün gelmiş insan, hayranı olduğu bu kanatlara dokunmaya başlamış. Oysa kanadına dokunulan kelebek bir daha uçamazmış. (Odun Ateşinde Aşk)
- madem ki bir film hayat ve madem ki bizler bu filmin kahramanlarıyız; o zaman film tadında yaşamak gerekmez mi o hayatı? (Hayatın Tüh Noktası)
- Kütüphaneler dolusu aşk yazdılar,aşk çöplüğüne döndü kitaplıklar. (Odun Ateşinde Aşk)
- kan kırmızı gökyüzünde tanıdık bir aydınlık arar gözlerim…/ varlığın ipleri öylesine acımasızca çekilir ki birden/ en zayıf noktandan yakalanırsın hiç ummadığın anda/ gece ve gündüz gibi ikiye bölünür her şey… (Tui)
- Çok zaman sevdiğini haykırmaktan daha etkilidir sevdiğine sarılmak. Daha güvenilir, kendini sözlerin ahengine değil gözlerinin akışına bırakmak. (Odun Ateşinde Aşk)
- aşk kelimesi farsça aşekadan gelir. Aşeka ağacı saran bir sarmaşığa denir. Öyle sarar, öyle hissettirir ki kendini başka bir şey görmesine izin vermez ağacın... Tıpkı sevenin gözünün sevdiğinden başkasını görmediği gibi. (Odun Ateşinde Aşk)
- uzaklarda ürkütücü karanlıkta belli belirsiz ışığı ile iki yıldız bir görünür bir saklanır korkakça oysa sen bilirsin ki; duvarların hemen ardında bir şehir uyur milyarlarcasının altında… ...... (Tui)
- Mandolin çalmayı çok istiyordu. Halk eğitim bir mandolin kursu açmıştı ama kaydolsa ne yazar ne bir mandolini nede onu alacak parası vardı. Küçüktü ilkokula yeni başlamıştı ve yolun daha çok başındaydı. Soğuktu üşümüştü. Eve geldiğinde annesinin sıcaklığı ile ısındı. Okulda olanları anlattı annesine bir nefeste. Sonra yine durgunlaştı gözleri daldı. Döndü annesine ve: “Babamın işi olsaydı, parası da olurdu, bana mandolin alırdı değimli anne” dedi Anne yutkundu, cevap veremedi sözcükler boğazında düğümlendi, ağzından çıkan “evet” titrek bir mum alevinin havada bıraktığı sis gibi kayboldu. Akşam olmuş ve baba eve dönmüştü, o uyumuştu. Anne küçük çocuğun söylediklerine ona anlattı. Beraber ağlaştılar. Daha sonra masanın üzerindeki kumbaraya gözleri ilişti. O zamanlar kumbaralar metaldi ve sadece dolduğunda bankada açılırdı. Birbirlerine baktılar ve aynı anda kalktılar. Anne bir şiş birde cımbız getirdi ve kumbaradan para çektiler. Sabahı zor ettiler önce gidip bir mandolin aldılar daha sonra çocuğu mandolin kursuna yazdırdılar. Mandolin almışlardı ama kılıfına para yetmemişti. Anne eve koştu mavi bir kumaştan fırfırlı bir kılıf dikti, mandolini içine koyup yatağın altına sakladı. Akşam oldu çocuk döndü. Yine üşümüştü. Annesi kapıda karşıladı, kucakladı ve kulağına fısıldadı _Git yatağın altına bir bak Fırladı küçük çocuk. Daldı yatağın altına ve çıkarttı küçük elleriyle mavi torbayı. Heyecanla açtı ağzını torbanın. İçindeki mandolindi. Şaşkındı, ne diyeceğini bilmiyordu. Anne yine ağlıyordu ama bu defa sevinçten. Sadece mandolinin alındığını ve kursa yazdırıldığını biliyordu küçük çocuk. Yıllar sonra öğrenecekti anne babanın ne olduğunu ama belki de hiç anlayamayacaktı kumbaradan para çekmenin nasıl bir his olduğunu. Çocuktu ve sadece istemeyi biliyordu. Vermenin anlamı henüz çok uzaktı onun dünyasına. Anne ve babanın çocukları için yaşadığına, onlarla gülüp onlarla ağladığına, çocuğa yok demenin ne zor olduğuna dair hiçbir şey bilmiyordu daha. Dedim ya küçüktü, çocuktu ve daha yolun başındaydı. Yıllar geçti aradan baba oldu küçük çocuk ve çocukları oldu tıpkı kendi çocukluğu gibi. Önce baba olmanın ne demek olduğunu anladı. Sonra vermeyi öğrendi, çocukları ardı ardına istedikçe. Ayakkabı istediler, elbise istediler, oyuncak istediler aldı. Hatta bir bilgisayar bile aldı onlara. Ama hiç biri o mandolin kadar değerli olmadı. Kırdılar, bozdular, eskittiler. Çocuktular, kıymet bilmediler. Hatta kumbaralarını bile kırıp döktüler. Çünkü onlar kumbaradan para çekmenin ne demek olduğunu hiç bilmediler ve umut ediyorum hiç bilmezler. Yaşı doksanlara dayanmış bir amcanın 250 gr şeker için kuyrukta Amener resulü okuduğunu dinlemiş ve daha önce bunu yazmıştım. Ben hiç kuyruk beklemedim, böylesi bir yokluğu hiç yaşamadım. Düşündüm taşındım kendimden bir hatıra buldum çıkarttım. O küçük çocuk bendim ve anladım ki benim çocuklarımda benim yaşadığım kadarını yaşamadı. Eminim bugün bunca nimetin arasında yokluktan, darlıktan şikâyet edenler hafızalarını şöyle bir yoklayacaklar ve zamanın derinliklerinde kendi hatıralarına ulaşacaklardır. Ulaşacaklardır ve bugün sahip olduklarına şöyle biraz daha sıkıca sarılacaklardır. (Hayatın Tüh Noktası)
- Aşksa; Her defasında yeni kurbanlar arar, kurbanların bahane aradığı gibi kendini aşka atmaya... (Odun Ateşinde Aşk)
- Evet, tembelleşti insan, aşkın bile ayağına gelmesini bekler oldu. Birbirini tanımaya çalışmak yerine hayalindeki yarısını bekler oldu. ... (Odun Ateşinde Aşk)
- Zihinsel bir hastalık mı akıl tutulması mı? Bir kum saati gibi yani! Kalp dolunca akıl boşalır... (Odun Ateşinde Aşk)
- Kütüphaneler dolusu aşk yazdılar,aşk çöplüğüne döndü kitaplıklar. (Odun Ateşinde Aşk)
- ve son duvar da yıkılıyor büyük bir gürültüyle… belki de yıkılması gerekti bütün duvarların, her şeye yeniden başlamak için. günahsız ve kaygısız küçük bir çocuğun bedeninde geçmişin hayaletlerine rağmen… (Tui)
- Oysa gülmek için o kadar sebebimiz var ki; Ağlanacak halimize gülebiliriz mesela... (Tui)
Yorumlar
0 yorum