Doğum Tarihi: 1983
Doğum Yeri:
Berfu Şeker kimdir?
1983'te İstanbul'da doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV Bölümünden mezun olduktan sonra 2011 senesinde yüksek lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi Eleştiri ve Kültür Çalışmaları Programı'ndan aldı. Çeşitli yayınlarda makale, çeviri ve söyleşileri yayımlandı, feminizm, LGBT, queer teori ve sinema üzerine konuşmalar yaptı.
--reklam--
Berfu Şeker Kitapları - Eserleri
- Başkaldıran Bedenler
--reklam--
Berfu Şeker Alıntıları - Sözleri
- "Sadece heteroseksüel ilişkileri tanımlayan heteroseksist evlilik birlikteliğiyle birlikte, toplumsal cinsiyet rollerini yeniden ve yeniden üreten, mevcut haliyle özel mülkiyetin aktanmına hizmet ederek kapitalizmi güçlendiren, erkeği eve para getiren söz/güç sahibi olarak yücelten ve kadım ev işleri ile çocuk bakımından sorumlu tutarak eve hapseden cinsiyetçi aile kurumunu eleştiriyoruz." (Başkaldıran Bedenler)
- "Trans bireyler herkesle, her şartta, her zaman eşittir." (Başkaldıran Bedenler)
- "Yaşamın nefret, ayrımcılık, dışlama, hor görme, şiddet ve zulüm olarak sunulduğu ve bu yaşamı yaşaması için de sadece seks işçiliği yapmasının "normal" görüldüğü bir fırsat eşitliğine inanılan bir memleket bizimkisi. Onları bu kadar sevmediği ve onlardan nefret ettiği halde bir o kadar da onlarla birlikte olmaya, eğlenmeye, yatmaya çalışan, onları çok eğlenceli ama tehlikeli bulan ve çocuklarının "kolayca" onlara dönüşebileceğinden korkan, ama en önemlisi öldürülmelerinde hiçbir beis görmeyen kalabalıkların yaşadığı memleketimiz... Kadın olmak bile ne kadar zorken, trans kadın olmak nereye denk düşebilir ki?" (Başkaldıran Bedenler)
- "Yanlış bedende" doğduğumu düşündüğüm yoktu. Zamanla bedenimi, dişi oluşumu sevdiğimi kavradım. Yanlış olan bedenime, cinsiyetime ve cinselliğime toplum, kültür, gelenek tarafından yüklenen anlamlar, roller ve beklentilerdi. Karşı çıktığımsa, kadına ve erkeğe yönelik tanımlamalar, bunlara ilişkin imajlar, davranış kalıplan, cinsiyete dair kimlikler, aile tipleri, güzellik anlayışları, giyim kuşamları da içine alan eril heteroseksüel cinsiyet kültürü ve patriarkal kapitalizmin toplumsal örgütlenme biçimi..." (Başkaldıran Bedenler)
- "Hasta olan, genel ahlak, militarizm, cinsiyetçi, transfobik ve homofobik heteroseksist sistemdir. Transseksüelliği hastalık kategorisinden çıkartın ve kişisel beyanı esas kabul edin!" (Başkaldıran Bedenler)
- "Yaşadığım ve hâlâ yaşıyor olduğum, deneyimim ve gördüğüm trans hayatlar sonrasında, ben translığın biyolojik cinsiyet ya da toplumsal cinsiyete uyumsuzluk, bir bozukluk olarak tanımlanmasının öfkeyle karşısında duruyorum. Bozuk olan şey, trans varoluşlara tahammülü olmayan, kendini sorgulamak yerine bizleri ameliyata ve kimlik değişimine zorlayan bu sistemdir." (Başkaldıran Bedenler)
- Kamusal alanlarda, vasıtalarda, caddelerde, kafelerde bir an durup bakıyorlardı; gördükleri beden bir kadına mı yoksa erkeğe mi aitti? Bakışlardaki o şaşkınca korku, anlama çabası ve yalpalama hali, deneyimlediğim en keyifli protestoydu. (Başkaldıran Bedenler)
- "Trans cinayetleri politik cinayetlerdir. Katilleri Biliyoruz! Katil sadece silahı, bıçağı tutan ellerin sahipleri değildir. Katil, trans bireyleri temel hak ve özgürlüklerinden mahrum ederek yaşamaya zorlayan sistemdir. Bu sorunları çözmek için çaba göstermeyen ve bu cinayetlere sessiz kalan, yasal düzenlemeler yapmayan yetkililer katildir!" (Başkaldıran Bedenler)
- "Devlet, dışlamak istediklerine bizzat kendi eliyle saldırmamış ya da saldınyı finanse etmemiştir. Ama devletin ataerkil ve heteroseksist kültürünün hegemonyasında yetişen bireyler, kendilerine benzemeyen, heteroseksüel olmayan, hoşlanmadıkları, "anormal" kabul ettikleri vatandaşlara şiddet uygulama görevini gönüllü olarak üstlenmişlerdir. Bu dışlama mekanizması, eğitim sistemi ve toplumsal yaşam içinde devlet eliyle örgütlenmektedir. Devletin saldırı olaylarındaki işlevi, gönüllü saldırganları himaye etmekten ibarettir. Emniyet güçleri saldırıları engellememekte, savcılıklar soruşturma açmamakta veya tamamlamamakta, mahkemeler ceza vermemekte, vakalar faili meçhul olarak kalmaktadır. Ülker Sokak'ta ve Eryaman'da yaşananlar, dışlama organizasyonunun emir verilmesine gerek kalmadan arka bahçede nasıl organize edilebildiğini gösteren çarpıcı örneklerdir." (Başkaldıran Bedenler)
