Sinema Oyuncusu Can Gürzap edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Can Gürzap hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Can Gürzap hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Can Gürzap hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 26 Mayıs 1944

Doğum Yeri: İstanbul, Türkiye

Can Gürzap kimdir?

Can Gürzap (d. 26 Mayıs 1944, İstanbul), Sinema, Tiyatro ve dizi oyuncusu, yazar, eğitmen.

İlk tiyatro eğitimini, kendisi gibi sanatçı olan babası Reşit Gürzap'tan alan sanatçı, 1962'de Kadıköy Maarif Koleji'ni tamamladıktan sonra Ankara Devlet Konservartuarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdi ve Londra'da Central School of Speech and Drama'da eğitim gördü. Ankara Devlet Tiyatrosu'nda yönetmen ve oyuncu olarak görev yaptı. Konservatuarda öğretmen olarak derslere girdi. TRT'de radyoya birçok radyo tiyatrosu hazırladı. 1971 yılında Arsen Gürzap ile evlendi. 1978'de İstanbul Devlet Tiyatrosu kurucu müdürü oldu. Çevirmenlik ve senaryo yazarlığı (Yorgun Savaşçı - 1993) da yapan sanatçı, halen kurucusu olduğu Dialog sunuculuk ve dil okulunda görev yapmakta, sinema ve dizi filmlerde rol almaktadır.

Sanatçı, 2004 yılında Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunlar Derneği tarafından Kristal Martı ödülüne layık bulunmuştur.

