Doğum Tarihi: 1956
Doğum Yeri: Anamur
Barış Erdoğan kimdir?
İlk, orta, lise öğrenimini Anamur’da tamamladı.
İstanbul Edebiyat Fakültesi ve İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı.
Anamur Lisesi ve Anamur Ticaret Lisesinde görevlerde bulundu.
23 yıldır Konya ilinde dershane öğretmenliği yapmaktadır.
Doğuş ve Alkış adında iki çocuk babasıdır.
İstanbul Edebiyat Fakültesi yıllarında kültür ve edebiyatla ilgili "Genç Kalemler Dergisi"nde hikâyeler yazdı.
--reklam--
Barış Erdoğan Kitapları - Eserleri
- Umutlarım Tutsak
- Teşbih Taneleri
- Bakış Acısı
- Salıncaktaki Dünya
- Zeymuran
- Nuşirevan
- Simurgname
- Kuş Kıyamet
- Şiir Cin/ayetleri
--reklam--
Barış Erdoğan Alıntıları - Sözleri
- Denizdeki adalarda çok fazla mermer bulunur o yüzden eski Yunanlılar ”Marmaros” demişlerdir. Hala Yunanlılar Marmara denizini Marmaros olarak anarlar. (Umutlarım Tutsak)
- — Yeter, bıkmadın mı beni sevmekten, sözüyle martı düştü, gözleri yandı. Buharlaşan kanatlarıydı, umutlarıydı. Sevgileriydi bitirilmeye damak kalmış. Yaşamıydı enerji değişikliğine uğrayıp buharlaşacak olan. Yo olmazdı, hangi sevgi bitirilebilmişti. Kahpe ayrılığın suyu elbet bir gün kaynayacak. Kahır dolu, sitem dolu şarkılar bitip, mutluluk yansıması şarkılar mutlak söylenecek bir gün. (Umutlarım Tutsak)
- İnsanı insanla kırdılar; Biri aç biri toktu (Umutlarım Tutsak)
- Yüz binlerce kilometrelerce sürecek bir yol, tek bir adımla başlar. (Umutlarım Tutsak)
- Eleştirinin dozunu iyice arttırıp tepkinin tozunu da görmek istiyorum. Ahmet Haşim’in “Bize Göre ”sini elime alsam on beşinci sayfayı açar, 1928’de İkdam ’da yayımlanan “ Münekkit” başlıklı denemesini okurum. İki yarım sayfaya dağılmış bu yazı aslında bir kitap oylumunda. Zavallı “münekkit ”in (gençlerin bilmeyeceğini düşünerek “tenkitçi”nin, daha da ileri gideyim “eleştirme”nin) çektiği sıkıntıyı okur, acısını hafifletmeye çalışırım. Ah zavallı eleştirmenim, bunlar 1920’lerin düşünceleri… Senin aynan düz ayna; başka cins aynalara çıktığın an hırpalanıp durdun. Yaranmak senin işin değil. Ne demiş Haşim, -içinden cımbızla çeker gibi yapmadan – yazının en başından birkaç cümle alalım: “ Bir mühendisi, bir şairi, bir doktoru, hatta ismini bile ömrünüzde işitmediğiniz herhangi bir mesleğe mensup birini, hiç anlamadığınız bir işinden dolayı beğenir gibi olunuz. Derhal bütün faziletler sizindir: Hayırhahsınız, zekisiniz, sevimlisiniz, terbiyelisiniz; ilminize, irfanınıza hiç diyecek yok. (…) İşte rahat yaşamanın düsturu! Hâlbuki her fikir otlağından, topal ve yaralı bir hayvan gibi, sopa ile, taşla, tekme ile uzaklaştırılan münekkit, hakikatte, insan zekâsının en müessir hadimlerinden biridir.” Barış Erdoğan- Teşbih Taneleri – Deneme- Mühür Kitaplığı (Teşbih Taneleri)
- Ben adaletten kaçmam! (Nuşirevan)