- Cinsiyetler farklı olsalar da örtüşürler. Her insanda bir cinsiyetten diğerine bir salınım vardır ve genelde, asıl cinsiyet yüzeydekinin tam tersiyken erkek ya da dişi kimliğini belirleyen yalnızca giysilerdir. Virginia Woolf (2000: 141) (Başkaldıran Bedenler)
- "Trans olduğumuz için utanmayacağız. Biz değişmeyeceğiz, siz alışacaksınız!" (Başkaldıran Bedenler)
- "Türkiye'de gün geçmiyor ki bir eşcinsel, bir transseksüel öldürülmesin. Biz bunlara karşı tepkimizi basın yoluyla, sitemiz yoluyla vermeye çalışıyoruz. Ahmet Yıldız'lar, Bursa'da İrem'ler ölmesin istiyoruz. İrem'in annesinin gazetelerde okuduğunuz bir cümlesi vardı: "Okutayım dedim, okutmadılar, okutamadım. Çalışsın dedik çalıştırmadılar. Ne yapsaydım? Bu koca dünyada benim çocuğuma yer bulamadılar." Bu çok acı bir şey." (Başkaldıran Bedenler)
- "Kadınların şiddet gördüğü, aşağılandığı ve hatta öldürüldüğü bir coğrafyada, kutsanmış erkek rolünü reddeden, ataerkil yapılan kabul etmeyen bir trans bireyin yaşadığı sorunlan sıralamak önümüze uzun bir liste çıkaracaktır. Hemen herkesin trans bireyler hakkında kötü fikir sahibi olduğu, onlara hizmet verilmemesi, onlann toplumdan uzaklaştınlması gerektiği konusunda hemfikir olduğu, hemen herkesin trans bireylerin bedeni ve yaşamı konusunda dilediğini yapmaya hakkının olduğunu düşündüğü bir coğrafyadan, bir fikir ikliminden bahsediyoruz. Üstelik hemen her hafta birkaç trans veya gey bireyin "hunharca parçalanarak" öldürüldüğü ve katillerin bu eylemler için "ceza indirimleri" aldığı bir coğrafyadan... Kendilerini zararsız gören, "karıncayı bile incitemeyen" (!) bireylerin, trans bireyler konusunda Kanndeşen Jack'e dönüştükleri, nefret ve şiddetten başka bir şey üretmedikleri, pompalı tüfeklerle ava çıkabildikleri sokaklar, caddeler, çevre yollar... Karanlık geceleri ve yolları aydınlatan sokak ışıkları, diplerine bırakılan cansız trans bedenlerini ne yazık ki aydınlatmamaktadır." (Başkaldıran Bedenler)
- "Geçtiğimiz yıllarda medyanın hayal dünyasından gazete sayfalarına düşen, ibretlik bir haberi hatırlatmak isteriz. Başlığı "Üzerine AIDS'li Travesti Düştü" (Milliyet, 2006). Haberde yoldan geçen "zavallı" bir esnaf, üzerine düşen AIDS'li travestiden bahsediyor; travesti olduğunu anlayınca nasıl panikle üzerini yıkadığı ve teste gittiğini anlatıyor. Haberin detayını okuduğunuzda ise birinci katta sekse zorlanan travestinin canını kurtarmak için aşağıya atladığı ve bahsi geçen şahsın üzerine düştüğü yazılmış. Travestinin canını kurtarmaya çalıştığı ve cinsel ilişkiye zorlandığı "detayı" elbette önemsizken, AIDS'li olması özenle vurgulanıyor. Bu arada travestinin AIDS'li olduğu yönündeki bilginin kaynağını hiç öğrenemiyoruz. Ama öyle ya, bütün travestiler AIDS’li olmalı! Toplum açısından tablo bu kadar karamsarken, trans bireyler açısından çok mu iç açıcı dersiniz? Örneğin bir trans birey, HIV+ olduğunu kolaylıkla kabul edebilir ve bunu çevresine kabul ettirebilir mi? Hemen her gün "ben de insanım ve normalim," savaşımı veren, yaşama tırnaklarıyla tutunmaya çalışan, çoğunlukla seks işçiliğine ve uyuşturucuya sürüklenen bir insanın kendini hastalıklı, hastalık saçan, saatli bir bomba gibi görmemesi mümkün müdür?!" (Başkaldıran Bedenler)
- Bu kafa ve bu beden birbirine uyuyor mu? "Kafam erkek, bedenim kadın... Kafam bana ait, bedenim benim olmasa daha iyi," diyordum. Ellerimi pantolonun cebine koydum: "Bu duruş fena değil. Böyle de idare edebilirim, sorun değil," dedim. Hadi onu idare ettim, ya göğsümü ne yapacağım?Dışarıdan bakınca, biraz küçük de olsa belli oluyor... (Başkaldıran Bedenler)
Yorumlar
0 yorum