--reklam--

Can Gürzap Kitapları - Eserleri

  • Söz Söyleme ve Diksiyon
  • Konuşan İnsan
  • Perde Arkasından

--reklam--

Can Gürzap Alıntıları - Sözleri

  • "İhanet" ile "aldatma" kelimeleri anlam olarak birbirine yakın olmakla birlikte farklılıkları vardır. Aldatma, basit bir eylemdir. Oysa, ihanet ağır, yaralayıcı bir anlama sahiptir. Vatanı aldatamazsınız, vatana ihanet edersiniz. (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • Tiyatronun Değeri "İnsanın en değerli varlığı vücudu ve ruhudur. Hastane gövdelerin, tiyatro ruhların şifa kaynağıdır. Ruhsuz adam bir kalıptır. Düşünmekten, duymaktan, insanlıktan, iyi ile kötüyü ayırt etmekten uzak bir kalıp! En korkunç suçları işleyenler hep bu ruhsuz kalıplardır. Çevremizi karartan, eğitim ışığına varamamış bu sakat ruhlardır. Toplumların küçükleri için okul ne ise, büyükleri için de tiyatro odur. istediğimiz kadar küçükleri okutalım, büyüklerin eğitimi unutulursa, küçükler de karanlığın etkisi altında geceye gireceklerdir. Bu bakımdan tiyatro, okul kadar, hastane kadar önemlidir. Gövde hastası ölür, ruh hastası öldürür. Bir toplumun kültür ölçüsü tiyatrosudur. İnsanlığı onunla ölçülür. Adama insanlık duygusu orada aşılanır. Oturmayı, kalkmaya, dinlemeyi, anlamayı, inceliği, birbirimizi sevmeyi orada öğreniriz. Tiyatro bir şehrin ocak başıdır. Orada en güzel masallar söylenir, en gerçek sözler duyulur. Tiyatrosuz yerlerde bacalar tütmez, ateş ısıtmaz olur. Çocuklar evlerinde ısınacak sıcak bir köşe bulamayınca nasıl yuvadan kaçar, kendilerini kahveye, gazinoya ve daha başka yerlere atarsa, tiyatroda birleşmeyen büyükler de kendilerini can sıkıntısına kaptırırlar, karamsar ve kötümser olurlar. Bu güzel yeryüzünde karamsarlık ve kötümserlik kanserden de korkunç bir dert. Tiyatrosuz bir toplum yeni doğmuş bir çocuk sayılır. Daha dile gelmemiş, henüz ilk sözcüğünü öğrenmemiş bir çocuk. Ne istediğini el sallamalarıyla anlatmaya çalışan bir bebek! Bir toplumun ilk piyesi, bir çocuğun ilk sözcüğü demektir. Biz XX. yüzyılda hâlâ ilk çağların kültürünü, onların elimizde kalan eserleriyle ölçüyor, ne demek istediklerini onlardan anlamaya çabalıyoruz. Ömrü boyunca tiyatrosuz kalan bir toplum, önce dilini yitirir, geleceğini unutur, sonra bütün bağlar çözülür, sokağa düşer. En büyük kötülük birbirimizden ayrıldığımız gün başlar." 1961 yılın-da Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısında söylenecek her şeyi söylemiş Muhsin Ertuğrul. (Perde Arkasından)
  • “Pek çok kişi, sesini ses alıcısından dinlerken yadırgar, hatta beğenmez. Ama gerçek sesiniz, konuşurken duyduğunuz ses değil, ses alıcısından duyduğunuz sestir. Çünkü, konuşurken sesimizi hem ağız yoluyla, hem de kulak yoluyla duyarız.” (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • Dilin gelişebilmesindeki en önemli etkenlerden biri toplumların demokratik ve özgürlükçü yapısıdır. Çeşitli kısıtlama ve yasaklarla dili sınırlı kalıplara soktuğunuz zaman düşünceyi de kalıplara hapsedersiniz. Çünkü düşünceyi anlatan şey dildir. Dilde düşünce gibi yaşayan bir varlıktır ve sürekli olarak gelişme gereksinimi içindedir. (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • Kelime zenginliği dilin zenginliğidir. Dillerin zenginliği kelime sayısının çokluğuyla ölçülür. Düşünce kelimelerde gerçekleşir. (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • “ Bütün dünya bir oyun sahnesidır. Kadın , erkek bütün insanlarda sadece oyuncular. Her birinin giriş ve çıkış zamanları vardır..” (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • İnsanın eğitilip öğrenmesinin bir diğer nedeni de, özellikle ahlâkî açıdan, birbirlerine zarar vermeden yaşayabilmelerinin sağlanabilmesi isteğidir. Eğitilmiş insan, istisnalar dışında, birlikte yaşamanın kurallarına uyan, başkasının hakkına saygı gösteren, yardımlaşmaya, birlikte yaratmaya ve emeğe önem veren insandır. İnsanlığın ortak değerlerini yaratan ve yaratılmasına yardımcı olanlar eğitilmiş ve doğruyu öğrenebilmiş insanlardır. (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • ...bu ülke yarım yamalak bir demokrasi yaşamış, hala da yaşamaktadır. Çünkü, demokrasi kolay bir rejim değildir. Büyüyüp olgunlaşması için çok çaba ve şart gerekir ki, bu şartların başında da, zaman ve eğitim süreci gelir. Bu süreci kısaltan ve insan yapısını olumlu yönde güçlendiren de sanatlardır. Tabii ki, sürekli söz söyleyen, bir insanın en önemli özelliği olan "düşünebilmeyi" öğreten tiyatro da bu sanatların en önemlilerinden biridir. (Perde Arkasından)
  • " Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Kadın, erkek bütün insanlar da sadece oyuncular. Her birinin giriş ve çıkış zamanları vardır. " (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • " İnsanı hayvandan ayıran en önemli özellikler nelerdir diye sorduğumuzda, bence doğru cevap şu olmalıdır: İnsanı hayvandan ayıran en önemli özellikler, onun duygusal ve zihni davranışlar açısından eğitilebilme ve öğrenebilme yetenekleridir. İnsan, düşünmeyi de, konuşmayı , yazmayı da, kendini ifade edebilmeyi de eğitilerek ve öğrenerek gerçekleştirir. Eğer, insanoğlunun eğitilebilme ve öğrenebilme yetenekleri olmasaydı bugün yeryüzünde uygarlık adına taş üstünde taş kalmayacaktı. Çünkü, doğadaki en yırtıcı, en acımasız, en gözü kara varlık öğrenmemiş ve eğitilmemiş insandır. " (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • Dillerin yok olma nedenlerinin başında, ulusların ya da toplulukların kültürel özerkliklerini tamamen kaybetmeleri gelir. Bir topluluğun kültürel kimliğinin yok olması dilinin de yok olması demektir. Çünkü kültürel kimliğin, kültürel birlikteliğin en önemli harcı "ana dil" dir. (Söz Söyleme ve Diksiyon)
  • İstediğin kadar ticareti artır, ihracatı geliştir, istediğin kadar bilgisayar ağları kur, iletişimi geliştir. Ama, önce geliştirmen gereken en önemli unsur insandır. Kültür ve sanatla bezenmiş kaliteli insan sayısının artırılmasıdır. Çünkü insan beyninin ve ruhunun vitamini sanatlardır. Türkiye bunu yıllar boyu gözardı etti. Bu konuda ciddi yatırımlar yapmadı. Ne yazık ki, yıllar ve yıllar heba oldu. (Perde Arkasından)