- Eşit şartlarda, sevgi dolu yaşayan insanlarla dolu bir dünya... Güzel, doğru ve ütopik düşünceler... (Umutlarım Tutsak)
- Bir köşeye saklan Seni bulmayı seviyorum... (Salıncaktaki Dünya)
- Sevmeye zaman ayır, sevme yaşamı tatlı kılan şeydir. (Umutlarım Tutsak)
- Bitmedi, bitemedi. Bitmemeliydi çünkü onu çok seviyordu ki hala çok seviyor, unutmuyor, unutamıyor. Yaşam bir tiyatro, insanın rolleri belli ama diyemiyor açılsın perde. (Umutlarım Tutsak)
- Kandinsky, resimlerinin arka planında ne olduğunu soranlara, “Örtüyü kaldırın görürsünüz.” der. Elbette örtü kaldırmak için Kandinsky olmak, dünyaya onun gözünden bakmak gerekir. “ Felsefe bir güzergâhta olmaktır.” diyen K. Jaspers’in felsefesine yakın bir yol izler, adeta, “Sanat, somuttan soyuta giden bir güzergâhta yürümektir.” dercesine resim yapar. Şiir de bir felsefe taşıdığına göre şair kendine özgü, somut ya da soyut bir yolda yürümelidir. Barış Erdoğan- Teşbih Taneleri – Deneme- Mühür Kitaplığı (Teşbih Taneleri)
- Yaşam sevdikçe ve umut ettikçe güzeldir. (Salıncaktaki Dünya)
- şehrim de Hırsızlık oldu . (Nuşirevan)
- Mezhep, bir dinin çeşitli görüş ayrılıkları nedeniyle ortaya çıkan kollarından her birine verilen isimdir. Ki “din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz,” demiş, Mustafa Kemal Atatürk. (Umutlarım Tutsak)
- Yaşamda, her an, her şey olabilir. Herkes potansiyel bir sakattır. — Anlamıyor insanlar. Elindekinin değerini kaybedince anlıyorlar... (Umutlarım Tutsak)
- Hiçbir eğitimi ve yeteneği olmayan kişilere neden yetki verilir? (Salıncaktaki Dünya)
- Şiir kovandaki bal değildir, balın peşindeki arıdır. Herkesi adil sev, bana iki mızrap fazla vur Bu dizelerin altına Verlaine, V. Hugo yazdığımızdan çevremizdekiler “Aman Tanrım!” diye haykırırlar; Dıranas, Haşim ya da Turgut Uyar dersek “ Güzelmiş!” diye mırıldanırlar. Ya kendimize ait olduğunu söylersek şair çevresi şiiri şiir yapan ögeleri cımbızla ayıklamaya başlar, eksiklerini sayıp döker sen de korkundan dizelerini gizli hazinende saklarsın. Şiir ne Verlainlikte ne Hugolukta ne de Baudelairelikte… Ben şiirin kokusunu hiç dışarda aramadım, karanfil koklayan Necatigil’de rastladım, gül koklayan Fuzuli’de buldum. Anadolu şiirinin zirvesine çıkmak isteyen şair, altı yüz yıllık şiir geleneğini hazmetmeden- şair, kendi ulusunun şiirlerini hazmeden aslandır- şiir dağcılığına soyunmamalı. Sırt çantasına sadece Poe’yu koyan kendi topraklarının kokusunu bulamaz, Teksas’ta çobanlık yapar. Dilin tadına ancak kendi şiirimizle varırız. Anacak belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra Batı şiiri serüveni başlamalı. Onun da yolu yöntemi sağlıklı çevirilerden okumaktır. Sözcüklerin Türkçe karşılıklarını bulup allayıp pullamak sağlıklı bir şiir oluşturmaz. Barış Erdoğan- Teşbih Taneleri – Deneme- Mühür Kitaplığı (Teşbih Taneleri)
Yorumlar
0 yorum